[Karne]Wade L. Norwood

Aşağa gitmek

[Karne]Wade L. Norwood

Mesaj tarafından Captain 'God' Usopp Bir Paz 14 Şub. 2016, 20:08

Ad Soyad: - Wade L. Norwood
Irk: - İnsan
Yaş: - 19
Boy: - 1.84
Kilo: - 74
Cinsiyet: - Erkek
Meyve: -
Taraf: - Şu an sivil
Bulunduğu Deniz:- Batı Mavi
Grup: -
Kişilik + Geçmiş:

Kişilik:
Sakin bir yapıya sahiptir. Çok iyi bir gözlemci ve dinleyicidir. Bir eyleme kalkışmadan iki kez düşünme taraftarıdır. Bir sokağı boylu boyuna yürümeden önce, o sokağı saatlerce seyretmeyi yeğler. Gerekli gördüğünde yürümeye geçer. Onun için iyi veya kötü kavramı yoktur. Bu kavramların, toplumun bazı yargılara varmasıyla oluştuğuna inanır. Mesela ailesini katleden kişilerin, ölmesi mi yaşaması mı gerektiğini sorsa, alacağı yanıt yaşamalarıdır. Bu karara varan insanların, yakınlarının öldürülmesine verecekleri tepkinin asla aynı olmayacağına inanır. Bu yüzden kendi yapacağı eylemleri iyi veya kötü olarak tanımlamaz. Yapma gereği duyduğu için yaptığına inanır. Kendi hislerini acılarını paylaşamadığı gibi bu inancıda paylaşamayacağını iyi bilir. Bu nedenle de insanların, kendi yaptığı eylemleri sınıflandırmalarını yadırgamaz. Daha çok aldırış etmez. Herkesin kendi hayatını yaşadığını düşünür. Nasıl, haftalarca bir kafesin içinde seyahat ederken insanlar kendi yaşamına devam ettiyse, yarında edecekler. Bir sonra ki gün ölecek olsa bile, yine insanlar kendi hayatlarını yaşamaya devam edecekler. Eğer bir gün birinin ölümüne sebebiyet verirse bunu, o gün orada ne nedenle bulunduklarına yorar. Ölen kişinin ise, ölümün onun içinde var olduğuna inanmış bir birey olmasını ümit eder. Pişmanlık duymaz ama haz da etmez. Bir zalimlik gördüğü zaman, kahramanlık yapıp öne atılmaz. Eğer kişinin kendini savunabileceğini düşünüyorsa, durumu eşitlemek için bıçağını ona kullanması için fırlatabilir.Böyle anlatırken onu iyilik veya kötülük arasında gibi de düşünmeyiniz. O sadece durduğu yerdedir, sizin iyilik veya kötülük yargılarınız vardır.
Kişilik:-
Geçmiş:
Her yer karanlıktı.  Güverteye çıkan merdivenlere süzülen ay ışığından başka gözle seçilebilecek herhangi bir şey yoktu. Geminin gıcırdayan sesi, dalgaların çıkardığı haşin ses ve güverteden gelen belli belirsiz uğultunun arasında, kargo kutularının orada bir hareketlenme vardı;Başına aldığı darbenin ağrısını hissederek uyandı. Sızlanarak;“Bayıltmak için hep aynı yöntemi kullanmaları mı gerekiyordu? Of! Bu sızlamayla uyanmaktan bıktım. Lanet olasının hiç acıması yok! Karnımda acıktı! Umarım bu sefer yiyecek adam gibi şeyler bırakmıştır!” Diyerek uyandı geceye. Güverteden yaklaşan ayak seslerine dikkat kesilmişken, burnuna çalan şarap ve ekşimiş peynir kokusu, dışarıdan gelen hafif uğultunun verdiği rahatsızlık ve geminin sürekli gıcırdayan gevşemiş tahtaları, olmayan keyfine daha da balta vurmuştu. Zifiri karanlığın içinde, eliyle yeri yoklayarak kendisine getirilmesi gereken öğünü aramaya koyulmuştu ki;“Kahretsin! Ne zaman adam gibi bir yemek gelecek merak ediyorum. Bu seferde lapa ve ekmek varsa eğer,  mide spazmı geçireceğim.”Üç öğün lapa ve su verildiğinden oldukça şikayetçi olmalı. Olmalıydıda.“Haftalardır bir kutuya kısılı kalmaktan, vücudumda yaralar oluştu.”Kutuda sürekli hareketsiz kalmaktan hafif yaralar oluşmuştu vücudun belli bölgelerinde.“Artık yersiz isyanlarıma da bir son vermeliyim, ne buradan çıkmama bir faydası oluyor ne de bana fayda sağlayacak bir şeye sebep oluyor. Kafama yediğim darbelerde cabası.”Bir kutuda haftalarca kalmak insanın sinirlerini bozmaya yeter, artardı bile.Evet, haftalardır bir kutunun içindeydi Wade. Haftalardır...Bir an olsun dışarı çıkarılmamıştı. Gözleri artık güneşi unutmuştu. Hatta artık karanlıkta daha iyi görüyordu, en ufak bir farklılık olsa anında seziyordu. Belki de ortamın rutinliğine alıştığındandır bilinmez.  Kutunun yaklaşık bir kafa boyundan daha büyükçe kare şeklinde açılmış kısmından görebiliyordu dışarıyı. Kutu dikdörtgen olup, boyu 120cm, eni ise 200 cm genişliğinde çelikten yapılmıştı. Alt kısmında sıcak tutması için tabaka halinde serilmiş hasır, onun altına yatak yaralarını önlemek adına bolca talaş ve saman konulmuştu.Wade;  yemeğini, özel ihtiyaçlarını, uykusunu yani kısaca tüm gününü  o kutuda geçirmekteydi. Böyle olunca ortaya küçük ve can sıkıcı bir problem çıkıyordu. Her ne kadar özel ihtiyacını giderebildiği kovası sürekli temizlensede, hasırın altında ki talaşa koku az da olsa siniyordu. İlk başlarda bunalıp, soğuk soğuk terlemesine neden olsada sonraları bu duruma alışmıştı. Yaşadığı lüks hayat göz önüne alındığında burası dayanılmaz bir yer olmalıydı.
Ada Tasviri:
Yeni dünyanın ortalarına doğru gelebilen herkesin kulağına şu soru çalınır; “Portion the Camembert’te hiç bulundun mu?” Adından da anlaşıldığı üzere adanın şekli, dilimlere ayrılmış bir pastanın hali gibidir. Bir pastacının tabiriyle, bu ada yedi dilime ayrılmıştır. Her bir dilimde ayrı bir iklim ve ayrı ayrı mevsimler baskındır. Wade ise tüm bunların ortasında, yedi ayrı iklimin ve mevsimlerin ayrı ayrı yaşandığı yerde, Watte Lemon malikânesinde dünyaya gelmişti. Norwood ailesine ait olan Watte Lemon Malikânesi, adanın tam merkezinde olmakla birlikte içinde bulunduğu arazi, 1.763.951 dönümdür. İçerisinde çeşit çeşit çiftlik hayvanları, tarım bölgesi, meyve ağaçları bulunurken, bu arazilerin hemen dışında içinde kimsenin yaşamadığı ufak bir kasaba vardır. Wade’in hayatını etkileyen o yer ile ilgili sırlar ne zaman aralanacaktı? Malikâneye 15.000 metre uzaklıkta, içinde hemen hemen her çeşit balık bulunan bir göl, arazinin iki yanında paralel şekilde bulunan iki adet gözetleme kulesi ve 1200 çalışanı bulunan kocaman bir yerdir. Çiftlikten 30.000 metre kadar uzaklaştığımızda karşımıza 1000 metre genişliğe sahip, yedi ayrı parça şeklinde bölünmüş, yedi ayrı yüksek statülü yöneticiye istihdam edilmiş bir alan vardır. Adanın kontrolünü üstlenen sekiz ailenin, yedisi bu bölgede bulunmaktadır. Bir diğeri, bildiğiniz üzere adanın merkezinde olan ve en kudretli aile olan Norwood Ailesi’dir. Bu bölgeden bir kaç kilometre uzaklaştığımızda araziyi halka gibi saran bir ormanla karşılarışız. Ağaçlar oldukça uzun ve sık bir şekilde dizilmiştir. Ormanın diğer tarafına geçtiğimizde adanın, mevkî, para, güç ve soy gibi statülere sahip, ileri gelen kişilerin yaşadığı on dört ya da on beş bin metrelik bir yaşam alanı bulunmaktadır. Bu bölgeye, Rubi Nobles denir. Bu bölgenin esnaf ve hizmet sektöründe yer alan işçi sınıfı, Rubi bölgesinin dışı olarak tabir edilebilecek bir konumunda yer almaktadır. Yani aslında ada merkezden dışarı doğru hiyerarşik bir şekilde toplumu sınıflara bölmüştür. Elbette bunun böyle olmasının nedeni, Norwood Ailesi'nin böyle düzenlemiş olmasından kaynaklanmaktadır.Yedi ayrı ailenin malikanesinden itibaren ada pastanın dilimleri gibi ayrılmaktadır. Her bir parçanın arası devasa büyüklüktedir. Ki zaten bu adanın yüz ölçümü yaklaşık olarak 10-12 ada büyüklüğündedir.Her bir adada ayrı ayrı iklimler baskınken, mevsimlerde bu şekilde seyretmektedir.Yöneticilerin bölgelerine göre iklimler;Aston Family - Nora Bölgesi/Ekvatoral İklimDupone Family – Conall Bölgesi/ Muson İklimi   Rocelvey Family – Llewella Bölgesi/Çöl İklimiFornetz Family – Aderyn Bölgesi/Akdeniz İklimiRothveld Family – Heulwen Bölgesi/Okyanusal İklimBitte Family – Lachie Bölgesi/Karasal İklimMediveli Family – Neagel Bölgesi/Tundra İklimiNorwood Family – Her mevsimi ve iklimi ayrı ayrı zamanlarda yaşamaktadır.
Sekiz Aile:
Bu sekiz aile nesillerdir adanın kontrolünü elinde tutmaktadır. Her bir ailenin kendi uzmanlık alanı olduğu gibi, dövüş/savaş gücü olarak yeni dünyada hatrı sayılır derecede bir şöhrete sahiptirler. Aileler güç sıralaması yapılmaksızın, uzmanlık alanlarıyla birlikte şu şekildedir;7 Aile Lideri;William Beckhouse Aston: (Konut, Emlak, İletişim endüstrisi)• Pierre Samuel Dupone: (Silah üretim, Ordu gücü)• Nero D. Rocelvey: (Hammadde)• Oswald Oêr Fornetz: (Demiryolu, karayolu, denizyolu ve taşımacılık)• Axel  M.  Rothveld: (Maliye, Para, Finans)• Rudy Van Der Bitte: (Demiryolu eskort ve güvenlik hizmetleri, Deniz ve kara)• Gillo De Mediveli: (Politika, Yönetim, Bankacılık)Aileler nesillerdir bu şekilde gücü elinde tutmaktadır. Her bir aile ferdi, bu oluşumun ilk adımını atan sekiz liderin koyduğu katı kurallara tâbî olmak zorundadır.  Sekiz büyük liderlerden her biri sadece bir kural belirliyor ve itirazı dahi düşünülmeden onaylanıyordu. Bu büyük oluşumun böylesine kudretli olmasının nedeni aralarında ki sarsılmaz ilişkiden geliyordu. Tâ ki bir kural çiğnelinene kadar. Aslında Wade’in hayatını şu noktaya getiren, sekiz kuraldan ikisidir. Birinin çiğnenmiş, diğerinin ise harfi harfine yerine getirilmesinden dolayı. Kurucu ve birleştirici olan Norwood ailesi bu oluşuma liderlik ediyordu ve kuralları; “Her ne olursa olsun Norwood ailesinin liderliği, tartışma konusu bile olamaz!” idi. Nesiller boyu güç ve mal varlığı olarak her zaman üstünlüğü elinde tutması itiraz edilmesine manevi bir duvar bile çekiyor olabilirdi. Bir diğer kural ise Fornetz ailesinin koyduğu; “Herhangi bir aile lideri eğer geri dönüşü olmayan büyük bir hata işler ve infazına karar verilirse, o aileye mensup son erkek sağ bırakılacaktır!Son erkek bireye iki seçenek sunulacaktı. Ya ihanet ile suçlanan aile liderini öldürecek ve soyuna yaraşır bir şekilde onurunu temizlyecekti ya da reddedip ölümü kabullenecekti.Bu kurallar aslında her ailenin birbiri üstüne eklemesiyle kararlaştırılmıştır. Fornetz ailesi bu kuralı, Dupone ailesinin öne sürdüğü canî kuraldan sonra koymuştur. Dupone ailesi; “Herhangi bir aile lideri eğer geri dönüşü olmayan büyük bir hata işler ve infazına karar verilirse, tüm aile üyeleri öldürülecek. Bununla sınırlı kalmayıp, adamları, çalışanları ve herhangi bir şekilde alışverişi olan herkes öldürülecektir!” Yani bir nevi alışveriş yaptığınız marketten tutun evinize posta bırakan postacıya kadar ölüm ile cezalandırılacaktı. Bu kural, oluşumun kuruluşundan bu yana sadece iki kez uygulandı. Birincisi, 23 yıl önce Don Almîdon’un Fornetz ailesinin infazına karar vermesidir. Bu kararı verdiğinde genç ve ateşli bir lider olan Don Almîdon sadece 24 yaşındaydı. Don Almidon 700 küsür ölümle sonuçlanan infazdan sadece bir kişinin yaşamasına izin vermişti. O kişinin adı, Oswald Oêr Fornetz’di. Fornetz ailesinin koyduğu kurala itibar ederek onun canını bağışlamış ve demir bir kafeste sürgün etmişti. Aynı şekilde infaz kararına harfi harfine uygulayarak Dupone ailesinin saygısınıda kazanmıştı. İkinci kez uygulanışı ise yedi ailenin, Norwood ailesinin infazına karar vermesinde gerçekleşmiştir. İnfazı üstlenen Fornetz ailesi, 2200 küsür can almıştı. Ailesi, çocukluk arkadaşları, hocaları ve tanıdığı herkes Don Almidon tarafından öldürülmüş olsa bile, Oswald’ı tekrar aileye alan ve güçlenmesine yardım eden yegâne kişi yine Don Almîdon’dur. Öylesine profesyonel hareket etmiştir ki, bu hamlesiyle oluşumu en az 50 yıl ileri götürdüğü bilinir. Oswald, infazı gerçekleştirdikten sonra ailenin tek ve son üyesi olan Wade’i sürgün etmiştir. Aston ailesinin koyduğu kural gereğince yanına sadece aile mirası olan Huit Souvenirs’i alabilirdi.“İnfazı gerçekleştirilen ailenin son ferdi, hiç bir şekilde mal, para ve statü talep edemez. Sadece ve sadece aile mirasımız olan Huit Souvenirs’i alabilir.
Neydi bu Huit Souvenirs? Parasal değeri olmayan bir şey olmalıydı. Aile albümü olabilir miydi? Veya ailesini temsil eden bi sembol? Ya da bir broş tarzı pek değerli olmayan bir şey? Ama böylesine büyük bir broş olamazdı. Çünkü Oswald’ın, Wade’e fırlattığı çanta yaklaşık olarak 70*40cm boylarındaydı.
Portion the Camembert:
Portion the CamembertWade, yeni dünyada, “Portion the Camembert” adında bir adada doğdu. Doğumu sırasında annesi, vücudun başka bölgelerinden gelen pıhtıların, ani bir damar tıkanıklığına sebebiyet vermesinden dolayı ölmüştü. Doğumu sırasında doktorlar, ya bebeği kurtaracak ya da anneyi kurtaracaktı. İkisi arasında bir seçim yapılması lazımdı. Doğumu için malikânenin bir kısmını hastaneye çeviren Don Almidon, doğum yapılan odada ki yatağın karşı cephesinde bulunan camın önünde viskisini yudumluyordu. İçeriye sızan güçlü güneş ışığının gölgesinde, karısının attığı çığlıklara aldırış etmeden malikaneye 14-15 km kadar uzaklıkta olan gölün, ışıltısına dalmıştı çoktan. Malikaneyi halka şeklinde saran koca ormanın ufkunda parıldayan göl, malikaneden at arabasıyla iki saat kadar uzaklıktaydı. Oraya her bakışında babasıyla gittiği o günü hatırlıyordu. Daha 12 yaşında ilk ve son kez gittiği o günü. Gözünde o günü o kadar iyi canlandırıyordu ki, her bakışında tekrar tekrar o güne gidiyordu. At arabasının çıkardığı sesi, camdan dışarı kafasını çıkarıp rüzgârı hissettiği anları. Hepsini yaşıyormuş gibi hatırlıyordu. Derken;“Efendi Almidon! Efendi Almidon!” diye sızlanan hemşirenin sesiyle düşünden uyandı ve şöyle dedi;“Ne var? Neden işinin başında değilsin?” diye söylendi hiç istifini bozmadan.“Efendim! Karınızın iç kanaması var, elimizden geleni yaptık ama sadece birini kurtarabiliriz.”Dedi hemşire, Don'un gazabından korkar halde.“Ne saçmalıyorsun sen?” Böyle dese bile yüzünde ve mizacında hiçbir değişiklik yoktu. Don'un bu tepkisi hemşireyi daha korkutmuş olacak ki şöyle devam etti;“Bu yüzden karınızı kurtarmak için elimizden geleni yapacağımızdan emin olabilirsiniz.”Elinde ki viskiden bir yudum aldıktan sonra karısının yattığı yatağa döndü ve yatağın ayak ucuna doğru ilerledi. Elinde ki bardağı bir kenara koyup, karısının gözlerine baktı soğuk bir ifadeyle.“Çocuğu kurtarın.” Dedikten sonra bir eli cebinde çalışma odasına doğru yöneldi. Böyle bir anda bile işiyle ilgilenecek tipte bir adamdı. Hayatı talihsizlik ve trajedilerle başlayan Wade, dadıları tarafından büyütülmüştü, baba sevgisi görmeden. Babasıyla yan yana geldiği tek bir an vardı, o da akşam saat 20:00’da yenilen akşam yemeğiydi. İki kişilik, oldukça uzun bir masada karşılıklı akşam yemeği yerlerdi. Wade’in onlarca sorusunu mimik dahi oynatmadan görmezden gelir, yemeği bitirdikten sonra çalışma odasına yönelirdi Don Almidon. Günler ayları, aylar yılları kovaladı. Wade artık eğitim çağına gelmişti. Edebiyat, Felsefe ve Dil Bilimi üzerine akademik eğitim almıştı.Malikaneden, yürüme mesafesiyle bir saat uzaklıkta hummalı bir çalışma vardı. Don Almidon’un emriyle ufak çaplı bir kasaba kuruluyordu. Normal şartlarda böyle bir şey imkansızdı ve nesiller boyu böyle bir şey görülmemişti. Sıradan insanların o arazide işi olamazdı.Wade için tamamen sahte bir hayatı inşa ediyordu Don Almidon. Edineceği sahte arkadaşlıkları, alışveriş yapacağı esnafı, hocalarını, eğitmenlerini yani bir anlamda Wade’in büyümesine yardımcı olacak herşeyi. Sahte bir hayatı yaratıyordu Don Almidon. Neden böyle yapıyordu? Acaba diğer ailelerde mi böyle bir yol izliyordu? Elbette hayır. Kesinlikle Don Almidon’un bir kaç tahtası eksilmişti. Galiba karısının ölümünden sonra kafayı sıyırmıştı. Herşeyini kaybettikten sonra tuhaf tuhaf kararlar alıyordu. Son aile toplantısında, dönüşü olmayan bir hata yaptığı farkedilene kadar. Don Almidon, adamlarını her bir ailenin içine yerleştirmişti uzun yıllar önce. Her bir aileyi birbirine düşürüp aradan sıyrılmayı planlıyordu. Planının son aşaması için kirli işlerini gören Simon’a, tamamen özel tasarım olan 10 adet gemi yaptırması için görev bile vermişti. Aile liderlerinden başka toplatıya iştirak eden biri daha vardı. Olanları bir üst kattan dinlemeye çalışıyordu Wade, kafasını yere dayayarak. Aralarında ki şu diyaloğa şahit olacaktı;-“Aramıza soktuğun ajanları tespit ettik sayın Don!”Dedi Dupone ailesinin lideri, Pierre Samuel. İri yarı oluşu ve sert mizacı ile bilinen aile lideriydi. Onun hakkında "Tek eliyle bir gemiyi fırlatabilirmiş" gibi söylentiler mevcuttur.-“Ajan mı?” Şaşkınlıkla karşıladı Wade. Halbuki ailesinin karanlık yüzü her zaman gözlerinin önündeydi.-“Her birini infaz ettik!” Dedi Oswald. Fornetz ailesini diğer ailelerden ayıran özellik, balıkadam olmasıdır. Oswald ise bir, Lanternshark türüdür. Yani fener köpekbalığıdır. Simsiyah bir deriye sahiptir. Açık mavi renginde parlayan göz çevresi, diz kapakları, omzundave dirseğinde bulunan yüzgeçleri ve bunlara ek, yumruğunu sıktığında parlayan eli onun fener köpekbalığı olduğunu doğrulamaktadır.“İnfaz mı?” Şaşkınlıkla dinlemeye devam etti Wade.“Ve Simon, buraya döndüğü an infaz edilecekler arasında.” Dedi, Aston ailesinin lideri William. Aston ailesinin geçmişinde yatan trajikomik olaylar onları bu noktaya getirmiştir. Kurucu aile liderinin babası bir uzunkol kabilesi mensubuyken, annesi uzunbacak kabilesine mensup imiş. Bu yasak aşkın meyvesinden Ran adlı bir çocuk dünyaya gelmiştir. Bu çocuk hem uzun kollu hem de uzun bacaklı olarak doğmuş yeni bir tür ortaya çıkmıştır lakin iki kabilede bunu evvelinde reva görmemiş, onları dışlamışlardır. Uzun süren sürgün hayatında hem annesini hem babasını kaybeden Ran, bir gün Norwood Ailesi'nin lideriyle karşılaşacak ve tüm hayatı değişecektir. “Simon’da kim? Baba neler oluyor? Yoksa şu ayda bir gelen yüzü yaralı tip Simon muydu? Ama kötü biriymiş gibi bir izlenim bırakmıyordu, yüzünde ve vücudunda bulunan yaralar dışında.” Babasının, Simon adında bir çalışanı vardı evet. Yüzünde bir sürü yara olan o adam. Onu hatırlamıştı, ayda bir malikaneye gelip babasıyla yaptığı bir saatlik toplantılardan dolayı.“Bu yaptığınız, sekiz kuralı çiğnemek oluyor” Dedi ama neden kendisi bu kuralı çiğnediği halde bu sözleri sarfetmişti? “Bu oluşuma ihanet ederek herşeyi çiğnedin zaten!” Dedi, Rothveld ailesinin lideri Axel. Diğerlerine nazaran Axel, iri cüsseli veya kuvvetli biri değildi. En belirgin özelliği dehasıydı. İnanılmaz bir gözlemleme yeteneğine sahipti. Hakisiyle adada ki tüm varlıkları hissettiği söylenir.“Ne kuralı!? Ne çiğnemesi!? Bu adamlar neyden bahsediyor?” Anlaşılan Don, evladına ailenin sekiz kuralından bahsetmemiş.“Yedi ailenin hükmünce; Fornetz ve Dupone’ların koyduğu kurallar uygulanacaktır. İnfazı, Fornetz ailesi üstlenecektir.” Dedi Rocelvey ailesinin lideri, Nero. Nero aile liderleri arasında en karizma olanıydı. Diken gibi uzun ve sarkmış saçları, sol kulağında ki tek küpesi ve şık giyimiyle bu özelliğini öne çıkarıyordu. Don'dan sonra aile üyeleri arasında ki en güçlü kişiydi.“Oswald ha?” Geçmişte aynı infazı uyguladığı kişinin ellerine teslim edilmek tuhaf gelmiş olabilirdi.“İnfazı diğer aileler terkettikten sonra gerçekleştireceğiz. Zaten adamlarım çoktan ormanı sardı. Bütün adamlarının ve tüm çalışanlarının hayatına son vereceğim. Sizi ise bizzat kendi kanınızdan biri infaz edecek ama yapabilir mi emin değilim.” Kurala göre son aile bireyine iki seçenek sunulur. Ya kendi aile liderinin canını alarak oluşumun daha önemli olduğunu kanıtlar. Ya da bunu yapmaz ve yok olmaya razı olurdu. Normal aileler, bireylerini bu şekilde eğitmekle yükümlüydü. Peki ya Wade öyle miydi?“Onun bir Norwood olduğunu unutuyorsun, küçük Oswald” Dedi Don, elleriyle bu mevkiye getirdiği ve geçmişte kendi elleriye yok ettiği hayata sahip olan kişiye.“Kıgh! Bana o şekilde seslenmeyi bırak Don!” Dedi, sinirlerine hakim olamayarak.“Soğukkanlılığını koru Oswald. İnfaz konusunda sana güveniyoruz. Artık bizim ayrılma vaktimiz.” Dedi liderlerin en yaşlı üyesi, Gillo. Mediveli ailesinin en uzun süre başında kalan lider konumundaydı. Yaşı, 52 idi. Ailenin başına 18 yaşında geçerek, 34 yıldır yönetimini elinde tutmaktadır. En belirgin özelliği tecrübesidir. Don gibi sabırlı ve sakin bir yapıdadır. Ancak harekete geçtiğinde asla durmaz.“Öyleyse ayrılıyoruz.” Diye ekledi De Bitte ailesinin lideri, Rudy. Rudy oldukça şişman ve kaslı bir vücuda sahiptir. Devasa bir gövdeye sahiptir. Hemen hemen Pierre ile aynı boydadır. Ailenin en kilit yerinde rol almaktadır. Yıllar öncesinde Don'un emriyle Shichibukai olma yoluna gitmiş ve kolayca başarmıştır. Paraya, yemeye ve kadınlara doymaz. Her yerinde altından aksesuarlar vardır. Shichibukai olduktan sonra altından bir tasma takmaya başlamıştır. Bir  sebep bulsamda altın bir şeyler taksam derdinde olduğu için bu fırsatı kaçırmamıştır aksi halde yüzüne köpek demeye cesaret edecek insan sayısı oldukça azdır. Altı aile üyesi yavaşça malikaneyi terkettikten sonra Oswald adamlarına çocuğu bulup getirmelerini emretti. Wade;“Ben... Benden mi bahsediyorlar!? Bir rüya olmalı evet bir rüya ehehe! Bir rüya ehehe! Şimdi gidip yatağıma yatacağım ve sabah kâhyamızın beni uyandırmasını bekleyeceğim ehehe!”Koşuşturan ayak sesleri Wade'in kulağına çalınıyordu.“Buraya doğru geliyorlar! Saklanmalıyım, saklanmalıyım! Nereye? Nereye gidebilirim?”Wade daha yerinden uzaklaşamadan yaka paça yakalanmıştı. Kafası o kadar karışmıştı ki, ellerinden kaçamayacak durumdaydı. Adamları, Wade’i aşağı kata doğru ite kaka götürüyorlardı. O sırada;“Hey, Oswald! Son bir arzum var.”Dedi Don. Anlaşılan ölümü kabullenmişti.“Nedir Don?”Fornetz ailesine gösterdiği saygıyı hala unutmamıştı Oswald. İsteğini yerine getirecekti tabi. Ayrıca Don'un saçma bir istekte bulunmayacağınıda biliyordu. Aralarında ki en profesyonel kişinin o olduğundan adı kadar emindi.“Buzlu bir viski hiç de fena olmazdı. Ahaha!” Son sigara isteği gibi bir şey olmalıydı bu.“Seni, kahkaha atarken ilk defa görüyorum. Yoksa ölüm korkusu senide mi korkutuyor Yüce Don?”Tabi ki böyle bir şey olamazdı. Kafasını, merdivenden yaka paça getirelen oğluna çevirdi Don ve şunları söyledi;“Gençleri teşvik etmek gerek değil mi?” dedi.Kafasında bir plan mı vardı?“Teş..vik mi?” Derken Oswald’ın adamları, Wade’i babasının önüne kadar zorla getirdiler. Bacakları titreyen Wade, oracıkta dizlerinin üzerine çöktü. Yüzünde anlaşılmaz derecede soğuk bir ifade vardı. Babasına bakamıyordu. Gözlerini ahşap zemine dikmiş, sanki üşürmüşçesine nefes alıp veriyordu.Oswald o sırada elini arkaya doğru götürdü ve adamlarından biri, eline kahverengi ahşap bir kutu uzattı. Oswald üzerinde “Fornetz” yazan kutuyu açtı ve Wade’e uzattı. İçinde “War Era Flintlock" tarzı bir silah vardı. Demir aksanları altınla kaplanmış ve gövdesine “Fornetz” yazısı işlenmişti, yanına ise aile simgelerini kabartmışlardı.Silaha bakakaldı Wade. Titriyordu.“Silahı Al.”Sinirli bir şekilde.“Al dedim!”Daha da sinirlendi ve eline tutuşturdu.Silahı yavaşça kavradı Wade, elinin titremesine engel olamıyordu.“Doldur!”Silaha önce barut sonra mermi yerleştirilmesi gerekiyordu anlaşılan.“Doldur dedim sana!”Tekrar bağırdı Wade'e. Tekrar tekrar söyletmesi onu daha da sinirlendirmişti.“Hey evlat, onu nasıl kullanman gerektiğini öğretmiş olmalılar. O kadar parayı boşa harcamadığımı düşünüyorum” dedi Don.Aile yadigarı silah ile tanışmıştı geçmişte Wade. O kadar ilgi duymuştu ki silah kullanma üzerine eğitim almayı arzu etmişti. Zaten ileride bu eğitimi almasını sağlayacaktı babası lakin kendisinin şevke gelmesini kullanarak onaylamıştı bu isteğini.Yavaşça silahı doldurdu Wade ve;“Yapamam.” Dedi.“Ateş edemem.” Diye ekledi.“Ahaha! Etmelisin yoksa senide öldürürler! Şu anda tanıdığın herkes öldürülmek üzere evlat! Sadece senin bundan kurtulma şansın var! Yoksa ölürsün!”Bunları söylese bile durumu hala kavrayamamıştı genç çocuk.“Neden?”Oldukça mantıklı bir soruydu elbette bu lakin yeri miydi? “Şu an seni bu tür işlerden fazlasıyla uzak tutmanın pişmanlığını yaşıyorum! Olayı kavrayamıyorsun ama bitti! Beni öldürmelisin. Eğer nedenini öğrenmek istiyorsan, öğreneceksin. Ama şimdi yapman gerekeni yap.”Elleri titriyordu, yapamayacaktı.“Anneni ben öldürdüm! Tüm aile fertlerimizi kendi ellerimle öldürdüm! Senin gibi aciz birini öldürmeye gerek görmediğim için sağ bıraktım!”Don, Wade'in tetiği çekmesi için yalanlar dahi söylüyordu.“Okulunu, arkadaşlarını hatırlıyor musun? Onların hepsi sahteydi. Onları parayla, sana sahte bir hayat kurmak için kiraladım. Ve şimdi herbiri teker teker ölecek. Neden biliyor musun? Hepsi benim suçum!”“Olamaz... Yalan olmalı! Böyle bir şeyi neden yapasın?”“Bana inanmıyorsan pencereden dışarıya bakabilirsin. Muhtemelen oradan öldürmeye başlamışlardır bile.”Hemen fırladı yerinden Wade, bir çırpıda pencere önüne geldi ve gördüğü manzara karşısında şok oldu. Oyun oynadığı sokaklar, okul, hocalarının evleri hepsi yanıyordu. Çığlıklar az da olsa kulağına geliyordu. Gördükleri tüm takatını elinden almış dizlerinin üstüne yığılmıştı. “Neden?” Hızlıca nefes alışverişi yaptıktan sonra tekrar ve içten;“Neden...?” Diyordu. Haykırıyordu. Silahı sıkıca kavradığı gibi bir anda fırlayıp, babasının şakağına dayadı. Öfkeliydi, gözlerine perde inmişti. “İşte böyle evlat.”“İşte böyle mi? Bu da ne demek şimdi? Bugüne kadar hayatımda ki tüm kararları sen verdin ancak bundan sonra böyle olmayacak!”Bir anda tüm olayı kavramış mıydı? Yoksa saçmalıyor muydu genç çocuk? Elbette saçmalıyordu.Silahı iki elinin arasına aldı bir anda Don ve Oswald’ın göremeyeceği eliyle, Wade’in tetikte olan parmağına götürdü parmağını.“Kes artık şunu velet...”Derken silah patladı ve babası bir anda yere yığıldı. Kanlar içinde yere yığıldı. Oswald, gözlerine bakıp öldüğünü teyit ettikten sonra;“Aferin evlat. Yapman gerekeni yaptın.” Arkasından aldığı darbeyle bayıltıldı Wade. Gözlerini açtığında kocaman eski yıpranmış bir çantada bulunan kitap veya defter gibi birşey. Ve altına hasır serili bir kutudaydı. Demir veya çelikten olmalıydı. Sağa sola sallanışından da anlaşıldığı üzere galiba bir gemideydi.
Ve dönelim günümüze;Diye hayıflanırken bir anda önünde beliren ışığı, eliyle bastırmak isteyerek, önüne tutmaya çalıştı ama parmaklarının arasından yüzüne vurmaya devam ediyordu. “Orada öylece işkence çektirmeye devam mı edeceksin? Varsa diyeceğin bir şey, şu lanet ışığı yüzüme tutmayı kes!” dedi, bir elinde kandil diğer elinde yemek tabağı tutan geminin kaptanına. Yeni dünyadan dört denize doğru yol alan ticaret gemisinin, kargo bölümünde geçiyordu bu lanetlerle başlayan sohbet. Elinde ki kandili, tahta sütunlardan birine taktıktan sonra bir ufak kahkahayla söze girdi Kaptan Noku.“Hahaha! Her zaman ki gibi çok sıcak bir karşılamaydı evlat! Hahaha! Bu gemide yiyeceğin son öğün olduğu için biraz et getirdim, tadını çıkar. Ayrıca bu durumdan zevk aldığımı düşünmüyorsun heralde? Oswald-sama’nın emirleri kesindir. Şu an yaşadığına şükretmelesin. Bir bitki gübresinden farkın kalmayabilirdi değil mi? Sanırım bunu benden daha iyi biliyorsun he? Hahaha!” dedi ve araya girdi, kendince velet olarak tabir ettiği özel kargosu;“Seni yaşlı bunak! Bunların hepsini onlara ödeteceğim! Beni şimdi öldürüp, denize atmalısın ve o köpekliğini yaptığın pullu yaratığa, istediğini yaptığını söyleyerek yalan söylemelisin. Sana bundan daha iyi bir tavsiye verilemez.” dedi. Neşeli mizacı bozulan kaptan, veledin ağzından çıkan gerçeklere daha fazla kayıtsız kalamamıştı. Sol dizini yere dayadı ve eğildi çelikten yapılmış kargo kutusuna ve şöyle devam etti;“Hey ufaklık!” diyerek ortamın kasvetini artırdı kaptan ve devam etti sözlerine, hiç bir duygu katmayacağı öğütlerine;“Yaşadığın acının farkındayım evlat. Ama şunu iyi bilmelisin ben ve adamlarım senden ne nefret ediyor, ne de buna benzer başka bir duygu besliyoruz. Bunun işimiz olduğunu görmüyor musun? Belki de görüyor ve öfkeni bize yöneltiyorsun. Bunu anlayabiliriz, merak etme. Yıllardır bu işi yapıyorum, denizlerde gezmek benim hayatım. Oswald-sama’nın emrinde onlarca yıl çalıştım. Bu işi seviyorum ve öyle olmayada devam edecek! Sen ise bu uzun yıllar içersinde taşıdığım kargolar arasında, konuşabilen tek şeysin. Birlikte geçirdiğimiz bir kaç haftanın, daha iyi olmasını  dilerdim ama artık yolumuzun sonuna yaklaştık. Seni, bana emredilen yere bıraktıktan sonra bu rutin hayatıma devam edeceğimi söylemeliyim.”Ayaklarının üstüne doğrulup, taktığı yerden kandili alan kaptan, elindeki tabağı yere bıraktıktan sonra yavaşça uzaklaşırken özel kargosunun yanından, ağzından şu kelimeler dökülüyordu;“Oswald-sama’ya veya diğerlerine yanlış yapmanın sonucunu, bizzat yaşayanlardansın. Babanda onlardan biri olmasına rağmen hazin sondan kaçamadı. Onlardan geriye kalan tek şey sensin. Sözlerimi iyi dinle, onlara karşı gelirsen sadece öldürülmekle kalmazsın,  aynı havayı teneffüs ettiğin herkes ölümü en acılı şekilde tadacaklardır. Ta ki adını, yüzünü, şeklini veya cismini bilmediklerine inandıkları kişilere kadar! Onlar güçlü evlat! Çok güçlü!”Sözlerine devam ederken Noku, merdivenin son basamağına varmıştı bile. Arkasından söylediklerine dikkat kesilmişti Wade.  Merdivenlerden gelen gıcırdama sesisin durmasıyla anlaşıldığı üzere durakalmıştı Kaptan. Ve devam etti son sözleriyle,“Ah! Hala yapmak niyetindeysen, yanında ki insanları en az sayıda tutmaya bak. Sanırım biz de bu konumda potansiyel olarak öldürülmeye adayız. Oswald-sama’nın veya diğerlerinin adamları tarafından öldürülebiliriz.”Sözlerine devam ederken kaptan, iki elini yukarı doğru açıp ilerlemeye devam etti, sanırım keyfide yerine gelmişti;“Hahaha! Kaderden kaçmak imkansız. Gelen şey çok şiddetli bir dalga olacak gibi!  Hayatında denize girmemiş birinin, akıntıya karşı şansı yoktur! Şuan sanırım burada öyle olan tek kişi sensin evlat! Acele etme! Ölmek için acele etme! Hahaha!”İçeriyi sessizliğe bürüyen sözlerinden sonra uğultulara karışarak uzaklaştı Kaptan Noku. Eski sıradanlığına dönerken kargo bölümü, düşüncelere dalmıştı Wade;“Onlar güçlü ha. Gerçektende güçlüler...  Ölmek için acele etme ha... Gerçektende öyle mi görünüyordu acaba? Sadece canım fazlasıyla sıkılmıştı. Belki verdiğiniz lapanın yan etkilerinden biridir seni lanet ihtiyar! Hahahah! Çıldırmış gibi gülüyorum, yoksa çıldırdım mı? Ahahah!”"Ama onlara, ailemi veya dostalarımı öldürdükleri için kızgın değilim. Beni buraya sürdükleri için bunun hesabını verecekler! Her sabah aşçımız Pierre’in hazırladığı çikolatalı çörekten mahrum kaldım şimdi. Daracık bir kutunun içindeyim, üşüyorum, karanlık. Hissediyorum, evet hissediyorum! Çöreğin güzel tadının aksine lapanın iğrenç tadını, evimde şöminenin yanında oturmanın aksine daracık bir kutuda üşümeyi, moraran bacağıma bastırdığımda ki acı hissin aksine sıhhatli olduğum günleri. Bugüne kadar yarım yaşamış gibiyim. Artık herşeyi daha iyi anlıyorum. Bir aileye sahip olmayı veya olmamayı.”Derken çelik kutunun ön kısmında bulunan, hava alış verişi için açılmış parmaklık kısımda ki parmaklığın birini kavradı eliyle ve şu sözleri yankılandı iç sesinde;-“Herşeyin üstüne öyle kolayca örtü çekmemi beklemeleri insanın sinirlerini bozuyor! Nasıl istersem öyle yaşayacağım. İpler artık elimde.”Saatler sonra uykusuzluğa dayanamayıp dalmıştı Wade. Ertesi gün yüzüne vuran güneş ışığıyla uyandı. Kafesten içeri süzülen ışık gözlerini acıtıyordu resmen. Hemen toplandı eliyle ışığa mani olmaya çalıştı. O an da birşeylerin eksikliğini farketti. Gemi sallanmıyordu. Tahtalar gıcırdamıyordu. Şarap ve peynirin ekşi kokusuna ne olmuştu peki? Tayfanın çıkardığı uğultudan eser yoktu ama rüzgar ve denizin sesi çok netti. Daha tam uyanamadığı için çok da kafa yormak istemediğinden, sabah kahvaltısını aramak için parmaklıktan dışarıya, kolunu daldırmaya kalkacaktı ki, kolunu atar atmaz kafesin kapısı açıldı ve dışarı yuvarlanıverdi.  Hemen toparlanmaya koyuldu ve oturmak için kullandığı organın işlevini yerine getirme gereğini hissetmiş olmalı ki, kumsala oturdu. Önünde balıkçı tekneleri, sahile vuran hafif dalgalı bir deniz, çok hoş bir esinti ve ötüşen martıların sesiyle bir başınaydı. Galiba bahsettiği adaya bırakıp gitmişti, Kaptan Noku. Kendince;“Bunca hengame olurken nasıl oldu da uyumaya devam edebildim? Tamamen mahvolmuş durumdayım. Her yerim tutulmuş, boynum ağrıyor. Pis pis kokuyorum. Saçlarım birbirine girmiş durumda. Neyse ki önümde uçsuz bucaksız bir küvet var. Hemen şuracıkta temizlensem iyi olacak. Sonrasında temiz kıyafetler ve saç, sakal tıraşı iyi gelebilir. Kafesi neden burada bıraktılar acaba? Satsam ne kadar beli eder? Neyse o kadar ağır bir şeyi taşımam mümkün değil. Temizlendikten sonra şu devasa deftere bir çanta almam lazım. Kucakta taşınacak gibi durmuyor. Yanması/erimesi, kesilmesi/delinmesi çok güç olan işlenmiş bir deri veya bir ürün bulsam iyi olacak. Ama önce...”Der ve temizlenmek için denize dalar.
Geçmiş: -
Statlar
Güç: - 1.2
Dayanıklılık: - 1.2
Hız: - 1.3
Farkındalık:-
1.5
Meslek Statları
[Meslek 1]: - Kaptanlık/Liderlik 0.2
[Meslek 2]: -
Yan Meslek 1: Enigmatolog 0.1
Yan Meslek 1: Tüccarlık 0.1

Meyve Statları
Meyve İsmi: -
Türü: -
Saf Meyve Gücü: -
Kullanım Süresi: -
Ek Güçler: -
Mod/ Ek Dönüşüm: -
Kontrol: -
Dövüş Tekniği:
Tekniğin Adı: - Gaô, Ejderin Yolu, Ejder Nefesi. Puanı : 1
Tekniğin Stili:- Karma
Teknikte Kullanılan Ekipman yada Ekipmanlar:- Karma.
Tekniğin Açıklaması:
Gaô:
İçerik olarak uzun zaman, uzun yol, güç, merhamet, silah, maharet, sevgi, erdem gibi derin anlamlar ifade eden gerçek savaş sanatıdır. Varolan tüm savaş sanatlarının kaynağı olan Gaô öğretisi, yüzyıllardır gizemler ülkesi olarak bilinen, mistik bir havaya sahip Bûfên'in esrarengiz sırlarından birisidir.
Gaô bir yaşam biçimidir, bir mücadele sanatıdır, özgüvendir. Başarılı olunduğunda insanoğlunun standart kalıpların dışına çıkarak bilinmeyen sırları keşfetmesi, inanılmaz olanın gerçekleşmesi demektir. Ömür boyu sağlık ve sıhhatli yaşamak demektir.

Tekniğin Altdalları:
Teknik: - 2
Yetenek: - 1
Yan Stil: -
Mod: -
Özel Stil: -
Dövüş Tekniği:
Tekniğin Adı: - Keysi
Tekniğin Stili:- Özel (Keysi Metodu çok sayıda rakibin saldırısına karşı savunmayı ve etraftaki objelerin birer silah olarak nasıl kullanılabileceğini öğretir.)
Teknikte Kullanılan Ekipman yada Ekipmanlar:-Üstte belirttim.
Tekniğin Açıklaması:
Keysi:
Modern günümüz sokaklarında ayakta kalmaya adanmış bir dövüş metodudur. Kısa ve sert vuruşlarıyla dikkat çekicidir. Sürekli evrimleşen ve asla sabit olmayan bir durumdadır. Her gün gelişerek büyümeni ister. Tekmeye pek yer verilmez. Gerekince sadece alt bölgelere kullanılır. Dövüşün düşünen adam duruşuyla başlanmasının nedeni sokakta duvara yaslı adama sataşma durumudur. Bu durumda eller başın tepesinden kavuşturulur ve kollar ile tüm surat kapatılır.

KFM’nin nihai odağı çoklu saldırgan senaryosudur. İlk günden itibaren sizi bu ortamın içine sokmak ister. Sertliği ile sokakta geçerliliğini ve gerçeğe uygunluğunu sağlama almaya çalışır. Özellikle yakın dövüşte işe yarayabilir. Fakat kalabalığa karşı yakın dövüşmek problem doğurabileceği için kalabalığa savunma konusunda şahsen tatmin değilim. Bıçak ya da tabanca için ise tatmin edici olabilir.

Keysi Metodu çok sayıda rakibin saldırısına karşı savunmayı ve etraftaki objelerin birer silah olarak nasıl kullanılabileceğini öğretir. Karmasyonuna jeet kune do’nun dâhil edilmesi prensiplerinden yararlanılması nedeniyledir. Fakat jeet kune do felsefesini bilenler iyi bilirler ki sınırsızlığı esas aldığı için jeet kune do kapsanamaz. Bu durumda karma ifadesi burada cıvık kalmıştır.


Tekniğin Altdalları:
Teknik: - 2
Yetenek: - 1
Yan Stil: -
Mod: -
Özel Stil: -

Değerler-Eşyalar
Eşyalar:- Huit Souvenirs, İyi kalite çanta.
Kafa Ödülü:-
Para: - 830.000 ß
Dağıtılmamış Stat: -

_________________
avatar
Captain 'God' Usopp
Admin

Mesaj Sayısı : 286
Kayıt tarihi : 18/12/15

Kullanıcı profilini gör http://oprpg.forumdizini.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz