D Grubu : Mente Divine-Meirin-Clous

5 sayfadaki 7 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki

Aşağa gitmek

Geri: D Grubu : Mente Divine-Meirin-Clous

Mesaj tarafından Clous Cracher Bir Perş. 25 Şub. 2016, 02:37

Ona doğru gelen nesneden kaçmak için kendini geriye doğru atmıştı ki gelen şeyin yön değiştirdiğini görünce kendini düşmekten zor alıkoymuştu. Demin kendi kendine hareket eden şeyin bir kılıç olduğunu anlamadan hemen önce de rastgele olarak tükürmüştü. Havada uçan kılıç? Bunu sğlayabilecek bir meyve mi yemişti. Nasıl bir şey olabilidi ki bu? Ancak iyi haber galiba diğer oyuncuya saldırıyordu. Veyahut alan içinde dönüp duruyordu. böyle olacaksa kılıcın az önce geçtiği yerden uzaklaşmak sorunu çözer gibiydi.

Diğer sorunu ise rakipleriydi. Toz bulutu yüzünden onları göremiyordu.Her ne kadar kılıcın belli bir alan içinde döndüğünü düşünse de onun rakiplerden birine gitmiş olma olasılığı da vardı. ne yapacağını bilmiyordu. Aklına gelen en mantıklı şey ağzını doldurabildiği kadar çivi doldurmaktı. Ağzına çivi dolduracak ve Etrafındaki tozun biraz dağılmasını bekleyecekti. Toz biraz dağıldığı ve rakiplerini yada duruma göre rakibini gördüğü anda o tarafa doğru "DoğaçLama" saldırısını uygulayacaktı.

saldırı ismini tabikide bağırarak söylemiyorum ama renkli yazmayı seviyorum Very Happy
avatar
Clous Cracher

Mesaj Sayısı : 237
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: D Grubu : Mente Divine-Meirin-Clous

Mesaj tarafından Misafir Bir Perş. 25 Şub. 2016, 02:46

Her şey çok kısa bir zamanda olmuştu. Meirin sol elindeki kılıcın kendisini koruyacağını düşünmesine rağmen sol omzundan derin bir yara almıştı. Canı çok acıyordu. Sanki dikenli bir dalı içine yerleştirmişlerdi ve o dal dışarı çıkarken içindeki her şeyi parçalıyordu. Bu rakibi ne kadar da hızlıydı böyle. Yaşamak istiyorsa acısını boşvermeli ve hemen saldırmalıydı. En ufak bir tereddüt ile canından olabilirdi.

Meirin hızlıca arkasını dönüp eğilecekti. Eğilirken sol elindeki orjinal kılıcı yatay bir şekilde başının üzerinde tutarak gardını alacaktı. Bu şekilde hayati bir yara almamayı umuyordu. Sol elini yukarı kaldırırken de sağ eli ile kopya kılıçlarını 'Aerocab Gun' saldırısı ile rakibine yollayacaktı. Aralarında çok az bir mesafe vardı ve kopyaladığı iki kılıcı da yakınındaydı. Rakibine vurması neredeyse kesindi; fakat alacağı etkili bir darbe daha işini bitirebilirdi. Acaba kaderinde kazanmak mı ölmek mi vardı?


Spoiler:
Tam anlatamadığımı düşündüğümden mükemmel paint becerilerimi kullanarak da açıklamaya çalıştım.
Spoiler:

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: D Grubu : Mente Divine-Meirin-Clous

Mesaj tarafından Misafir Bir Perş. 25 Şub. 2016, 11:57

Kılıç yarası. Hiç kılıç yaram olmuş muydu? Sanki olmuştu. 15 yaşında mıydım?
"13 yaş 8 ay."
14 yaşındayken. Bir kılıç ustası kendisini dojodan kovan ustasını öldürtmek için tutmuştu beni. Kendisi de öldürebilirdi aslında. Adam çok güçlü değildi ayrıca yaşlıydı. Ama ustasını öldürmek istemiyordu, o yüzden beni tutmuştu. Takip ettim adamı, 1 ay boyunca takip ettim.
"1 hafta 1 gün takip ettin."
1 hafta boyunca takip ettim adamı. Neler yapar hepsini gördüm. Yanlız kaldığı en açık zamanın tuvalate gittiği zaman olduğunu fark ettim. Pozisyonundan dolayı savunmasız olmalıydı. Öyle uygun gördüm.

Sonra bir gece, her gece yaptığu gibi tuvalate gitti. Bu yaşlı moruğun cübbesinin içinde kılıç taşıdığını biliyordum, kılıcıyla yatıp kalkıyordu. Sonrasından tuvaletteyken kapıyı tekmeleyip içeri girmemle karşımda savrulan kılıcı görmem bir oldu, ama ani kalkışıyla boka basıp kaymıştı adam. Ben de öldürdüm onu. Orada ölebilirdim değil mi?
lmene izin vermezdim."
Peki. Uzun zamandır kılıç yarası almamıştım, o yüzden rakibimi taktir ediyorum. Ama kazanmam lazım.
Dönüp rakibime baktım. Omuzundan derin bir yara açmıştım, yüzünden acıttığını görebiliyordum. Eğilmiş tekrar sağ elini bana yöneltmişti, gelen saldırılardan elimden geldiğince sıyrılıp sağ tarafından boynunu sol elimle delmeye çalışacağım, sol elimle de kalbini hedefleyeceğim.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: D Grubu : Mente Divine-Meirin-Clous

Mesaj tarafından Kyros Bir Perş. 25 Şub. 2016, 15:07

Clous: Toz bulutu tamamen kalktı. Hedeflerin çoktan kavgaya tutuşmuş durumda. Biri eğilmiş diğeri ise tetikte bekliyor. Solda ki rakibin akrobatik hareketlerle, sağda ki rakibinin saldırısından kurtuluyor. Uçan kılıçlar sağda ki elemana ait.

Meirin: Rakibin saldırından sıyrıldı ve yanında saldırı için hazırlanıyor. Savunma turun.

Mente: Saldırıdan sıyrıldın ama tekrar saldırıya geçmen için saldırı turu yazmalısın.
avatar
Kyros

Mesaj Sayısı : 156
Kayıt tarihi : 08/02/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: D Grubu : Mente Divine-Meirin-Clous

Mesaj tarafından Clous Cracher Bir Perş. 25 Şub. 2016, 21:10

Ağzını alabildiği kadar çivi ile dolduran Clous toz bulutunun dağılmasını bekliyordu. Sonunda toz bulutu tam anlamıyla dağıldığında düşmanlarını çok net görebiliyordu. Birisi ilginç kıyafetler ve silahlar kullanan bir erkek, diğeri Clous ve diğer adamdan bir hayli genç görünen elinde bir elinde kılıç bulunan bir kızdı. Görünüşe bakılırsa uçan kılıç da kıza aitti. Rakiplerine baktıktan sonra Shingen'in onların arasında olmadığını görünce biraz rahatlamıştı Clous.

Rakipleri çok sıkı şekilde dövüşüyorlar gibi duruyordu. Onların dövüşünü beklemek yada direk üçüncü olarak onlara dalıp ikisini birden süpriz saldırıyla almak arasında seçim yapması gerekiyordu tüküren adamın. Onun kararı ise zaten belliydi. Beyni ona "İkisini birden sen öldüremezsin" Diye meydan okurken beklemesi çok da mümkün değildi. "DoğaçLama" saldırısıyla ağzındaki tüm çivileri oraya doğru boşaltacaktı.
avatar
Clous Cracher

Mesaj Sayısı : 237
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: D Grubu : Mente Divine-Meirin-Clous

Mesaj tarafından Misafir Bir Perş. 25 Şub. 2016, 21:35

Üzerime gelen 2 saldırıyı da atlatmış, ağır yaraladığım rakibimle baş başa kalmıştım. Yerde duran rakibime yaklaşıp sol elimle boynuna doğru seri delici hamleler, sağ elimle ise kalbine doğru delici hamle yapacaktım.
Gençmiş.
"Evet. 16 yaşında olmalı."
Böyle bir yerde ne işi var. Küçük bir kıza göre değil burası.
"Senden güçlü olabilir."
Olabilir ama yaşı küçük. İnsaların mantıklı karar alması için belli bir olgunluğa ulaşması lazım. Cinsiyet ayrımı yapıyor değilim. Tabi ki benden güçlü kadınlar var bu dünyada ama küçük bir kızın katılmasına izin verilmemeliydi. Şu duruşuna bak. Çökmüş ve eliyle kafasını kapatıyor. Korkan bir çocuk gibi.
"Merhamet mi edeceksin?"
Tabi ki hayır. Karşıma çıkması, elimde can vereceği anlamına geliyor. Kader onu böyle bir yere sürüklediği için kaderin suçu bu. Bir görevim var, bu görevimi yaparken merhamet gibi gereksiz bir duygu taşımam. Karşımda ki bir çocuk bile olsa gerekeni yapardım.
"Öldürmek zorunda değilsin?"
Merhamet mi ediyorsun?
"Hayır."
Ne bu o zaman. Kazanma şansımı riske atmamı mı istiyorsun? Öyle bir şey olmayacak, önce bu küçük kızı, sonrasında şu tipsiz herifi öldüreceğim. Merhamet istiyorsan elimden geldiğince hızlı bitireceğim işlerini...

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: D Grubu : Mente Divine-Meirin-Clous

Mesaj tarafından Misafir Bir Perş. 25 Şub. 2016, 21:38

İnsanlar, yüzyıllar boyunca şeytan meyvesi kullanıcılarını canavar olarak görmüş ve onlardan korkmuşlardı. Günümüzde bile bu düşünce varlığını sürdürüyordu. Meirin'i de canavar olarak görenler olmuştu elbette. Bir canavar olarak anılmak hoşuna gitmiyor değildi; fakat bugün ki dövüşünde aslında bir canavar olmadığını fark etti Meirin. Eğer kendisi canavarsa saldırılarından kolayca kurtulan bu adam hangi kategoriye giriyordu?
Üstündeki kapüşonlu kırmızı kıyafeti ve gölgeler içinden zar zor seçilen yüzü ile bir azraile benzeyen bu adam, ufak bir akrabatik hareket ile saldırısından kurtulmuş ve kendisine doğru hızla geliyordu.

Meirin paniklemişti. Kendisine doğru hızla gelen bu adam her adım attığında, Meirin'in gözünde daha da korkunçlaşıyordu. Ölecek miydi? Onu vuramıyordu, ondan kaçamazdı da. Bir mucize olup onu yense bile ağır yaralı bir şekilde biriyle daha dövüşmek zorunda kalacaktı. Sağlıklı bir şekilde düşünemiyordu Meirin. Şu an bir direğe bağlanmış kurbanlık koyundan farksızdı. Nasıl sağlıklı düşünebilirdi ki? ''Lanet olsun!'' dedi içinden. Henüz 16 yaşında iken, hayattaki hiçbir amacını gerçekleştirememişken ölecekti.

Sonra ayağa kalkıp geriye doğru koştuğunu fark etti Meirin. Kendisi pes etmiş olsa bile vücudu hala pes etmemişti anlaşılan. Hala tutunmak için bir yaşam kırıntısı arıyor ve kendisine doğru hızla gelen yaratıktan kaçmaya çalışıyordu.
Meirin, vücudunun bu çabasını boşa çıkarmamaya karar verdi. Biraz daha geri gidip mesafeyi açmaya çalışacaktı. Bu sırada kazandığı küçük zamanda da kopya sayısını 1 e düşürecek ve Aerocab Wall tekniğini uygulayacaktı. Kendi çevresinde hızla dönen bir kılıç ve Elinde tuttuğu orjinal kılıç ile rakibinin saldırısından kurtulabileceğine inanıyordu Meirin.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: D Grubu : Mente Divine-Meirin-Clous

Mesaj tarafından Kyros Bir Cuma 26 Şub. 2016, 02:08

Clous: Rastgele atış yapmaya başladın. İlk attığın çiviler yakın yerlere çarptı ve rakiplerin duydu. Tabi çok yakın savaşa tutuştukları için sıyrılmayı denemediler. Ağzından çıkan tükürüğün haddi hesabı yok. Kazanırsan temizlik parasını 5 milyondan keseceğim. Smile

Rastgele salladığın çivilerin devamı hedefe doğru gidiyor. Tam o sırada elinde kılıç olan rakibin diğerinden kaçmaya yelteniyor lakin diğer rakibi oldukça hızlı ve avantajlı durumda. Yaralı bir omuz ve o hız ile bir kaç adım bile atamadan sırtı dönük halde boynuna delici darbeler alıyor ve ölüyor.

Meirin: En başta rakibinin sana daha fazla hasar vermesinin nedeni, hali hazırda senin bir saldırıya konsantre olmuş olman. Rakibinin farkındalığı ve hızı fazla olduğu için böylesine bir saldırıdan kurtulmak tam da onun işi. Diğer bir husus ise darbeyi yedikten sonra kaçmaya yeltenmen. Hatta arayı açacağını ve açtıktan sonra savunma saldırını aktif edeceğini söylemiş olman. Eğer o savunma saldırısını kaçman anın ile aynı anda aktif etseydin avantajlı duruma düşen sen olacaktın. Başka bir arenada görüşmek dileğiyle.

Divine: Etrafında kurşun gibi seken çivilerin arasında saldırıya hazırlanmışken, rakibin arkasını dönüp kaçmaya yeltendi. Bir kaç adım dahi atamadan saldırılarına maruz kaldı ve öldü. Diğer rakibin hala saldırıyor ve açık hedefsin.


ödül:
Arenada seçtiğin kalkanı kazandın. Kalite; orta.
avatar
Kyros

Mesaj Sayısı : 156
Kayıt tarihi : 08/02/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: D Grubu : Mente Divine-Meirin-Clous

Mesaj tarafından Misafir Bir Cuma 26 Şub. 2016, 02:37

Rakibim olan çocuğu öldürmüştüm. Bir şey hissediyor muyum? Hayır. Bir şey hissedecek miyim? Hayır. Hastalıklı değilim. Psikopatta değilim. Ben sadece bir misyonu sırtlayan kişiyim. Çağlar benim gelişimi bekledi. Ses beni seçti. Bir çocuğun buna engel olmasına izin mi vermeliydim? Tabi ki hayır. Merhamet saçmalıktır. Duygularda öyle ve hislerde. Bu dünya da mantık ve gerçekler vardır. Acıkma bir his değil bir kimyasal olaydır. Bir kendini koruma mekanizmasıdır. Ölmemek için vücut beyne sinyaller yollar ve acıktığını bilirsin.

Uyku da aynı şekilde, uykuyu hissetmek diye bir şey yoktur. Sadece uykuya ihtiyacın olduğunu söyler beyin ve akıllı bir insan uyur. Peki o zaman merhamet gibi saçma bir duyguyu taşımanın mantığı nedir? Toplumsal kuralları bir kenara bırakalım, onlara daha sonra gelebiliriz. Merhamet ne demek? Kimin içindir? 99 yaşında bir insanı öldürmek bir günah sayılır, çünkü adam yaşlıdır. Aynı şekilde 5 yaşında bir çocuğu da, peki neden orta yaşlarda bir adamı öldürmek normale yakındır? Merhametin çizgilerini kim çeker?

Peki ya rakip bir kadınsa? Cinsiyet merhamet üzerinde bir etken midir? Neden rakip kadın olunca merhamet gösterilmesi gerekir? Merhamet hakaret değil midir? Kişinin güçsüzlüğüne vurulan başka bir darbe değil midir? Peki ama böyle saçma bir duyguyu beslemiyorsam, biri bana acıdığında zoruma gider miydi? Gitmesi gerekir ama gitmezdi. Onursuz diyebilirsin belki, ama onur da merhamet kadar saçma bir şey.
"Özgür insanların hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. Onura bile."
Öldürdüğüm rakibimin ölü isimsiz bedeni yere düşerken karşıdan gelen saldırıların yere vurduğu ses ile irkildim. 2. bir rakibim daha vardı. Çivi atıyor gibi görünüyordu. Hemen kendimi yere bırakıp az önce öldürdüğüm isimsiz cesedin arkasında saklanacaktım. Spoon pozisyonunda kendimi koruyacaktım. Rakibim saldırıyı kestiğinde, yerimden fırlayıp zik zak çizerek ona doğru koşacak, ani bir saldırı ile işini bitirmeye çalışacaktım...

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: D Grubu : Mente Divine-Meirin-Clous

Mesaj tarafından Clous Cracher Bir Cuma 26 Şub. 2016, 02:59

İki rakibi gözlerinin önünde birbirleriyle dövüşüyorlardı. Rakiplerinden genç ve kız olanını durumu biraz daha kötü görünüyordu diğerine göre. Ama bunun bir önemi yoktu. Kızı kurtarmak yada onun gibi birşey değildi amacı. Hem zaten o ara ağzındaki çivilerini tükürmeye başlamıştı bile. Ödül olan parayı alması gerekiyordu. İlla birileri ölecekti bunun kaçarı yoktu. Hayatına o kadar değer verenler zaten buraya katılmazlardı. İşte bu yüzden tüürmeye devam edecekti açıkta kalan rakibine doğru. ağzı boşaldığında hazır olmak için ellerine çivi dolduracaktı bir yandan tükürmaya devam ederken. Etrafa saçtığı tükürüğün de haddi hesabı yoktu.
avatar
Clous Cracher

Mesaj Sayısı : 237
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

5 sayfadaki 7 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz