[Karne]Akira

Aşağa gitmek

[Karne]Akira

Mesaj tarafından Captain 'God' Usopp Bir Perş. 21 Ocak 2016, 18:44

Ad Soyad:Akira
Irk: İnsan
Yaş: 24
Boy: 1.90m
Kilo: 79 kg
Cinsiyet: Erkek
Meyve: Inu Inu No Mi, Model: Haiiroookami
Taraf: Denizci
Bulunduğu Deniz:South Blue
Grup: White King & Gökyele
Kişilik + Geçmiş:

Kişilik:Akira, İçine kapanık, oldukça soğukkanlı bir kişidir. Merhametli bir karakter olmasına karşın, yediği meyvenin etkisiyle zaman zaman saldırganlaşabilir. Oldukça inatçı ve dik kafalı birisidir.  İnsanları yönlendirmeyi sever. Ast-üst ilişkisini ön planda tutar. Dövüşlerde rakiplerinden üstün olarak savaşı sürdürmek ister. Aksi bir durum onun için utanç vericidir. Taktik yeteneklerine fazlasıyla güvenir. Doğayı ve canlıları sever. Adalet anlayışı "Sarsıcı Adalet" ve temsili rengi Gri'dir.  Hobileri ise gökyüzünü seyretmek, çalışmak ve günlük tutarak maceralarını yazmaktır.-
Geçmiş:Akira, North Blue'nun ücra köşelerinden birinde  Frictown  isimli kasabada annesi ve babasının yasak ilişkisi sonucunda dünyaya gelmiştir.  Doğduğu kasaba halkı oldukça bağnaz, sığ görüşlü bir topluluktu. Bu yüzden ailesi onu, onlardan gizleyerek üç yaşına kadar büyütmüş fakat daha sonra yakalanacaklarını anladıklarından Akira'yı bir beşiğin içinde uzaklardaki bir ormanın girişine bırakmışlardı. Yaptıkları yanlışın farkına varsalar da geriye döndüklerinde biricik bebeklerinin beşiğinin içinde olmadığını görmüşlerdi. O anda dünyaları kararmış olsalar da ormana girmeye cesaret edememiş ve kasabalarına dönmek zorunda kalmışlardı.

Bu orman diğerlerinin aksine insan elinin değmediği vahşi hayvanların mekan bellediği yerdi. Ve üç yaşındaki bir çocuk bu ormanda emekleyerek ilerliyordu. Etrafında gördüğü karanlık, kasvetli ağaçlar onun için hiçbir şey ifade etmiyordu. Tek yaptığı emekleyerek, ağzında taşıdığı emziğiyle ilerlemekti. Kısa bir süre bu şekilde ilerledikten sonra etrafında çember çizen korkunç dişlerini gösteren, şekli şemali bozuk çakalları görmüştü.  Ama çakallar da onun için pek bir şey ifade etmiyordu. Umursamadan ellerini ileri atıp biberonunu emdikten sonra ilerlemeye devam etmek istemişti. İlerliyordu da taa ki karşısına bir çakal dikilinceye kadar. Küçük kafasını kaldırdı Akira ve küçük sevimli maviye çalan gri gözleriyle ona bakmaya başladı. Gördüğü şey salyaları akan, kahverengi gözlü tuhaf dört ayaklı bir canlıydı. Hoş Akira da dört ayaklı takılıyordu gelişiminin bu evrelerinde.  

Çakallar daha fazla akan salyalarına karşı koyamamış ve Akira'nın üzerine çullanmışlardı. Tam ilk ısırığı alacaklardı ki bir kurt uğuldaması ormanı kapladı. Çakallar tuhaf bir biçimde tedirgin olmuşlardı. Bu uğuldamayı da akabininde diğer uğuldamalar takip etti. Bir kurt sürüsü çakalların karşısına geçti ve avı sahiplendiler.  Büyük hafif eğimli sivri dişlerini göstermeleri bile çakalların tedirgin etmeye yetmişti. Akira ise etrafını gri gözleriyle olan biteni izliyordu. Çakallar hazıra konmayı seven, hayatlarını asalak canlılar gibi sürdüren hayvanlardı. Onlar ne kadar sinsiyse kurtlar onların aksine asaletleriyle tanınırlardı.  Kurt sürüsü çakalları kovaladıktan sonra yüzlerini Akira'ya çevirmiş ve onun gri gözlerine bakmaya başlamışlardı. Gri gözler, safkan kurtlara özgü bir fiziksel özellikti. Bu yüzden başka bir canlının sahip olması onlar için kabul edilemezdi. Tam saldırmaya hazırlanıyorlardı ki, birden sürünün arkasından daha gür bir uğuldama sesi kulaklara ilişti. Uğuldamayı duyan kurtlar yavaş adımlarla kenara çekildi ve diğerlerine oranla daha iri bir kurt Akira'nın karşısına geçti ve gözlerini ona dikti. Akira şanslı bir günündeydi, bu bir Gökyele Bozkurtuydu. Bu kurtlar hayvanların en asilleriydi. Asaletlerinin dayanağı prensiplerinde yatıyordu. Onlar asla yavru ve anne olan hayvanları avlamazlardı ve asla evcilleştirilemezlerdi.

Gökyele Bozkurt,  Akira'yı bir süre süzdükten sonra onu yemek istememiş ve diğer kurtlara birşeyler uğuldamıştı.  Akira ise hala ne denli tehlikeler atladığından habersiz etrafı meraklı gözlerle süzüyor ve arasıra biberonunu emiyordu. Kurtlar aralarında anlaşmazlığa düşmüş ve birbirleriyle neredeyse savaşın eşiğine gelmişlerdi. Tam bu esnada Gökyele Bozkurt hızlıca oradan uzaklaştı ve kısa bir süre sonra ağzında bir meyve ile Akira'nın yanına geldi. Akira ise acıkmış olsa gerek o meyveyi önüne koyar koymaz her bebeğin yapacağı gibi onu ağzına götürmüştü.  Meyveden küçük bir ısırık aldıktan sonra tadını beğenmemiş olsa gerek ağlaması daha da şiddetlenmişti.  O meyveyi yediği anda tüm kurtlar sakinleşmiş ve yanından yavaş adımlarla salına salına ayrılmaya başlamışlardı. En son ayrılan ise Gökyele bozkurttu. Akira'nın gözlerine odaklanmış ve bir süre daha onu süzmüştü. Daha sonra yanına gidip ağlayan bebeği koklayıp sürtünmüş ve hemen ardından gözlerinin içine bakıp oradan ayrılmıştı.  Akira ise şu zamana kadar olanların aksine bozkurta minnettarmışcasına bakıyordu fakat bu bilinçli yaptığı birşey değildi sadece bir  histi.

Akira bu yaşadıklarının farkında olmadan emeklemesine devam etmeye başlamıştı ve aklına gür kürklü, saf gri renkli gözleri olan bozkurt yerleşmişti. Nereye gittiğini bilmeden uzunca bir süre emekleyen Akira uykusu gelmiş ve olduğu yerde uyuya kalmıştı. Gözlerini  açtığında ise kendisini bir odanın içerisinde bulmuştu. Tüm bu olanlar onun  bir rüyası mıydı?Kim bilir.

Akira gözlerini açtığı yetimhanede uzunca bir süre yaşamış ve bir delikanlı olmuştu. Küçük yaşta yaşadığı macerayı parça parça hatırlasa da kimseyi inandıramıyordu. Ama o kesinliğinden emindi. Ne zaman uyuyacak olsa keskin bakışlı gri gözler beliriyor ve daha sonra uykuya dalıyordu.  Günler günleri kovadı, Akira  denizci erleri yetiştiren bir denizci subayı tarafından birkaç arkadaşı ile birlikte  seçildi fakat bu teklif ona hiç cazip gelmedi. Akira'nın yaşamak için hiç bir sebebi yoktu, ne bir aile şevkati görmüş ne de hayatına anlam katacak bir olay yaşamıştı. Bu bir süre böyle devam edecekti. Aradan bir aylık bir zaman dilimi geçmiş ve Akira her zaman yaptığı gibi gökyüzünü seyretmekteydi.  Parıl parıl parıldayan güneşin yanında masmavi gökyüzünü izlerken havada uçuşan ve manzarasını bozan bir gazete küpürü yüzüne yapışmıştı. Doğrulup gazete parçasını yüzünden aldığında karşısında gri renkli fakat bitik bakışlı bir kurt görecekti. Hemen hızlıca haberi okuyacak ve korsanların uzaklardaki bi şehire saldırdığında bir ormanı ateşe verdiği ve vahşi hayvanların telef olduğunu öğrenecekti. Gazetedeki gözlere baktığında rüyalarında rastladığı gözlerle birebir uyuştuğunu fark edecek ve yaşadıklarının bir hayal ürünü olmadığını anlayacaktı. Bunun sevincini yaşarken birden tekrar gazete resmine gözü takılacak ve o gözleri görecekti. Sevinci bir anda durulacak ve maviye çalan gri gözleri tamamen grileşecekti. Bunun akabininde etrafına beyaz parlak bir ışık saçmaya başlamıştı. Kendisine neler olduğunu anlayamıyordu. Etrafına ışık süzmeleri saçmasının ardından büyük iri beyaz ve gri tonlarda kürkü olan iri bir kurta dönüşmüştü. Bir kurta dönüşmüştü fakat hala konuşabiliyordu. Kendisinin delirmiş olduğunu düşünmeye başlamıştı. Bir süre sonra gazete küpürüne tekrar bakacaktı.

Sonrasında yapacağı şey basitti. Doğruca haberin bahsettiği ormana gidecekti.  Öncelikle ön patilerini ileri doğru atıp hızlanmaya ve koşmaya başlamıştı. Daha sonra uzun bir sıçrayışın arkasından iyice hızlanmış ve var gücüyle koşmaya başlamıştı. Sanki bir rüyanın içerindeydi,  durmak bilmeden koşmaya devam ederken bir anda aklına yine o keskin bakışlı gri gözler gelmişti. Onları görmeyi uzun bir süre önce bırakmıştı Akira. Onları görünce hemen istikametini belirledi ve hızlanarak uzak diyarlardaki ormana yöneldi. Oraya vardığında hiçte yabancı olmadığının farkına varacaktı.  Ayakları sanki bu yollarda büyümüşcesine ilerliyordu fakat nereye gittiğini bilmiyordu. Büyükçe tepeleri aştığında kendisini bir mağaranın önünde bulacaktı. İçeri girdiğinde ise yaralı bir kurt sürüsüyle karşılaşacaktı. Her tarafları yanık olmuş, tüylerinin bir kısmı dökülmüş ama hala mağrur bir duruş sergileyen bir kurt sürüsü.  Biraz ilerilerinde ise onlara oranla daha fazla hasar almış, daha iri bir kurt...

Akira onları görünce  artık yaşadıklarının hayal olmadığını anlamış ve onları iyileştirmek için yaşadığı kasabaya dönüp yanık ilaçları bulmuştu. Geri döndüğünde ise kurtları bıraktığı gibi bulmuştu fakat bir tanesi dışında.  Yaşlı gökyele bozkurt aldığı yaralara daha fazla dayanamamış ve yaşamının son evresine adım atmıştı.  Akira hemen yanık ilaçlarını ona sürmeye başlamıştı fakat kurt onun gözlerine bakıyor ve eline sürtünüyordu. Bu onun vedalaşma şekliydi ve Akira bunun farkındaydı. Gözleri dolmuş bir şekilde ona "Sana borcumu ödemeden olmaz! Bu kadar acımasız olma" diye haykırıyordu. Gökyele bozkurt son kez onun gözlerine baktı ve zayıf bir uğuldamayla başını patilerinin üstüne koydu ve daha sonra gözlerini kapattı. Onunla birlikte diğer kurtlarda uğuldamaya başlamıştı ve Akira'nın göz yaşları yanağından süzülerek mağaranın taş zeminine damlamaya başlamıştı. Akira onun kafasına dokunup sıvazladıktan sonra "Teşekkür ederim!" diyerek ağzının çıktığınca bağırmıştı. Kendisine gelince diğer kurtlarla ilgilenmiş ve mağaranın dışındaki bir taşa oturup yıldızları seyretmeye başlamıştı.

Yıldızları gördükçe aklına o geliyor ve daha sonra ise gazete küpürü beliriyordu gözünde "Korsanlar şehire saldırdılar ve kaçmak için ormanı ateşe verdiler!" bu başlığı hayatı boyunca unutamayacaktı Akira.  Ertesi gün tekrar kurtlarla ilgilenmek için mağaraya gittiğinde hoş olmayan şeyler görecekti. Bir çakal sürüsü mağarayı sarmış ve kurtlara saldırmaya başlamışlardı. Acı içinde uğuldamalar kulağına ilişiyordu. Tıpkı o günkü gibi...

Akira tekrar kurda dönüşerek mağaraya gitti ve kurtları çakallardan koruyup onları bir güzel def etti. Bolca yara aldı fakat hiç bir şekilde pişmanlık yaşamadı. O günden sonra hergün aralıksız ormana giden Akira kurtların iyileşmesiyle birlikte normal yaşantısına içindeki Gökyele bozkurt'un burukluğuyla geri döndü . Ve bir gün yetimhaneye bir denizci taburu geldi ve seslendi:
"Denizci eri olmak isteyen bir adım öne çıksın!"
Bu kez Akira da geri durmamıştı. Denize açılacak ve gördüğü her korsanın canına okuyacaktı.
-
Statlar
Güç:1.2 -
Dayanıklılık:1.4 -
Hız:1.3 -
Farkındalık:1.3-
Meslek Statları
[Kaptanlık]:0.2
[Meslek 2]: -

Meyve Statları
Meyve İsmi: Inu Inu No Mi, Model: Haiiroookami
Türü:Zoan -
Saf Meyve Gücü: 1
Kullanım Süresi: 1
Ek Güçler: -
Mod/ Ek Dönüşüm: -
Kontrol: 1
Dövüş Tekniği:
Tekniğin Adı: Yabani Dövüş
Tekniğin Stili:Kesici, çıplak el ve ayaklar
Teknikte Kullanılan Ekipman yada Ekipmanlar:Mızrak
Tekniğin Açıklaması:
Spoiler:
Akira, mızrak, tekme ve yumruklarına eşit oranda hakimdir. Savaş sırasında işine hangisi daha çok yarayacaksa onu kullanır. Rakibinin gücüne göre onu öldürmeye veya saf dışı bırakmaya yönelik dövüşür. Bu teknik karakterin kullandığı karma dövüş stillerinin uyumuna oranla daha iyi olur. Teknikleri kullanmadaki kabiliyeti ne kadar denk ise o kadar iyi dövüş çıkartır. Birden fazla stil kullandığı için diğer dövüş stillerine oranla kullanım seçenekleri, kombinasyonları daha fazladır. Zayıf yönü rakibin hatasını kullanarak dövüşmeye çalışmaktır. Rakibi hata yapmayacak tarzda birisi ise oldukça zor anlar yaşayabilir.



Tekniğin Altdalları:
Teknik: 2
Yetenek:1
Yan Stil: -
Mod: -
Özel Stil: -

Değerler-Eşyalar
Eşyalar:İyi kalite mızrak
Kafa Ödülü:-
Para: 200.000 Beli
Dağıtılmamış Stat: -

_________________
Captain 'God' Usopp
Captain 'God' Usopp
Admin

Mesaj Sayısı : 286
Kayıt tarihi : 18/12/15

Kullanıcı profilini gör http://oprpg.forumdizini.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz