A Grubu : Shingen- Wİksax-Bacon

2 sayfadaki 6 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki

Aşağa gitmek

Geri: A Grubu : Shingen- Wİksax-Bacon

Mesaj tarafından Misafir Bir Çarş. 10 Şub. 2016, 21:51

Düzlüğe vardığında tabanlarıyla toprağı sürer şekilde frenlemişti kendini. Konforsuz bir yolculuk geçirse de eğlenmişti. Gülümsüyerek kalktı yerinden. Kalçası uyuşmuştu, yolda zıplayıp durduğu için normal olduğunu düşünerek umursamamıştı bu durumu. Etrafa dağılmış silahlarını toplamaya koyulmuştu hızlıca. En son gürzü aldığı sırada ise unuttuğu bir şeyin fakına varmıştı. Bakışları hızla sağda solda gidiyordu. İniş yaptığı yerde kalkanını arıyordu gözleri. Ayak izleri bile topraktaydı hala, orda durmuştu ama kalkanı yoktu. Sağ elini ardına yapışan kalkana götürdüğündeyse aklı durmuştu kısa süreliğine. Gürzün sapını ağzına aldı ve boşta kalan iki eliyle kalkanı çekmeye başlatı çökerek. Düşmanlarının bu durumda görmesinden korkuyordu ve hareketleri aceleciydi.

Kalkanı çıkarırsa ormanın içlerine doğru yoluna devam edecekti. Son durumunda ise keyifli halinden eser kalmamıştı. Öfkeli suratıyla ormanın içinde ilerleyecekti öylece. Yürüdükçe ağırlaşan kolları zaten her an patlayacak halini daha da harlayacaktı. Sinirden dişlerini sıkıp, her saniye daha da sert sıkmaya başlayacaktı. İki dakika sonra sinirine yenilmiş ve mızraklardan birini çıkarıp ortasından kırarken bulacaktı kendini. "Gelin siktiklerim! Geberteceğim sizi hemen gelin!" diye bağıracaktı avazı çıktığı kadar. Mızrağı dört parçaya kırdıktan sonra etrafa fırlatatacaktı, tüm bunlar olurken de ağzından salyalar saçacaktı. İyice kudurduğunda sinirlerini bir yere boşaltması gerekecekti, oysa rakiplerinden en ufak bir iz yoktu etrafta.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: A Grubu : Shingen- Wİksax-Bacon

Mesaj tarafından Kyros Bir Cuma 12 Şub. 2016, 00:22

Wiksax Rayl
Sese doğru bir kaç dakika boyunca ilerledikten sonra bir ceylan görüyorsun. Muhtemelen sesi bu hayvan çıkarmıştı. Sonra bir ceylan daha görüyorsun. Sanki bir şeyden kaçıyorlar. Ceylanların hemen ardından bir ayı görüyorsun. Aklına ilk, ceylanlar ayıdan kaçıyor gelsede bir süre sonra ayınında kaçtığını fark ediyorsun. Sayısız hayvan kuzey-batıdan kaçıyor gibi duruyor. Bir süre ağaçların ardında tetikte bekledikten sonra uzaktan gelen bir homurtu duyuyorsun. Oldukça büyük bir hayvandan geliyor gibi.


Bacon:
Söve söve kalkanı çıkarmaya çalışıyorsun ama kalkan götüne tam uymuş gibi gözüküyor. Bu yüzden çıkarma çabaların boşa gidiyor. Ne kadar itersen it çıkmıyor bir türlü nalet şey. Aklına sonsuza dek bu kalkanla mı yaşamak zorunda kalacağım gibi kötü düşünceler geliyor.


Shingen Cracher
Duyduğun sesin peşinden gitmek yerine olduğun yerde durmayı seçiyorsun. Uzun bir süre evrendeki yerini ve amacını düşünüp duruyorsun. Neden doğdun? Hayatın anlamı ne? Yaptıklarım ne fark yaratıcak? Doğru bilgi var mı? Varsa bilinebilir mi? Mantı ile ketçap iyi gider mi? gibi bir çok varoluşsal sorunun cevabını arıyorsun benliğinde.




Hepiniz kendi işiyle ilgilenirken uzaktan gelen büyük bir patlama sesi duyuyorsunuz. Patlama sesini başka patlama sesleri takip ediyor.


Bacon ve Zack
Bacon kalkanı götünden çıkarmaya çalışırken bir şey sertçe arka kısmına yani kalkanın olduğu yere çarpıyor. Çarpmanın etkisiyle Bacon kendini yerde buluyor ama iyi haber ise kalkanda çıkıyor. Bacon kendini toplayıp ayağa kalkarsa karşısında garip saç rengine sahip bok kokan bir ucube görecek. Adamın üzerinden dumanlar tütüyor.

Zack patlama yüzünden olan uçuşunu bir metale çarparak tamamlıyor. Metela çarptıktan sonra bir 10 metre daha uzağa gidiyor. Vücudunun her noktasından muazzam bir acı geliyor. Özellikede göğsü ile kalkana çarpan poposundan. Karşısında ise epey iri bir adam var.


Durum: Aranızda 12 metre var. Zack ağır yaralı ama hala savaşabilir.
avatar
Kyros

Mesaj Sayısı : 156
Kayıt tarihi : 08/02/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: A Grubu : Shingen- Wİksax-Bacon

Mesaj tarafından Misafir Bir Cuma 12 Şub. 2016, 02:04

Rayl sese doğru ilerlemişti. Ağaçların ardından neler olduğunu çözmeye çalışırken bir ceylanın sektiğini gördü. ''Ses bundan mı geldi yani?'' diye düşünürken bir ceylan daha geçti önünden. Biraz daha gerilerinde ise bir ayı koşturuyordu. Rayl ''Ne sikko adaya düştük anasını.'' diye homurdanırken bir gerçekle irkilmişti. Aslında ayı da bir şeyden kaçıryordu. Rayl tedirgin olmuştu. Gerideki bir ağaca tırmanacak ve kendini yaprakların arasında iyice gizledikten sonra neler olduğuna bakacaktı. Tam yönelirken arkadan gelen ses onu iyice endişelendirmişti. Bu büyük bir hayvan olmalıydı. Ayının kaçtığı ne olabilirdi? Ayrıca bir hayvanla çarpışmak vakit ve enerji kaybıydı. Gözüne tırmanabileceği uygun bir ağaç kestirdi ve ona doğru yöneldi.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: A Grubu : Shingen- Wİksax-Bacon

Mesaj tarafından Shingen Cracher Bir Cuma 12 Şub. 2016, 09:38

Kuşların olduğu yere gidip gitmemek konusunda dikkatlice düşünmüştüm. Bu adada düşünmeden atacağın her adım seni ölüme götürürdü o yüzden verdiğim bütün kararları olabildiğince emin atmak durumundaydım.

Bir süre olduğum yerde kalmaya karar vermiştim. Acele etmemi gerektirecek herhangi bir şey olmamıştı şu ana kadar. Olabildiğince sakin bir şekilde ilerlemem gerekiyordu. Kısa bir süre sessizlikle baş başa kaldıktan sonra ilerlemeye karar vermiştim. Bu sırada bir patlama sesi duymuş ve biraz irkilmiş ve sevinmiştim. İlk düşmanım kendini belli etmişti açıkçası. Kendini belli eden kişinin ben olmaması oldukça iyi bir başlangıçtı.

Ormanın içinden patlamanı olduğu noktaya doğru eskisinden daha hızlı bir şekilde ilerleyecektim. Bombanın patladığı yere ulaştığımda ise sessizce olan biteni takip edecektim. Bakalım bu acemiler kimdi?
avatar
Shingen Cracher

Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: A Grubu : Shingen- Wİksax-Bacon

Mesaj tarafından Misafir Bir Cuma 12 Şub. 2016, 14:06

Tüm gücüyle çekiyordu kalkanı ama nafile yere uğraşıyordu. En ufak bir yol kat edememişti. Yüzü kızarmış, boynundaki damarlar git gide kalınlaşmıştı. Nasıl böyle bir duruma düştüğünü aklı almıyordu. Gördüğü en zorlu rakipti bu kalkan.

Derin bir nefes verdi, kendini hazır hissettiğinde tüm gücüyle son kez asıldı kalkana, "Puşt Kami!" diye de bağırdı aynı zamanda. Bağırmasıyla eş zamanlı olarak kendini yüz üstü yere yapışmış buldu. Ayakları yerden birkaç santim havalanmıştı o ne olduğunu anlamadan. Süzülerek gökyüzüne uçacağını düşünerek parladı gözleri, ama kısa sürede yere yöneldi. Yüzü toprağa saplanmıştı, kaşını bile oynatacak durumda değildi. Hayattan bezmiş bedeni yavaş hareket ediyordu. Ellerini uyuşukça zemine bastırıp doğruldu olduğu yerden. Arkasına doğru döndüğündeyse bezmiş bakışları canlandı aniden. Kalkan niyahet çıkmış, yerde öylece duruyordu.

Yerde yaralı bir köpek gibi yatan Zac çekti dikkatini. Kalkana çarpan şey bu herifmiydi? İçten içe şaşırsa da tüm bu olanlardan sonra davranışlarında en ufak bir şaşırma ibaresi yoktu. Olayın şokunu yaşamadan atlatmış, yaralı adamın üzerine doğru temkinli adımlarla yürümeye başlamıştı. Bir taratan da onu meraklı bakışlarla süzüyordu. Gürzü sol eline alıp, sağ elini kemerindeki baltara yakın tutmaya başlamıştı.

"Amına koduğumun müptezeli. Sen de nereden çıktın?" dedi, ardından da burnunu çekti havadaki kokuyu almak için. "Bu koku senden mi geliyor ucube?" Adamın kafasında tüten dumana baktığında cevaplamıştı kendi sorunusunu. Bu tüten şey adamın pisliği olmalıydı. Hiç mi suya değmemişti bu herif? Kesin Numien Adası'ndan olmalıydı.

Adamın üzerine doğru depar atar şekilde fırladı, aralarındaki mesafeyi biraz azaltıp kemerindeki baltaları ona fırlamaya başlayacaktı sırasıyla. Atabildiği kadar balta atmayı düşünüyordu. Bunu yaparken de mesafeyi beş metre gibi bir uzaklıkta tutmaya çalışcaktı. Rakibini tanımadığından yakın dövüşe girmek istemiyordu şimdilik. Baltaları fırlatırken de "Kesee!" diye bağıracaktı, saldırısına bu ismi takmayı uygun görmüştü.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: A Grubu : Shingen- Wİksax-Bacon

Mesaj tarafından Zachariah Bir Cuma 12 Şub. 2016, 14:39

Moda girelim:

Yaşam denilen kavramın ne olduğunu hissedebildiğin iki an vardır: Biri çok mutluyken diğeri ölüme çok yakınken. Birbirine zıt olan bu iki duygunun ortası ise, karamsarlıktır. Yavaşça onlarca karanlık düşünce ile yaşamın akıp gider, ölmek ve yaşamak kavramını artık unutmuşsundur ve tek derdin, bu karamsar düşüncelerden kurtulmak olmuştur. Bir aptaldım. Bunu kabul etmek bana göre büyük bir erdemdi, aptal olduktan sonra ne kadar aynanın karşısına her geçtiğimde sen dahisin desem, bu bir yalan olmaktan öteye geçmeyecekti. Aptalca kendimi kandıracak ve yaşamımı yalanlar üzerine kuracaktım, bu doğru değildi. O yüzden aptal olduğumu çok çok önceden kabul etmiştim maalesef. Haliyle bir aptal olarak şuan yaptığım bu harekete sövmeden edemedim… Çöplerin sadece tutuşup, güzelce ateşten oluşma bir şölen yaratacağını sanıyordum, o yüzden ateşle içli dışlı biri olarak yaptığım bu güzel işi zevkle izliyordum, ama tutuşan çöpler büyük bir bomba gibi aniden patlamış ve kulaklarım çınlamaya başlamıştı. Önce kendimi başka bir çöp tepesine savrulurken bulmuş, ardından gözlerimi perdeleyen karanlıktan kurtulmaya çalışırken birde gökyüzünü kaplayan çöp parçacıklarını görmüştüm. Doğrulmaya çalışırken ise, bir anda ikinci bir patlamayla kendimi gökyüzünde bulmuştum. Onlarca çöp parçasının arasında, koskoca adayı kuş bakışı açısından görebilecek kadar yükselmiştim, hay lanet… Bu his çok güzeldi. En azından yükselmeyi kesip, yere doğru hızla düşmeye başladığım o ana kadar, hay sikeyim… Bu his çok kötüydü.

Aşağı hızla ilerlerken aklımda dolaşan düşünceler karamsar düşüncelerden ibaretti. Yere çakılıp öleceğim o ana bakmak istemediğimden gözlerimi kapatmış, karanlıkla baş başa bırakmıştım kendimi. O sırada sert bir metale çarpıp, tüm kemiklerimin büyük bir ağrı ile sızlamasıyla, önce küfür etmiş sonra çılgınlar gibi bağırmıştım. Onlarca metre sürüklenmenin ardından durduktan sonra bir süre yerde kıvranmıştım. Göğsüm ve popom başta olmak üzere her yerim ağrıyordu. Vücudumdaki az bir miktar olan tüyün yanması ile ortaya çıkan koku, üzerimden tüten dumanı hissedebiliyordum. Tam bir ejderha gibi hissediyordum kendimi, hoş güçten düşmüş bir ejderha ne kadar tehlikeli olabilir idi bilinmez ama, öyle hissediyordum işte. Doğrulma çabasına önce dizlerimin üzerine oturarak başladım. Ardından kılıcımı zemine dayayıp, bir baston gibi kullanarak ayağı kalkarken karşıma doğru baktım. Dev bir adam dik dik bana bakıyordu. Şimdi sıçmıştık işte.

Üzerimdeki tozu çırpmaya başlarken: "Yare yare... Düştüğümüz şu duruma bak, ateşle oynanmazmış." diye kendi kendime mırıldandım. O sırada benle irtibat kurmaya çalışan devi dikkate almadan kılıcımı ateşe verdim ufak bir çabayla. Göğsümdeki sızı pekte basit bir sızı gibi durmuyordu.

Derin bir nefes alıp kendimi toparlayıp kılıcımın kabzasını sıkıca tutmaya başladım. O sırada rakibim ani bir depar ile üzerime doğru atıldı. Bunu gördüğüm an gözlerim çalıların arasında avını gözleyen ve aniden fırlayan bir avcının ki kadar keskin bir şekilde parıldadı ve öne doğru bir adım atıp, kazandığım ivme ile ateşim ile harıl harıl yanan katanayı rakibime bir mızrak gibi fırlattım. Mesafe az, üzerime doğru atılmıştı. Ayrıca atılmadan önce birbirimizi süzme kısmında, sağ elinin kemerine asılı olan beşer tane kısa baltaya kaydığında bu baltaları yada elindeki gürzü kullanarak bir hamle yapacağını anlamıştım. Yakın dövüş için elindeki gürzü, sırtındaki mızrakları ve kemerine asılı olan kısa kılıcı kullanabilirdi, kısa baltalar amacına yaraşır bir şekilde fırlatmalık gibi gözüküyordu. Muhtemelen üzerime atılmasındaki sebep, bu baltalardan birini bana doğru fırlatmaktı ki, katanayı fırlattığım o anda onunda baltasına yöneldiğini görebilmiştim. Katanayı fırlattıktan sonra bu yüzden kazandığım ivmeyi bu sefer kendimi yüz üstü yere atmak için kullanacaktım. İri, yavaş bir adam gibi gözüküyordu, üzerindeki silahlar ise cabasıydı bu ağırlığına. Ben daha hızlı olmalıydım. Yinede buna rağmen benden önce fırlatma girişimini gerçekleştirirse o baltanın bir yerime saplanmasını istemiyordum, kendimi yere atmamla üzerimden geçip gidecekti. Bakalım bu dev adam görüntüsüne yaraşır bir şekilde hantal mıydı yoksa hızıyla övünen benden hızlı mıydı?  
avatar
Zachariah

Mesaj Sayısı : 111
Kayıt tarihi : 22/01/16
Nerden : Logetown

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: A Grubu : Shingen- Wİksax-Bacon

Mesaj tarafından Kyros Bir Cuma 12 Şub. 2016, 18:06

Wiksax Rayl
Ağaçlardan birine tırmanıp gelecek yaratığı beklemeye koyuluyorsun. Çok geçmeden ileriden bir şeylerin geldiğini fark ediyorsun ama ne gözlerinle ne kulaklarınla. Yaklaşmakta olan hayvanı etrafta oluşturduğu sarsıntılardan fark ediyorsun. Bir kaç dakika sonra kendisinide göre biliyorsun. Karşında iki ayak üstünde koşturan iç çamaşırı giymiş 8-10 metrelik bir ayı var. Ayının çok değişik bir görünümü var. Sanki makineye atmışsında çekmiş gibi.

Hayvan bir yandan geçtiği her yeri darma duman ederken bir yandan da '' Sütlü Meme, Marine Edilmiş Çıblak Kadın Bacağı, Ekşi Kırmızı Dudak. '' gibi anlamsız şeyleri bağırarak söylüyor. İç çamaşırı giyen 10 metrelik bir ayı görmenin mi daha garip yoksa konuşan bir ayı görmenin mi daha garip olduğu konusunda karar veremiyorsun.


Ortadaki:


Durum: Aranızda 150-200 metre var. Hayvan senin olduğun yere doğru koşuyor.



Shingen Cracher
Kuşlara ve duyduğun sese yönelmek yerine patlama sesine doğru gidiyorsun. Gidiyorsunda gidiyorsun ama hala patlamaya dair bir iz bulamıyorsun. Ormanın içinde epey ilerledikten sonra çevreni inanılmaz ağır bir koku sarıyor. Boğazın ve ciğerlerin yanmaya başlıyor. Kokunun kaynağının sana göre kuzeyden geldiğini fark ediyorsun.


Zack ve Bacon
Bacon tanrıya küfür ettikten hemen sonra zihninde, derinlerden gelen ulu ve bilge bir ses duyuyor. Ses ona '' Sikerim Belanı. '' diyor. Sesi kendimi uydurdu yoksa ilahi bir güç mü araya girdi emin olamıyor.

Bacon yaralı olmadığı için hız avantajını ele alıp baltaları yağdırmaya başlıyor. Zack ise kılıcını alevlendirip rakibine doğru atılmıştı. Kılıcı beklediğinden çok daha az alev üretiyor. Bunun en büyük sebebi uzun uçuşu sırasında yağın sağa sola saçılmış olması. Zack'in yaralarından dolayı hız avantajı Bacındaydı. İlk iki balta çok alakasız yerlere gidiyor. Üçüncü balta Zack'in kafasına gelsede Bacon'un balta atmaktaki beceriksizliği yüzünden keskin tarafı yerine tahta kısmı geliyor ve ivme kazanmış Zack'i pek etkilemiyor. O sırada Zack elindeki kılıcı Bacon ise 4. baltasını atıyor. Zack'in kılıcı Bacon'un  göğüsü ile karnı arasındaki boşluğa, Bacon'un baltası ise Zack'in omzuna saplanıyor. Zack kazandığı ivme yüzünden yere düşüyor. Bacon ise acı yüzünden duraksamak zorunda kalıyor.


Durum: Zack yere düşmüş durumda ve sol omzuna bir el baltası saplanmış durumda. Epeyde acıyor. Bacon ise karnına saplanan kılıç yüzünden yerde tek dizinin üstünde. Kılıç çok derine gitmesede ateş yüzünden yarasını aktif bir şekilde dağlıyor. Aranızda 5m var.
avatar
Kyros

Mesaj Sayısı : 156
Kayıt tarihi : 08/02/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: A Grubu : Shingen- Wİksax-Bacon

Mesaj tarafından Misafir Bir Cuma 12 Şub. 2016, 20:24

Rakibi tepki vermekten oldukça acizdi, o daha kendine gelemeden baltalarını fırlatmaya başlamıştı. Attığı atışların isabetsiz olmasıysa sinirlerini germişti, Zac'in yanan kılıcı da ürkütüyordu onu. Hızlıca işini bitirmeliydi. Dördüncü baltasını da fırlatırken rakibi karşılık olarak elindeki katanayı mızrak gibi atmıştı üzerine. Aralarındaki mesafeden dolayı karşılık verecek fırsatı yoktu Bacon'un. O daha sıyrılmaya meyledemeden katana saplandı göğsünün altına.

İşlerin her zamanki gibi ters gitmesinden dolayı dizinin üstüne çökmüş bulmuştu kendini. Aceleci davranmanın cezası ona yüz kere de kesile, her zaman aynı hataya düşüyordu. Bu sefer kendini biraz olsun avutabilmişti ama, fazla umutsuz sayılmazdı. Baltalarından birini rakibinin omzuna saplamıştı. Rakibi bitik halde olmasa bu tesellisi yersiz olurdu, ancak Zack kendini bu duruma nasıl getirdiyse resmen ölümün kıyısındaydı. Vurduğu her darbe ufak da olsa onu ölüme bir adım daha yaklaştıracaktı.

Sağ eliyle katananın kabzasından tuttu ve hızlıca çekip çıkardı saplandığı yerden. Yüz hatları acıdan gerilse de acıya aldırış etmemesi gerekiyordu. Rakibi toparlanmadan kendisi ayaklanmalıydı. Bu sefer daha dikkatli olacaktı. Kolunu dizinin üzerine yaslayarak doğruldu yerinden. Yarası onu ne kadar zorlasa da bastırmaya çalışacak, rakibinin üzerine depar atacaktı tekrardan. Bu sefer sürpriz saldırılara karşı temkinli olacaktı. Katanayı kullanarak gelecek bir saldırıyı bloklamayı hedefliyordu. Rakibi bu haliyle fazla hızlı olamazdı, onun dibine geldiğinde de gürz ve katanayı sağlı sollu savurarak darbe vurmayı planlıyordu.


En son Bacon Grim tarafından Cuma 12 Şub. 2016, 22:41 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: A Grubu : Shingen- Wİksax-Bacon

Mesaj tarafından Zachariah Bir Cuma 12 Şub. 2016, 22:20

Hayatımın yavaşça ellerimin arasından kayıp gittiğini her nefes alışımda hissediyordum. Vücudum artık ölmeyi kabul etmişcesine yaşadığım bu kadar şeyi normal karşılıyordu. Vücuduma inen ağırlık, bana o kadar fazla geliyordu ki nefes dahi almak istemiyordum. Yıllardır bana yandaşlık yapan katanam alev almış bir şekilde rakibe doğru ilerlerken, umutsuzca öne doğru çökmüş vücudumu yere doğru yapışmasına izin veriyordum. Zaten istediğim buydu. Rakibim hızlıydı. Aslında o hızlı değildi, ben çok yavaş, ağır kalıyordum. Tek bir katanayı rakibe doğru fırlatırken o bana üç tane baltayı hızlıca fırlatabilmişti. Hafife aldığım bu adamın balta fırlatma konusundaki başarısızlığını geçersem, üç taneden sadece bir tanesi amacına yaraşmayacak şekilde kafama denk gelmişti. Şansımdan mı yoksa bu adamın bu konudaki ciddi yeteneksizliğinden mi emin değilim ama baltanın sapı denk gelmişti kafama. O sırada kılıcı fırlatmış ve ivmeyi kazanmış olmamdan olsa gerek çok fazla engellemişti bu acı, özellikle vücudumda çok daha büyük acılar varken sinek ısırığı gibi gelmişti. Her şey bitti derken son balta sol omzuma saplanmış ve çok büyük bir acıyı daha tadıp, tekrardan iki büklüm yerde bulmuştum kendimi. O an vücudumdaki tüm acıları unutmuş, sadece omzumdaki acıyla nefes alıp vermeye başlamıştım, sonra tüm vücudumdaki acı eşiği tekrardan ortaya çıkmıştı. Ufak bir hata, şuan ölümümle sonuçlanabilirdi ve bu... Zordu. Bir daha denizlere açılamayacak olmaya bu kadar yakın olmak, denizciliği tadamayacak olmak zordu.

Alevli katanam rakibimin göğsü ile karnı arasındaki o boşluğa saplanmış ve yine güçten düşen bedenimin kalıntıları ortaya çıkmış, katana yeteri kadar derine saplanmamıştı. Sinirden kuduruyordum adamım, tüm bu öfke, tüm bu acı ve tüm bu yorgunluk beni harap etmekten çok, hâlâ bu savaşı sürdürecek iradeyi ellerim arasında tutmama olanak sağlıyordu. Rakibimin kıyafetleri şansından olsa gerek tutuşmamış, ayağı kalkmış ve kılıcı acı çektiği her halinden belli olacak şekilde saplandığı yerden çıkartmıştı. O sırada bende doğrulmaya çalışmış ve rakibimle eş zamanlı bir şekilde doğrulmak için çaba göstermiştim. Aldığım solukların kesik kesik olması, yüzümdeki yorgunluk ifadesi... Vücudumda katlanmak üzere olduğum bu acıyla, karşımdaki deve meydan okuyordum. Katanamı ellerinin arasında görmek beni bir nebze üzmüş, çokça sinirlendirmişti. Kendi katanama karşı savaşacak olmam, zaten bıkmış olan beni biraz daha bezdirmişti. Kafamı iki yana doğru salladım ve ani, seri bir şekilde baltayı sol omzundan çıkarttım. Acı ifade yüzümden yavaş yavaş silinmeye başlayınca sağ elime aldım. Sol elim rom şişesi parçalandığı anda cam parçaları tarafından kesilmişti. Sol kolum anlayacağınız tamamen işlem dışı gibi gözüküyordu artık. Rakibim tekrardan bana doğru beş metrelik mesafeyi çabucak kapatıp bu sefer yakın dövüşe girmek için koşuşturmaya başladı. Hızlıca sağ elimdeki baltayı sıkacak ve rakibe doğru depara koşup iki-üç kaç metre kala aniden kaymaya başlayarak sol bacağının bilek kısmına balta ile kesici bir darbe atacaktım. Hem rakibimin koşu halinde olmasından hemde benim kayarak kazandığım ivme ile attığım kesik derin bir kesik olmalıydı ne kadar güçten düşersem düşeyim. Eğer başarılı olursa kayma işlemeni rakibinin pelerine tutunup durduracak ve arkasına geçtiğim o an, ipleri kontrol altına alacaktım.   


En son Zachariah tarafından C.tesi 13 Şub. 2016, 00:53 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
avatar
Zachariah

Mesaj Sayısı : 111
Kayıt tarihi : 22/01/16
Nerden : Logetown

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: A Grubu : Shingen- Wİksax-Bacon

Mesaj tarafından Shingen Cracher Bir C.tesi 13 Şub. 2016, 10:56

Bombanın patladığı yere doğru ilerlemeye karar vermiştim. Rakiplerimin orada olduğu düşüncesi ile o tarafa gitmeye karar vermiştim. İlerlerken abimin neler yaptığını düşünüyordum. Ona güveniyordum ama bazen dikkatsizce hareketleri oluyordu ve bu turnuvada ufak bir dikkatsizlik sizin sonunuz olabilirdi.

Ormanda ilerlerken burnuma işkence edecek derecede kötü bir koku almıştım. Bu kokuda nereden geliyor diye durduğumda kuzeyimden geldiğini anlayabilmiştim. Kokuya mı gitmeliydim yoksa yoluma devam mı etmeliydim ya da en güvenli yol olan geriye mi dönmeliydim. Mantıklı olan en güvenli yoldu ama burada biraz risk almak gerekiyordu yoksa bu turnuvayı kazanamazdım.

Kokunun geldiği yöne doğru ilerlemeye karar vermiştim. Fakat önce biraz geri gidecek ve kokunun etkisini azaltmayı düşünecektim. Sonrasında ise kuzeye uygun adım marşlayacaktım. Bakalım neymiş bu kokunun sahibi
avatar
Shingen Cracher

Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

2 sayfadaki 6 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz