Bir şey mi kaybettiniz? (Shingen-Clous-Kyrien)

5 sayfadaki 8 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Aşağa gitmek

Geri: Bir şey mi kaybettiniz? (Shingen-Clous-Kyrien)

Mesaj tarafından Shingen Cracher Bir Çarş. 02 Mart 2016, 13:30

Gemiye binip Mim şehrine doğru yola çıkmıştık. Artık 4 kişilik bir tayfaydık. Ben, Clous, Kyrien ve Rayno. Hep beraber Mim şehrine varmıştık. Limanda lanet olası gemiyi görmüştüm. Bizi geriye götüren ve abimi vuran lanet gemi. Şehri incelediğimde ise oldukça beğenmiştim. Mimarisi hoşuma gitmişti ve kalabalık olması da beni cezbetmişti. Etrafı incelerken Rayno yine konuşmaya girmişti. Herkesin görevinin başına geçmesini söylemişti. Aslında söyleyeceğim şeyleri ağzımdan almıştı. Ardından bugün de bir balo verileceğini söylemişti. Bu lafı duyar duymaz içeriye giriş biletimizi bulduğumuzu anlamıştım.

Ben de Rayno'nun ardından gemiden inmiştim. Rayno ile abimden ayrıldıktan sonra şehrin içlerine doğru ilerlemeye koyulmuştuk. Planım gayet basitti baloya girmek ve içeride olan bitenleri incelemek. ''Rayno, bugünkü baloya biz de katılmalıyız. İçeri girmek için bundan güzel bahane bulamayız. Şuradan biletlerimizi alalım ve şu binaya girelim. İçeriye girdikten sonra neler varmış göreceğiz. Bu arada sesten rahatsız olacaksan kulağına pamuk tıkamayı unutma sana ihtiyacımız var. Hahahaha.'' Baloya iki bilet almamız şarttı. İçeriye girdikten sonra baloyu fazla izlemeyecek ve etrafta gizlice dolaşacaktım.

Biletleri aldıktan sonra balo saatine kadar bekleyecek ve bizi içeri alabilecekleri en erken saatte balo binasına giriş yapacaktık. Sonrasında ise araştırma ve gözlemleme kısmı başlayacaktı.
avatar
Shingen Cracher

Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bir şey mi kaybettiniz? (Shingen-Clous-Kyrien)

Mesaj tarafından Misafir Bir Cuma 04 Mart 2016, 00:51

Hastaneden çıkıp gemimize doğru gidiyorduk. Gemimize demekte ayrı bir heyecan vericiydi. Hayatımda ilk kez bir korsan gemisinde dostça duruyordum. Bakıyorum etrafıma ve geminin bir köşesinde geçiyorum. Yolumuza devam ederken denizi seyrediyordum. Bu güzel esintiyle beraber denizdeki dalgaların sesi zihnimi ferahlatıyordu.

Mim Şehrine vardığımızda Clous ile beraber kalıyordum. Shingen ile Rayno çoktan gitmişti. Clous'un fikri makul gelmişti fakat yalnız başınayken başına bir şey gelirse ne olacak? Ama yinede başının çaresine bakar gibi görünüyor. Lakin ben her ihtimale karşı bir doktor olarak uyarımı yapmakta bir zarar göremiyordum. ''Hastaneden yeni çıktın. Sağlığını aşırı zorlayacak işlere kalkışmamalısın.''

Ardından ayrılmıştık. Şehrin insanlarını şöyle bir gözlemliyordum. Bana en uygun gelen kişiye gidip sorumu soracaktım. ''Merhabalar, ben doktorum. Buralarda herhangi bir sağlık etkinlikleri yapılıyor mu?.'' Sorumun cevabı geldiğinde sağlık etkinliğinin yapıldığı bölgeye doğru ilerleyecektim. Fakat böyle bir etkinliğin yapılmıyor olma ihtimalini de elbette gözümden kaçırmayacaktım..

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bir şey mi kaybettiniz? (Shingen-Clous-Kyrien)

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir Cuma 04 Mart 2016, 23:17

Shingen & Rayno

Rayno iskeleye atlar atlamaz Shingen’in sesini duydu, “Rayno, bugünkü baloya biz de katılmalıyız. İçeri girmek için bundan güzel bahane bulamayız. Şuradan biletlerimizi alalım ve şu binaya girelim. İçeriye girdikten sonra neler varmış göreceğiz. Bu arada sesten rahatsız olacaksan kulağına pamuk tıkamayı unutma sana ihtiyacımız var. Hahahaha.'' Rayno konuşmanın ikinci kısmını gülerek dinlemişti, “Ben de bunu diyecektim işte! Umarım şişko yoktur! Yalnız biletleri almadan önce şu façayı bir düzeltmek lazım değil mi ha! Hahaha! Gel de elbiseleri halledelim önce. Böyle sıradan operaların bileti ucuz olur, ama bizi bu pejmürde kıyafetlerle binanın kaldırımına bile almaz kenarın züppeleri ahahah!” Shingen de ardından iskeleye atlayıp sohbete devam etti yeni arkadaşıyla.
Önce Rayno’nun daha önce bahsettiği giyim mağazasına uğrayıp dört takım elbise aldılar. Rayno’nun arkadaşı önce onunla alay etmişti operaya gideceği için, sonra kıyafetler için güzel tavsiyelerde bulunup hepsini de indirimle vermeyi kabul etmişti. Kendi elbiselerini oracıkta giyip Clous ile Kyrien’e aldıklarını ise daha sonra almak üzere paket halinde dükkana bıraktılar. Şimdi Rayno uzun mavi bir ceket altına aynı renkte bir yelek ile bir gömlek giymiş, altına da daha açık mavi tonlarında ütülü bir pantolon geçirmişti. Uzun mavi şapkası ve siyah şeritli mavi kunduralarıyla epey komik görünüyordu. En azından aynada kendine bakınca kahkahalar atarak kendini böyle tanımlamıştı. Shingen’in giydiklerine ise kendinden daha fazla gülmüştü Rayno. Beyaz saçlı adamın giydiği beyaz şapka ve onunkiyle aynı türden bembeyaz kıyafetler epey şık görünmesine rağmen Rayno’yu güldürmüştü. “Dul avlayan ihtiyar züppelere döndük adamım hahaha!” diye basmıştı kahkahayı Rayno.
Yol boyu kendisi ve Shingen ile alay ederek opera binasına geldiler. Biletleri alırken Rayno tam bir asilzade gibi davranmaya çalışıyor, ancak pek beceremiyor gibiydi. Suratından asla eksik olmayan sırıtışı biletçinin de tuhafına gitmiş, o da gülmüştü.
Şimdi binanın içindeydiler. Girişin hemen ardından onları geniş bir salon karşılamıştı, salonun bitiminde ise iki yandan üst kata çıkan halı döşemeli ahşap merdivenler görünüyordu. Salon o kadar genişti ki o merdivenlere ulaşmak birkaç dakika alabilirdi.
Tanınmadıkları için pek dikkat çekmemeleri gerektiğini belirtmişti Rayno, aksi halde kendini elit sanan kokoşların meraklı sorularına katlanmak zorunda kalırlardı.
Salon o akşam pek yoğun değil gibiydi. Faytonlarla gelen süslü kadın ve erkekler, kol kola girmiş merdivenlere yöneliyordu. Kimi ise salonda dolaşıyor ve duvarlara asılı tablolara göz gezdirirken sohbetler ediyordu. Salona birkaç yandan açılan kapılardan girip çıkan beyaz giyimli hizmetliler ellerinde tepsilerle içki ve atıştırmalıklar servis ediyordu ve salona hafif bir uğultu hakimdi o anlarda. Giriş cephesindeki kemerli koca pencerelerden şehir ışıkları süzülüyordu, diğer yanlardaki duvarlarda tablolar, Mim sanatçılarının elinden çıkma bazı eserler sergileniyordu. Ortalarda ise birkaç yana saçılmış halde mermer insan ve hayvan heykelleri, tuhaf tasvir edilmiş tuhaf sanat eserleri durmaktaydı. Orta boylu bir insanın göğsüne yetişecek kadar yüksek küçük yuvarlak masalar ise hemen her yandaydı, başlarına üşüşmüş elitler ellerindekilerden sıkılınca masaya koyuyor ve sohbetlerine devam ediyorlardı.






Clous, Kyrien’e ayrılıp bir saat sonra buluşmayı teklif etmişti. Kyrien de ona birkaç tıbbi uyarıda bulunduktan sonra denileni yapmak üzere yola düşmüştü. İkisi de bilgi toplamak için ayrılmıştı şimdi.



Clous

Clous henüz tam iyileşmemişti ve bunu yürüyüşüne de yansıtıyordu. Şehrin denize bakan meydanından içeri girmiş karşısına çıkan ilk kişiyle konuşmaya başlamıştı. "Selam burada geçici bir iş arıyorum da nereye gidebilirim?" Bina duvarına yaslanmış halde bekleyen iyi giyimli adam önce kaşlarını bükerek şaşkınca baktı bu kirli sakallı adama, ardından gülerek konuşmaya başladı. “Şuradaki barda garsona ihtiyaç var sanırım, birileri kovulmak üzeredir. Bu solgun halinle pek çalışacak gibi değilsin ama bir şansını dene istersen ha” Lafını bitirip yürümeye başladı meydana doğru. Clous ise bara baktı, pencerelerinden dışarı akan sarı ışıkların ardından sallanan kafalar görüyordu. İnsanlar masalara kurulmuş sohbet ediyor ve gülüşüyorlardı. Beyaz bir taş binanın giriş katındaki barın kapısı iki yana açılabilen ahşap bir kapıydı ve üzerine bazı posterler asılıydı. Clous barı incelerken kapı aniden açıldı ve bir kadın dışarı çıktı öfkeyle, “Kıymetli kadehlerini bir tarafına sok adi herif, ne var birkaç tane kırdıysak, en azından karın gibi tezgahta yabancılarla yiyişirken kırmıyorum!” içeriden bir kahkaha tufanı yükseldi ve açık kapıdan boş bir şişe fırladı. Kadın kapıyı kapatıp hızla yürümeye başlarken, kapalı kapıdan pek de anlaşılmayan kaba bir ses geliyordu. Muhtemelen küfürler savuruyordu o ses de.




Kyrien

Tayfanın yeni doktoru hızla meydan içinden girip sokak ve caddelere bakınmış, insanları incelemeye başlamıştı bile. Sokaklar akşam saatlerinde hareketliydi. Dükkanlara girip çıkıyordu kimi, bar ve tavernalardan neşeli sesler yükseliyordu, atlı arabalar sokakları takırdatarak ilerliyordu, sokakta yürüyen insanların kimi kol kola girmiş sevgililerdi ve caddeleri ayıran koca saksıların aralarına serpiştirilmiş banklara şimdiden insanlar oturmaya başlamıştı bile.
Birkaç dakika bu şekilde bakındıktan sonra iki saksı arasındaki bir bankta oturan adama yanaştı Shingen, ''Merhabalar, ben doktorum. Buralarda herhangi bir sağlık etkinlikleri yapılıyor mu?.'' Şapkasını yanına koymuş gazete okuyan paltolu adam hayretle baktı bu tek gözlü gence, şaka yapıp yapmadığını anlamaya çalışıyor gibiydi. “Sağlık etkinlikleri mi? O da neyin nesidir öyle! Daha geceye bile varmadan sarhoş mu oldun genç adam hehehe” gazetesinden bir sayfa daha çevirip okumaya devam etti gülerek, “Sağlık etkinliğiymiş hahaha, o ney ki öyle, Kızıl Hilal’in kan alması gibi bir şey mi acaba ha hıhıhı” Adam şimdi kendi kendine konuşuyordu gazetesini okurken. Kyrien o mesafeden ön sayfasında koca puntolarla Weekly Polaris yazan gazeteyi net şekilde okuyabiliyordu sokak ışıklarının da yardımıyla. Merak etmese bile gözüne haberler ilişiyordu konuşmanın başından beri…

Gördüğü haberlerden bazıları şunlardı:


WEEKLY POLARIS

Rappu İsyanı Bastırıldı!
"Geçtiğimiz günlerde Rappu ordusu Kızıl Diş tarafından başlatılan isyan, Kral Loyald’a bağlı birliklerce kanlı şekilde bastırıldı. İsyanı başlatan komutanlardan birkaçı hala kayıp. Ölüp ölmedikleri bilinmeyen komutanların başına Kral tarafından sadece ölü getirilmeleri şartıyla ödül kondu.”

...

Numia’da Kızıl Elmas Sergisi!
"Kuzey’in büyük adalarından Numia’nın büyük Mim şehrinde bu hafta ünlü Kızıl Elmas sergilenecek. Mim sanat camiası ile elitlerinin uğrak yeri Mim’ma Opera binasındaki sergiye Numia Kralı, Mim valisi ve soyluları ile Terma’dan seçkin misafirler de katılacak. On milyonlarca beli değerindeki elmasın sergileneceği binanın güvenliğini denizciler ve Numia polisinin sağlayacağı öğrenildi. Azrail lakaplı ünlü ödül avcısı Luna Olivie’nin de sergiye katılacağı ve güvenliğe yardım edeceği gelen bilgiler arasında. Numia polis şefi Norve Raldo, bina ve çevresinin çok sıkı korunacağını ve hiçbir sorun yaşanmayacağını söyledi.”



Cingöz Korsanları ile Çatışma!
"North Blue’nun azılı korsan tayfası Cingöz Korsanları, Terma açıklarında Marine ile çatışmaya girdi. Denizcilerden edinilen bilgiye göre çatışmada 7 korsan öldürülürken beş de Marine eri hayatını kaybetti. Kaptan Bill Lour’un Terma civarındaki ufak adalardan birinde hazine aradığı ve yakın zamanda yine saldıracağı söyleniyor. Bu söylentiyi ciddiye alan Marine, Terma açıklarındaki devriye sayısını arttırdı.”



Çıngıraklı’nın Yeni Kurbanı!
"North Blue’nun ünlü ödül avcılarından Çıngıraklı Nora Esler, Lovli Korsanlarını hedef aldı. Marine binası çıkışında muhabirlerimize elindeki vahşi şahinle poz veren Esler’in, 8 milyon ödüllü Kaptan Talis Lovli ve üç tayfasını ölü olarak denizcilere teslim ettiği öğrenildi. Esler’in tayfasından Karen, Lovli Korsanlarının gemisinin yandığını ve birçoğunun da o yangında öldüğünü söyledi. Tayfanın son durumu ile ilgili herhangi bir haber yok. Gemilerinin enkaz halde korsan adası Nom Dorita’ya gittiği düşünülüyor.

...

Lileiva’da Büyük Soygun!
"North Blue’nun büyük adalarından Lileiva’nın İrel şehrinde Hükümet Bankası soyuldu!
Banka yetkililerinden alınan bilgiye göre 4 kişinin gerçekleştirdiği soygunda 39 milyon beli çalındı. Gece yarısı ikmal kapılarının kilitlerini açarak içeri giren dört soyguncu, güvenliği sessiz silahlarla zehirleyip ana kasayı soydu. Soygun sabahı İrel polisi tarafından yapılan araştırmada bankanın iki sokak ötesinde bulunan üç cesedin, soygunculara ait olduğu saptandı. Polis, dördüncü soyguncunun diğer üçünü öldürdüğünü tahmin ediyor.
Banka kamerasına yakalanan, ancak karanlık ortamda maskesi yarı açık olduğundan yüzü net seçilemeyen ihtiyarın soyguncunun diğer üçünü öldüren kişi olduğu da gelen bilgiler arasında.
Kamera kayıtlarından sadece yaşlı biri olduğu anlaşılabilen, ancak tanınmayan ihtiyarın başına Hükümet tarafından bir anda yüksek bir ödül kondu. Ölü ya da diri istemiyle aranan soyguncuya İhtiyar Karga lakabı takıldı ve başına 25 milyon beli ödül kondu. Hükümet yetkilileri, bu adamın çok tehlikeli olabileceğine dair halkı uyardı."


Rp Out:
Spoiler:

Masraflar:
4 takım elbise, tanesi 20k beli - 80k Beli
2 opera bileti, tanesi 5k beli - 10k Beli

Masrafları paradan düşünüz.
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bir şey mi kaybettiniz? (Shingen-Clous-Kyrien)

Mesaj tarafından Shingen Cracher Bir C.tesi 05 Mart 2016, 19:12

Rayno ile iyi anlaşıyorduk. Benim hırsız olduğumu da biliyordu yani olduğum gibi kabullenilmiştim. Baloya girme fikri ikimizin de kafasına yatmıştı. Ama elbise işini bugün halletmeli ve baloya oldukça şık bir şekilde girmeliydik yoksa oldukça dikkat çekecektik. Rayno düşündüğüm gibi kıyafetleri halletmişti. Kendisi mavi ton ağırlıklı kıyafetler seçmişti. Ben ise saç rengimi yansıtan bir takım giymeyi tercih etmiştim. Beyaz şapka ve beyaz takım elbise ile oldukça şık olmuştum. Normalde bu şekilde giyinirsem oldukça dikkat çekerdim ama o balo salonundaki herkes benim gibi giyinecekti. Yani artık bir beyefndiyi oynayacaktım. Daha önce hiç oynamadığım bir roldü bu.

Bu halim Rayno'nun ve Shingen'in komiğine gitmişti. Rayno dul avlayan ihtiyarlara benzediğimizi söylemişti. ''Zaten avlayacağız Rayno ama farklı bir şekilde hahaha'' demiş ve Rayno'ya haklı olduğunu söylemiştim. Ardından lanet Shingen araya girmişti. ''Hahahaha haline bak. Bir de kendine sert diyorsun. Beyazlar yakışmış adamım, umarım kalbinde bir gün böyle yumuşar ve huzur içinde geçinebiliriz. '' Demişti iyi huylu süt çocuğu. Lanet olası benimle iyi uğraşmıştı ama altta kalacak değildim. ''İşine bak velet. Senin gibi naif olan bu insanları soyduğumda ne kadar sert ve acımasız olduğumu ilk elden göreceksin. O yüzden sus ve gerçek gösteriyi seyret. Sessizceee'' diyerek karşılık vermiştim. Bütün bu olanlar iç dünyamda gerçekleşiyordu. Rayno'nun kendi kendime konuştuğumu anlamasını istemiyordum.

İçeriye girdiğimde klasik bir salon karşılamıştı bizi. Uzun kırmızı halılar, iki yandan uzanan iki merdiven ve ortaya yerleştirilmiş masalar. Salonun oldukça geniş olması işimize yarıyordu. Bize hareket imkanı sağlıyordu ve tanınma olaslığımız azalıyordu. Balo günü olacak kalabalığı da düşünecek olursak tam olarak istediğimiz yerdeydik.

Balo salonunu oldukça dikkatli bir şekilde incelemeye devam edecektim. Etrafta herhangi bir güvenlik zaafı arayacaktım. İlk katın her karışını gezdikten sonra ikinci kata çıkacaktım. Orada da her yeri inceleyecektim. Bütün bunları hayran olmuş gibi inceleyecektim. Sonrasında tuvaletler ve salonun kalan diğer yerlerini de didik didik edecektim. Ta ki hiçbir şeyi atlamayana kadar. Gece içeri sessizce girebilmem için ise birkaç pencereyi görevlilerin anlamayacağı şekilde açık bırakacaktım. Sonrasında lanet operayı dinleyecektim. Çünkü buraya opera için gelip dinlemeden gidersem dikkatleri üzerime çekerdim.

Sonrasında Rayno ile balo salonunu terk edecektik. Tabii planlarımda herhangi bir aksaklık çıkmaması durumunda. Soygun günü yaklaşıyordu ve herşeyi adım adım halletmeliydik. Gece olduğunda ise planım tekrar opera salonuna izinsiz giriş yapmaktı tabii ki pelerinim ve günlük kıyafetlerimle.
Spoiler:

Out: Hızlı mı gidiyorum bilmiyorum. Bir soygun için herşeyin planlanması gerekiyor. Salonun durumunu bilmiyorum o yüzden salonla ilgili eksiklikleri vs size bırakıyorum. Ben yazıyorum ama siz ne kadarını yapabileceksem o kadarına kadar ilerletin rpyi.

avatar
Shingen Cracher

Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bir şey mi kaybettiniz? (Shingen-Clous-Kyrien)

Mesaj tarafından Clous Cracher Bir Paz 06 Mart 2016, 02:46

Kafasında düşüncelerle şehrin içlerine doğru dalmıştı. İlk bulduğu adama da sorusunu sormuştu.  Aldığı cevap beklediği gibi değildi. Evet bir garsonluk işi istiyordu ama bunun ordaki bar yerine baloda olmasını tercih ederdi. Bu sayede içeriye giriş kolaylaşırdı. Yinede bilgi toplamak için uygun olabilirdi bu bar. Çok fazla elit bir yere benzemesede çok da ucuz bir yer sayılmazdı. Zaten öyle ucuz yerlerin bu şehirde pek vaolamıyacağını düşünüyordu Clous.

Barın kapısının önünde asılı olan posterleri incelmeye gidecek iken aniden kapıdan bir kadının çıktığını görmüştü. Bağırmasından anladığı kadarıyla sevgilisiyle tartışmıştı. Sevgilisi de evli ve zengin bir adamdı.  Bir ışık yanmıştı kafasında aniden. Adam bir şeyler biliyor olabilirdi balo hakkında. Belkide şansın da yardımıyla iki gün sonrası için giriş bileti bile bu adam olabilirdi. Hatta kafasında daha büyük bir ışık yanmıştı. Adamı karısına sevgilisinden bahsetmekle tehdit edebilirdi. Gerçi o zaman soygunu apaçık kendinin yaptığını itiraf etmek gibi olurdu ama o zamana kadar adadan ayrılmış olurlardı muhtemelen. Zaten bu plan bir C hatta D planıydı. Son çareydi yani.

Önelikle adam ile doğru düzgün muhabbete girmeyi deneyecekti. Yavaş yavaş bara girip adama çaktırmadan etrafındakilere durumu soracak ve adamın yanına oturacaktı. durumun vahimliğine göre birkaç tane giriş cümlesi belirlemişti bile. "Orospu karı! Yapılır mı lan bu abime!", "Abi dışardan duydum da geldim ne oldu böyle?", "Abi kadının ağzı küfrediyordu ama içinden seni seviyordu be. Gözlerinde gördüm.", "Abi dünya ahiret bacım olsun hem yenge hemde kadehin çok güzelmiş zevkli adammışsın vesselam", "Abi keşke kadının üstüne bu kadar gitmeseydin."
avatar
Clous Cracher

Mesaj Sayısı : 237
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bir şey mi kaybettiniz? (Shingen-Clous-Kyrien)

Mesaj tarafından Misafir Bir Paz 06 Mart 2016, 18:18

Gözüme kestirdiğim bir amcaya sorumu soruyordum. Banklarda oturup şapkasını yanına koymuş bir şekilde gazetesini okuyordu. Bana verdiği cevap ise... Hiç sormayın bence. Cehaletin kokuşmuş tavrı üzerindeydi adamın. Birde cahilliğini gizlemek için gazete okuyordu yalandan. Ne kadar iğrenç insanlarla dolu bir Dünya'da yaşıyoruz. Bari şu gazeteyi göz ucuyla ben okuyayım da boşa gitmesin.

Gazeteyi okumaya başladığım sırada gözüme bir kaç haber çarpıyordu. Bizim soygun yapacağımız opera elbette gazetelerde yazılmıştı. Kızıl Elmas! Tanrım ne kadarda güzel. O elması istiyorum. Bizim tayfa her ne kadar istemiyor olsa da o elmas bizim elimize geçtiği anda zengin oluruz! Fakat bir sıkıntı var ortada. Numia Kralı'da sergiye katılacakmış. Haliyle güvenlik önlemleri hat safhada. Sevinsem mi? Üzülsem mi? Bilemedim. Muallakta kalıyordum şu durumda. Hatta Azrail lakaplı bir ödül avcısı bile koruma ekibine katılacakmış. İşimiz zor; hiç olmadığı kadar zor olacak.

Eğer bu soygunu başarılı bir şekilde gerçekleştirirsek bizimde ismimiz yazacak burada. Kafamıza ödül koyulacak! Ne kadar heyecan verici değil mi? Haberleri şöyle bir okuduktan sonra yoluma devam ediyordum. Diğer haberler pekte ilgimi çekmemişti ama ne olur ne olmaz hepsini az çok kafama kazımıştım. Sokaklarda yürürken sağlık ekibi gerektiren bir şeyler arıyordu gözlerim. Belki bir kaza, belki bir yaralı..

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bir şey mi kaybettiniz? (Shingen-Clous-Kyrien)

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir Paz 06 Mart 2016, 22:50


Shingen


Shingen salona iyice göz gezdirdikten sonra binanın diğer taraflarını da görüp iyice fikir edinmek üzere üst kata çıktı. Yarı spiral merdivenlerden üst kata çıkınca onu az önce geldiği salonu gören bir balkon karşılamıştı. İki merdivenin ağzı boyunca ardındaki koridor ve duvarlara dek birkaç metre açıklıktaydı bu ufak balkon. Ardından uzanan koridorlar da bazı ufak odalara çıkıyordu. Balkonun iki yanından sağa ve sola uzanan koridorlar ise opera salonuna açılan birkaç kapıyla süslüydü. Kapılardan girildiğinde amfi tiyatronun orta sıralarına çıkılıyordu ve tam karşısında da koca bir sahne yer alıyordu. Amfi sıraları bunun gibi iki kata daha çıkıyordu ve epey genişti. İki yanında ise sahneyi yukarıdan gören kat kat balkonlar diziliydi. Bu balkonlara daha elit kimseler oturuyor olacaktı. Amfi koltukları şimdiden dolmaya başlamıştı ancak bu haliyle yarısı bile dolmamış olacaktı. Koca binanın opera tiyatrosu iki bin kişiyi alacak kadar genişti.
Shingen koridorlarda dolaştı, tuvaletlere ve ufak sergi salonlarına girdi, hollerde gördüğü tablolar ve heykelciklere bakındı ve her birini aklına kazımaya başladı…
İkinci kattaki koridorlardan birinde dolaşırken karşıdan gelen birkaç kişiyi gördü. Siyah smokinler giymiş iki kişi, mavi üniformalı ve şapkalı üç kişi ile mavi kot üstüne beyaz gömlek geçirmiş geniş beyaz şapkalı biri geliyordu konuşarak. Kot pantolonlu herifin belinde iki koca silah asılıydı ve beyaz şapkasının altından uzun sarı saçları omuzlarına dökülüyordu. Diğerlerine talimat verir gibi bir hali vardı. Onlar yaklaştıkça konuşmaları daha net duyuluyordu. “Bina çevresine, özellikle arka ve yan taraflara takviye yapın. Geceleri daima devriye gezen adamlar bulunsun, kapıları ve pencereleri her gece kontrol edin. Sergi günü bağış kasasını gözetleyecek sivil giyimli birkaç kişi daha ayarlayın. Daha profesyonel adamlarınız da davetli gibi giyinip misafirlerin arasına karışsın. Ben gece boyu salonda olacağım zaten…” Shingen’in yanından geçip gittiler. Gösterişli sarışın elindeki kağıtlara bakıp yanındakilere talimatlar vermekten Shingen’in farkına bile varmamıştı veya gördüğü halde sıradan bir davetli sanıp pek umursamamıştı. Polislerden biri geçerken Shingen’e gülümseyerek selam vermişti…

O arada Rayno alt salonda güzel zengin kadınlara asılıyordu ve şimdiden ikisini kafalamıştı bile. Tuhaf hikayeleriyle ikisini de güldürüyordu ve Shingen üst katlarda dolaşırken o sohbeti epey koyulaştırıyordu…


Clous

Clous az önce bardan çıkıp giden kadını umursamadan bara girdi ve ilk karşılaştığı kişiye neler olduğunu sordu. Adam gülerek garsonun çok bardak kırdığı için kovulduğunu söyledi. Clous pek kulak asmamışa benziyordu ve herkesin ortasında kime seslendiğini bile bilmeden konuşmaya başladı, “Orospu karı! Yapılır mı lan bu abime!", "Abi dışarıdan duydum da geldim ne oldu böyle?", "Abi kadının ağzı küfrediyordu ama içinden seni seviyordu be. Gözlerinde gördüm.", "Abi dünya ahiret bacım olsun hem yenge hem de kadehin çok güzelmiş zevkli adammışsın vesselam", "Abi keşke kadının üstüne bu kadar gitmeseydin.” Bardaki tüm gözler Clous’un üstüne çevrilmişti şimdi. Kimle ve ne konuştuğu belli olmayan tuhaf giyimli herifin teki barın ortasında boşluğa konuşuyordu öyle. Tezgahın ardından öfkeyle bir ses yükseldi, “Şimdi de deliler mi musallat oldu başıma! Derdin ne senin lan üşütük, çık git şuradan, akıl hastanesi beş sokak ileride!” Adam havlusunu sertçe omzuna atıp söylenerek arka tarafa geçti…



Kyrien

Az önceki adamın gazetesini okuyup adamı pek umursamadan yoluna devam etti tek gözlü doktor. Hala tuhaf şekilde tıbbi bir şeyler arıyor gibiydi. Sanki gökten üstüne yaralı insanlar düşecekmiş gibi, acayip bir arayış içindeydi. Birileri onu uyarmasa birkaç dakika içinde masum insanları yaralayıp onları tedavi etmeye kalkabilirdi bu çatlak.
Ki yanına güzel binalar ve altlarında hoş dükkanlar dizili caddede yürümeye devam etti.
Caddeyi ayıran saksılar ve aralarındaki banklarda insanlar sohbet ediyordu hala, dükkan önlerinde ise alışveriş yapanlar vardı, sağa sola serpilmiş birkaç genç de güzel sohbetler ediyor gibiydi, caddeden geçen arabaların takırtısı da akşamın sessizliğini zerafetle bölüyordu.




Rp out

Spoiler:
Bir şeyleri açıklığa kavuşturalım şimdi, belli ki siz her seferinde yazdıklarımı yanlış anlayacaksınız. :/
Elmasın sergileneceği bina, şu an Shingen ile Rayno’nun bulunduğu bina, yani Mim’ma Opera binası ve şu andan iki gün sonra akşam vakti başlayacak o sergi de.
Clous, o kadının içeriden bağıran adamın sevgilisi olduğu kanısına nasıl vardın hala çözmeye çalışıyorum. :/
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bir şey mi kaybettiniz? (Shingen-Clous-Kyrien)

Mesaj tarafından Clous Cracher Bir Ptsi 07 Mart 2016, 03:11

Yanlış çıkarım yapmıştı Clous. Dahada kötüsü demin kafasından geçirdiği cümleleri yanlışlıkla sesli söylemişti. Şimdi bardaki herkes onun deli olduğuna inannıyordu. Bu durumu tersine çevirmek için kafasında onlarca senaryo kurguluyordu saniyeler içinde. Kurgularının arasında aslında en mantıklı olanı deliliği kabul etmek yada bu bardan sanki hiçbir şey olmamış gibi çıkıp gitmekti.

O da öyle yapacaktı zaten. Bardan çıkıp limana doğru yürüyecekti. Fakat ondan önce kendine gülenlerin arasında sanki gerçektende bir deliymiş gibi dolaşacaktı. Ve içlerinden birinin cüzdanını yürütecekti. Evet sadece birinin çünkü bu adada iki gün daha burdaydılar ve böyle bir topluluğu düşman edinmek istemiyordu. En gözlerin görmediği bir anda el çabukluğu ile en sarhoş olanının cüzdanını alacak ve dükkandan çıkıp geminin yolunu tutacaktı.
avatar
Clous Cracher

Mesaj Sayısı : 237
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bir şey mi kaybettiniz? (Shingen-Clous-Kyrien)

Mesaj tarafından Shingen Cracher Bir Ptsi 07 Mart 2016, 14:00

Salonu istediğim gibi dolaşabiliyordum. En ince ayrıntısına kadar etrafı inceliyor ve işimize yarayan her detayı kafama kazıyordum. İşler planladığımız gibi giderse zaten bir sıkıntı çıkmayacaktı ve sessiz sedasız bu adadan ayrılacaktık. Bütün bu planlar herhangi bir sıkıntı çıkma olasılığı karşısında alınan tedbirlerdi. Bir hırsızın her zaman ikinci ve üçüncü planı olmalıydı. Bunlardan da önemlisi doğaçlama yapacak yeteneğinin olmasıydı.

Merdivenlerden çıkmış ve üst katı da oldukça iyi incelemiştim. Salonu, odaları, tuvaletleri,tabloları ve heykelleri incelemiş ve turumu bitirmiştim. Tam bu sırada oldukça ilgimi çeken bir olay gerçekleşmişti. Koridorda dolaşırken karşıdan gelen kişiler dikkatimi çekmişti. Patronları olduğunu düşündüğüm kişi beyaz şapkalı olandı. Sarı saçları ise oldukça dikkat çeken diğer özelliğiydi. Belindeki silahlar ise ne kadar tehlikeli olduğunun kanıtıydı. Yani bu adama dikkat etmeliydik. Konuşmaları sırasında güvenlik önlemleri ile ilgili birkaç bilgi almıştım. Bu bilgiler oldukça şaşırtıcıydı. Binanın yan ve arka bölgesi oldukça iyi korunacaktı anlaşılan. Daha doğrusu binanın çevresi iyi korunacaktı. Güvenlik önlemleri gerçekten de iyi olacaktı yani o elması almak biraz hayal olacaktı. Belki ifadesi de kafamdan silinmiş ve bütün odağımı balo katılımcılarına çevirmiştim.

Sarı saçlının bahsettiği diğer önemli detay ise bağış kasasıydı. İşte bu oldukça ilgi çekici bir bilgiydi. Elması alamayabilirdik ama belki o kasayı balodan sonra çalabilirdik. Balo sırasında kasayı çalmayı denemek biraz aptallık olurdu. O yüzden kasa ve balo hakkında biraz daha bilgi almalıydım. Sivil korumalara ve davetliler arasındaki görevlilere de dikkat etmeliydik. Yani attığımız her adım temkinli ve garanti olmalıydı.

Bütün bunlar olurken Rayno iki tane bayanı kafalamıştı. Bu adam işini biliyordu. Karşıma iki tane soyulacak tavuk getirmişti ama onları şimdi soymamalıydık. Azıcık daha sabredip büyük balıkları avlamalıydık. Rayno'nun yanına gidip kızlarla biraz sohbet edecektim. Sonrasında aklımdaki asıl soruyu soracaktım. ''Bayanlar, 2 gün sonraki sergi hakkında ne biliyorsunuz? Ben de sergiye katılıp o güzel elması görmek ve bağış yapmak istiyorum. Acaba sergi güvenliği nasıl sağlanıyor ve toplanan bağışlar ne yapılıyor? Sonuçta burada çok para dönecek ve güvenliğimiz tehlikede olacak. Sizin daha önce bu elmas sergisiyle ilgili tecrübeniz var mıydı?'' diyerek Rayno'nun kıvama getirdiği bayanlardan bilgi koparmaya çalışacaktım. Sonrasında ise duruma göre hareket edecektim. Ne kadar bilgi o kadar çok başarı.
avatar
Shingen Cracher

Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bir şey mi kaybettiniz? (Shingen-Clous-Kyrien)

Mesaj tarafından Misafir Bir Salı 08 Mart 2016, 18:46

Etrafta herhangi bir olay veya sağlık etkinliği yoktu. Ne kadar ilginç bir yer burası? Zannedersin Dünya'nın en sakin adası. Emeklilikte buraya mı yerleşsek ne yapsak? Neyse artık yapacak bir şey yok. Elimden bir şey gelmiyor. Metodumu değiştirme vaktim gelmişti. Direk opera binasına doğru gidecektim fakat ilk önce yoldan birisine sormam gerekiyordu.

Aslında bakarsan yoldan bir kişiye sormak yerine dükkanlardan birisine girip sahibiyle hem muhabbete gireyim, hemde opera binasının yerini sorayım. Ayrıca dükkan sahibi ile muhabbetimi iyi tutmak benim için avantaj olabilirdi. Yarın öbür gün işim düşer falan. Gözüme kestirdiğim ilk çiçekçi'ye girecektim. Gerçi çiçekçiye nasıl bir işim düşebilir bilemiyorum ama..

İçeriye girdiğimde dükkan sahibine bir selam verecektim. Sesimi diyaframımdan vererek konuşuyordum. Başım dik ve burnum hafif yukarıya bakıyordu. Tek gözümle ise çiçekçinin gözünün içine bakıyordum. ''Buralarda bir opera binası varmış, nerede olduğunu biliyor musun?'' Sorumu bu şekilde yöneltiyordum. Bakalım vereceği cevap nasıl olacak. Gerçi ne kadar farklı bir cevap verebilir ki? Ayrıca bu operaya kimlerin katılacağını veya ne kadar iyi savunulacağını biliyordum. Benim asıl ilgimi çeken Merkez Bankasını soyan kişi. Helal olsun adama yahu. Hükumeti soyup soğana çevirdi ya la?

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

5 sayfadaki 8 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz