Kasai Kasai No Mi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Kasai Kasai No Mi

Mesaj tarafından Zachariah Bir C.tesi 23 Ocak 2016, 16:44

Meyvenin Adı:Kasai Kasai No Mi
Meyvenin Türü:Paramecia
Meyvenin Özellikleri:
Meyve kullanıcının ağzından ateş oluşturmasını sağlayan bir meyvedir. Kullanıcı bir Ejderha misali ağzından ateş çıkartabilir. Kullanıcı aynı zamanda ateş gibi şeyleri yutabilir ve bu yuttuğu ateşi içinde depolayabilir daha sonra çıkartmak sureti ile. Fakat kullanıcı kendi oluşturduğu ateşleri yutamaz. Ayrıca kullanıcının vücut sıcaklığı sürekli  39 ile 40 dereceleri arasındadır. Herhangi bir avantajı yada dezavantajı yoktur. Vücudu sadece sıcaktır. Bunun yanı sıra kullanıcının ağzından çıkan ateş kullanıcıya hiçbir şekilde zarar vermemektedir.
Meyvenin Dezavantajları:
Her meyve gibi onunda deniz suyuna ve deniz suyunda oluşma meteryallere zaafı vardır; fakat bu meyvenin diğer meyvelere nazaran suya karşı zayıflığı bir tık daha öndedir zira kullanıcının ağzından çıkan ateşler su vesilesi ile söndürebilir ve kullanıcının vücudu aşırı derecede soğuk bir su ile karşılaştığında bir süre meyvesini hiçbir şekilde kullanamaz. (Güçten düşmez, meyvesi ile irtibatını kaybeder sadece.)
Meyve Rp'si:
Kızıl güneşin altında kızıl saçları uçuşurken ailesine duyduğu özlemi hatırladı genç adam. Martıların denizci gemisine eşlik ederken ki ötüşlerine dev denizci gemisinin dalga ile buluştuğunda çıkan o tok ses karışınca ortaya çıkan senfoni dinlenmeye değer oluyordu. Genç adam, başçavuş olarak çıkacağı ilk görevinin heyecanını yaşıyordu. Üssün yüzbaşısı eşliğinde büyük bir mürettebatla çıktıkları bu görevin amacı bir adayı istila eden ve halka sıkıntılar yaşatan bir korsan tayfasıyla ilgiliydi. Görevleri korsan tayfasını bastırıp ada halkını rahatlığa kavuşturmaktı. Hafif bir heyecan ve birazda endişe vardı kızıl saçlı başçavuşun üzerinde, görevi başarısızlıkla sonuçlandırırlar ise ada halkının yaşayacağı sıkıntıları şöyle bir düşünüyordu ve bu yüzden içini bir sıkıntı kaplıyordu. Derin bir nefes aldı ve korkuluklara dayadığı gövdesini çekip güvertede purosunu tüttürmekte olan orta yaşlarındaki, yakışıklı sayılabilecek -daha çok karizma yüzbaşıya şöyle bir baktı.  O kadar rahat ve rütbesine yaraşır bir duruşu vardı ki, kızıl saçlı çocuk kıskanamadan edememişti bu adamı. Henüz daha on beşli yaşlarının baharındayken böyle deneyimli bir denizci ile göreve çıkmak onun için büyük bir lütuftu. O sırada gözcü görevini üstlenen denizci yukarıdan aşağıya bakarken "Kara göründü." diye bir çığlık atmıştı. Güverteyi temizlemekle uğraşan denizciler, bir anda işlerini bırakıp karanın göründüğü tarafa bakmaya koyulmuşlardı. Genç başçavuş bakışlarını yüzbaşıdan çekip kara'nın olduğu tarafa doğru baktığında şekli bir yumurtayı andıran bir ada ile görmüştü. Adanın limanında baktığı yerden onlarca gemi görsede bu gemilerin ne gemisi olduğunu tam olarak bulunduğu konumdan kestiremiyordu. O sırada yüzbaşı kızıl saçlı çocuğun yanından hışımla geçmiş ve adaya bakmaya en müsait yerden elindeki dürbünü ile bakmaya başlamıştı. Çok değil yarım saniye kadar sonra ise bakmayı bırakıp asık bir suratla: "Limana demirlenmiş olan çoğu gemi saldırıya uğramış ve denize açılamayacak kadar kötü halde. Bir çok tüccar gemisi ile turist adada mahsur kalmış. Korsan gemisi büyük ve Şeytan adam Rou adındaki kaptanın tayfasının bayrağına sahip. Bu korsanın başında 5 milyonluk bir ödül var. Büyük bir mürettabatı var ama adamlarına yeteri kadar silah veremediğini ve çoğu adamının silahsız olduğunu biliyoruz. Zaten bu adayı istila etmesinin sebebi de bu adada gömülü olan bir hazine ile ilgili. Tayfasına silah almak için kaynak arıyor ve galiba medet umduğu kaynakta bu adadaki hazine. Biz daha güçlüyüz, o yüzden doğru hamleler ile sıkıntı çekmeden üç gün içerisinde tüm tayfanın ellerine kelepçe takmış oluruz."  Yüzbaşı cümleleri sarf ettikten sonra gemideki odasına doğru çekilmek için güverteden ayrılmaya koyulmuştu. Kızıl saçlı çocuk hayranlıkla yüzbaşıyı izlerken ne kadar rahat ve derdini iyi anlattığını fark etmişti. Anlaşılan bir yüzbaşı sadece güçlü değil, emrindeki adamları da iyi idare eden biri olmalıydı. Bunu aklının bir köşesine not etmişti tecrübesiz denizci.

Limana denizci gemisini demirlemişlerdi. Bir gün geçmiş ve köyün belli bir kısmını korsan grubunun elinden kurtarıp köy halkını güvenli bölgeye tahin etmişlerdi. Fakat korsan grubu o kadar büyüktü ki ne kadar savaşırsan savaş yenileri geliyor ve hiç ardı artlarını kesilmiyordu. Bugün ikinci günün şafağında genç başçavuş yüzbaşının öncü grubu ile savaşa başlamıştı. Yüzlerce korsanın arasına girdiğinde içinde korku yerine heyecan vardı. Üzerine doğru savrulan her bir kılıç darbesini absorbe edip karşı hamleye bulunduğunda yüzünde bir gülümseme vardı. Kızıl saçları sağa sola savrulurken elindeki katanası kızıl saçlı başçavuşun elinde hırçın bir ejderhaya benziyordu. Saatler geçtiğinde genç başçavuş dahil çoğu denizci eri güçten düşmüştü. Tek bir adam vardı hâlâ savaşa başladığı o enerjisi ile dövüşmeye devam eden, oda yüzbaşıydı. Anlından akan terler toprakla her  buluştuğunda onlarca korsan yere yığılıyordu. O kadar güçlüydü ki, savaş boyunca çoğu düşmanla kendi ilgilenmiş olsada en enerjik olanı hâlâ oydu. Genç başçavuş toprağa bakmakta olan katanasını güçlükle kaldırdığında babası ile evlerinin dojosunda yaptığı o idmanları hatırladı. Saatler sonra katanasını kaldıramayacak kadar yorulduğunda babasından izin alıyor ve dinleniyordu günlerce ama şimdi böyle bir şansı var mıydı? Bir denizci olarak halkın özgürlüğü, rahatlığı söz konusuyken gidip dinlenebilir miydi? O yüzden öyle bir bağırdı ki üzerine doğru koşuşturan korsan grubuna katanasını kaldırıp saldırdığında anlık olarak yüzbaşı dahil tüm kişilerin dikkatlerini üzerine çekmişti kızıl saçlı başçavuş.

Günün sonunda kazanan denizciler olmuştu. Büyük akıncı korsan grubu geri püskürtülmüş ve denizciler köyün yarısından fazlasını ele geçirmişti. O akşam herkes dinlenirken genç başçavuş köy halkının arasına karışmış ve onlarla vakit geçirmeye başlamıştı. O sırada köyün muhtarı: "Denizci evladım. Bu korsan grubunun aradığı hazine atalarımızın anlattığına göre vakti zamanında adanın diğer ucundaki ormanlık arazinin sonundaki bir mağaraya gömülmüş. Hazinenin lanetli olduğu söyleniyor. Hoş öyle bir hazine var mı yok mu bilmiyoruz ama eğer korsan grubunun liderini arıyorsanız muhtemelen o mağarada hazineyi aramakla meşguldür." Demişti. Kızıl saçlı başçavuş duyduğu sözleri yüzbaşıya ilettiğinde yüzbaşı yanına tecrübesiz başçavuş dahil on kişilik bir asker grubu almış ve mağaraya doğru yola koyulmuştu. Sabahın ilk ışıkları adayı aydınlatırken yüzbaşı önderliğindeki bu küçük kafile mağaraya varmıştı. Mağaranın girişinde nöbet tutan dört korsanı indirmeden önce yüzbaşı: "Zachariah, senin burada özel bir görevin var. Biz içeriye girdiğimizde savaşırken sen mağaranın derinliklerine ineceksin ve içeride ne yaptıklarını gözlemleyip, içeride kalanlarla ilgileneceksin." demişti. Kızıl saçlı çocuk şaşkın bir şekilde: "Emredersiniz efendim." dediğinde yüzbaşı aniden yerinden fırlamış ve saniyeler içerisinde dört korsanı halletmişti. Ardından kafile içeri girmiş ve kızıl saçlı çocuk ikiye ayrılan yol ayrımında grubu ile ayrı düşüp söylendiği gibi mağaranın derinliklerine inmeye başlamıştı. Dakikalarca yürümüş ve en sonunda büyük bir alanla karşı karşıya gelmişti. İçeride tek bir korsan vardı ve oda mağaranın tam ortasını kazmakla meşguldü. Kızıl saçlı çocuk dakikalarca bu adamı izledikten sonra adamın sonunda küçük bir sandık ile kazdığı hendekten çıktığını görmüştü. Korsan sandığı açıp içine baktığında ise bir meyve görmüştü. Üzerinde desenleri olan, sarı renkteki tuhaf bir meyve. Korsan hiddetle meyveyi alıp kızıl saçlı çocuğun olduğu tarafa doğru fırlattığında kazma küreği eline geri almış ve kazmaya devam etmişti. Kızıl saçlı çocuk önüne düşen bu meyveyi eline aldıktan saniyeler sonra bunun bir şeytan meyvesi olduğunu fark etmişti. Babasının anlattığı ve görmeye can attığı, yendiği zaman kullanıcısına mistik güçler kazandıran şeytan meyvesi. Okyanusun derinliklerinden geldiği söylenen güç... Anlaşılan korsan bunun ne olduğunu anlamamıştı ve bu yüzden kazmaya devam ediyordu. Kızıl saçlı çocuk meyveyi üstlerine teslim mi etmeli yoksa yemeli miyim diye düşünürken refleks olarak meyveden koca bir ısırık almış ve bu iğrenç tadı zorla yuttuğunda aniden gözleri kararmış ve bayılmıştı...

Gözlerini tekrardan açtığında ilk hissettiği şey anlına koyulan ıslak, soğuk; sirke kokan bezdi. Yavaşça kararan gözlerini açarken baş ucunda dikilen adamın denizci gemisinin doktoru olduğunu görmüştü. Yaşlı denizci doktorunun çocuğun uyandığını fark etmesi ile aniden ona dönmüş ve: "Şükürler olsun ki uyandın... Günlerdir baygınsın." Demişti. Kızıl saçlı çocuk günlerdir baygın olduğunu şaşkınlıkla karşılarken: "Savaş ne oldu?" diye sormuştu güçlükle. Doktor: "Merak etme. Korsan grubu bastırıldı ve kaptanları ele geçirildi. Yüzbaşı seni mağaranın derinliklerinde başında dikilmiş bir korsanla bulmuş. Korsanı etkisiz hale getirdikten sonra seni gemiye getirdi. Bir kaç saate üstte ulaşacağız." Doktor durumu izah ettikten sonra bezi kaldırmış ve kızıl saçlının ateşini ölçmüştü. Fakat ölçer ölçmez savurduğu lanetle  kızıl saçlının irkilmesine sebep olmuştu. "Lanet olası ateşini günlerdir ne yaptıysam düşüremedim. Herhangi bir hastalık belirtisi olmamasına rağmen vücut sıcaklığın hiç düşmüyor. Onlarca ilaç, serum verdim ama nafile." Doktor yeni bir iğne vurmak için yeltelenirken içeriye kapıyı çalmadan giren yüzbaşı üzerine durmuş ve şaşkın şaşkın yüzbaşıya bakmıştı. "Boşuna uğraşma doktor, onun ateşinin sebebi hastalıkla ilgili değil. Sapa sağlam, birazdan kendine gelir. Şimdi beni bu genç denizci ile yalnız bırak, derhal." Yüzbaşı içeri hışımla girmiş ve aynı hızla doktoru içeriden çıkartmıştı. Yüzbaşı bir sandalye çekip tam kızıl saçlı oğlanın karşısına geçmiş ve ayak ayak üstüne attıktan sonra: "Neden meyveyi teslim etmek yerine yemeyi tercih ettin?" diye sormuştu. Genç oğlan yüzünü saran korku ve endişeyle bir kaç saniye donup kaldıktan sonra: "Özür dilerim efendim. Meyveyi yemek yerine, size teslim etmem gerekiyordu. Ama..." duraksamış ve söyleyeceği kelimeleri yutmuştu. Sabırsız yüzbaşı bunun üzerine: "Ama?" diye genç denizcinin cümlesini tamamlamasını istemişti. Genç oğlan: "Ama... Eğer bu görevdeki gibi zordaki insanları korumak istiyorsam daha güçlü olmam lazımdı. Bu yüzden o meyveyi yedim. Bana nasıl bir güç vereceğini bilmiyorum ama inanın bana bu gücün her zerresini bir denizci olarak halkımın özgürlüğü ve denizcilerin adaleti için kullanacağım." Tecrübeli yüz başı genç oğlanın bu açıklamaları üzerine bir kaç dakika sessiz sessiz tecrübesiz genç denizciyi süzdükten sonra aniden yüzüne beliren tebessüm ile ayaklanmış ve: "Yaptığın bir suç ve bunun farkındasın. Bir yüzbaşı olarak seni üsse teslim etmem gerekiyor. Ceza almalısın, belki denizcilikten bile atılabilirsin. Ama böyle bir şey yapmayacağım. Bizlerin senin gibi denizcilere ihtiyacı var, sırrın benimle güvende; fakat ileride bir gün elde ettiğin bu gücü yanlış yollarda kullandığını duyarsam peşine şahsi olarak düşerim kızıl saçlı. Şimdi dinlen. " demişti. Konuşma boyunca farklı farklı ifadeler takınan genç oğlan en sonunda derin bir oh çekmişti. Yüzbaşı ağır adımlarla odayı terk edip çıktığında kızıl saçlı çocuk bir elini havaya kaldırmış ve avucunun içine manalı manalı bakarken yarınlarını düşünmüştü.
avatar
Zachariah

Mesaj Sayısı : 111
Kayıt tarihi : 22/01/16
Nerden : Logetown

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kasai Kasai No Mi

Mesaj tarafından Franky Bir C.tesi 23 Ocak 2016, 23:13

Meyveniz onaylanmistır.

* İlk başta enfazla mum yakarsın. Saf Meyve Gücü 5 iken insanları yaralayabiliecek kadar güçlü olur, 10 iken ağır yanıklar bırakabilir, 15 iken yapilarada zarar vermeye başlarsın, 20'de flamethrower gibi olursun.
* Bazı özel durumlar dışında kontrol alt dal puanın , saf meyve gücünden düşük olursa kendi alevlerinden de hasar alırsın. Atese dayanıklılık simdilik yoktur. İleride ek güç olarak alınabilir.
* Normalde meyvelerde süre ile ilgili olan alt dal senij günlük alev oluşturma limitini belirliyor.
* Alev yutamazsın.

Fiyat: 3m

Franky

Mesaj Sayısı : 401
Kayıt tarihi : 08/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kasai Kasai No Mi

Mesaj tarafından Franky Bir Ptsi 15 Şub. 2016, 19:19

Meyvene 3-5 ekleme yapıyoruz:

1. Meyven başlangıçta 5 cm yarı çapında ve 30 cm uzunluğunda bir alanı etkiliyor. Saf meyve gücüne verdiğin her puan için yarı çap 5 cm, uzunlukta 30 cm artar. Alevin konik biçimlidir. Şu linkten bakabilirsin ne kadar bir alanı etkilediğin:Formül

2. Nefesinin etki ettiği alan 5'e bölünüyor. Ağzından itirabern ilk 1/5'lik alanda tam hasar, sonraki 2/5'lik alanda yarı hasar, sonraki 2/5'lik son alana dörte bir hasar veriyorsun.

3. Meyvenle bağırsaklarını değişime uğratarak yanıcı bir gaz üretip bunu ciğerlerindeki oksijenle karıştırıp ağzından çıkartmanı sağlıyor. Bir nevi ağzından ossuruyorsun.  Ateş çıkartırken nefes alamazsın. Aynı zamanda dişlerinde değişime uğruyor. Dişlerini özel bir madde kaplamış durumda ve aktif bir şekilde yenileniyor. Bu madde bir nevi çakmak taşı işlevi görüyor. Ağzından çıkan gaz dişlerindeki maddeye çarpıp alev alıyor. Gaz kokusuz,renksiz ve tatsız.

4. Başlangıçta nefesini en fazla 1 dakika kullanabilirsin. İstersen tek seferde kullan istersen parçalara bölüp. 1 dakikayı geçtikten sonra bağırsaklarındaki gaz bitiyor. Tamamen yenilenmesi 1 saat, 1 dakika sürüyor. Yada 30 dakika, 30 saniyede yarısı yani 30 saniyelik yenilenir. Hesabı sen yaparsın. Süre ile ilgili kısıma verdiğin her puan için fazladan 1 dakika daha elde ediyorsun. Ek olarak 61 dakilalık yenilenme süreside 1 dakika düşüyor.

Franky

Mesaj Sayısı : 401
Kayıt tarihi : 08/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kasai Kasai No Mi

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz