İlk Çekiç Darbesi[Nave]

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

İlk Çekiç Darbesi[Nave]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Perş. 21 Ocak 2016, 13:03

Sonun ve başlangıcın ortasında, cehennem diye tabir edilen deniz ile dünyanın en sakin denizi arası Grand Line. Dünyanın denizlerle çevrili olduğu düşünüldüğünde, kuşkusuz en kutsal mesleklerden biride gemiciliktir. Bu mesleğin vatanı bilinen ada “Derevo”. Her bireyin daha 8 yaşında çivi çakmayı öğrendiği, ahşaba şekil verdiği yer olarak dillere dolanmıştır.

2 kanat şeklindeki sıkça yağmur alan kısım Puu ağaçları ile dolmuşken, Öfke Tanrısının yıldırım, kar, ve yağmuru adanın yuvarlak kısmından eksik olmazdı bu adada.

10 yıl önce;

Yine güneşin bulutların arkasında saklandığı yıldırım ve yağmurun eksik olmadığı serin bir gündü. Derevo ise  her zamanki gibi kendini adanın dört bir yanından gelen testerinin ahşabı keserken çıkardığı sese, tahtaya çakılan çivi sesinin ahengine bırakmıştı. Gemi satın almak ve tamir ettirmek isteyenlerin en büyük uğrak noktalarından biriydi elbette, bu konuda Water 7’a rakip sayılabilirdi.

Tüccar Simon, Derevo’da yakından tanınırdı. Dışardan pek güvenilir biri gibi gözükmüyordu ancak her gelişinde yüklü miktarda beli bırakırdı. Kendisi kötü şöhretli kimselerinin eli görevini görüyordu, aldığı gemileri onlara ulaştırmakla yükümlüydü, elbette payını alıyordu ancak işini harfi harfine yerine getirmeliydi çünkü bu tür insanlarla çalışmak ölüm ile koyun koyuna olmak gibiydi. İşte o gün Simon 10 gemi almak için Derevo’da bulunuyordu elinde siyah deriden evrak çantası, iki yanında ikişer korumasıyla Gemici Mann’ın tershanesine doğru yürüyordu.

Rp Out: Simon tasviri;
Spoiler:

Mann, tek başına çalışan biriydi. Bu yüzden müşteriler tarafından çokça tercih edilmez, insanlar genelde şirketlere yönelirdi. Ama gemi marangozluğunda iş aceleye gelemezdi son derece özen gösterilmesi gerekirdi. İşte tamda bu yüzden Simon yerinin veya rütbesinin hakkını veren biriydi, o mükemmel bir gözlemciydi. İyi bir gemici ustasını, çivi çakmasından dahi anlayabilirdi.
Mann’ın tershanesi Derevo’nun gölgesinde bulunuyordu şehrin en sakin ve iş için elverişle kısmındaydı, geniş bir araziye çift taraflı tek bir vinç, sadece tek bir geminin sığabileceği bir atölye ve atölyenin hemen bitişiğinde kendisine ait bir kulübe.
Simon, yavaş yavaş ilerlerken etraftan gelen tek çekiç sesi artık sadece Mann’ın tershanesinden geliyordu, bir müddet sonra tershaneye varmıştı. Mann elinde ki çekici bıraktı ve Simon’a döndü...

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İlk Çekiç Darbesi[Nave]

Mesaj tarafından Misafir Bir Perş. 21 Ocak 2016, 13:04

Nefret ediyordu yıldırımdan, kardan, yağmurdan. Duyduğuna göre uzak diyarlarda güneş doğarmış. O kadar sıcak olurmuş ki insanlar bunalırmış. Doğduğundan beri yıldırımı duymadağı bir gün olmuş muydu acaba? Babasının söylediğine göre doğduğu gün, ne yağmur ne yıldırım ne de kar varmış, ama inanması güç geliyordu sadece. Burada geceleri insan yıldırım sesinden uyanmazdı. Çünkü bu adada ninni gibiydi, sürekliydi. Yağmur insanları rahatsız edip, mutlu etmezdi. Dreniv'in koruduğu yuvarlık kısım hariç kanatlara sürekli yağmur yağsada bu insanlar için normaldi. Özellikle sağ kanadın üst kısmında yaşayan ve işini yürüten  Nave için çok normaldi. Yağmurun ahşap eve vurma sesi onu rahatsız etmiyordu, hoşuna da gitmiyordu, sadece bilmediği bir sebepten dolayı sinirliydi. "Neden?" diye soruyordu kendi kendine.  

Sıradan bir güne uyanmıştıç Diğer her bir günün lanetini taşıyan sıradan bir gün. Uzaktan adanın merkezine düşmeyi hedefleyen, ama Dreniv tarafından engellenen yıldırımların sesi geliyordu, yıldırımların düşmediği saniyelerde ise tahtaya vuran yağmur sesi ve babasının çekiçle tahtayı dövmesi eşlik ediyor. Garip bir harmoni ortaya çıkarıyorlardı. Küfrederek kalktı. Her sabah olduğu gibi bu sabahta kalkmak istemiyordu. Nasıl oluyordu da babası her sabah kalkabiliyordu. Üşengeçliğine sinirlenip duvara yumruk attı. Sonradan canı yanınca sinirlenmemek için yolda yumruğunu yavaşlatmıştı. Şimdi de sinirle acı arasında kalmıştı. Daha da sinirlenip kendine küfrederek yataktan dışarı çıktı. Soğuk suyla yüzünü yıkayıp, kahvaltı niyetine şekerli pirinç patlağının üzerine süt döküp yedi. Bu adada pirinçten başka bir şey yemek lüks sayılıyordu. Öyle bir lüksleri yoktu.

Kahvaltısını bitirince merdivenlerden yavaş yavaş inip kapıdan çıktı. Babasına selam verip, çekicini almak için her zaman bıraktığı yere baktı. Neyseki bıraktığı yerdeydi. Alıp babasının gemiye yerleştirmeye çalıştığı direğe doğru ilerledi ve yardım etmeye başladı. Direği takıp sağlamlaştırmak için çivileri çakıyorlardı ki, babası elindeki çekici yere bıraktı ve girişe doğru yöneldi. İlk başta ne olduğunu göremese de, kapıda bir adamın elinde deri evrak çantası ve 2 korumayla birlikte içeri girdiklerini gördü. Adam uyuz bir tipe benziyordu, yara izleri falan vardı. Kesinlikle sorun çıkaracaklardı. Nave emindi, ama babası öylece bekliyordu. Nave beklemeye karar verdi. Babası ona sabırlı olmayı öğretmişti. Siniri içinde birikirken, adamların konuşmasını beklemeye başladı. Birileri konuşmak zorundaydı yoksa sinirden kuduracaktı. Elindeki çekici sıktı. Eli ağrıyordu artık. Daha da sinirlendi. Kaşlarını çatıp bakmaya başladı. Birileri konuşmak zorundaydı...

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İlk Çekiç Darbesi[Nave]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Perş. 21 Ocak 2016, 13:04

Mann’ın kendisine doğru gelmesini beklerken tamda kendisinden beklenildiği gibi etrafı dikkatli gözlerle seziyordu. Atölyenin girişinde eski tahtalardan oluşan ve üzerinde “The Cherbaurg” yazan eski bir tabela vardı. Atölyenin tam ortasında Caravel’i andıran daha tamamlanmamış bir gemi, hemen Simon’ın soluna düşen tarafta  geniş bir boya atölyesi ve tersanenin orta solunda genişçe bir envanter bulunuyordu. Arka bölüme doğru biri kuru olmak üzere iki adet havuz ve tam arka kısmın ortasında, biri geniş olmak üzere üç adet kızak bulunuyordu. Bunlara iyice dikkat kesilmişken Mann bir dakika içinde yanına gelmişti bile, yavaşça Mann’a doğru gözlerini çevirirken bir anda Mann’ın sol arkasında bir şey ilgisini çekmişti yavaşça kafasını soluna doğru götürerek ne olduğuna bakmak istemişti ve gördüğü şey, onbeş yaşlarında bir veletti onun tabiriyle. Yüzünde ve kollarında sargılar  ve vücudunun çeşitli yerlerinde taze kapanmış yaraları olan içinde, çizgili bir t-shirt üzerine askılı bir pantolon geçirmiş, bir elinde çekiç ile dikiliyordu.
Derevo’ya geldiğinden beri ilk kez kendini iyi hissettiren bir şey olmuştu, ilk kez kendinden birşeyler görmüş ve gevşemişti. Evet bunun nedeni Mann’ın yanında çalışan genç delikanlıydı. Yüzünde ki daha iyileşmemiş yaralar, hırpalanmış bir beden ve kendisine doğru doğrultulmuş meraklı, bir o kadarda aç ve güçlü gözler. Aslında ondan hoşlanmıştı bile Simon. O sırada Mann sözleriyle bu sessizliğe son vermişti.

Şöyle dedi Mann;

 -Ah! O benim oğlum, onun kusuruna bakmayın. Bu dönemde gençler biraz daha tez canlı oluyorlar. Burada benimle birlikte gemi yapımını öğreniyor.

Simon her ne kadar bu durumdan hoşlansada bunu yüzünde görmek imkansızdı. Onun, bütün iyi duygularının üzerini, yüzündeki çizgiler kapatmıştı. Ses tonuda artık herhangi bir kimliğe veya renge bürünmez olmuştu, artık o “Tüccar Simon”dı. Herşeyden önce işi gelen kişi.
Mann’a döndü ve;

-Senin gibi bir gemicinin yanında çırak olmayışı herkes için kötü olabilirdi.

Dedi ve sol elini yumruk şeklinde yukarı kaldırarak, işaret ve orta parmağı dik olacak şekilde tuttu ve parmaklarını bir bütün gibi ileri ve geri salladı. Solunda bulunan koruma elinde ki siyah deri evrak çantasını, iki elinin avuçları yukarı bakacak şekilde kucakladı ve Simon’ın yanına geldi. Kaldırdığı elini sol yana tutarak bu sefer de yukarı doğru ileri geri salladı Simon. Koruma, tek eliyle altından kavradı çantayı ve diğer eliyle kilit mekanizmasını kapattıktan sonra çantayı açtı. Çantanın tam ortasında beyaz dikdörgen bir kutu vardı ne plastik ne de demirdi, anlaşılan içinde ki şeyi koruması için yapılan özel bir üründü. İlginç bir mekanizmanın tam ortasında bulunuyordu, galiba  bu kırılmasını önlemek içindi. Ortasında ise kırmızı renkte bir artı işareti vardı. Bunun anlamı tıbbi birşey için tasarlanmış olmasıydı. Ve devam etti Simon;

-Üç ay önce bizden arzu ettiğin ilacı getirdik. Söylemek gerekirse bulmak için yer altından bir kaç kişiyle görüşmem gerekti. Neredeyse on gemi değerinde olan bir ilaç gerçekten ilgi çekici, onu kırsaydık sanırım herşey mahvolurdu.

Mann konuşulanları dinleyen oğluna döndü ve yüzünde hafif bir üzüntü ifadesi belirdi. Simon’a dönerek;

"İsterseniz dışarıda devam edelim dedi" ve...

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İlk Çekiç Darbesi[Nave]

Mesaj tarafından Misafir Bir Perş. 21 Ocak 2016, 13:04

Ne olduğunu anlayamıyordu Nave, içeri gelip garip parmak hareketleri yapıp, bir şeyler söyleyip çıkmışlardı. İlaç ne ilacıydı, babasının sürekli öksürmesi ile bir ilgisi olabilir miydi? Sinirler Nave'in beynine sinir yüklerken başı ağrımaya başladı. Elindeki çekici yere attı düşünmeden. Ayağına düşen ve canını yakan çekice tekme atıp, baş parmağını da incitince artık tamamen kaçırdı keçileri. Sinirden ne yapacağını bilemiyordu. Babası ve adamlar dışarı çıkmışken, tersaneyi dağıtmak üzereydi. Serinlemek için tersanede ki havuzlardan birine elbiseleri ile atladı. Lanet olası su çok soğuktu ve şimdi elbiseleri sırılsıklam olmuştu. Havuzdan çıkıp soyundu, don atletle kalmıştı ki, kapıya doğru yürüdü, neden ilaç getirmişlerdi ve 10 gemi değerinde demişlerdi. Babasının bahsettiği 10 gemi siparişi sadece o ilaç yüzünden miydi? Bu yüzden mi pirinçten başka bir şey yemiyorlardı. Adamlara sinirlendi ama güçlü değildi, bir dövüş sanatında ustada değildi. Tek bildiği gemi yapıp sağı solu yumruklamaktı.

Bu fikirler daha fazla sinirlendirirken onu kapıya doğru yaklaşıp yere oturdu. Sinirini bir şekilde bastırmak istiyordu. Kafasını yere koyarak, babasının dediklerini düşündü. Kapıda “The Cherbaurg" yazan eski tabelaya baktı. Anıları geliyordu aklına, babasının bu tabelayı anlatışı. Water 7'ın her zaman kazandığı en iyi gemi tersanesi ödülünü, nasıl adaya kazandırdığını. Babası ile gurur duyuyordu, babası ona sinirlendiğinde ve tersaneye zarar verecekken bu tabelaya bakmasını ve bugünü hatırlamasını söylemişti. Yıllarca en iyi gemi ustalarının yarıştığı, gemi tersanesi ödüllerini, asla kazanamayan Derevo'ya katılan süpriz isim Mann, herkesi şaşırtaracak ödülü yıllardır kaptırmayan Water 7'dan almıştı. Tüm adada saygı duyulan bir isim haline gelmişti o günden sonra. Gözlerini açınca biraz sakinleşmişti. Kapıya doğru yaklaşıp ne konuştuklarını dinleyecekti...

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İlk Çekiç Darbesi[Nave]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Perş. 21 Ocak 2016, 13:05

Yüzünde ki ifadeden anlamıştı Simon durumun vehametini ancak onda, bir babanın oğluna olan hislerini anlayacak hassasiyet yoktu. Bu durum onun için fazlasıyla anlamsızdı ama başkalarının duygularına saygı duymayacak biri değildi. Özellikle iş konusunda ne yapması gerektiğini gerçekten iyi biliyordu.

İki eli açık şekilde omuzlarına doğru kaldırarak;

"Madem öyle" dedi.

Ve parmağını şıklattıktan sonra dışarıya doğru devam etti, çakıl taşlarının çıkardığı sesin eşliğinde. Aynı anda adamları çantayı kapattıktan sonra Gemici Mann'ın, Simon'a eşlik edebilmesi için Mann'ın dışarıya hareket etmesini bekliyorlardı. Bu tür ikili görüşmelerde tarafların rahat olması için uzakta beklemeleri talimatı almıştı yakın korumaları, Simon'dan. Aynı zamanda Mann biraz buruk şekilde ilerlemeye başladı. Oğlunun duyamayacağı bir mesafeye kadar Simon ile yürüyecekti ki, içeriden ufak bir gürültü gelmişti. Atölyeden geliyordu, birşeyler düşmüş olmalıydı. Sesleri duyunca arkasına döndü Simon. Ve araya girdi Mann;

-Aldırış edecek bir şey yok. Biraz sakardır, bazen ortalığı yıkar böyle.

Gülerek döndü Simon ve;

-Gerçekten bir aile sahibi olmak nedir bilmiyorum. Açıkçası bir anlam veremiyorum ama o çocuktan hoşlandığımı söylemeliyim. Bende gençliğimde onun gibi deli doluydum. Hahaha!

Dedi ve devam ettiler konuşacakları yere kadar. Çok geçmeden duraksadı Mann. Sanırım burası konuşmak için uygun bir yerdi. Ve söze girdi;

-İlaç için verdiğim zahmetten dolayı özür dilerim. Gerçekten oğluma birşeyler bırakamadan öleceğimi düşünüyordum. Doktorların, bu denizde beni iyileştirecek birinin olmadığını söyledikleri günden beri içim içimi yiyordu. Belki vardı ama bedenimin öyle bir yolculuğu kaldırabileceğini sanmıyorum.

Derken araya girdi Simon,

-Hey ihtiyar! Bu kadar içerlemenin iyi olmadığını düşünüyorum. Özverili bir şekilde bizden istediğini getirdik. Sende anlaşmaya uyup bizim istediğimiz on gemiyi, özverili bir şekilde bitirmelisin! Aksi taktirde bu nazik ve anlayışlı mizacımı kaybedebilirim. Ve eğer öyle olursa işler hiç istemediğimiz bir hal alabilir.

Durumun farkındaydı Mann. Kendini biraz daha toplayarak doğruldu ve devam etti;

-Bunun farkındayım. El sıkıştığımız günden beri farkındayım. Rehavete kapılmak huyum değildir ama bu durum çok farklı.

Devam etti Mann, daha kararlı bir şekilde,

-Anlaştığımız gibi o, on gemiyi bitireceğim. Şu sıra zaten bir tanesine başlamış bulunmaktayım.

Simon'a saçma gelmişti bu durum. Çünkü anlaştıkları gün herhangi bir geminin planını ona vermemişti veya sözlü olarak betimlememişti. Araya girerek;

-Sana projeleri verdiğimi hatırlamıyorum. Nasıl başlamış olabilirsin!?

Diyerek çıkıştı.

Hafif bir gülümse belirdi Mann'ın yüzünde, sanırım buruk halini atlatmıştı.

-Gemici Mann olduğumu unutuyorsunuz sanırım! Bir gemi dışarıdan ne kadar farklı gözükürse gözüksün, bazı aksanları her zaman aynıdır! Tabi bunu bir tüccarın anlaması oldukça güç.

Dedi coşkulu bir edayla.

Mann'ın kendine gelmesine hoşnut olan Simon, gülümseyerek veda etmeden önce ki son sözlerini söyleyecekti.

-Hahaha! İşte bu harika. Hahaha!

Derken korumalarına eliyle işaretler vererek yanına gelmeleri talimatı verdi Simon. Bir eliyle ilaç olan çantayı uzattı Mann'a ve ekledi;

-Bu elimde tuttuğum çanta demek oğlun içindi. Ona birşeyler verebilmek için biraz daha yaşamaya karar verdin. Gerçekten anlam veremiyorum. Hahaha!

İlaç olan deri çantayı aldıktan sonra Mann, Simon'ın diğer korumasından istediği çantaya dikkat kesilecekti.

-Bu elimde tuttuğum çanta ise sözleştiğimiz gibi, senden istediğimiz on adet geminin projelerini içeriyor. Alıcıların özel olarak istediği tasarım ve temaları içeriyor. Gerisi zaten bir gemicinin işi.

Bir an duraksadıktan sonra,

-Ah! Az kalsın unutuyordum içine bir miktarda para bırakıyorum. Sağlığın kötüye giderse kullanman  ve tabi ki yeme ve içmene dikkat etmen için. İşimin aksamasından nefret ederim!

Dedi ve arkasını dönerek ilerlemeye başladı. Korumaları ise Simon'un peşine takılıp tersaneden ayrılmaya koyuldular.

Ancak bu durum anlaşmada yoktu. Biraz şaşırmıştı Mann. Sebebini merak ediyordu ve soracaktı,

"Böyle birşey anlaşmamızda yoktu. Bunu yapmak zorunda değilsin. Bu da ne demek oluyor!?" dedi sızlanarak Mann.

Bir müddet sonra duracaktı Simon ve bir kaç şey söylemek için sadece başını yana çevirecekti. O sırada atölyeden çıkan, don atlet sırılsıklam olan veledi görecekti. Yüzünü bir gülümseme alacak, içten içe onunda duymasına istercesine aldırış etmeden son sözlerini söyleyecekti;

-Eğer o on adet gemiyi alamazsam, sana bıraktığım bir miktar para kaybedeceğim şeyler yanında bir hiç! Karanlık bir el olmak nedir biliyor musun? İş yaptığım insanlar işe yaramayan bir ele ne yapar biliyor musun? Tabi ki bunu bir gemi marangozunun anlaması oldukça güç! Hahaha!

Dedi ve ayrıldı tersaneden, Tüccar Simon.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İlk Çekiç Darbesi[Nave]

Mesaj tarafından Misafir Bir Perş. 21 Ocak 2016, 13:05

"Ne dedin sen?" diye çıkıştı düşünemeden. Sesi çok yüksek çıkmamıştı, tekrar bağırmak istedi çok sinirlenmişti. Babasını nasıl böyle bozabilirdi bu adam? Sinirini bastırmak için, sağ başparmadığın sold başparmağı ile işeret parmağı arasına alıp , beynine giden kanı parmağına almak için sıktı. Biraz sakinleşip babasının yanına gidecekti, sinirli bir şekilde giderse sadece soruna neden olurdu. Güçlü değildi, dövülmeyi hiç öğrenmemişti, hiçte öğrenecek gibi değildi zaten. Babası ona temelleri öğretmek istemişti, ama babasının bu sinirle devam edersen çok dayak yersin lafından sonra duvara kafa atıp ayrılmıştı evden, saatler sonra gelince bir daha da konusu açılmamıştı.

Islak kıyafetleri yüzünden üşümeye başlamıştı Nave, uzakta yıldırımlar düşerken, soğuk hava gittikçe daha da etkisini gösteriyor gibiydi. Uzakta bir güneş batıyor olmalıydı, çünkü normalde hep karanlık olan ada daha da kararıyordu, ya da bulutlar mı kalınlaşıyordu. Kar mı yağacaktı acaba? Yoksa bu lanet yağmur bu toprakları dövmeye devam mı edecekti. Bu ağaçlar sonsuza kadar büyüyecek miydi? Yoksa Mir güneşi gösterecek miydi onlara? Hiç güneş görmemişti, muhtemelen hiç te görmeyecekti. Neden bu kadar görmek istiyordu bilmiyordu aslında, duyduğu kadar Güneş yakar ve terletirmiş, hoş şeyler değil. Ama ay.. Ayı kesinlikle görmek isterdi.

Gecenin gözü, muhteşem güzellik. Ayı da hiç görmemişti, ama güneşten daha çok merak ediyordu. Bir gün görebilmeyi umdu. Adamlar uzaklaşınca babasına elindeki çantaların ve ilaçların ne olduğunu soracaktı, ama önce içeri girmeyi teklif edecekti...

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İlk Çekiç Darbesi[Nave]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Perş. 21 Ocak 2016, 14:06

Çakıl dolu zeminden gelen sesin azalmasıyla anlaşıldığı üzere Simon ve adamları, Mann'ın tershanesinden uzaklaşmıştı. O sırada Mann, arkalarından bakakalmıştı. Ufak bir boşluğa düştü, olanlara Nave'in şahit olmasından dolayı. Hemen durumu toparlamasını gerektiğini düşünerek doğruldu ve her zaman ki neşeli mizacını takınmaya çalışacaktı.

Elindekileri sıkıca kavrayıp, hafif bir tebessüm takınarak arkasına döndü ve;

"Hey evlat!" dedi ama sırılsıklam olmuş Nave'i görünce adımlarını hızlıca atarak yanına geldi. Elindekileri yere bırakıp, iki elini Nave'in omzuna koyup;

"Bu nasıl oldu? Yine gemi havuzuna girdin değil mi? Oh! Nave, biliyorsun böyle pervasızca oraya giremezsin. Bir iş sahası her zaman ve her zaman disiplin ister, kurallara uyulmazsa kendi dizini döversin!
Bir musibet bin nasihattan iyidir diye boşa dememişler.
"

Diye söylenirken içten içe böyle bir çıkış yapmasının, durumu daha iyi bir hale getirmediğine kanaat getirip, bir elini uzak olan omzuna atıp içeriye doğru gitmek için ikna edecekti ki, Nave tershaneye dönüp ilerlemeye koyuldu. Mann da peşinden içeri girdi.

Nave üstüne bir havlu almaya giderken Mann ise elindeki çantaları çalışma odasına götürdü. Beş dakika sürmeden gelecekti Nave ve gözleriyle dik dik siyah deriden çantalara bakacaktı, bir yanıt beklercesine.

Durumu kavrayan Mann, bir elini kafasının arkasına götürüp ovalayacak, yüzüne bir sahte gülümseme geçirip;

"Ah! Bunlar mı? Ahaha! Şey, ehm."

Diyerek çantaları açacaktı ve şöyle devam edecekti;

"Bildiğin gibi öksürüklerim için bir ilaca ihtiyacım vardı biliyorsun. "

Dedi lakin Nave çocuk değildi artık. Siyah giyinen, ayarsız tiplerin ilaç getirmesini herkes tuhaf bulurdu.

O sırada Mann, diğer çantayı göstererek;

"Ah, bunlarda bizden istenilen gemilerin projeleri ve bir miktar para. Anladığım kadarıyla farklı farklı tasarımlara sahiplermiş. Henüz bakmadım ama bunun senin gelişimin için önemli olduğunu söyleyebilirim.

İyi bir gemici, ahşaba hükmetmelidir. Onu her şekle sokabilmelidir. Ona bir nevi hayat verebilmelidir. Hatta onunla konuşabilmelidir. Ahaha! Biraz tuhaf geldi biliyorum.

Aklıma, Solomon adaları hakkında ki hikaye geldi. Hiç anlatmadım sana ama belki duymuş olabilirsin. İstersen anlatabilirim ama önce sıcak bir şeyler hazırlayayım.
"

Diyerek mutfağa yönelecekti.

Rp out;

İlaç çantası;
Spoiler:
Siyah düşünün.

Para ve evrakların bulunduğu çanta;
Spoiler:
Siyah düşünün.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İlk Çekiç Darbesi[Nave]

Mesaj tarafından Franky Bir Paz 07 Şub. 2016, 22:42

Konuna yaz yoksa pasiflik vericem ?

Franky

Mesaj Sayısı : 401
Kayıt tarihi : 08/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İlk Çekiç Darbesi[Nave]

Mesaj tarafından Captain 'God' Usopp Bir Paz 07 Şub. 2016, 23:36

Boş konuşma Very Happy Npc oldu karakter.

_________________

Captain 'God' Usopp
Admin

Mesaj Sayısı : 285
Kayıt tarihi : 18/12/15

Kullanıcı profilini gör http://oprpg.forumdizini.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İlk Çekiç Darbesi[Nave]

Mesaj tarafından Sponsored content Bugün 16:01


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz