Kiyora Victoria

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Kiyora Victoria

Mesaj tarafından Kiyora Victoria Bir Cuma 22 Ocak 2016, 03:54

İsim: Kiyora Victoria
Cinsiyet: Kadın
Yaş: 19
Irk: İnsan
Taraf: Ödül Avcısı (Rayl Wiksax ile birlikte)
Boy: 1.72
Kilo: 53
Deniz: East Blue


Görünüm:

Spoiler:
Genellikle deri ve yün elbiseler giyer, etek giymekten hoşlanır. Boş bakışlarla etrafını izler.



Kişilik:

Spoiler:
Genellikle içine kapanık, pek az konuşan biridir. İstisnai durumlarda duygusal ve kırılgan birine dönüşür. İnsan öldürmekten çekinmez. Hayvanlara karşı özel bir zaafı vardır. Gitar çalmaktan, yemek yapmaktan ve gemilerle ilgilenmekten hoşlanır.


Geçmiş:
Spoiler:
Gözlerini açtığında gökyüzünde onu aydınlatan tek şeyi gördü. Aydan başka kimsesi kalmamıştı. Yapayalnızdı, savunmasızdı ve içindeki nefret büyümeye devam ediyordu. Sonunda kaçabilmişti. Dokuz yaşındaki küçük kız, kızıl saçlarını nemli gözlerinin önünden çekerek, elindeki tahta kılıcıyla yürümeye devam etti.

Kiyora, East Blue’da büyükannesi ile yaşayan bir çocuktu. Anne babası korsan olduğundan, kendilerini pek az görebiliyordu. Kendisi de onlar gibi korsan olmak istiyordu, denizleri görebilmek, arkadaşlar edinmek istiyordu. Orange Kasabası’nda, gün normal bir şekilde ilerlerken kıyıdan gelen denizci askerleri gözüktü. Tüm kasaba endişe içinde, askerlerin koşar adım nereye gittiklerini izliyordu. Askerler, Victoria Ailesi’nin evine girip, Kiyora’yı zorla götürdüler.
Aynı gün, gazetelerde Nota Korsanları'nın lideri olan Mr. ve Mrs. Victoria’nın teslim olmamaları durumunda, kızları Kiyora Victoria’nın öldürüleceği yazıyordu.
Kiyora dar, havasız ve pis kokan bir hücrenin içinde, tüm bu olanları anlamaya çalışıyordu. Neden buradaydı? Çok korkmuştu. Bu garip yere geldiğinden beri iki gün geçmiş olmalıydı. Sabah akşamları bir asker gelip yemek ve gazete bırakıyordu. Kiyora, ikinci gün gelen gazeteyi okuduğunda her şeyi daha iyi anlamaya başladı. Bir anda, öleceğini düşündü. Ailesi nasıl olsa onu görmeden de hayatlarına devam edebilirdi. Kiyora, bu gerçeği zor da olsa kabul etti. Ölecekti…
Üçüncü günün son saatleriydi. Kiyora, eğer bir şekilde buradan çıkamazsa öldürüleceğini anladı. Ailesinin ona ihanet ettiğini düşündü. "Ne yapabilirim?" dedi kendi kendine. Yaşamak istiyordu, ama cılız bedeni ile savaşamayacak kadar güçsüzdü. Birden aklına tahta kılıcı geldi. Son ziyaretlerinde annesi hediye etmişti. Kiyora bu kılıcı çok sevmişti. Denizciler evlerini bastıklarında bile kıyafetine saklamış, yanından ayırmamıştı. Yaşamak için her şeyi yapabilirdi... Akşam yemeğini getirmek için elbet bir asker gelip kapısını açacaktı. Bir şekilde kaçmak zorundaydı. Ama bu tahta kılıçla nasıl zarar verebilirdi ki? Umurunda değildi, buradan çıkmak istiyordu..
Bir saat kadar sonra, tahmin ettiği gibi; bir asker hücrenin kilidini açıp içeri girdi. Kiyora, kıyafetine sakladığı tahta kılıcı çıkartıp askere doğru koştu. Asker Kiyora’yı eliyle yere savurdu. Gülerek; “Sen de mi ailen gibi öldürülmek istiyorsun, velet?” dedi. Kiyora bunu duymayı beklemiyordu. Nasıl, nasıl böyle bir şey olabilirdi ki? Teslim olmalarına bile ihtimal vermezken, ailesi nasıl ölmüş olabilirdi? Küçük kız, gözyaşlarını tutamayarak tüm binada duyulabilecek bir çığlık attı. Dünyadan, denizcilerden, korsanlardan, herkesten nefret ettiğini düşündü. Canı acıyordu. Kendisini yakalayan askerin elini ısırıp var gücüyle koşmaya başladı. Denizci, yerde yatmış, küçük kıza lanetler okuyordu. Kiyora’nın ağlayışı duvarlarda yankılanıyordu. Koştu, bu iğrenç yerden kurtulabilmek için. İntikamını alabilmek için, durmadan koştu.
Ve sonunda bulunduğu binadan çıkmayı başardı. Nerede olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu.


Aradan yıllar geçti, Kiyora bir şekilde hayatını devam ettirmiş, olanları unutmaya çalışmıştı. Köyüne bir daha dönmek istediğinden emin değildi. Zaten, istese bile geri dönmeye gücü yeteceğinden şüphe duyuyordu. East Blue'nun sessiz sakin bir kasabasında, gündelik işler yaparak para kazanıyordu. Bu kasabayı sevmişti, insanlarla iyi anlaşıyor, kendisine yardım ettikleri için içten içe minnet duyuyordu.
Kiyora, küçük odasındaki eşyaları incelemeye başladı. Yedi yıl boyunca kazandığı paralarla kendine eşyalar alabilmişti pek tabii. Kırmızı, biraz eskimeye başlayan bir dolap, içinde birkaç parça kıyafet ve iki çift ayakkabı bulunuyordu. Arkadaşı diyebileceği tek kişi olan Perttu'nun hediye ettiği siyah eldivenler, dolabın en iç rafında duruyordu. Kiyora, bu nadide hediyeye yıllardır gözü gibi bakıyordu. Odayı incelemeye devam etti. Giriş kapısının hemen karşısında duran gitar, küçük bir askılık, üstünde birtakım kitaplar bulunan bir masa ve çarşafları yeni değiştirilmiş bir yatak. Düşüncelere daldı. Kiyora, birden geçmişiyle yüzleşebileceği kanaatine vardı. Derin bir nefes aldı, yatağına yöneldi, elini yatağın altına uzattı. Bir şey arıyordu. Ve sonunda buldu. Eski, tozlanmış bir kutu çıkardı yatağının altından.
Yıllar boyunca, bu kutuyu açmaya cesareti olmadığını hissediyordu. Artık bunu yapmak zorunda hissetti kendini. Bir süre bekledikten sonra kutuyu açtı. İçine bir ağırlık çöktü. En değerli hediyesi orada duruyordu. Tahta kılıcını eline aldı, içindeki nefret tekrar uyanmış, geçmişin yükü bir anda omuzlarına tekrar yüklenmişti. Nefes alış verişi güçleşti. Gece olmasına rağmen koşarak tek odalı dairesinden çıktı. Hava rüzgarlıydı. Bir anda yüzüne vuran rüzgar, genç kıza iyi geldi. Kısa süre sonra koşmayı bıraktı. Yavaş yavaş kıyıya yürürken, düşünmeye başladı. Hayattaki her şey affedilebilir miydi? Ya da unutmak, her şeyi unutmak mümkün müydü gerçekten? Ailesi ondan koparılmıştı. Hem de sadece özgür oldukları için. Sadece korsan oldukları için. Hayalleri var diye, bir insan neden öldürülürdü ki? Kaçtığı günden sonra, Kiyora öğrenmesi gereken şeyleri öğrendi. Ailesinin tayfası, teslim olmaya zorlanmış, kendisinin öldürülmesiyle tehdit edilmiş ve en sonunda denizci amiralleriyle savaşa girmişlerdi. Ölüm sebeplerinin bu olduğunu kavraması hiç de zor değildi. Kiyora, kıyıya vardığında, ay, yine oradaydı. Tıpkı o gece olduğu gibi, tüm ahenki ve ışığıyla, oradaydı.
Kiyora kollarını dizlerinin üstüne koyup, kumların üstüne oturdu. Uzun süre öylece, ayı izledi.
Zaman hızlıydı, her saniye akıp gidiyordu ve Kiyora, sonunda bir şeylerin farkına vardı. Güçlenmek zorundaydı. Güçlenirse, intikamını alabilirdi. Önünde uzanan uçsuz bucaksız denize bakarken, çok eski bir hayal, aklına gelir oldu. Denizlere açılmak istiyordu. Arkadaşlar edinmek, güvenebilmek. Bir anda farketti, uzun süredir düşünmek istemediği bu hayalin gerçekleşmesini, hala istiyordu. Ama bu haliyle olmazdı. Denizlerde çok güçlü insanlar vardı. En azından East Blue'da kendine bir yer edinebilmek ilk hedefi olmalıydı. Artık güçsüz olmak istemiyordu.
Genç kız yerinden kalktı, evine doğru ilerlerken, yarın alacağı kılıcın hayalini kuruyordu.
Kiyora, sabah uyanır uyanmaz biriktirdiği parasını yanına alıp kasaba meydanına doğru yola çıktı. Nasıl bir kılıç alacağı hakkında hiçbir fikri yoktu, ama kılıçlarla gerçekten ilgilenmek istiyordu. Kasabadaki ünlü kılıç dükkânına girdi. İhtiyar Akio, Kiyora'yı görünce şaşırdı. Gülümseyerek, "Hayrola, küçük hanım? Ne ihtiyacın vardı?" dedi. Kiyora henüz soluklanabilmişti, kısık bir ses tonuyla, "Kılıç almak istiyorum!" dedi. Akio, kalın camlı gözlüğünü takıp, Kiyora'ya kılıçları göstermeye başladı. Bir yandan ona uygun bütçede bir kılıç bakınırken, bir yandan içinden, "Bak sen şu bizim küçük kıza..." diyordu. Kiyora ise raflara hayranlıkla bakınıyor, kendine uygun bir kılıç almaya heves ediyordu. İhtiyar Akio hâlen içerideki kılıçları karıştırırken, Kiyora çoktan kılıcını bulmuştu. Eline aldığında, şaşırtıcı derecede hafif geldiğini hissetti. Siyah kabzalı, Kiyora'ya göre uzun sayılabilecek bir kılıçtı bu. Akio'nun gözü genç kıza iliştiğinde hafifçe gülümsedi. "O kılıcı mı almak istiyorsun?" dedi. Kiyora, hiç düşünmeden, "Evet!" cevabını verdi. Yaşlı adam, "Gråt Gladius" (Ağlayan Kılıç) olarak geçen bu pek de eski olmayan kılıcı, genç kıza neredeyse yarı fiyatına sattı. Kiyora'nın elindeki tüm para bitmişti, ama kılıcı o kadar çok sevmişti ki, bunun hiçbir önemi yoktu. Mutlu olduğu nadir zamanlardan biriydi bu. Teşekkür ederek dükkândan çıktı, koşarak Perttu'nun evine doğru, yola koyuldu.
Meydandan, Perttu'nun evine kadar ara vermeden koştu. Kapıyı açtığında güçlükle nefes alan Kiyora'yı gören Perttu şaşırarak, "K-Kiyora! Ne oldu?! Birisinden mi kaçıyorsun?!" dedi. Hemen sonra elini kılıcına götürerek bahçeye çıktı.
Kiyora; "Pe..Perttu... Bir şey yok! Sadece fazla koştum. Sakin ol!" diyerek karşılık verdi. Perttu sinirli, ama daha çok rahatlamış bir ifadeyle, "Geri zekalı! Başına bir iş geldi sand..." diyecek oldu ki, Kiyora sözünü kesip, "PERTTU! ÖĞRETMENİM OL!" diye bağırdı. Perttu üç saniyelik bir şaşkınlığın ardından, sessizliği bozdu. Yarı alaycı bir ifadeyle, "Ne o, okula geri mi dönmeye karar verdin?" dedi. Cümlesini bitirir bitirmez, Kiyora'nın elindeki bezle sarılı cisim ilgisini çekti. Kiyora, "B-ben kılıç ustası... kılıç ustası olmak istiyorum!!" dedi. Kiyora'nın kılıçlara olan ilgisini bilen Perttu, gülümsedi. Ses tonu, nadiren böyle olurdu. Ciddiyetle, "Emin misin?" diye sordu. Aldığı cevap, Perttu'yu yine şaşırtmadı.
Perttu, güçlü olmak isteyen Kiyora'yı hiç de kolay sayılmayacak eğitimlerden geçirdi. Haftalar boyunca çaba gösterdiler. Kiyora antremanlarıyla uğraşırken, Perttu çoğu zaman karşısına oturup kitabını okurdu. Kılıç konusundaki hünerleri küçümsenmeyecek kadar iyi olan bu genç adam, değerli arkadaşının bedenini, birkaç haftada en azından dayanıklı hale getirdi. Refleksleri gelişti, ama hâlen o değerli kılıcıyla yeterince vakit geçirememişti. Kiyora, "Henüz yeterince güçlü değilim." diye düşünüyor, arkadaşının onun için yaptığı şeyleri görünce ona minnettar kalıyordu. Çoğu günler beş altı saati bulan bu çalışmalar, altı ay sürdü. Kiyora, artık kılıcını eline almaya hazırdı. Perttu, kılıcını kınından çıkarıp anî bir şekilde Kiyora'ya doğrulttu. Hızlı bir şekilde geri hamle yapan genç kız, sınandığını anlayıp gülümsedi. Perttu, konuşmaya başladı; "Gerçekten güçlü olmayı istiyorsun. İçinde bunun bir an önce olmasını isteyen bir tarafın bulunduğunu adım gibi biliyorum. Güçlü değilsin. Ama zayıf da sayılmazsın, şimdi kılıcını al ve beni en nefret ettiğin insanın yerine koy. Beni öldürmeye çalış." Kiyora müthiş bir şaşkınlıkla olduğu yerde kaldı. Lâkin saniyeler içinde soğukkanlı tavrına geri döndü. Kılıcını çıkarıp gelişigüzel bir hamle yaptı. Perttu gülümsedi, "Bunlarla beni yenemezsin, Vic!" dedi. Kiyora nereden saldırsa, hiçbir zarar veremiyordu. Üstelik Perttu sadece savunma yapıyor, gelen saldırılara hiçbir karşılık vermiyordu. Düellonun başlarında, en yakın arkadaşına zarar vermek istemeyen Kiyora, bunu istese dahi yapamayacağını anlayıp pes etti. Bu, mutlak bir yenilgiydi. Perttu kılıcını yerine koydu."Birinci düellomuzu ben kazandım. Sen beni yenene kadar, düellolara devam edeceğiz." dedi. Kiyora, yenilgiden bile zevk alacağını daha önce hiç düşünmemişti.
Aradan birkaç ay daha geçtiğinde, Kiyora kılıç kullanma konusunda epey gelişmiş bir vaziyetteydi. Perttu, arkadaşını içten içe takdir ediyor, güçlü olmasını en içten duygularla istiyordu. Sonucu hiç değişmeyen düellolar, uzun süre devam etti.

Kış bitmek üzereydi. Yine de dışarıdaki soğuk, kendini keskin şekilde hissettiriyordu. Sessiz bir akşamdı. Henüz gerçekleşecek hiçbir şeyin farkında olmayan Kiyora, Perttu'nun evinden çıkmış, günlük sandal gezintisini yapmak için kıyıya doğru ilerliyordu. Akşam vakitlerinde denizde olmayı severdi. Bu zamana kadar gittiği en uzak yer karşıdaki adaydı. Daha önce bu adaya hiç ayak basmamış, sadece yakınından görmüştü. Bu akşam da, o adaya kadar gidip geri dönme niyetindeydi. Hava kararmaya başlamış, deniz oldukça sakinleşmişti. Karşı adaya doğru kürek çekmeye devam etti. Adaya yaklaştığında, birkaç metre ilerisinde, yerde yatan biri olduğunu gördü. Birden korktu, sandaldan inip koşarak yanına gitti. Yerde kızıl saçları gözlerini kısmen kapatmış, vücudunun birçok yerinde açık yaralar bulunan, genç bir adam yatıyordu. Kiyora dehşete düştü, ölüden farksız bu gence yardım etmek istedi. Uyandırmaya çalışsa da başarılı olamadı. Yerde yatan genci güçlükle yerden kaldırıp, yaralarına zarar vermeyecek şekilde sandala taşımaya başladı. Kiyora oldukça zorlansa da, sonunda evine ulaştı. Yaralıyı yatağa yatırdı, mevcut olan kanamaları durdurdu, gencin epey üşümüş olduğunu fark edip odayı sıcak tutmaya çalıştı, nabzı büyük miktarda normale dönen gencin başından neler geçtiğini oldukça merak ediyordu. Yatağın yanındaki sandalyede uykuya daldı.
İrkilerek uyandı. Kendisini uyandıran kişi tam karşısında, ona bakıyordu. İçinin rahatladığını hissetti. Kısa bir süreliğine önceki geceyi düşündüğünde, yine yaralının başında uyuyakaldığını farketti. Yaklaşık iki üç gündür gözünü açmayan genç sonunda uyanmıştı. Elinde olmayarak gülümsedi. Hemen sonrasında çekinerek gözlerini kaçırdı. Bir şey diyecek gibi oldu, daha sonra sustu. Birkaç saniyelik sessizliğin ardından, Kiyora, bir açıklamaya ihtiyaç olduğunu hissetti. "Bu ağır yaralar nasıl açıldı?" diye sordu. Bir yandan vücudundaki sargıları inceliyordu.
Genç adam kendini tanıttıktan sonra, "Beni yakalamak isteyen askerlerden kaçarken oldu." dedi. Kiyora, Rayl'ın başından neler geçmiş olabileceğini tekrar düşündü, ama şimdilik sorma gereği duymadı. Kendini açıklamayı tercih etti. "Benim adım Kiyora. Seni karşı adada yaralı hâlde buldum. Çok kötü gözüküyordun, endişelenip seni sandalıma aldım. Şuanda benim evimdesin." dedi.
Uzun süre sohbet ettiler. Kiyora, Rayl'e burada kalabileceğini, yaralarının hala ağır olduğunu söyledi. Gecenin geç saatlerine kadar, Kiyora Rayl'ın başından geçenleri dinledi. Daha sonra Rayl uyudu. Kiyora ise Rayl'ın yakınında, yer yatağında uykuya daldı.
Günler ilerledikçe Kiyora ve Rayl yakınlaşmaya başladı. Kiyora, Perttu'dan izin alıp eğitimine bir süre ara verdi. Günün büyük bir kısmında Rayl ile ilgileniyor, onun hayatını öğrenmek istiyordu. Rayl, şeytan meyvesinden, ailesinden ve geçmişinden bahsetti. Kiyora ise denizcilere duyduğu nefretin sebebini anlattı. Benzer fikirler, benzer amaçlar taşıyorlardı. Kiyora, gün geçtikçe Rayl'den etkilenmeye başladı. İlk defa bu şekilde hissediyordu. Birkaç gün sonra Rayl, gitmesi gerektiğini, burada kalamayacağını söyledi. Kiyora'ya kendisiyle gelmesini teklif etti. Ama Kiyora, denize açılacak cesareti henüz kendinde bulamadı. Güçlenmesi şarttı. Üzülerek Rayl'ı reddetti. Rayl, "İki yıl sonra geri geleceğim. Söz veriyorum." diyerek adadan ayrıldı.


Kiyora, Perttu ile olan eğitimine iki yıl boyunca devam etti. Eğitimin ağırlığı nedeniyle Kiyora çok yorulsa bile, sonunda güçlendiğini hissediyordu. Rayl'ın gelip onu götürmesini istiyordu artık. Perttu, durumdan haberdardı ve belli etmese de Kiyora için çok mutlu oluyordu.

Ve iki yıl boyunca beklediği o gün, sonunda gelmişti. Denize açılabilirdi artık. Rayl geri dönmüştü.
Kiyora, Perttu'ya gitti. Belki de bu birbirlerini son görüşleriydi. Perttu hafif bir tebessümle, "Ölme." dedi. Kiyora, tek arkadaşına sarıldı.

Rayl ve Kiyora, artık yola çıkmaya hazırlardı.

Fiziksel Statlar:

Güç: 1.3
Hız: 1.4
Dayanıklılık: 1.3
Farkındalık: 1.2

Dövüş Yeteneği:
Tekniğin Adı: Røde Regn(Kızıl Yağmur)
Tekniğin Puanı: 2
Teknik:3
Yetenek:3
Yan Still:-
Mod: -
Özel Stil: -

Meslek:

Meslek Adı: Aşçı
Mesleğin Aşaması: 0.2
Meslek Seviyesi: Acemi


En son Kiyora Victoria tarafından Cuma 22 Ocak 2016, 04:04 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
avatar
Kiyora Victoria
Ödül Avcısı
Ödül Avcısı

Mesaj Sayısı : 214
Kayıt tarihi : 17/01/16
Nerden : East Blue

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kiyora Victoria

Mesaj tarafından Franky Bir Cuma 22 Ocak 2016, 04:01

*Dövüş Yeteneğinn tüm alt dallarını yazmalısınız. Puan vermeseniz/veremeseniz bile.

* Meslek puanınız 2 değil, 0.2'dir.

* Meslek Kısmına '' Meslek Seviyesi: Acemi '' yazmamışsınız.

Franky

Mesaj Sayısı : 401
Kayıt tarihi : 08/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kiyora Victoria

Mesaj tarafından Kiyora Victoria Bir Cuma 22 Ocak 2016, 04:15

Düzenledim.
avatar
Kiyora Victoria
Ödül Avcısı
Ödül Avcısı

Mesaj Sayısı : 214
Kayıt tarihi : 17/01/16
Nerden : East Blue

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kiyora Victoria

Mesaj tarafından Akagami Shanks Bir Cuma 22 Ocak 2016, 10:03

Rol oyunu puanınız: 55
Rol oyununa 550kß ile başlayacaksınız.

Spoiler:
Betimleme – 20/30
*Uzun ve ayrıntılı betimlemeler içermesine rağmen bu betimlemeler okuyanı sıkıyordu.

Kurgu – 20/25
*Genel olarak iyi bir kurgu oluşturmuşsunuz.

Akıcılık – 5/25
*Gerekli-gereksiz devamlı virgül kullanımı okumayı inanılmaz zorlaştırmış. Paragraflar doğru yerlerde ayrılmadığı için okuyanı sıkmış. Hikaye gereksiz uzatılmış.

İmla Kuralları – 5/10
* "Aydan başka" (Ay'dan başka)
* "Sabah akşamları" (bağlaç eksiği)
* "Nefes alış verişi güçleşti" (Nefes alışverişi)
* "vardığında, ay, yine" (İkinci virgül yanlış kullanılmış)
* "ayı izledi" (Ay'ı izledi)
NOT: Çok ciddi olmayan virgül hatalarından puan kırmadım ancak sayıca fazla olduklarını söylemeliyim.

Sayfa Düzeni – 2/5
*Paragraflar doğru yerlerde ayrılmamış. Bu durum okumayı çok zorlaştırmış.

Renklendirme – 3/5
*Pastel renkler kullanmanı öneririm, bu tür renkler göz yoruyor ve okumayı zorlaştırıyor.

İyi rol oyunları dilerim!
One of the Four-Emperors
Akagami Shanks
avatar
Akagami Shanks
One of the Four-Emperors
One of the Four-Emperors

Mesaj Sayısı : 19
Kayıt tarihi : 20/12/15
Nerden : West Blue

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kiyora Victoria

Mesaj tarafından Kiyora Victoria Bir Cuma 22 Ocak 2016, 13:38

İyi kılıç ve aşçılık malzemeleri istiyorum.
avatar
Kiyora Victoria
Ödül Avcısı
Ödül Avcısı

Mesaj Sayısı : 214
Kayıt tarihi : 17/01/16
Nerden : East Blue

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kiyora Victoria

Mesaj tarafından Franky Bir Cuma 22 Ocak 2016, 17:19

http://oprpg.forumdizini.com/f10-dovus-teknigi-olusturma
Dövüş yeteneğinizi şurada yaratmanız gerekmektedir.

İstediğiniz eşyalar 520k tutmuştur. Kalan paranız 30k'dır. İsterseniz kılıcın katana, çift el avrupa..v.s ne olduğunu belirtebilirsiniz. Belirtmez iseniz saber olarak kabul edilecektir.

Ayrıca karnenizide unutmayın. http://oprpg.forumdizini.com/f47-karne

Franky

Mesaj Sayısı : 401
Kayıt tarihi : 08/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kiyora Victoria

Mesaj tarafından Kiyora Victoria Bir Cuma 22 Ocak 2016, 17:39

Dövüş yeteneği ve karneyi yakın zamanda hallederim, karneyi yazdığım zaman nereye atacağım tam olarak?

Edit: Katana olarak belirtmiş olayım alacağım kılıcı.
avatar
Kiyora Victoria
Ödül Avcısı
Ödül Avcısı

Mesaj Sayısı : 214
Kayıt tarihi : 17/01/16
Nerden : East Blue

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kiyora Victoria

Mesaj tarafından Captain 'God' Usopp Bir Cuma 22 Ocak 2016, 17:53

Karne alt forumuna at.
Kılıcın her ne kadar hikayende isimli bir kılıç olsa da, efsanevi bir kılıç sayılmamaktadır.

_________________
avatar
Captain 'God' Usopp
Admin

Mesaj Sayısı : 285
Kayıt tarihi : 18/12/15

Kullanıcı profilini gör http://oprpg.forumdizini.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kiyora Victoria

Mesaj tarafından Kiyora Victoria Bir Cuma 22 Ocak 2016, 20:18

Karne ve dövüş yeteneği formunu ilgili konulara ekledim.

Kılıcın sadece isminin kalması, ve Katana olarak geçmesi benim için yeterli. Efsanevi olmak zorunda değil.
avatar
Kiyora Victoria
Ödül Avcısı
Ödül Avcısı

Mesaj Sayısı : 214
Kayıt tarihi : 17/01/16
Nerden : East Blue

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kiyora Victoria

Mesaj tarafından Franky Bir C.tesi 23 Ocak 2016, 01:19

Yetenek alt dalına vermiş olduğunuz 3 puan sayesinde x1.3 olan bonus'unuz x1.45 olmuştur. Bunu imzanızda bir yere yazınız.

Franky

Mesaj Sayısı : 401
Kayıt tarihi : 08/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kiyora Victoria

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz