Gizemli Ay Işığı[Cygr]

2 sayfadaki 4 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki

Aşağa gitmek

Geri: Gizemli Ay Işığı[Cygr]

Mesaj tarafından South Blue Anlatıcı Bir Cuma 05 Şub. 2016, 01:50

Kaptan Rubrum'un sana verdiği görev gereğince karargahta kütüphanede Tapınakçılar üzerine yazılar okuyorsun. Karargahı ve ada halkını tanımak için teftişe çıkıyorsun. Henüz gerçek bir görevin olduğun söylenemez, işe 8'de gelip akşam 5'te çıkıyorsun. Herhangi bir sorun olmazsa yetkililer bu saatlerde gelip gidiyor zaten. Haftanın her bir günü bir yetkili nöbetçi kalıyor, senin için henüz bir nöbet yazılmamış, iki hafta sonra nöbetin her pazartesi olacak ve bütün gece üste kalman gerekecek. Sonra ki gün izinli olacaksın. Yani Salı sabahı 8'de karargahtan çıkıp, perşembe günü 8'de döneceksin.

Aşçı memnuniyetle sana sandviç hazırlayabileceğini, istersen daha sağlıklı yiyecekler hazırlayabileceğini de söylüyor. Tek yaşamanın zorluğuna dem vuruyor.
"Ne zaman ev işinde zora düşersen bana haber verebilirsin, ben oldukça yetenekliyimdir." diyor ve gülümsüyor sana.

Pazar günü erkenden gittiğin Kilisede, papazla konuşuyorsun ama durumu pek hoş karşılamıyor. Aklına güzel anılar gelmiş gibi gülümsüyor yaşlı adam. "Ahh." diye iç geçiriyor ve gözleri uzaklara dalıyor.
"Ne güzel bir gündü o. İkisinin nikahını kendim kuydım." diyor, buradan yürümek işine yaramaz gibi, ama anlatmak istediği bir hikaye gibi görünüyor. Belki izinli gününde gelip konuşabilirsin, böylece bu ikisi hakkında bir şeyler öğrenebilirsin.

Çarşamba gecesi Kaptan'ın evine girdiğinde sıradan kadın evi görüyorsun, düzenli, her şey uyum içinde. Holden girdiğinde sol tarafta ufak bir mutfak var. Açık sarı renkteki mutfak, kahverengi dolaplar, siyah fırın ve buzdolabı var. Fırının üzerinde bir çivide sıcak korumalı eldivenler asılmış. Çivi mavi bir askılıkla süslenmiş. Dolaplarda gümüş çatal bıçak seti var, gümüş kaplama da olabilir. İki türlüde önem veriyor görünüyorlar. Hole tekrar çıkıp sağdan birinci odaya girersen salonu göreceksin. Mutfağın yaklaşık 3 katı. Aynı sarı renkte ve kahverengi süslemeler var. Büyükçe bir televizyon, siyah deri koltuk takımları var. Salonun sağ üst köşesinde balkon var. Balkondan neredeyse tüm ada görünüyor. Kilisenin bahçesi de rahatlıkla görünüyor. Salonun bir kısmını ise 6 kişilik yemek masası kaplamış. Çok sık misafir alıyorlar gibi görünüyor.

Holden sağdaki ikinci oda ise yatak odası. Koyu mavi kaplamalara sahip çift kişilik büyükçe bir yatak ve açık mavi dolap var. Aynalı komidin iki mavinin arasında, oda ise sarı ile beyaz arası bir tonda, yerde pembe bir halı var, odayla çok uyumsuz duruyor. Komdinin üzerinde ikisinin evlendiklerinde rahiple çekildikleri resmi görebiliyorsun. Bir de kolye var. Rubrum'a ait olduğunu düşündüğün kolyenin içinde Azul'un resmi var.
Evden istediğini alabilirsin.

2 hafta boyunca bir gariplik olmuyor. Sonra ki perşembe, izinli olduğun gece Rahip'i takip ederken Rubrum'un evine geliyor. Sonrasında 3 tane daha tanımadığın adam geliyor. Birinin uzun şovalye kılıcı var ve diğer ikisi rahip gibi giyinmiş ama gençler...
Aşçı Uzman Başçavuş Amarillo:
Rp Out:
Görevini yazmayı unutmadım aslında, sadece belirtecek kadar önemli olduğunu düşünmedim. Kütüphanede okudukların üzerine bir şeyler yazacaktım ama zaten verdiğim ipuçlarını hemen yakaladığın için 2. rp'de vereceğim detayları vermedim.

Normalde yediğin öğün sayısı 2 karargahta. Kahvaltı ve öğle yemeği, akşam yemeğini sen yemelisin, bunun üzerine bir de gece uyumayıp ekstra olarak milleti dikizliyorsun, ekstra yemende fayda var.

South Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Gizemli Ay Işığı[Cygr]

Mesaj tarafından Misafir Bir Cuma 05 Şub. 2016, 23:46


Kaptan Rubrum benimle dalga geçiyor olmalıydı. Lanet olsun ona. Beni ne sanıyor bu kancık! Verdiği göreve bak, çay demle. Kütüphanede tapınakçılar üzerine araştırma yapacakmışım. Siktirsin gitsin, kendi kıçını yalasın kevaşe. Kütüphanede araştırma yapıyormuş gibi yapacağım. Ama gözden uzak bir yere geçip uyuklamak daha iyi olacak benim için. Benim işim geceleri ipucu aramak olacak anlaşılan... Rubrum kesinlikle bu işin içinde bir yerlerde olmalı bana böyle bir görev verdiğine göre. Beni pasif tutmak istiyor, küçümsüyor. Küçümsemesi benim iyiliğime şu anda. Beni küçümsemesini sağlamaya devam etmem gerekiyor. Ona ve Azul'a rapor verirken andavallı gibi davranacağım. Beni daha da küçümsesinler, küçümsesinler ki tedbiri elden bıraksınlar...

Aşçı Amarillo oldukça güleryüzlü, konuşkan bir hanımefendi. Kendisine kanım çabucak ısınıverdi. Umarım yemeklerime bir şey katmaz... İlk yemeğimi sandviç olarak hazırlatıp sokaktaki aç birisine verip, yediğinde bir anormallik olup olmayacağına bakacağım. Tapınakçılar şakaya gelmez. Tedbiri elden bıraktığım anda götürürler kellemi... Amarillo hanım istersem daha sağlıklı yiyecekler de yapabileceğini söyleyerek, ev işlerinde ihtiyacım olursa yardım edebileceğini belirtti. Bende teşekkür edip güler yüzle “Akşamları için bir öğün sağlıklı yiyeceklerinizi, sizin için mahzuru yoksa şuracıkta yerim. Ama gece için iki sandviç rica edeceğim. Ayrıca sizde benden çekinmeyin lütfen, ne zaman bir şeye ihtiyacınız olursa beni bulabilirsiniz. Elimden gelen yardımı yapacağım,” diyerek karşılık verdim. Yapacağı sağlıklı yiyecekleri taşıma güçlüğü nedeniyle, geceleri takiplerimde zorluk çıkarabilir. Bu yüzden kendisinden akşamları sağlıklı yemek,gece için ise iki sandviç isteyeceğim. Ayrıca onu öveceğim her seferinde. Kibar davranıp elinize sağlık, çok güzeldi demeyi hiç unutmayacağım.
Ben kıymet bilirim... Bana iyi davranan Amarillo'nun başımın üzerinde yeri var. Şimdi bir daha düşününce aslında oldukça tatlı bir hatun kendisi. Mavi saçlı, mavi gözlü, saçları arkadan örülmüş, önden beyaz dantelli bir taç ile oldukça güzel duruyor. Asıl güzel yanı ise gülümsemesi, gülümsediğinde insanın içi ısınıyor resmen. Çizgili, çiçekli turkuaz rengi eteği; kırmızımsı kareli gömleği ve beyaz önlüğüyle oldukça şık duruyor. Aşçı deyince aklıma hep şişko, bıyıklı beyaz önlüğün içinde bol bol terleyen huysuz Guliano gelir aklıma, kendisi bizim eğitim dönemimizdeki aşçımızdı. Amarillo kafamdaki tüm aşçı imajını baştan aşağı yeniledi. Kendisinden her gün yemek alırken, teşekkür edip kibar davranacağım. Adadaki sorunları çözünce vaktim olursa bir gün kendim ona yemek ısmarlamak isterim. Hep ondan hep ondan olmaz. Ancak şimdi tapınakçılara odaklanmam lazım. Dikkatimin dağılmasına izin veremem.

Pazar günü, papaz benim eşcinsellere ibne dememi hoş karşılamadı. Bu ne biçim bir din böyle. Tanrının yarattığı doğal üreme sistemini üstün tutmamış, zevk veren eşcinselliği yasaklamamış. Hatta papaz efendi ben bu soruyu sorunca dalıp gitti uzaklara... Ağzında “Ahh, ne güzel bir gündü o. İkisinin nikahını kendim kıydım,” gibi bir şeyler geveledi. Sanırım Rubrum ve Azul'dan bahsediyor. Daha sakin bir zamanda gelip bilgi alabilirim. Bu konuda konuşmaya hevesli görünüyor. Pazar günü başka önemli bir gelişme olmadı.

Tüm hafta yine olağan bir şekilde geçti. Çarşamba gecesi Rubrum ve Azul'un evine gizlice girdiğimde, anormal bir şeyle karşılaşmadım. Normal bir kadın eviydi. Buna oldukça şaşırdım, bozuldum ve sinirlendim. Öylesine emindim ki Rubrum ve Azul'un bu işin içinde olduklarına. Resmen hayal kırıklığına uğradım. Evde olağan dışı hiç bir şey yok. Rubrum'a ait olduğunu düşündüğüm, içinde Azul'un resmi olan bir kolye buldum. Bunu şimdilik ödünç alacağım. Ayrıca yerlerden bol miktarda saç toplama şansım oldu. Tek ilgimi çeken şey ise 6 kişilik yemek masası ve yemek takımlarının ortalıkta olmasıydı. Bunlar sadece 2 kişi olmasına rağmen neden 6 kişilik takımlar piyasada olsun ki. Demek ki misafir geliyor olmalıydı ama ben kimseyi girip çıkarken görmedim. Acaba gizli bir girişi mi var, diye tüm evi bir daha taradıysam da bir şey bulamadım. Yakalanmadan çıkmakta fayda var.

Sonraki 2 hafta boyunca olağandışı bir şey olmadı. Kafayı yemek üzereydim artık. O kadar emindim ki halbuki... Kendimden şüphe etmeye bile başladım. Acaba ben mi kuruntu yapıyorum diye. Pazartesi günü nöbet tuttuğum için kimseyi takip edemedim. Ama içim içimi yedi. Ya bugün yaparlarsa, ya bilerek beni nöbete bıraktılarsa düşünceleri yankılandı durdu kafamın içinde. Ya bütün emeğim boşa giderse. Ertesi gün artık yapabileceğim bir şey yoktu. Salı sabahı kahvaltımı yaparak evime geldim. Güzel bir uyku çekmenin zamanı gelmişti artık. Gündüz rahip efendiyi takip etmenin bir gereği yoktu. Kimse gündüz gözü ile bir iş karıştırmaz. Hele rahip efendinin kendi işi düşünülürse, kiliseyi boş bırakamaz güpegündüz. En güzeli şöyle güzelcene bir banyo yapıp, sonra 7-8saat vurup kafayı yatmak. Daha sonra Amarillo'nun yanına uğrayıp güzelce karnımı doyurup takibe devam edeceğim. Elbet bir yerlerde açık verecekler. Ne güzel ki çarşamba günü ben boşken onlar gene çalışıyor. Sabah Amarillo'nun yanına uğrayıp hatır soracağım, ardından yardım edebileceğim bir şey var mı diye soracağım. Öğleden sonra ise kiliseye giderek Rahip efendinin ağzını yoklayacağım geçen seferki Rubrum ve Azul'un nikahıyla ilgili. Sonrada rutinime devam edeceğim.
İzinli olduğun gece Rahip'i takip ederken Rubrum'un evine geldi. Sonrasında 3 tane daha tanımadığım adam geldi. Birinin uzun şövalye kılıcı var ve diğer ikisi rahip gibi giyinmiş ama gençler... Sonunda işler ilginçleşmeye başladı. Sanırım tapınakçı ibneleri buldum sonunda. Tahmin ettiğim gibi rahip, Rubrum, Azul hepsi bu işin içinde. Hızlı bir karar vermem gerekiyor. Geceleri özellikle koyu renk giyinirim gölgelerde görünmemek için. Yüzümü bir kumaş parçasıyla saklayıp, sürünerek camın dibine gelerek dikkat kesilerek bir şeyler duymaya çalışacağım. Bu benim haftalar sonucu olan takibimin meyvesini toplama zamanı. Bir şeyler duymayı başarırsam benim için çok iyi olur ama asıl önceliğim kendimi açık etmemek. Ayrıldıkları zaman ise, şövalye kılıcı olan adamı takip edeceğim. Artık tapınakçılara ait bir şeyler bulmayı umuyorum.

Birden kafamda planlarda peydahlanmaya başladı yeniden. Bir yanım “Çıkacak sonuca göre karargaha haber ver,” diyor. Ama bana inanırlar mı, sonuçta üst rütbeli iki kişi aksini savunacaktır. Bu işin sonu iyi olmaz, bana inansalar bile bu ikisini nasıl tutuklayabilirim ki. Askerler onlara sadık olacaktır. Benimde ikisiyle birden baş etmem mümkün değil. Karargahtan bir rütbelinin gelmesini istesem mi acaba, yok bütün başarıyı o üstlenir bu seferde... Rahip efendiyi öldürüp, onların üstüne atsam gene işler karışacak. İki üst rütbeli biz yapmadık derse askerler onlara inanır. Ada halkı onlara inanır. O zaman tek çıkış yolum kaldı. Evet bu mükemmel bir yol, bunu yapmak istemem ama Azul ve Rubrum'u öldürüp rahip efendinin üzerine atacağım. Rahip efendiyi zaten takip ediyorum. Şimdiki takip edeceğim şövalyenin beni tapınakçılara ulaştıracağını düşünüyorum. Rahip efendinin de evini bir ara arayacağım. Evin boş olduğu bir gün tapınakçılarla ilgili kanıt arayacağım, bulamazsam kendim şu tapınakçı olduğundan şüphelendiğim şövalyenin takibinin sonucunda elde eder, evine yerleştiririm. Planım şu: Rahip efendi, Rubrum ve Azul'u çok önemli bir olay olduğunu söyleyerek, Rahip efendi ya da Rubrum'un evinde toplayacağım. Konuşacağım konu şovalye ve gençler hakkında olacak, onları gördüğümü, benimde onlara katılmak istediğimi, sadakatimi sunacağımı anlatacağım Bir fırsatını bulup içeceklerine ezdiğim extasy haplarını atacağım, asıl amacım bu. Hepsine 2'şer tane hapı ezip atacağım. Onlar kafayı bulduğunda ise üçünü de öldüreceğim. Öldürme planım ise, haplar etki ettikten sonra zaten onlara katılmak istediğimi söylediğim için, ağızlarından alabildiğim kadar bilgi aldıktan sonra rahip efendiyi lavaboyu sormak için diğerlerinden ayıracağım, ardından ağzını kapatıp, kalbine hançerimi sokacağım. Sonra da rahip efendiye bir şeyler oldu gelin diye yaygarayı basıp onlar bakmak için geçtikten sonra arkada kalanın ağzını kapatıp boğazını keseceğim, diğerini de gafil avlamayı umuyorum. Sırtına hançerlerimi fırlatıp çizmemdeki hançerleri çekip üstüne atılacağım. Extasy'nin etkisi altında olacakları için bir boğuşma çıkmasını beklemiyorum.

Bu iş tereyağından kıl çeker gibi olacak. Ardından, ortalığı dağıtıp kavga çıkmış izlenimi yaratacağım. Evdeki bıçaklardan birisini rahip efendinin eline verip, Azul ve Rubrum'un yaralarının üzerinden o bıçakla geçeceğim. Ardından Rahip efendinin tapınakçı olduğunu bu yüzden Azul ve Rubrum'u öldürdüğünü, benim zor kurtulduğumu, intikamı almak ve kendimi savunmak için onu öldürdüğümü anlatacağım. İçeceklerimize bizi sersemletecek bir şey kattığından bahsedip bizi gafil avladığını söyleyeceğim. Rahip efendinin evine, tapınakçılarla ilgili bir iki şey yerleştirirsem halk tapınakçılara kin güdecektir. Askerlere Rubrum ve Azul'un intikamını almak için tapınakçılara karşı kesin bir savaş açtığımı deklare ederek emirlerime uyun ve birlikte tapınakçılara bu adayı dar edelim diyerek, şövalye ve diğer iki gencinde önceden açık ettiğim mekanlarına, askerlerle baskın vereceğim. Bu planı uygulamak için acele etmeyeceğim, önce şövalyeyi takip edip tüm mekanlarını açığa çıkarmam gerekiyor. Ardından iki genç rahiple bağlantıya geçtiği anda onları da takip edip mekanlarını açık edeceğim. İş nereye kadar uzanıyorsa hepsini takip edeceğim. Rubrum ve rahip efendiden alabildiğim bilgi olursa onları da kullanacağım. Ardından doğru yerde, doğru zamanda planımı uygulayacağım. İki üst rütbelinin yeri boşalınca da doldurmak için birisi gerekecek, onun ben olacağımı umuyorum. Rubrum'un yerine Kaptan ben olmalıyım. Bu planla büyük bir terfiyi hak ettim, üstteki iki rütbelinin ihanet içinde olmasına rağmen adayı temizleyeceğim. Bu benim görevim...

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Gizemli Ay Işığı[Cygr]

Mesaj tarafından South Blue Anlatıcı Bir Salı 09 Şub. 2016, 22:49

Ekmeği yolda gördüğün bir çocuğa veriyorsun, afyetle yiyor ve bir ton teşekkür ediyor. Ekmekte bir sorun varmış gibi görünmüyor. Hiç bir olmayacağını düşündüğün sırada eve banyo yapmaya gidiyorsun ve Amarillo'yu ziyarete gidiyorsun, karnını doyurup bir süre muhabbet ediyorsunuz ama bu sırada kilisede olmadığın için çıkan yaşlı adamı göremiyorsun.

Rahibe Rubrum ile Azul'un nikahını sorduğunda sana bunu öğrenmek istiyorsan onlara sormalısın diyor biraz kızgın biraz hayretle, sonrasında sana bakıp, "Yok mu senin kafana göre biri, seni burada nikahlayalım. Ayıptır söylemesi, evlendirdiğim hiç bir çift ayrılmadı daha. Kutsal adam derler bana buralarda." diye kendini övüyor. Kafayı yemiş bu yaşlı adam.

Takibin sonucu Rubrum'un evinin önünde ki toplantıyı görüyorsun, ama camın altına geldiğinde bir şey duyamıyorsun. Toplantıdan sonra şovalye kılıcı olan adamı takip ediyorsun. Senin geldiğin kıyıya doğru yürüyüp, sahilde bir 20 dakika yürüyor, orada bir mağara ağzı gibi bir insanın çok zor sığabileceği bir deliğin ağzına geliyor ve ben geldim diye bağırıyor, sonrasında sürünürek o delikten giriyor. Oradan girmek çok zor olacaktır.

Rubrum, Azul ve Rahibi Rubrum'un evinde topluyorsun. Daha önce gördüğün 6 kişilik masaya oturuyorsunuz, sen daha konuşmaya başlamadan Azul ve Rubrum çay getirmeye gidiyorlar. O sırada rahip ayakta camdan dışarı bakıyor, Rubrum ve Azul ise tatlı getirmek için içeri gidiyorlar, çaylar masada duruyor. Haplarını kullanmak için fırsatın olabilir...

Rp Out:
Bir daha üst rütbelilere saldırırsan bu kadar kolay kurtulamazsın, aklında bulunsun. Planlarını ona göre yap.

South Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Gizemli Ay Işığı[Cygr]

Mesaj tarafından Misafir Bir Perş. 11 Şub. 2016, 23:42

Amarillo'nun verdiği yemeği sokaktaki aç bir çocuğa verdiğimde, çocuk minnetle defalarca teşekkür etti. Yeyince de hiç bir şey olmadı. Boş yere günahını almışım Amarillo'nun. Ama tedbirli olmakta fayda var.

Rahip efendi neyin kafasını yaşıyor anlamadım. Geçen haftaki yaklaşımınından eser yok. Rubrum ve Azul ile ilgili bilgi vermedi şerefsiz herif. Çok istiyorsan git kendilerine sor diyor bir de piç. İşin en saçma kısmı ise bana yok mu birisi senide evlendireyim, benim evlendirdiğim çiftler boşanmaz diyor. Benimle taşak geçiyor bu herif.

Takiplerim sonuç verdi, ancak Rubrum'ların evine sürünerek yaklaştığımda, üstüm başımın pislik içinde kaldığı yetmezmiş gibi hiç bir şey de duyamadım. Lanet olsun, lanet olsun hepsine. Sonra işler gene ters gitmeye devam etti. Şövalye kılıcı olan adamı takip ettim ama herif 20 dakika kadar geldiğim yöne doğru yürüyüp sahilde bir mağaraya girdi. Ben geldim diye bağırdıktan sonra sürünerek girdi içeri. Mağaranın girişi de oldukça dar ve içerisi hakkında hiç bir fikrimde yok. Daha sonra buranın kapısında pusuya yatmam gerekiyor giren çıkanı tespit etmek için.

Rahip, Rubrum ve Azul'u, Rubrum'un evinde toplayabildim. Daha önce de gördüğüm 6 kişilik masaya oturduk. Şansa bak, ben daha konuşmaya başlamadan Rubrum ve Azul çay getirmeye gittiler. Ardından da tatlı getirmeye gittiler. Bu sırada rahip efendi de camdan dışarı bakıyor. Çaylar da masada duruyor. Bu benim için fırsat. Şansım döndü anlaşılan ancak hala çok tehlikeli zira rahip camın yansımasından hapları attığımı görebilir. Başka bir fırsatım olacağını da düşünmüyorum. Tek yapabileceğim şey rahip efendinin dikkatini dağıtıp hapları atmak. Buradan geri dönüş yok artık. Rahip efendiye içerinin havasız olduğunu söyleyip camı açmasını rica edeceğim. O camı açarken bardaklardan birisine hapları atacağım, Sesi takip edip camı açınca “şu büyük ışık gelen bina kime ait diye soracağım”, işaret ederek. İşaret ettiğim yere bakarken “şu mor süslemeli binanın yanında olan hani diyeceğim” bu sırada diğer 2 bardağa da hapları atacağım. Mor süslemeler ada boyunca çok yaygın zaten, bu yüzden bir şey anlamaz heralde. Sonrada kalkıp rahip efendinin yanına giderek “işte şu bina” diye işaret edeceğim. Ve hepsinin çaylarını içmesi için dua edeceğim. Yapabileceğim başka bir şey yok. Bunlar haplanmazsa beni üçe karşı bir, ikisi üst rütbelim, çok rahat yenerler.

Rp out: Rpde ifade hatası yapmışım, hemen saldırmak niyetinde değildim. Önce diğerlerini falan takip edeceğim zaman o şekilde geçecek diye düşünmüştüm. Ama madem iş buraya geldi yapacağım bir şey yok.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Gizemli Ay Işığı[Cygr]

Mesaj tarafından South Blue Anlatıcı Bir C.tesi 13 Şub. 2016, 03:19

Planladığın gibi Rahib'in camı açmasını sağlayıyorsun. Ama sen binayı tasvir ederken sana bakıyor, dönüp binaya bakmasına gerek duymadan "O bina mı, ah o bina kiliseye ait. Her birinden gelen kiralar ile Kilise adanın ve South Blue'nun fakirlerine yardımcı olur. Sen de kiraya çıkmak ve yardım etmek istersen ev ayarlayabilirim sana. Karargahta kalmak çokta rahat değildir ha? Ne dersin?" diyor. Bu sırada sen bir bardağa habı atabilmiş durumdasın ve az sonra da Azul ve Rubrum geliyor zaten. Ellerinde tatlılar masaya geçiyorsunuz.

Hal hatır konuşmalarından sonra merakla sana bakıyorlar. Sonuçta bu toplantıyı isteyen sendin. Azul bir şeylerden şüphelenmiş gibi seni kesiyor. Ayağını tempolu şekilde yere vuruyor, bir süre sonra vurması bayağı hızlanınca Rumrum ona bakıp, "İyi misin canım?" diye soruyor, Azul'un gözleri çökmüş gibi, "Biraz yorgunum sanırım, musadenizi isteyeceğim. Uykusuz kaldım sanırım." diyor ve ayrılıyor, şimdi Rubrum telaşlı, biricik eşinin nesi olduğuna bakmak istiyor ama bir yandan da misafiri bırakmak istemiyor. Şimdi hepsi aceleci gözlerle sana bakıyor...
Rp Out::
Uzun ışıklı bina? Rp'de böyle şeylere karar veremezsin, bir seferlik görmezden geliyorum.

South Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Gizemli Ay Işığı[Cygr]

Mesaj tarafından Misafir Bir Paz 14 Şub. 2016, 16:29

Lanet olsun! İşler hep ters gitmek zorunda mı? Rahip ibnesi, sikti belamı resmen. Bir yer soruyoruz insan dönüp bir bakar değil mi ? Yavşak yavşak konuşmayı biliyor anca herif. Sikerler hepsini. Azulda bir şeylerden kıllanmış gibi bakıyor bana. Sonunda rahatsız olduğunu belirtip içeri gitti yatmaya. Rubrum'da telaşlandı, içeri gidip eşine bakmak istiyor. Rahip ise konuya girmem için sabırsızlanıyor. Rahip efendiyi gördükçe sinirim tepeme çıkıyor resmen. Lanet herif...

Hemen yeni bir plan yapmam lazım. Yoksa işler, daha çok boka saracak. Kaptan Rubrum'a “Eşinize bir bakın isterseniz, benim meselem o kadar da acil değil. Bir sıkıntısı varsa olmazsa doktor çağıralım,” diyeceğim. O bakmaya gidince gene rahiple başbaşa kalacağız. Bu sefer Rahip efendiyi saf dışı etmek zorundayım. Kaptan Rubrum gidince, daha önce çaldığım Rubrum'un madalyonu olduğunu düşündüğüm madalyonu masanın altından rahip efendinin zorlukla uzanacağını düşündüğüm ona yakın, bana uzak, masaya ters olan bir yere doğru sessizce atıp “Şu sizden düştü sanırım,” diyeceğim. O, ona bakıp almak için hamle yaptığında bende kalan bardaklara haplarımı atacağım. Bu planda tutmazsa, Rubrum'un Azul'a bakması için ısrar edip, kendimde su içmek için mutfağa gideceğim. Mutfakta çaydanlığın dem kısmının içine kalan haplarımı boca edeceğim. İkinci bardaklar içilirken etki eder hiç olmazsa.

Rp Out: Pencerede bahsettiğim non spesifik bir binaydı dönüp araması için. Şu kuş kartal mı, şu ağaç elma ağacı mı, şu gelen rahibe xxx mi gibi bir çok varyasyonu yaratılabilir. Yani o sırada karakterim zaten yalan söylüyor hiç öyle bir bina olmayadabilir tek amacım rahip dışarı baksın.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Gizemli Ay Işığı[Cygr]

Mesaj tarafından South Blue Anlatıcı Bir Salı 16 Şub. 2016, 10:43

2. Planın başarılı oluyor. Rubrum eşine bakmak için gidiyor ama bir süre sonra çığlığı basıp koşarak geri geliyor. "Azul, Azul uyanmıyor. Ateşi de var sanki." diyor öfkeyle, Rahipten beklenmeyecek bir ataklıkla atılıyor hemen. Hemen birlikte çıkıyorlar odadan ve Azul'u almaya gidiyorlar. Doktor'a götürecekler. Bu sırada istediğin şeye habını atabilirsin, ya da onları takip edebilirsin.

Kalır etrafı karıştırmak istersen, yine bir şeyler aşırabilirsin, daha sonra işine yararlar belki. Kalmayıp onlarla gidersen, Rubrum'un sana güveni artabilir. Doktora gittiğinizde doktor, Azul'un ne içmiş olabileceğini analiz edecek...
Rp Out:
Önemli burası, o yüzden kararını bekleyeceğim.

South Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Gizemli Ay Işığı[Cygr]

Mesaj tarafından Misafir Bir Salı 16 Şub. 2016, 17:58

Rahip efendinin adadaki en büyük orospu çocuğu olduğuna karar verdim. Şerefsiz tüm planlarımı teker teker sikip attı. Şimdide Rubrum, Azul uyanmıyor diye yaygarayı bastı. O uyuz rahip birden canlandı sanki. Kendinden beklemediğim bir atiklikle hemen atıldı. Rubrum ve Rahip efendi Azul'u doktora götürecek. Tüm planlarım boşa gitti... Öyle böyle bir sinir değil şu an hissettiğim. Resmen kendimi yırttım bu planlar için. Şimdi ne yapmalıyım?

Hemen bir karara varmam gerek, ya evde kalır onların dönmesini beklerim. Ama bu uygun olmaz çünkü yabancı bir evde tek başıma ne işim var? Üstelik kaybolan bir şey olursa benden bilirler. Dolaplarındaki bir içeceğe hap karıştırıp sonra gidebilirim ama bu hayli gereksiz olur. Hapların etkisi çıktığında onların yanında olmam gerek. Onlarla beraber doktora gidebilirim ama ya doktor Azul'un benim haplarım yüzünden bu hale geldiğini anlarsa, işte o zaman yanlarında olmak istemem. Belki de istifayı basıp kaçmalıyım. Bu adada benden üst rütbeli iki kişi tapınakçı. Ayrıca tapınakçıların kendi üst rütbelileri var, ki eminim benden güçlü olanları vardır. Lanet olsun, her şeye çok yaklaşmıştım. O rahip efendi dışarı baksaydı şimdi denizciler içinde parlak bir subay olacaktım...

Şuan kaçmalı mıyım? İstifa mektubumu bırakıp, ilk bulduğum gemiyle adadan ayrılıp bir korsan avcısı olmalıyım belki de. Yaşamak için tek yolum bu olabilir. Beni bu yaşlara getiren denizciler, ailemin yokluğunda  bana bir yuva sağladılar. Bense ilk karşılaştığım zorlukta onları bırakıp kaçmayı düşünüyorum. Herkesi kaderine terk edip kaçmak...

Hayır! Ben bu değilim. Kaçamam. Burada kalıp, sonuna kadar savaşacağım. Belki de ölene kadar! Hemen yeni bir plan yapıyorum. Rubrum ve Rahip efendiye önden gidip doktora haber vereceğimi söyleyeceğim. “Böylece doktor siz geldiğinizde hazır olacak efendim” diyeceğim. Ardından önden fırlayıp doktoru bulup durum hakkında bilgi vereceğim. Karargahın revirinde hazır olmasını sağladıktan sonra, mutfağa gidip, Azul'un iyileşmesini beklerken ikram edilecek içecekleri Amarillo'ya yaptırıp, yolda içine kimsenin göremeyeceği kuytu bir yerde haplarımı atacağım.  İşimi garantiye almak için içecekleri bizzat getirip ben ikram edeceğim. “Siz çok sarsıldınız lütfen şunu içip biraz rahatlayın, doktor gerekeni yapacaktır,” diyerek Rubrum ve Rahip efendiyi yatıştıracağım Baştaki planımın çok dışında ama ne olursa olsun vazgeçemem. Rahip ve Rubrum'a bir şekilde o hapları içirmeliyim. Kazanmak için görebildiğim tek yol bu...

Edit: Renklendirmeler yapıldı

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Gizemli Ay Işığı[Cygr]

Mesaj tarafından South Blue Anlatıcı Bir Çarş. 17 Şub. 2016, 22:44

Rubrum sana teşekkür eden gözlerle bakıyor. Karargaha hızlıca gidiyorsun ve reviri hazırlatıyorsun, durumu anlayan Doktor serum ve bazı ilaçlar hazırlıyor. Panzehir ve zehir testlerini hazırlıyor. Azul geldiğinde neredeyse her şey hazır, mutfağa gidip içeceklerle geri geldiğinde odada bir kaç tane daha askerin oturduğunu görüyorsun, yanında getirdiğin çayı Rahib ve Rubrum'a veriyorsun, doktor ise ağzında maskesi olduğu için reddediyor içeceği. Yeni gelen askerlere verebilirsin.

Doktor bir kaç kan testi, tükürük örneği ve vücut incelemesi yapıyor. Vücut incelemesi yaptığı sırada herkesin dışarı çıkmasını istiyor. Rubrum hareketlenmiyor zaten eşi olduğu ve Karargahtaki en rütbeli olduğu için kimse ısrar etmiyor. Rahip ayağa kalktığında dengesini kaybedip, düşecek gibi olunca Doktor hemen durumu çakıyor. "Hepiniz zehirlenmiş olmalısınız. Lanet olsun!" diyor ve destek çağırıyor, den den mushi'yi çıkarıp anons yapıyor, "Herkes zehir testi yapmak için revire gelsin, hemişereler aranıp merkeze çağırılsın. Kod Mavi. Kod MAVİ!"

Sonrasında bir kaç hemşire asker gelip yatak kalanları daha geniş revire alıyorlar. Çay bıraktığın yerde sehpanın üzerinde duruyor...

South Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Gizemli Ay Işığı[Cygr]

Mesaj tarafından Misafir Bir Perş. 18 Şub. 2016, 00:01

Karargaha gelip doktoru buldum, hazır olmasını sağladım. Bu sırada mutfağa gidip içecekleri hazırlatıp geri döndüm ki, planlarım bir kez daha berbat olmuştu. Ulan revirde hastanın yanında o askerler ne geziyor. Bir kere ya bulaşıcı hastalık varsa? Bari kapıda nöbet tutun insafsızlar, ne işiniz var içeride? Çayları rahip ve Rubrum'a verebildim ama bu askerler ne olacak? Bir kez daha planlarım hüsranla sonuçlandı. Yeni, yine, yeniden...

Doktor birkaç tetkik için örnek topladıktan sonra muayene etmek için odanın boşaltılmasını istedi. Rubrum yerinden kıpırdamadı. Ancak rahip kalkarken fenalaştı... Doktor hemen atıldı "Hepiniz zehirlenmiş olmalısınız. Lanet olsun!" deyip destek çağırmak için, den den mushi'yi çıkarıp anons yaptı, "Herkes zehir testi yapmak için revire gelsin, hemşireler aranıp merkeze çağrılsın. Kod Mavi. Kod MAVİ!" Bu sırada sehpanın üzerinde kalan çaya gözüm takılıp kaldı. Ya anlarlarsa? Rahip efendiye yardım etmek için yaklaşıyormuş gibi yapıp, sehpanın oraya geldiğimde, tansiyonum düşmüş gibi yaparak yere düşeceğim. Düşerken de çay üstüme devrilmeyecek şekilde sehpayı devireceğim...

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

2 sayfadaki 4 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz