B Grubu : Cygr-Karl-John

1 sayfadaki 5 sayfası 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki

Aşağa gitmek

B Grubu : Cygr-Karl-John

Mesaj tarafından Kyros Bir Ptsi 08 Şub. 2016, 02:20

Fakirlik bazen cidden insanın başına bela olabiliyor. Bu günde fakirliğin nelere yol açtığını yakından göreceğiz. Büyük olaya başlamadan önce kendimi tanıtayım. Bendeniz arenanın bilinmeyen ve taktir edilmeyen emektarı Kyros'um. Bu gün sizi eğlendirmek için düzenlediğim büyük bir etkinliği sunacağım.

En başta dediğim gibi fakirlik başa bela. Bu günkü arenanın katılımcıları da çok parasız kalmış olacak ki 5m için hayatlarını riske atıyorlar. Evet, büyük ödülümüz tam tamına 5m. Bu para bazıları'nın ayakkabı kutusuna konacak kadar ufak bir mebla ama bu gün burada yarışanlar için ise hayatları boyunca gördükleri paraların toplamından fazla.

Özel bir adaya dövüşmek için getiriliyorsunuz. Hepinize kurallar anlatılıyor. Üçünüzde adanın "Harabe" olarak adlandırılan kısmına konmuş durumdasınız.

Şuan hepiniz sadece sizin bulunduğunuz bir oda'nın içindesiniz. Oda'nın içi çok sayıda silah ve malzeme ile dolu. Yanınızda istediğiniz kadar silah alabilirsiniz.
avatar
Kyros

Mesaj Sayısı : 156
Kayıt tarihi : 08/02/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: B Grubu : Cygr-Karl-John

Mesaj tarafından Misafir Bir Ptsi 08 Şub. 2016, 19:22


Nalet olsun bu parasızlığa! Fakirliğin gözü kör olsun. Şarkılarda da dem vurulmaz mı hep fakirliğe, mesela ince ince bir kar yağar fakirlerin üstüne der birinde. Zenginlere hiç bir şey olmaz bu dünyada çünkü zenginlik demek güç demektir. Ne olursa hep fakire olur. Şimdi de getirip bu harabelere attılar bizi... Zenginlerin ne işi olur ki burada. Onlar sıcak koltuklarında oturur çayını kahvesini yudumlayarak bizim para için birbirimizi öldürmemizi zevkle izler. Biz de üç kuruş para için dünyanın bokuna batarız, ağza alınmayacak iğrençlikler yaparız. Hayatta kalmanın kirli yolları...

Para demek güç demektir, benim de güçlü olmak için bu 5 milyona ihtiyacım var. Lanet olsun bu para için kaç kişiyi öldürmek zorundayım acaba. Zenginler zevklenebilsin diye hayatım burada son bulabilir. Ama hayır, yaşamak için öldüreceğim. Daha doğrusu kazanmak için öldüreceğim. 5 milyon Beli. Hayatımda hiç o kadar parayı yan yana bile görmedim. Ama o para benim olmalı...

Odadaki silahlara göz gezdirip varsa patlayıcı tarzda bir şeyler alacağım yanıma, sis bombası, duman bombası gibi şeyler arayacağım. Bunun dışındaki kendi sahip olduğum zehirli 5 hançerim bana yeter. Ancak  fırlatmak için 3 hançer daha alıp belime takacağım. Bunun dışında alacağım her şey beni yavaşlatacaktır, bu yüzden hiç gerek yok. Aldığım diğer hançerleri de zehirleyip, taşıması kolay ve kokmayan bir kaç parça yemek ve bir matara su alacağım...

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: B Grubu : Cygr-Karl-John

Mesaj tarafından Misafir Bir Ptsi 08 Şub. 2016, 19:41

Bir hafta önce gazetelerde ‘’ on başlı kaplumbağa’’ haberini duyarak gelmiştim buraya. İlk Gelme amacım ise 10 deniz kralını avlamak ve uzun bir süre para sorunu çekmemek iken boylarını görmüş ve ümitsiz bir şekilde vazgeçmek zorun da kalmıştım ne yazık ki. Ancak yine de bu kaplumbağayı biraz merak edip ilerlediğimde karşıma büyük bir ada ve beni bekleyen arenayla karşılaşmıştım. Uyduruk bir ödül ve ölme tehlikem olmasına rağmen katılmaya karar vermiştim. Çünkü burada hedeflediğim gibi daha güçlü avlar bulabilir, onlarla savaşabilirdim. Ayrıca beş parasızdım.
Bugün ise turnuva vakti ki gelmişti ki sabah uyanıp kalktığımda beni bir odaya doğru yönlendirmişlerdi. Odaya ilerlerken ise aklımdan '' Ulan katılmasam mı acaba geberip gideceğim. ’’ Şeklinde düşünceler geçiyordu. Ancak yine de, ilerlemeye devam ettim ve odanın içine girdim. Bir silah odasıydı ki bu, hızlıca silahlarımızı alıp avlanma şölenine başlayacaktık. Ben de kendi silahlarımla gelmem dışında bir çanta, sağ duvarda duran 8’ li fırlatma bıçaklarını, hemen altındaki küçük hançeri ve bir şişe zehir alıp arenayı beklemeye başlayacaktım. Ancak bu süreçte yay, ok ve bir kaç rom da almam gerektiği aklıma geldi ve Hemen onları da çantama yerleştirip beklemeye devam ettim.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: B Grubu : Cygr-Karl-John

Mesaj tarafından Misafir Bir Ptsi 08 Şub. 2016, 20:57

Karl, anlamsızca para ödüllü bir müsabakanın içinde bulmuştu kendisini; 5M ödüllü bir turnuvaya anlamsızca demek biraz haksızlık olsa da! Karl'ın paraya öyle çok ihtiyacı yoktu, sadece tek bir amaç güdüyordu. Eğer ki savaşı kazanırsa, elde ettiği parayı halka dağıtacaktı. Belki bir Robin Hood değildi, ama ondan neyi eksikti ki? Hafif uzun bir yeşil şapka ile buna uyumlu yeşil bir elbise mi? Yoksa yay-ok yerine kılıç kullanması mı? Hadi ama yapmayın çocuklar!

Karl, sadece düşüncelerini yerine getirmek için buradaydı. Elbette bu savaş sonu ölüm olabilirdi; ama  düşünceleri bu sonuca değeceği yönündeydi. Evet, kesinlikle halkı için değerdi! Birileri halkı düşünmeliydi ve bu birileri topu başkalarına atmadan kendileri yapmalıydı. Karl'da topu kendisi oynamak istiyordu. Her neyse, Karl ve diğer kimseler bir adaya getirilmişti. Harabe olarak lanse edilen kısma yerleşen kimseler bir odanın içinde bekliyordu. Karl'ın odasında çeşit çeşit silah  ve malzemeler bulunuyordu.

Karl, gözleriyle kısa bir süre bakındıktan sonra bu odada işine yarayan bir şeyler olmadığı kanaatine vararak odadan çıkacak ve dışarıya doğru atılacaktı. Yanında taşıdığı kılıcı ile yetinebileceğini düşünüyordu.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: B Grubu : Cygr-Karl-John

Mesaj tarafından Kyros Bir Salı 09 Şub. 2016, 00:14

Aradığınız herşeyi buluyorsunuz. John'un çantası fazla ağır olduğu için hızından en çok kaybeden kişi. Cygr ise aldığı erzaktan dolayı ondan sonra geliyor. Karl ise hızını birebir koruyor.

Hepiniz dışarı çıkıyorsunuz. Dışarı çıktığınızda kendinizi çok yüksek bir tepede buluyorsunuz. Hemen arkanızda az önce çıktığınız oda ve onun bulunduğu kulübemsi yapı. Onun arkasında ise uçurum. Aşağıda deniz var.

Çevrenize daha dikkatli baktığınızda sizin bulunduğunuz gibi 2 tepe daha görüyorsunuz. Aşağısı ise yerle bir olmuş bir şehir. İçi tamamen boş, bazı yapılar hala ayakta denebilir. Gizlenmek için iyi bir seçim olabilir lakin şehrin tüm yolları taştan oluşuyor. Yani ses çıkarmamaya dikkat edin. Şehirde tek tük hayvanlar var. Şehir o kadar sessiz ki esen rüzgarı net duyabilirsiniz. 50 metre ötede taş düşse duyarsınız.  Size verilen bilgilere göre düşmanlarınız diğer tepelerden başlıyor. Tepeler arasında doğrudan bir yol yok. Önce aşağı inip harabelere girmeniz gerekiyor.


Note: Her biriniz bir tepedesiniz.
avatar
Kyros

Mesaj Sayısı : 156
Kayıt tarihi : 08/02/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: B Grubu : Cygr-Karl-John

Mesaj tarafından Misafir Bir Salı 09 Şub. 2016, 00:52

Bütün eşyalarımı aldıktan ve üstlerine kendi eşyalarımı da ekledikten sonra odadan nihayet dışarı çıkmış ve kendimi bir tepenin üstünde bulmuştum.  Etrafa biraz  bakınınca da bulunduğum yer  haricindeki 2 tepeyi ve  aşağıdaki  yıkık şehri görüyordum ki bana verilen bilgiye göre rakiplerim de diğer  tepelerdeydi. Bir de o tepeleri çıkmam gerekiyordu bu ağır çantayla.  O yüzden bir kaç eşya azaltmaya karar vermiştim.  Çantadan kendi eşyam olan halatımı çıkararak, belime  pek sıkmayacak şekil de bağladıktan sonra 8 bıçağın dört dört olacak şekil de belimin sağına ve soluna, küçük  hançeri de arkasına yerleştirdim. Son olarak da mızrağımı, bir şişe  yanıcı akışkanı , bir şişe rom ‘u ve torpillerimi de alarak tepeden dikkatli bir şekilde inmeye başladım. Rom ve yanıcı akışkanı sorun çıkarmasın diye ceketimin ceplerine yerleştirdim. Bundan sonra  artık üzerimde ve  sırtımda ne bir çanta, ne yay, ok ne de tuzak için kullandığım malzemelerim vardı. Sadece  mükemmel bir av giysisi ile karşılarına çıkacaktım rakiplerimin.


En son John Graywolf tarafından Salı 09 Şub. 2016, 19:38 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: B Grubu : Cygr-Karl-John

Mesaj tarafından Misafir Bir Salı 09 Şub. 2016, 19:29

Dışarı çıktığımda ilk hissettiğim, güneşin ısıtıcı etkisi. Lanet olsun! Keşke gece olsaydı bu görev. Ben gece karanlıkta, gölgelerde saklanmayı severim. Her şeyi açığa çıkaran gün ışığı benim için iyi bir zaman değil... Gözlerimi kısarak, tepeden aşağıya şöyle bir göz atınca görüyorum ki aşağıda harabe bir şehir var. Benim bulunduğum tepe haricinde iki tepe daha var. Adanın eşkenar üçgen yapısı göz önüne alındığında diğerleri de oradan başlıyor olmalılar. Sandığım kadar uzun sürecek bir görev değil gibi duruyor.


Plan yapma zamanı. Şuan için önümde iki olasılık var. Birisi burada beklemek. Ama oldukça saçma bir hareket olur. Çünkü diğer ikisi kendi arasında savaşıp ben daha yerimden kıpırdamadan oyunu bitirebilir. Diğer olasılık ise harabelere gitmek, orada ise tam bir kör dövüşü olabilir. Riskli bir seçim ama en iyi seçim olacak olan diğerlerinden birisini yol üzerinde pusulama şansım yok. Bu bir hız savaşı, çünkü ilk giden pusuyu kurar. Pusuyu kuran her zaman avantajlı olur, eğer pusuya yakalanan orada pusu olduğunu bilmiyorsa tabii. O zaman hızlı olmam gerek. Bunları düşünürken hocamın sözleri kulağımda yankılanıyor “Kimse açlıktan ölmez ama susuzluktan ölebilir,” Aldığım erzaklardan 2-3 lokma atıştırıp kalanı burada bırakacağım. Fazla yemeyeceğim çünkü dolu mide ile koşmak zor olur. Suyunda yarısını boşaltıp hafifleteceğim kalan yarısı bana hayli hayli yeter.  

Yorulmayı göze alıp gidebildiğim kadar hızla adanın merkezine gideceğim. Hedef olarak diğer iki tepenin tam ortasını alarak gidersem merkezi bulurum. Diğerleri yarışmayı bitirebilmek için merkezdeki hedeflediğimiz yere gelmek zorunda. Ben önce gidip aldığım patlayıcıları tuzaklayarak buraya yerleştirip üstüne odadan aldığım hançerlerden birisini bırakacağım. Ardından güneşi arkama alarak saklanabileceğim, hedefi ve etrafını gören, ancak benim yerimin belli olmayacağı bir yer bulacağım. Güneşi arkama almam sayesinde buraya bakan beni zor görecek ve karşımda güneş olmayacağı için ben etrafı net göreceğim. Ardından duman bombasını saklanma yerimden uzağa hedef ile saklanma yerim arasında olmayan bir hatta atarak atarak diğerlerinin dikkatini bu yöne çekip daha önce tespit ettiğim yere saklanarak gelmelerini bekleyeceğim. Diğerlerini bir şekilde önüme almak için yapabileceğim en iyi plan bu. Diğerleri bu kadar salak değildir ama belki birisi bombanın tuzağına bile düşebilir. Ama her şey bu kadar kolay gitmez sanırım.

Rp out:
Bombayı atacağım doğrultu temsili olarak;
http://i.hizliresim.com/bJm6Zd.jpg

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: B Grubu : Cygr-Karl-John

Mesaj tarafından Misafir Bir Çarş. 10 Şub. 2016, 19:36

Hiçbir şey almadığı odadan hızlıca çıkışını gerçekleştirmişti. Bu çıkış sonrası, kendisini oldukça yüksek bir tepede bulması ile olayların ilginç geçeceği varsayımında bulundu; çünkü gözleriyle diğer tepelere göz kestiğinde böyle bir kanı oluşmuştu. Tabii o tepelerde de kendisi gibi kimseler bulunuyordu. Aşağıya doğru göz gezdirdiği anda çocukluğunun geçtiği ada aklına gelmişti: Harabelik alanın arasında tek tük göze çarpan binalar ile sessizliğin korkutuculuğu ve gizemi arasındaydı burası. Karl'ın kulaklarına akseden rüzgarın esintisini, ilk başta bulunduğu noktadan kaynaklı olduğunu düşünüyordu ve öyle sanıyordu; ama yavaş yavaş aşağıya doğru inince, sadece kendi ayak sesleri ve rüzgarın sesi ile karşı karşıya kalınca bu düşüncesini aklından silip attı, yok etti!

Karl, harabe alan içinde oldukça sessiz bir şekilde dolanacak ve etrafı keşfetmeye çalışacaktı. Bunların dışında etrafı gözleriyle iyiden iyiye kontrol ederek öyle yol alacaktı ve tabii etraftan herhangi bir ses duyarsa o tarafa doğru yönelecekti. Şu anda içinde bulunduğu yer bir av alanıydı ve o çok söylenen klişe laf burada da söylenebilirdi* ama daha da iyisi vardı: Ya tilki gibi fırsat kollardın, ya da aslan gibi çıkardın! Rakiplerinin aslan olmasını umuyordu. Her neyse, işe koyulma vakti!

Out: *Ya av olursun, ya avcı.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: B Grubu : Cygr-Karl-John

Mesaj tarafından Kyros Bir Perş. 11 Şub. 2016, 12:46

Taşımamaya karar verdiğiniz eşyaları orada bıraktınız. Cygr'ın farkındalığı ve hızı ikinizden de fazla olduğu için yaklaşık 1 dakika kadar önünüz geçti. John ve Karl'ın hız ve farkındalığı birbirini dengeliyor. Bu yüzden aynı anda iniş yaptınız.  

Son konumlarınız;

John: Cygr ile aranda 1 dakika var. Karl ile aynı zamanda indin. Şehir taş yollardan oluştuğu için hızın düşmeyecek. Mızrak ve diğer eşyaların kendini zorlamana neden oldu ve biraz yoruldun. Dinlenmen gerekiyor bu da minimum 30 saniye demek. Bir hedefe doğru koşmaya çalışırsan 6 dakika tempolu koşarsan 1km giderbilirsin ancak şehir labirent gibi bu yüzden olduğun noktadan bir yöne doğru 1km koşarsın ama 600 metre ilerlemiş olursun. Bir tuda tekrar aynı tempoyla koşmak istersen 30 saniye dinlenmelisin.


Cygr:Farkındalığın ve hızın 1 dakika öne geçmeni sağladı. Aşağı temiz bir iniş yaptın. Direk şehre doğru harekete geçersen John ile olan ara 90 saniyeye çıkacak. Şehir taş bir yapıdan oluşuyor bu yüzden koşu hızına etki eden engeller yok ancak şehir daracık birbirini kesen sokaklardan oluşuyor. Sanki labirenti andırıyor. Normalde düz bir yolda 1km koşabilirdin 4 dakika içerisinde lakin oldukça fazla ara sokak var ve düz bir yol yok. Bu yüzden 4 dakika içinde 600 metre merkeze doğru gidebilirsin sonra kesinlikle dinlenmelisin. Dayanıklılığın oldukça az. Farkındalığın fazla olduğu için doğru yönleri daha iyi sezersin bu da sana +50 metre kazandırır ve her turda x1.5 türünde katlanarak gider. Eğer dinlenirsen min 45 saniye kaybedersin ve her dinlenme süren x1.5 türünde katlanarak gider.

Bunlara ek olarak şehir dediğim gibi çok fazla birbirini kesen sokaklardan oluşuyor. Bu yüzden bir turda 700 metre koştun ve dinlendin ve tekrar koşmaya kalktıysan, ben bu ikinci koşunun atıyorum 200 metresinde, 300 metresinde durman gereken bir durum olduğunu belirtirsem koştuğun mesafeyi tek turda o sayıya düşürürüz.


Karl:İndikten sonra bir yönde ilerlemek istersen oyalanmadan, John'un 30 saniye önünde gidersin. Dayanıklılık ve hız ortalaman diğerlerinden fazla olduğu için rakiplerine nazaran daha uzun mesafe katedebilirsin.  6 dakika tempolu koşu ile 1250 metre. Sonrasında aynı tempoda ilerlemek için dinlenmelisin. Bu süre 30 saniyedir ve her tur 1.3 katı artarak gider.  

Reaksiyonlarınız:


John: Önünde yıkık bir giriş kapısı var. Kapıdan girdikten sonra yıkık dökük şehrin ıssızlığını avcılık yeteneklerinle seziyorsun. Bu tür bir yerde sürüngenlerden başka vahşi hayvan olamayacağını biliyorsun. Ek olarak önünde üç yol var bunlardan birini seçmelisin. Mantıken düz gidersen şehrin merkezine doğru yol alırsın sağ ve sol da rakiplerine daha çok yaklaştırır.

Çıkarımlarını yapıp harekete geçebilirsin.


Cygr: Karşında tek bir kolonu sağlam kalmış yıkık bir şey var. Farkındalığın sayesinde bunun şehrin çıkış kapılarından biri olduğunu düşünüyorsun. Aynı şekilde farkındalığın bu kapılardan üç adet olduğunu farketmeni sağlıyor. Yani rakiplerinde senin gibi bir girişten içeri giriyordu. Kapıyı geçtikten sonra şehrin ıssızlığını seziyorsun. Zeminin taş olmasından dolayı koşarsan, sesin en az iki sokak boyunca yankılanacağını farkediyorsun. Tabî aynı şekilde rakiplerinin oldukça uzakta olduğunu biliyorsun. Bu yüzden burada koşmanın onlara avantaj sağlamayacağının farkındasın. Ek olarak vahşi bir hayvan var ise sesini duyabilir diye düşünüyorsun.

Çıkarımlarını yapıp harekete geçebilirsin.

Karl:Aşağı indikten sonra önünde hâlâ sağlam olan bir geçit görüyorsun. İki kolonu da sağlam. İçeri girdikten sonra önüne üç yol çıkıyor. Bu üç yol anladığın kadarıyla bir yön. Yani o yola girdiğinde istersen ara sokaklardan merkeze hatta diğer uca bile gidebilirsin. Bu yollar sadece girişe yapılmış, genişçe ve yön belirlemen için var olan türden. Rüzgâr şehrin bu kısmında daha az şiddetli olduğunu farkediyorsun. Kafanı kaldırıp baktığında hala sağlam olan yapıların rüzgârı engelliğini görüyorsun. Yukardan baktığında harabeye dönmüş şehrin bu kısmını gözle seçememiştin. Demek oluyor ki şehrin sağlam olan kısmındaydın.

Çıkarımlarını yapıp harekete geçebilirsin.


Not: Herkese bu turda bir kez tempolu koşu ve dinlenme süresi veriyorum. Yani Karl ve John 6'şar dakika koşup dinlenmeyi tercih ederse, 6 dakika 30 saniyelik bir tur gerçekleşecek. Bu süreyi ister bu şekilde kullanabilirsiniz, isterseniz yaratıcılığınızı konuşturup değiştirebilirsiniz. Statlarınızı göz önünde bulundurarak tabî.
Bu durumda Cygr bir tur koşup dinlendiği göz önüne alınırsa, 1 dakika 45 saniye kullanması için gereken bir süresi oluyor. Bunu istediği gibi kullanabilir.

Her birininizin kullanması için 6 dakika 30 saniyesi var. Birbirinize oldukça uzak olduğunuz için gittiğiniz yerleri şehre uygun şekilde betimleyebilirsiniz. Bunu yaparken kendinize avantaj sağlamamaya çalışınız.

Bu turdan sonra işler ciddileşeceği için seçimlerinizi iyi yapın.


En son Kyros tarafından Perş. 11 Şub. 2016, 23:19 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
avatar
Kyros

Mesaj Sayısı : 156
Kayıt tarihi : 08/02/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: B Grubu : Cygr-Karl-John

Mesaj tarafından Misafir Bir Perş. 11 Şub. 2016, 21:47

Tepeden indiğimde üzerimdeki ağırlıklardan yorulmuş ve nefes nefese kalmıştım. Bu yüzdende rakiplerimin dakikalar içinde tuzak kuramayacağını da düşünerek, yarım dakika kadar dinlenmeye verdim. Ayrıca Bu sürede de biraz etrafı kontrol edecek ve bulunduğum yerin durumunu kavrayacaktım. 30 saniye geçtikten sonra da ortadaki yoldan ilerleyecektim. İlerlediğim yoldan merkeze  sorunsuz bir biçimde varırsam da, sessiz bir şekilde ilerlemeye başlayacak ve bitiş yerini uzaktan  gören bir çatıya çıkarak, etrafı gözlemeye başlayacaktım.


En son John Graywolf tarafından Paz 14 Şub. 2016, 03:29 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

1 sayfadaki 5 sayfası 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz