Avcı'nın Masalları(John Graywolf) - Bitti

2 sayfadaki 5 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki

Aşağa gitmek

Geri: Avcı'nın Masalları(John Graywolf) - Bitti

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir Ptsi 29 Şub. 2016, 00:40

Avcı suya düşer düşmez kendini toplamış ve ayaklarının gücüyle yalpalayarak yüzmeye çalışıyordu mızrağının düştüğü geniş gövde parçasına doğru. Koca ahşabın üstünde elma dolu bir çuvalın ağzı açık halde bekliyordu ve su tahtayı salladıkça daha fazla elma suya düşüyordu. Çuvalın takıldığı metal parçası kırılmış ve çentikli bir çıkıntı bırakmıştı. Bu, gemi güvertesini tutan demir şeritlerden birinin parçasıydı. Enkazın etrafında da ufak tahta parçaları yüzüyordu.
Avcı ayaklarını çırparak tahtaya ulaştı ve acemice çabalayarak üstüne süründü. Tahtaya çıkarken bir an ağırlığın çöktüğü taraf yükseldi, ancak avcı hızla üstüne oturunca eski haline geldi. Belini saran halatı o demir parçasına sürterek yırtmaya çalıştı birkaç dakika boyunca. Halat yavaş yavaş yırtılmaya başlamıştı bile.
Bu arada diğer tayfalar ve kaptan da bir araya gelmek için ayaklarını suda çırparak tutundukları enkazları bir araya getirmişlerdi. Avcı gibi onlar da iplerini kesmek için bir şeyler arıyordu, ancak onların tutunduğu parçalarda o halatları kesecek kadar sağlam metal parçaları bulunmuyordu. Kaptan kıvrılarak iplerden kurtulmaya çalışıyor, bir yandan da genç avcıyı izliyordu. Avcı on dakika kadar uğraştıktan sonra halatın bir parçasını kesmeyi başardı ve kollarını açarak bedenini saran ipleri gevşetip kurtuldu. Ardından yanıbaşındaki mızrağı ağzına alarak suya atladı ve el yordamıyla yüzüp diğerlerinin yanına geldi. Mızrağı ve bulduğu birkaç küçük keskin parçayla çabalayıp üç adamı da iplerinden kurtardı. Şimdi Nomu’ya hızla varmak için bir şeyler yapmalıydılar. “Ulaşabildiğimiz tüm geniş ahşapları şu halatlarla bir araya getirip geniş bir sal yapalım, küçük tahta parçalarını da kürek olarak kullanıp Nomu’ya varmaya çalışalım hızla. Rey, sen şuradaki enkazı ve üstündeki elma çuvalını al, yolculuğun ne kadar süreceği belli olmaz. Kulve, sen de şuradaki ahşaba yüz, etrafındaki küçük tahtaları üstüne toplayıp buraya yüzdür. Ben de halatları bağlayacağım.” Kaptan, adamlarına emirleri verdikten sonra Avcı’ya döndü, “Çetin cevizmişsin genç adam, mücadeleciğinle beni etkiledin. Nomu’ya varınca birlikte çalışabiliriz. Bu arada şu mızrağınla birkaç ahşabı daha bu tarafa çek de salımızı yapmaya yardım et.” Kaptan sözlerini bitirip tüm halatları ahşap parçalarına geçirmek için bir araya getirdi. Bulduğu deliklere ve çıkıntı tahta parçalarına halatı dolayıp genişçe bir sal yapmak niyetindeydi.
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Avcı'nın Masalları(John Graywolf) - Bitti

Mesaj tarafından Misafir Bir Ptsi 29 Şub. 2016, 01:38

Bir kaç dakika sonra mızrağımın ve elma çuvalının bulunduğu  enkaza  varmış,  hızlı bir biçimde üstüne çıkmıştım. İlk çıkmaya çalıştığımda,  az daha  ağırlığım yüzünden yine denize düşüyordum  Ancak,  üstüne oturduğumda enkaz düzelmişti. Daha sonra etrafıma bakındığım daş elma çuvalının yanındaki metal  parçasını görmüş ve halatı onunla kesmeye çalışmaya başlamıştım. Yaklaşık 10 dakika sonra halatlardan kurtulmuştum. Bu sürede diğer adamalarda enkazları bir araya getirmiş ve yan yana halatlarından kurtulmaya çalışıyorlardı. Ben de hemen mızrağımı  ağzıma alıp onlara yardım etmek için denize atladım ve bir kaç küçük keskin enkaz parçasının yardımıyla da onları kurtardım. Şimdi ise Kurtulmaya çalışmalıydık ve bu yüzden kaptan konuşmaya başladı. “Ulaşabildiğimiz tüm geniş ahşapları şu halatlarla bir araya getirip geniş bir sal yapalım, küçük tahta parçalarını da kürek olarak kullanıp Nomu’ya varmaya çalışalım hızla. Rey, sen şuradaki enkazı ve üstündeki elma çuvalını al, yolculuğun ne kadar süreceği belli olmaz. Kulve, sen de şuradaki ahşaba yüz, etrafındaki küçük tahtaları üstüne toplayıp buraya yüzdür. Ben de halatları bağlayacağım. ‘’  sözleriyle adamlarına emirler yağdırdı ve sonra bana döndü.  “Çetin cevizmişsin genç adam, mücadeleciliğinle beni etkiledin. Nomu’ya varınca birlikte çalışabiliriz. Bu arada şu mızrağınla birkaç ahşabı daha bu tarafa çek de salımızı yapmaya yardım et.’’ Sözleriyle de   bir teklif sunmuş ve emir vermişti bana. Normalde emirlerini kabul etmek istemesem de bu sefer zorundaydım ve hemen harekete geçtim. Bu arada teklifi şu an pek umurumda değildi. Sonra düşünürdüm bunu. Şu an anladığım sadece, kaptanın bir sal yapma amacında olduğu idi. Bu yüzden ben de İlk önce kendi mızrağımın bulunduğu  enkazı getirecektim çünkü üzerinde, elma çuvalı var idi  ve   Salı  yaptıktan sonra o elmaları yiyebilirdik.  Salı yaptıktan sonra da  uzun enkazlar kürek gibi kullanıp Nomu’ya yönelecektik  büyük ihtimal. Eğer Nomu’ya varırsam da  eski bir arkadaşımdan yardım isteyecektim işte...

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Avcı'nın Masalları(John Graywolf) - Bitti

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir Salı 01 Mart 2016, 22:47

Kaptanın planı işe yaramıştı ve bir gün süren yorucu bir yolculuğun ardından kendilerini Nomu’nun küçük limanına atmışlardı. Limana vardıklarında çevrelerini insanlar sarmış ve meraklı gözlerle onları süzmüştü çoğu. Birkaçı merakla neler olduğunu sormuştu bu enkazdan bozma salla gelen dört kişiye. Kaptan ise meraklarını giderip her şeyi anlatmıştı. Korsan saldırısını duyanların kimi endişeyle bir yerlere koşturmuş, kimi de yardım etmişti.
Kaptan, tüm bu muhabbetten sonra Genç avcıya denizcilere gidip rapor vereceğini, ardından şirketine durumu bildirmek üzere postaneye gidip bir mektup yazacağını söylemişti. Akşama doğru limanda olursa görüşüp birlikte bir iş bulabileceklerini de belirtmişti. Kaptanın aklında şirketinden mesaj gelene dek bu şehirde ufak gemi seferlerine çıkmak vardı. Balıkçılık veya kasabalar arası taşımacılık gibi. Kabul etmemesi halinde şehirde birkaç iş daha bakabileceğini ekledi. Liman bekçiliği, şehirde demircilik, şehir dışındaki ormanlarda odunculuk, taş ocağı ve şehrin biraz ötesindeki tersanede çalışmak gibi. Kaptan tüm bu bilgileri verip yanındaki iki mürettebatıyla liman meydanının sağındaki denizci binasına yol aldı.

Nomu küçük bir adaydı ve tek şehri vardı. Şehrin civarına yayılmış birkaç ufak kasabası ve adanın farklı yerlerinde köyleri de mevcuttu. Büyük şehir, adayla aynı ismi taşıyordu. Küçük ahşap limanın hemen bitimindeki şehir, çoğunlukla ahşap evlerden oluşuyordu. Bunların arasına serpilmiş birkaç taş bina da yükseliyordu ve düzlüklerin hakim olduğu adanın içlerine doğru uzanıyordu. Şehrin ardında ufak tepelikler orman kaplıydı. Ormanların arasından akan küçük ırmaktan keresteler süzülüyordu. Irmak kıvrılarak şehri es geçip epey uzakta sağ yandan denize dökülüyordu. Kaptanın tarif ettiği tersane de bu ırmağın ağzındaydı.
Şehrin içinde insanlar dolaşıyordu, sokaklarında satıcıların sesleri, evlerine girip çıkan insanlar, dükkanlarda alışveriş yapanlar, sokaklarda dolaşan yüklü arabalar ve bir şehirde olması gereken tüm sıradan şeyler vardı. İki katlı ahşap binalar, aralardaki taş binaları koruyor gibiydi. Hemen her yapının altında ise bir çeşit dükkan bulunuyordu.

Avcı henüz limandan ayrılmamıştı ki iskelelerin ötesinden gür sesli bir “Selam” nidası işitti. Sesin geldiği yöne baktığında, mavi yelek ile pantolon giymiş iri yarı, sert yüzlü bir adam gördü. Neşeyle gülerek ona bakıyor ve el sallıyordu. Başına taktığı tüyler rüzgarda sallanırken uzun boyuyla bu kıyafetleri çok tuhaf görünüyordu. Limandakiler bu gür sesi pek garipsememişti.
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Avcı'nın Masalları(John Graywolf) - Bitti

Mesaj tarafından Misafir Bir Çarş. 02 Mart 2016, 00:01

Kaptanın planı ile Nomu’ya varmıştık. Vardığımız gibi de, hemen insanlar doluştu etrafımıza. Nasıl bu hale geldiğimiz hakkında sorular soruyorlar, kaptanda onların sorularına cevap veriyordu öylece. Tüm muhabbet bittikten sonra da kaptan, neler yapacağını ve teklifini dillendirmişti bir daha. Akşama doğru limanda konuşmamızı teklif etmişti. Aklında ki iş ve önerdiği işler, pek dikkatimi çekmese de para kazanmak zorundaydım şu an. Ardından da yanımdan 2 adamıyla ayrıldı ve merkezin sağında ki denizci binasına doğru ilerledi. Ben de biraz olduğum yerde Nomu’yu göz gezdirmiştim. Küçük bir şehirdi burası. Gerçi Bulunduğum yerden ahşap iskeleyi ve şehri görüyordum sadece. Ancak çok az da olsa, eskiden kalma bir kaç şey biliyordum bu şehir hakkında. Hatırladıklarım, Şehrin adı adayla aynı ismi alıyordu, Şehrin ardında ki ufak tepelikler orman kaplıydı ve yanlış hatırlamıyorsam, şehirde ki denizcilerin sorumlusu, oldukça güçlü biri olarak ün salmıştı. Bir de kaptanın söylediği şehrin biraz ilersin de ki tersane vardı işte. Ben bunları düşünürken de biri bana bağırıyordu iskelenin ötesinden. Bir kaç saniye sonra bu kişinin ‘’ selam’’ diye seslendiğini ve ekibime katılacak olan Angelo adında ki dostum olduğunu anlamıştım. İşin garibi insanlar bu sesi ve iri adamı pek garipsememişti. Neyse, şimdi hemen Angelo’nun yanına gidecek, ilk önce bir selamlaşacak, sonra burada bize yardım edebilecek ve yüksek miktarda para kazanabileceğimiz bir işin olup olmadığını soracaktım ona. Eğer yoksa bir gazete alacak, akşama kadar liman da kaptanı bekleyecektim. Çok büyük bir iş ile gelmezse onun da teklifini kabul etmeyecek ve liman bekçiliği yapacaktım. Çünkü liman bekçiliği yaparken suçlularla karşılaşabilir ve onları avlayabilirdim. Bu yüzden de gazete alacak ve aranma ödüllerine göz gezdirecektim akşama kadar. Belki bana gereken paranın katlarca fazlasını kazanabilirdim bu iş sayesinde.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Avcı'nın Masalları(John Graywolf) - Bitti

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir Perş. 03 Mart 2016, 23:31

Avcı, uzun zamandır görmediği dostunu görmüştü. Selamlaşıp sohbet ettiler önce. Ardından Avcı sona bir iş olup olmadığını sordu. Angelo o gür sesiyle tekrar güldü, “Birkaç haftadır limanda çalışıyorum. Buralar epey hareketsiz. Eğer benimle çalışmak istersen şirketle görüşebilirim ha. Pek parası yoktur, yine bu şehirdeki en fiyakalı iştir. Hehehe.” Elindeki koyu renkte mukavva ciltli kitabı ve gazeteyi vinç direğinin önündeki tabureye koydu, “Bunu istemezsen şehirde çalışacak epey iş var. Demircilik veya ormanda odunculuk yapabilirsin. Veya tersanede çalışabilirsin. Taş ocağı da var, ancak pek önermem hahaha.”

Avcı arkadaşını dinlerken direği iliştirilmiş birkaç aranıyor posteri görmüştü.
“Cingöz Bill Lour. Aranıyor, ölü ya da diri. 20 milyon beli.
Bacon Grim. Aranıyor. Sadece ölü. 3 milyon beli.
Leilinda Lorne. Aranıyor. Ölü ya da diri. 10 milyon beli.
İhtiyar Karga. Aranıyor, ölü ya da diri. 25 milyon beli.”

Genç Avcı derhal arkadaşının gazetesine uzandı ve gözüne çarpanları okumaya başladı.


WEEKLY POLARIS

Rappu İsyanı Bastırıldı!
"Geçtiğimiz günlerde Rappu ordusu Kızıl Diş tarafından başlatılan isyan, Kral Loyald’a bağlı birliklerce kanlı şekilde bastırıldı. İsyanı başlatan komutanlardan birkaçı hala kayıp. Ölüp ölmedikleri bilinmeyen komutanların başına Kral tarafından sadece ölü getirilmeleri şartıyla ödül kondu.”

Aranıyor posterlerinden biri, avcının demin direkte gördüğü Bacon Grim’e aitti. Hızla diğer sayfalara geçti.


Numia’da Kızıl Elmas Sergisi!
"Kuzey’in büyük adalarından Numia’nın büyük Mim şehrinde bu hafta ünlü Kızıl Elmas sergilenecek. Mim sanat camiası ile elitlerinin uğrak yeri Mim’ma Opera binasındaki sergiye Numia Kralı, Mim valisi ve soyluları ile Terma’dan seçkin misafirler de katılacak. On milyonlarca beli değerindeki elmasın sergileneceği binanın güvenliğini denizciler ve Numia polisinin sağlayacağı öğrenildi. Azrail lakaplı ünlü ödül avcısı Luna Olivie’nin de sergiye katılacağı ve güvenliğe yardım edeceği gelen bilgiler arasında. Numia polis şefi Norve Raldo, bina ve çevresinin çok sıkı korunacağını ve hiçbir sorun yaşanmayacağını söyledi.”



Cingöz Korsanları ile Çatışma!
"North Blue’nun azılı korsan tayfası Cingöz Korsanları, Terma açıklarında Marine ile çatışmaya girdi. Denizcilerden edinilen bilgiye göre çatışmada 7 korsan öldürülürken beş de Marine eri hayatını kaybetti. Kaptan Bill Lour’un Terma civarındaki ufak adalardan birinde hazine aradığı ve yakın zamanda yine saldıracağı söyleniyor. Bu söylentiyi ciddiye alan Marine, Terma açıklarındaki devriye sayısını arttırdı.”



Çıngıraklı’nın Yeni Kurbanı!
"North Blue’nun ünlü ödül avcılarından Çıngıraklı Nora Esler, Lovli Korsanlarını hedef aldı. Marine binası çıkışında muhabirlerimize elindeki vahşi şahinle poz veren Esler’in, 8 milyon ödüllü Kaptan Talis Lovli ve üç tayfasını ölü olarak denizcilere teslim ettiği öğrenildi. Esler’in tayfasından Karen, Lovli Korsanlarının gemisinin yandığını ve birçoğunun da o yangında öldüğünü söyledi. Tayfanın son durumu ile ilgili herhangi bir haber yok. Gemilerinin enkaz halde korsan adası Nom Dorita’ya gittiği düşünülüyor.



Lileiva’da Büyük Soygun!
"North Blue’nun büyük adalarından Lileiva’nın İrel şehrinde Hükümet Bankası soyuldu!
Banka yetkililerinden alınan bilgiye göre 4 kişinin gerçekleştirdiği soygunda 39 milyon beli çalındı. Gece yarısı ikmal kapılarının kilitlerini açarak içeri giren dört soyguncu, güvenliği sessiz silahlarla zehirleyip ana kasayı soydu. Soygun sabahı İrel polisi tarafından yapılan araştırmada bankanın iki sokak ötesinde bulunan üç cesedin, soygunculara ait olduğu saptandı. Polis, dördüncü soyguncunun diğer üçünü öldürdüğünü tahmin ediyor.
Banka kamerasına yakalanan, ancak karanlık ortamda maskesi yarı açık olduğundan yüzü net seçilemeyen ihtiyarın soyguncunun diğer üçünü öldüren kişi olduğu da gelen bilgiler arasında.
Kamera kayıtlarından sadece yaşlı biri olduğu anlaşılabilen, ancak tanınmayan ihtiyarın başına Hükümet tarafından bir anda yüksek bir ödül kondu. Ölü ya da diri istemiyle aranan soyguncuya İhtiyar Karga lakabı takıldı ve başına 25 milyon beli ödül kondu. Hükümet yetkilileri, bu adamın çok tehlikeli olabileceğine dair halkı uyardı."
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Avcı'nın Masalları(John Graywolf) - Bitti

Mesaj tarafından Misafir Bir Cuma 04 Mart 2016, 02:21

Dostumla bir süre sohbet ettikten sonra, ona büyük bir iş olup olmadığını sormuştum. ‘’
Birkaç haftadır limanda çalışıyorum. Buralar epey hareketsiz. Eğer benimle çalışmak istersen şirketle görüşebilirim ha. Pek parası yoktur, yine bu şehirdeki en fiyakalı iştir. Hehehe.” Diye cevap vermişti o da bana. Ardından da elindeki eşyalarla direğin önünde ki tabureye oturup, ‘’
Bunu istemezsen şehirde çalışacak epey iş var. Demircilik veya ormanda odunculuk yapabilirsin. Veya tersanede çalışabilirsin. Taş ocağı da var, ancak pek önermem hahaha.”  Diye  devam etmişti sözlerine. Bana büyük bir iş lazımdı ancak eğer iş bulamazsam Angelo ile birlikte liman da çalışacaktım bir süre.   Ben  Bunları düşünürken de bir an da dikkatimi, direkte ki bir kaç  aranma posteri çekmişti.

‘’Cingöz Bill Lour. Aranıyor, ölü ya da diri. 20 milyon beli.’’
Bu korsan sıradan bir korsana benziyordu.  Daha önce karşılaştığım avcı ile aynı etkiyi bırakamamıştı gözlerime Ancak, şüphe yok ki en azından ödülü ile  şu anlık benden daha güçlü biriydi.

‘’Bacon Grim. Aranıyor. Sadece ölü. 3 milyon beli. ‘’  Az önceki gibi değildi bu. Muhtemelen bir kaptanım olsaydı bu adamı seçerdim. Pek düşünen birine benzemiyordu çünkü. Şüphe yok ki böyle adamları öldürmek zor olur ve düşününce bu adamı avlayamazdım da. Avlamakta istemem.  Acaba dünya bir zebani karşısında neler yapabilecek merak ediyorum.

‘’Leilinda Lorne. Aranıyor. Ölü ya da diri. 10 milyon beli. ‘’ sıradan korsan işte.


''İhtiyar Karga. Aranıyor, ölü ya da diri. 25 milyon beli.”  İhtiyar adamın tekine 25m ödül takmışlar. Dünya hükümeti bu kadar acınacak halde demek ki.

Gibi düşünceler ile  sessizce mırıldanıyordum fotoğraflara bakarak. Ardından da Angelo’nun gazetesine baktım ve haberleri okumaya başladım içimden

İlk haber bir krallıktaki Kızıl Diş adlı bir adamın çıkardığı isyan ile ilgili idi.  İlgimi çeken tek olay Bacon Grim adlı adamdı yine. Demek bu yüzden başına ödül konmuştu.

İkinci haber elmasın biri ile ilgiliydi. Kuzeyin en büyük ödül avcılarından bir koruyacakmış sanırım onu. Acaba merak ediyorum, o elması almaya çalışacak kadar  manyak bir hırsız var mıdır şu denizde? Varsa da denizin dibini süsleyecekti zaten.

Üçüncü haber de az önce gördüğüm 20m değerinde ki adama aitti. Dediğim gibi sıradan bir korsan  olarak küçük adaları yağmalamaya çalışıyormuş Ancak, adam güçlü diye savunmayı arttırmışlar.  Bunun yanın da o herifle savaşan denizciyle tanışmayı isterdim.

Dördüncü haber benim utancımın haberiydi. Sadece 5 kişilik bir tayfa ile Nora esler adında ki bir kadın, Daha önce yenildiğim korsanların kaptanını denizcilere teslim etmiş ve   diğerlerini de yakarak ölüme tek etmişlerdi. Moralim bozulmuştu açıkçası. Bir gün bu ödül avcısı ile karşılaşarak utancımı bir nebze azaltma şansı bulurdum umarım.

Beşinci habere geldiğimde ‘’  Boş ver be ‘’ diye kapatmıştım gazeteyi. Sadece bir soygunla ilgili olduğunu görmüştüm. Neyse, umurumda değildi bu benim.  Gazeteyi bırakacak, aranma posterlerini direkten çıkarmaya çalışacak ve Angelo ile şehri gezecek etrafa bakınacaktım bir süre. Karşıma ödüllü birinin çıkmasını ümit edecektim yürürken. Bir yandan da Angelo’ya, bu maceradan sonra  en başta planladığımız gibi korsan olacağımızı söyleyecektim.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Avcı'nın Masalları(John Graywolf) - Bitti

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir Cuma 04 Mart 2016, 23:19

Avcı gazeteyi okuduktan sonra pek etkilenmeyerek yerine geri koydu. Angelo ile şehrin içlerine ilerlemeden direkteki posterleri çıkarıp yanına almayı da ihmal etmedi. Angelo iskeleden ayrılmadan biraz ileride oturanlara döndü, “Birkaç saatlik işim var baylar, idare ediverin” adamlardan onaylarcasına sesler gelince de genç dostuna yolu göstermeye başladı.

Şehir, limandan göründüğü kadardı, ne eksik ne fazla. İki veya üç katlı ahşap evler ve girişlerindeki dükkanlar, genellikle kurumların kullandığı taş binalar ve sokaklarda dolanan insanlar.
Şehrin iyice içlerine ilerlemişken Agnelo duraksadı, “Bak dostum, bir demirhane. Kollarına güveniyorsan buyur, eleman aradıklarını biliyorum bu aralar haha!” Konuşurken sağlarındaki binanın girişindeki dar dükkanı gösteriyordu. Girişini bir tezgâh kapatıyordu, onun üstüne ise bir kemer örülmüştü. Tezgâh ve kemer arasında kalan boşluktan bakınca arka taraftaki demirci alevinin ışığı görülebiliyordu. Tezgâhın arkasına daha önce yapılmış işler ve çekiçler asılıydı ve dükkan içinde görülebilecek birçok demirci aleti.


Rp Out:
Spoiler:
Rp'lerinde biraz diyalog kur, daha açık ve detaylı yaz yapacaklarını. Çok muallak konuşuyorsun, tur ilerlemiyor.
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Avcı'nın Masalları(John Graywolf) - Bitti

Mesaj tarafından Misafir Bir Cuma 04 Mart 2016, 23:49

Gazeteyi bırakmış, ödül ilanlarını almış ve Angelo ile şehre doğru yürümeye başlamıştım. İşin garibi ise Angelo iskeleden ayrılmadan önce bir kaç kişiden izin istemişti. Bu da benim biraz sinir olmama sebep olmuştu açıkçası. O yüzden Angelo'ya '' Niye hala bu adamlardan izin istiyorsun?'' diye soracaktım normal bir ses tonuyla. Şehre vardığımda ise uzaktan görünümüyle arasında pek bir fark olmadığını fark etmiştim. Ahşap evler, bir kaç farklı kurumsal bina ve yine insanlar.
Şehrin iyice içlerine ilerlediğimizde ise Angelo duraksadı ve “Bak dostum, bir demirhane. Kollarına güveniyorsan buyur, eleman aradıklarını biliyorum bu aralar haha!” sözleriyle konuştu. Hiç umurumda bile değildi açıkçası. Normal bir iş istemiyordum ben. Korsan olacaktım ve ne olursa olsun bir patronun emrine girmeyecektim. Bu yüzden dükkana bakmadan direk Angelo'ya yönelerek konuşmaya başlayacaktım. '' Hayır Angelo. İş için bile olsa kimsenin emrine girmeyeceğim. Ben korsan olacağım ve eğer bu adada bana göre bir iş yoksa beni hemen şu an burada korsan sayabilirsin. '' diyerek sözlerimi bitirecektim ve her ihtimale karşı bir plan yapacaktım. Bir yandan da Angelo'nun cevabını bekleyecektim.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Avcı'nın Masalları(John Graywolf) - Bitti

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir Paz 06 Mart 2016, 00:07

Avcı Angelo’nun teklifine tuhaf şekilde sinirlenmişti. “Hayır Angelo. İş için bile olsa kimsenin emrine girmeyeceğim. Ben korsan olacağım ve eğer bu adada bana göre bir iş yoksa beni hemen şu an burada korsan sayabilirsin.” Angelo bunu duyunca şaşırdı, kaşlarını büküp genç arkadaşına baktı merakla, “Emir almak mı? Benite güneşinde fazla mı bekledin sen dostum, bana iş soran sendin. İş bu, emir almak ne alaka? İşini yapar ve paranı alırsın, bu kadar! Ne yani, gökten üstüne para yağmasını falan mı bekliyorsun? Veya kendinden hiç ödün vermeden bir yerlere varabileceğini? Artık sivilce sıkan bir ergen değilsin, kendine gel ve dünyayla yüzleş!” Hala şaşkınlıkla kaşlarını büküyordu Graywolf’a bakarken. “Eğer buna bile burun kıvırdıysan evet, bu adada sana göre iş yok. Korsan olduk diyorsan önden buyur, şuradaki dükkanları soymakla işe başlayabiliriz ha? Denizciler bizi enselemeden elimizdeki beş beliyle limana yetişebiliriz belki! Yetişince de görkemli gemimize atlayıp gün batımına yelken açarız ha!” Angelo, genç yoldaşının bu pervasız düşüncelerine ve gereksiz takıntılarına öfkelenmişti. İşlerin istedikleri gibi gitmesini istiyorlarsa biraz daha olgun davranmalıydılar. Avcı ile bir tartışmaya girmeye hazırdı bunun için, arkadaşının başarılı ve mutlu olmasını istiyordu, bunun için ona tüm gerçekleri acımadan söylerdi.

Onlar konuşurken önlerinden hızla bir karaltı geçti koşarak. Bu sıcakta uzun palto giymiş geniş şapkalı herifin teki elinde bir şeylerle sokağın derinliklerine koşuyordu. Epey ardından ise elinde çekiçle koşturan bir ihtiyar geliyordu nefes nefese.
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Avcı'nın Masalları(John Graywolf) - Bitti

Mesaj tarafından Misafir Bir Paz 06 Mart 2016, 00:51

Angelo cevabımı duyunca şaşırmış, sinirlenmiş ve bana bakarak “Emir almak mı? Benite güneşinde fazla mı bekledin sen dostum, bana iş soran sendin. İş bu, emir almak ne alaka? İşini yapar ve paranı alırsın, bu kadar! Ne yani, gökten üstüne para yağmasını falan mı bekliyorsun? Veya kendinden hiç ödün vermeden bir yerlere varabileceğini? Artık sivilce sıkan bir ergen değilsin, kendine gel ve dünyayla yüzleş!” sözlerini söylemişti. Ardından da ''Eğer buna bile burun kıvırdıysan evet, bu adada sana göre iş yok. Korsan olduk diyorsan önden buyur, şuradaki dükkanları soymakla işe başlayabiliriz ha? Denizciler bizi enselemeden elimizdeki beş beliyle limana yetişebiliriz belki! Yetişince de görkemli gemimize atlayıp gün batımına yelken açarız ha!” Diye devam etti. Bu durum karşısında şaşırsam ve bir kaç kelimeye sinirlensem de, hatamı kabul edecek, kafamı eğerek‘’ Özür dilerim dostum’’ diyecektim. Bunları yaparken de yanımızdan elinde bir şeyler olan hızlı bir karartı geçmişti. Arkasında ise onu elindeki çekiçle kovalayan bir adam vardı. Bu durum beni heyecanlandırmıştı ve durum bu adamın bir hırsız olduğunu söylüyordu. Karar vermiştim. Bu yüzden Angelo'ya bakarak ‘’ Angelo bu adam bir hırsız. Ben peşine düşeceğim sen de arkadan koşan adamı bekle ve onu dinle. Bu arada tekrar özür dilerim senden.’’ Diye  konuşacak ve hemen adamın peşinden koşmaya başlayacaktım.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

2 sayfadaki 5 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz