Donsuz Zebaniler (Bacon - Akubaru - Groli - Belle)

1 sayfadaki 6 sayfası 1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki

Aşağa gitmek

Donsuz Zebaniler (Bacon - Akubaru - Groli - Belle)

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir Paz 28 Şub. 2016, 01:55

Şu an korsan grubunuzda Bacon, Akubaru, Tarko ve Mamod bulunmakta ve her biriniz de Numien adasındasınız. Bacon ile Tarko, son RP'de yazılan durumda. Akubaru ile Mamod da adanın bir yerlerinde. Hikaye başlayınca yerleri tam belirlenecek.

Şimdilik siz, geçmiş hikayelerinizi yazacaksınız karşılıklı olarak. Nasıl tanıştığınızı, nasıl buraya geldiğinizi vesaire. O geçmişi yazarken, npc karakteriniz Mamod'u da kontrol edebilirsiniz, ancak güncel durumda karışamazsınız. Şimdilik sadece geçmiş olacak. Bacon'un rp hikayesiyle çelişmeyecek şekilde bu adaya gelmeden önceki durumlarınız ve bu adaya geliş hikayelerinizi yazacaksınız.
Hikayeniz bitince ve kredileriniz ile satın aldıklarınız onaylanınca, ben devreye girip güncel olarak yazmaya başlayacağım.


En son North Blue Anlatıcı tarafından Çarş. 30 Mart 2016, 20:37 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Donsuz Zebaniler (Bacon - Akubaru - Groli - Belle)

Mesaj tarafından Misafir Bir Paz 28 Şub. 2016, 22:59

1 hafta önce.

Tek bir kayıkla geçirdikleri uzun yolculuk ardından, Bacon ve yoldaşları Mokoko ile Honk, Winter Adası'na varmıştı. Üçü de bu zorlu yolculuktan yılmış şekilde, her an ruhlarını teslim edecekmiş gibi bir görüntü çiziyordu. Aç ve susuz kalmışlardı. Böyle iri yarı adamların bir kayığa tıkışması da akıl işi değildi zaten. Ama gemileri olmadığı için buna mecbur kalmışlardı.

Bacon'un pelerini rüzgarla bedenini sararken, yüzündeki öfkeyi kapatmaya yetmiyordu. Yolculuk boyunca kafayı sıyırmasına ramak kalmıştı. Mokoko'nun deli saçması hareketleri ve Hodok'un vurdumduymaz halleri olmuştu bu ruh haline bürünmesini sağlayan. O susuzluktan seraplar görürken, yanı başındaki Hodok ayısının "Düştüğümüz hale bak" deyip kahkaha atıp durması bir süre katlanılabilir olabilirdi, ama Mokoko'nun "Moko, ko ko?" larıyla birleşince katlanılmaz oluyordu. Yol boyunca kendini sorgulamasına sebep olmuştu bu olay. Bu adamlarla kafayı yemeden denizde  bir ömür geçirebilir miydi cidden?

Taverna'nın tabelasını gördüğünde içi yine yaşama sevinciyle dolmuştu. Hırçın rüzgarı arkasına alarak adımlarını hızlandırdı, karnını doyurmak için sabırsızlanıyordu. Kapıya vardığında yavaşça araladı ve çıkan gıcırtı eşliğinde içireyi süzmeye koyuldu. Kafasını arkasına çevirip arkadaşlarını süzdükten sonra içeriye adım attı. Boş masalardan birine kuruldu hiç beklemeden. Mokoko ve Honk'ta yanında yerlerini almışlardı. "Yemek ve rom!" diyerek, hiç olmadığı kadar istekli bağırmıştı barmene doğru. Karnı patlayana kadar yemeyi hayal ediyordu daha tabak önüne gelmeden. Yüzü gülerken hakim olamadığı salyası çenesine doğru süzülüyordu. Nihayet siparişleri önlerine geldiğinde, görgüden uzak bir şekilde, hiç beklemeden yumulmaya başladı tabağına.

Hatfa içinde yaşadıkları en güzel günün keyfine, rahatça gerilmişlerdi masada. Bu boktan ve ekşi yemek, geçirdikleri zor günlerden sonra dünyanın en iyi yemeği gibi tat bırakmıştı ağızlarında. Yolculuklarındaki asıl amacını hatırlamaya vakit bulabilirdi artık Bacon. Tayfa kurmaya çalışıyorlardı, bu yüzden dolaşıyorlardı ada ada. Aşçı, rotacı ve daha nicesine ihtiyaçları vardı.

İyice doyduktan sonra cebindeki buruşuk bez parçasını çıkarmıştı Bacon. Taverna içindeki adamlara bakarak gülüyordu bu sırada. Bez parçasını açarak, herkes görsün diye etrafta gezdirmeye başlamıştı. "Bu dostlarım, bir hazine haritası!" diye bağırsa da, haritadan çok basit bir karalamaya benziyordu. Bacon kendi çizmişti bu şeyi, becerememişti de. Bağırdıktan sonra masanın üzerine çıkarak bir kahkaha attı. "Bu hazine görenleri kör edecek kadar parlakmış! Hazine erkekler için yanıp tutuşan deniz kızlarının yuvasındaymış! Sahiplerini bekliyorlar ve içlerine girecek erkekleri! Iğahaha!" çok sabırsız ve çocukça bir heyecan içerisindeydi tüm bunları söylerken. Ama kimsenin umrunda değil gibiydi. Tavernadakiler çoğunlukla yaşlı ve hayattan bezmiş tiplerdi ve oralı olmuyorlardı. Başka türlü olsa üzerine bile saldırabilirlerdi, daha önce başına gelmişti. Haritayı çalmak isteyenler tarafından çokça saldırıya uğramıştı. Ama bu adamlar... hepsi ölmeyi bekliyor gibiydi. Adamları izledikçe içindeki alev sönüyor, hevesi kaçıyordu. Sesindeki o eski heyecanı kaybederek "Yani hazineye ulaşmak için mürettebat topluyoruz. Katılmak isteyen olursa gelip başvursun." şeklinde devam etti sözlerine. Sessizlik sonrası bakışları boş boş dönüyordu etrafta. İçinden küfürler ediyordu. Mırıldanarak oturdu yerine ve şansına sövmeye başladı. Gele gele böyle ruhsuz bir yere geldikleri için sövmeliydi de.

İçerideki adamlardan umudu tamamen kestiği sırada, gözleri karşısında dikilen yarmaya doğru döndü. Adamdan gelen pis koku katlanılmaz cinstendi, koca bedeninden daha fazla dikkat çekiyordu bu koku. Suratını ekşiterek adama baktı, ve sinirli bir tavırla "Ne var?" diye sordu. "Ben Mamod, tayfaya katılmak istiyorum" diyerek karşılık vermişti şişko herif. Daha sonra anlattığına göre bu adaya Numien Adasın'dan bir erzak gemisiyle geldiğiydi. Aşçı olduğu için ucuz malzeme topluyormuş. Adam güçlü ve işe yarar gözükse de onu aralarına alıp almama konusunda kararsızdı Bacon. Bu pislik herifin yaptığı yemek yenir miydi ki? Bu delilikte olsa başka çaresi yoktu Bacon'un, adama ihtiyacı vardı. İstemeye istemeye kabul etti onu. Ve meraklı bakışlarla onun arkasına doğru çevirdi başını.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Donsuz Zebaniler (Bacon - Akubaru - Groli - Belle)

Mesaj tarafından Misafir Bir Ptsi 29 Şub. 2016, 04:35

Adamdan kaçalı çok uzun bir süre olmamıştı. Gerçi kime göre uzun olduğuda tartışılır. Benim ve halkım için kısa olan bu yerden bitme insanlar için çok uzun olabiliyordu. Bu yüzden göreceli bir kısa zamandan sonra Winter Adası adında bir yere uğramıştım. Boktan bir adaydı ama işimi görürdü. En azından görmek zorundaydı çünkü elimden başka bir şey gelmezdi.

Adaya girdiğim gibi kafamı sokacak bir yer aramıştım. Soğuk rüzgarlar yüzümü bir yandan jilet gibi kesiyor diğer yandan ise ironik bir şekilde yakıyordu. Soğuğun yakması olayına yeniydim. Adamızda elbetteki kış yaşanıyordu ama kışlarımız buradaki iklime göre ılıman sayılırdı. Üşürdünüz ama soğuktan yüzü yanan birini görmezdiniz. Benim içinse durum daha beterdi çünkü üzerimde demir zırh vardı. Eğer dışarıda çok uzun kalırsam derim demire yapışacak ve çıkartırken ebem bellenecekti.

Sokakta iki üç kişiyi çevirip yol sormayı düşünsem de o iki üç kişiyi bir türlü bulamamıştım. Gerçi yalan konuşmayalım iki üç olmasa bile bir iki kişi bulmuştum ama onlarda daha bana soru sorma fırsatı bile vermeden, karla beraber 5m olan siluetimden korkuk kaçmıştı. Tabi bende arkalarından ana avrat sövmüştüm.

Bir süre dolandıktan sonra ilkel içgüdülerimi takip etmeye karar vermiştim. Bu içgüdüm ise kokuyu takip etmekti. Nereden yemek ve rom kokusu daha çok geliyorsa oraya yönelmiş ve sonunda bir bar bulmuştum.

Bara girdiğim gibi burnumu soğuktan bile daha acı verici bir şey karşılamıştı. Kokunun kaynağı, az ilerideki bana göre ufak olan ama bu bücürlere göre iri olan bir mağara adamıydı. Mağara adamı diyorum çünkü tipini en iyi tanımlayan şey bu, bence.

Koku yüzünden iyice sinirlenip adamın yanına gitmiş ve '' Lan onun bunun çocukları, bu koku ne? Burnumun direği eridi bitti. En son ne zaman yıkandınız lan? '' diyecektim. Bu piçin yanında bir iki kişi daha vardı ama onlarda mı kokuyordu bilememiştim. Gerçi bu leş herifin yanında kalıyorlarsa onlarda kokuyordur.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Donsuz Zebaniler (Bacon - Akubaru - Groli - Belle)

Mesaj tarafından Misafir Bir Ptsi 29 Şub. 2016, 16:12

Kafasını Mamod'un arkasına çevirdiğinde gördüğü manzara karşısında dona kalmıştı. Bir dev duruyordu önünde. Zırhıyla birlikte peri masallarından fırlamış gibiydi. Hayal görmediğine emin olmak için gözlerini açıp kapattı ard arda. Kendini iri biri sanırdı ama bu herif iki katıydı. Zırhı onun devasalığını daha da korkunç kılıyordu. Temkinli şekilde adamı süzmeye başlamıştı uzaktan, diyeceklerini sabırsızlıkla bekliyordu.

Adam hiç beklemediği bir tepki vermiş ve etrafa sövmeye başlamıştı. Mamod'un kokusundan rahatsız olmuştu herkes gibi, onların aksine bunu rahatça dışa vurmuştu. Ama sözleri tek bir kişiyi değil hepsini kapsıyordu. Boyuna posuna mı güveniyordu be herif? Ya çok güçlü olmalıydı ya da hiç dayak yememişti anlaşılan. Bu cüretin arkasındaki güveni öğrenmek istiyordu Bacon. Adamlarının yanında küçük düşmektense kendinden iki kat iri bu adama saldırmayı bile göze alabilirdi.

Fazla besili herifin sözü bittikten sonra vereceği tepki konusunda kararsız kalmıştı. Bu konuşmadan sonra otoritesinin sarılmasından ve tayfasındakilere küçük düşmekten korkuyordu. Ama adamın da güçlü olabileceğinden çekindiği için, kelimeler ağzından çıkmadan boğazında düğümleniyordu. Hayatında böyle camışlara fazla rastlamadığından çekinmesi de normaldi. Yine de sayıca üstün olmaları onun tamamen sinmesine engel oluyordu. Bu kadar adama karşı ne şansı olabilirdi ki, bir dev de olsa. Arkadaşlarının ona yardım edeceğinden de şüphesi yoktu. Bacon'un için gücün anlamı oldukça genişti. Güç sadece teke tek bir dövüşten galip çıkmakla değil, yöneterek de kanıtlanırdı.

Fikirler kafasında kılıç tokuştururken, tepki vermesine gerek kalmadan Mamod öne atıldı. Kendisiyle dalga geçilmesinden nefret ettiği için, kan beynine sıçramıştı. Seni siktim çocuk! diye haykırarak Akubaru'nun boynuna kollarını dolayıp, yere yığmak için bir hamle yapmıştı. Bu sırada Bacon kahkahalarına hakim olamadı ve yanındaki Honk gibi tükürük saçarak gülmeye başladı. Biraz önce tayfaya almakla pişmanlık duyduğu adam ona iyi bir ters köşe yapmıştı. Bu adamın bir deve daldığı düşünülürse, anlık cesareti ve öfkesi mest etmişti Bacon'u. Mokoko'nun da hoşuna gitmişti bu olay ve olduğu yerde çığlık atarak dans etmeye başlamıştı. Şimdi herkes olayı izliyordu kahkahalar eşliğinde.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Donsuz Zebaniler (Bacon - Akubaru - Groli - Belle)

Mesaj tarafından Misafir Bir Ptsi 29 Şub. 2016, 19:10

Şurada huzurlu bir şekilde iki bira içmek istiyordum ama keyfimi şu pis kokulu grup bozmuştu. Yani ayda bir duş alsanız ölürmüsünüz? Korsansınız diye pis olacaksınız diye bir kaide varda ben mi bilmiyorum.

Adamlara hakaret etmiştim ama herifler hiç tekin durmuyordu. Şu geniş adam zaten sadece kokusu ile beni alt ediyordu. Garip kıyafetleri olanın ise çevresine çok sert bir hava vardı. Hani her an azıma sıçabilir gibi geliyordu. Diğer heriften pek güç sezemiyordum. Bir vursam ölecek gibi duruyordu. O yüzden bu piçlerle kavga edeceksem tüm gücümü kullanmam gerekebilirdi ve kazansam bile istemediğim şeyler başıma gelebilirdi.

Nitekim de her şey düşündüğüm gibi olmuştu. Garip giyimli adam sinirlenip bana doğru saldırmıştı. Bir çeşit güreş hareketi ile boğazıma sarılmaya çalışıyordu. Olayı fazla büyütmek istemediğimden parmak uçlarıma kalkıp, aşağı yukarı bir yarım metre daha ekleyecektim boyuma. Parmak ucuna kalktığımda herifin beni tutma çabaları tamamen sonuçsuz kalmıştı çünkü aramızda 2m'den fazla bir boy farkı oluşmuştu. Bu sırada yanındakilerde kişneye kişneye gülüyordu. '' Lan göt ne dedim ki hemen kavga başlatıyorsun? Pis kokursunuz. İnanmıyorsan şuradakilerede sor! '' dedikten sonra bardaki başka bir grubu parmağımla gösterecektim.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Donsuz Zebaniler (Bacon - Akubaru - Groli - Belle)

Mesaj tarafından Misafir Bir Salı 01 Mart 2016, 02:10

Bacon olayları izlerken kedine olan güvenini tazeliyordu. Bu yarma kalıbından beklenmeyecek şekilde, kurnazlıkla olayı kapatmaya çalışıyordu. Gözünde büyüttüğünü düşünmeye başlamıştı bu herifi. Kavgadan kaçmaya çalıştığı her halinden belliydi.

Olaya müdahil olma vakti gelmişti artık. Hızlıca doğruldu yerinden ve Bu kadar şamata yeter. diyerek dikkatleri üzerinde topladı. Ardından iri adama kaydı bakışları. "Sen de ölmek istemiyorsan götün başın oynamasın" dedi, tehditkar bir ses tonuyla. Ardından gelen "Tayfa toplan! Kaybedecek vakit yok, hazineyi bulmak için çok çabuk yola koyulmalı ve daha fazla adam bulmalıyız." sözleriyle ortamdaki gergin havayı dağıttı bir çırpıda. Boş işlerle uğraşacak vakitleri yoktu gerçekten de. Korsan tayfası  olmaktan çok uzaklardı. İşe, bir an önce kendilerine bir gemi bularak başlamalıydılar.

Bacon kapıya doğru yönelirken iri adam hala aklındaydı. Onu yanlarına almak o an için iyi bir fikir gibi gelmişti. İri yabancı! Ne diyorsun sen de bizle gelmek ister misin? Senin gibi biri işimizi görebilir diye dile döktü bu isteğini, gözlerinin içine bakıp sırıtırken. Kapının aralığından yüzüne çarpan ayaz eşliğinde gelen cevabı beklerken, hemen ardından limana doğru ilerleyeceklerdi. Bu adada daha fazla ruhunu çürütmek istemiyordu. Onu burada tutacak pek bir şey de yoktu, soğuk ve kasvetli havaysa tam tersine onu yaka paça adadan atmak ister gibiydi.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Donsuz Zebaniler (Bacon - Akubaru - Groli - Belle)

Mesaj tarafından Misafir Bir Çarş. 02 Mart 2016, 00:06

Karşımdaki adam bana iş teklifi yapmıştı. Az önce kavga edecek olduğumuzu düşünürsek bu çok hızlı olmuştu. Sanırım epey umutsuz durumdaydılar ama bende öyleydim. Bu yüzden adamın teklifini kabul edecektim. '' Teklifini kabul ediyorum bücür ama ben fazla emir almasını seven biri değilimdir. Kafama göre hareket etmeyi tercih ederim ama daha çok ün, güç ve şan getirecek planların varsa seve seve uyarım . '' diyecektim.

Aradan geçen bir kaç gün içinde Bacon bana planlarını anlatmıştı. Bu süreç sırasında aramıza bir kaç yeni insanda katılmıştı. Tabi onları ne kadar insan sayabilirseniz çünkü hepsi birer ucubeydi. Gerçi tayfa genel olarak ucubeler sirki gibiydi. Üfürükçü bir kaptan, kırık çıkıkçı bir doktor, pis ve şişko bir aşçı ve devasa bir demirci. Çok değişik bir tayfa olmuştu. Bu değişikliğimizin ileride uyum sorunları yaratıp başımıza iç aşmamasını umuyordum.

Baconla tanışmamızın üçüncü gününde bu adadan gitme zamanımız gelmişti ama bazı zorluklar vardı. Bacon kayığınıda yanına alma konusunda ısrar etmişti ama çoğu gemi bunu kabul etmiyordu. O yüzden yeni bir gemi almak için gideceğimiz adaya önce biz gidecektik, daha doğrusu ben ve Mamod. Diğerleri ise kaptanla beraber kayığıda kabul edecek bir gemi arayacaklardı.

Yeni kurulmuş tayfamızdan ayrılıp bir gemiye binmiştik. Kısa sayılabilecek bir yolculuğun ardından Numien adasına varmıştık. Buraya vardığımız gibi ilk yaptığımız iş kalacak yerler ayarlamak ve gemileri araştırmaktı. Geçen 1 hafta boyunca bir yandan gemileri araştırmış bir yandan da Baconların gelmesini beklemiştik.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Donsuz Zebaniler (Bacon - Akubaru - Groli - Belle)

Mesaj tarafından Misafir Bir Perş. 03 Mart 2016, 02:34

Bacon adadan gitmek için yanıp tutuşurken onu kabul eden bir gemi bile bulamamıştı. Sebep olarak da kayığını gösteriyorlardı. Koca gemilerde bir kayık için bile yer olmaması ya ona özel kara bahtının sonucuydu, ya da bu çevredeki gemiler cidden büyük ganimet topluyordu. Normalde kayığı bu kadar kafasına takmazdı ama tek sahip olduğu şey oydu. O da büyük bir gemi isterdi ama sadece kayığı vardı işte.

Günler geçerken Bacon'un deliliğine de çok şey katıyordu. Adada kısılmış kalmıştı ve bu durum onu kötü etkiliyordu. En sonunda ayrılarak Mamod'un bahsettiği Numien adasında buluşma fikrini ortaya atmıştı. Akubaru ve Mamod'u pek tanımadığı ve güvenmediği için onları önden yollamayı uygun bulmuştu. Bu sayede kayığına tekrar üç kişi sığabilirlerdi. Ama bu yolculuğa Mokoko ve Honk'un onun kadar sıcak bakmadığını anlaması da çok uzun sürmemişti. Kayıkla denizde yol alırken katlandıkları sıkıntılar düşünülürse haksız da sayılmazlardı. Kendisi de bu iki deliyle bir kayığa sıkışmaya can atmıyordu zaten, ama onların bu tavrı Bacon'u delirtmeye yetmişti. Bu olaydan sonra, pek de dostane sayılmayacak şekilde, Numien'de buluşmak üzere ayrıldılar. Bacon ise buluşmaya kadar olan macerasına tek ve kadim dostu kayığıyla yeken açmıştı.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Donsuz Zebaniler (Bacon - Akubaru - Groli - Belle)

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir Cuma 04 Mart 2016, 23:14

Bacon’un vahşi turnuvasının üzerinden birkaç gün geçmişti bile, ancak hastaneden bozma bir yerde pek de hızlı iyileşmemişti. İlk gün ona Tarko bakmıştı, ama pek bir sonuç elde edememişti. Ardından Bacon’un isteği üzerine Tarko birkaç saat boyunca bu leş Numien şehrindeki pislikler arasında yeni kaptanının tarif ettiği ucubeleri aramıştı. Onları bulduğunda önce hallerine gülmüştü. Çünkü dördü de alabildiğine iri, tuhaf giyimli, uyumsuz ve suratsızdı. Hele Mokoko denen adamın maskesi ve tavırları, Tarko’nun deliler gibi gülmesine neden olabilirdi, ancak Bacon onu tayfası hakkından bilgilendirip uyarmıştı. Şimdi bu pis kokulu şişko ve acayip zırhlar giymiş devasa adamla kavgaya tutuşmak istemezdi eski şirket binasının önünde. Bu dört şebeğin Ballinoil binasının girişinde ne aradığını epey merak ediyordu, ancak sormamakta da kararlıydı. Hepsine kendini tanıtmış ve Bacon’un yattığı yere götürmüştü. Tayfa doktoru Mokoko Bacon’u o halde görünce “Moko-ko kokkoh kokoko koh kooho-ko! (Bu ne hal dübürüne deptiğim bi rahat duramadın mı!)” diye deli deli hareketler yapmış ve hemen tedavisine başlamıştı kaptanının.

İki gün sonra, Bacon ayakları üstüne kalkmaya pek yaklaşmamışken, tayfa hala akşamları onun yanında oyalanıyordu. Bir akşam Tarko, elinde gazeteyle içeri girmiş ve herkesin duyması gereken haberler olduğunu belirterek yüksek sesle okumaya başlamıştı…


WEEKLY POLARIS

Rappu İsyanı Bastırıldı!
"Geçtiğimiz günlerde Rappu ordusu Kızıl Diş tarafından başlatılan isyan, Kral Loyald’a bağlı birliklerce kanlı şekilde bastırıldı. İsyanı başlatan komutanlardan birkaçı hala kayıp. Ölüp ölmedikleri bilinmeyen komutanların başına Kral tarafından sadece ölü getirilmeleri şartıyla ödül kondu.”

...

Numia’da Kızıl Elmas Sergisi!
"Kuzey’in büyük adalarından Numia’nın büyük Mim şehrinde bu hafta ünlü Kızıl Elmas sergilenecek. Mim sanat camiası ile elitlerinin uğrak yeri Mim’ma Opera binasındaki sergiye Numia Kralı, Mim valisi ve soyluları ile Terma’dan seçkin misafirler de katılacak. On milyonlarca beli değerindeki elmasın sergileneceği binanın güvenliğini denizciler ve Numia polisinin sağlayacağı öğrenildi. Azrail lakaplı ünlü ödül avcısı Luna Olivie’nin de sergiye katılacağı ve güvenliğe yardım edeceği gelen bilgiler arasında. Numia polis şefi Norve Raldo, bina ve çevresinin çok sıkı korunacağını ve hiçbir sorun yaşanmayacağını söyledi.”



Cingöz Korsanları ile Çatışma!
"North Blue’nun azılı korsan tayfası Cingöz Korsanları, Terma açıklarında Marine ile çatışmaya girdi. Denizcilerden edinilen bilgiye göre çatışmada 7 korsan öldürülürken beş de Marine eri hayatını kaybetti. Kaptan Bill Lour’un Terma civarındaki ufak adalardan birinde hazine aradığı ve yakın zamanda yine saldıracağı söyleniyor. Bu söylentiyi ciddiye alan Marine, Terma açıklarındaki devriye sayısını arttırdı.”



Çıngıraklı’nın Yeni Kurbanı!
"North Blue’nun ünlü ödül avcılarından Çıngıraklı Nora Esler, Lovli Korsanlarını hedef aldı. Marine binası çıkışında muhabirlerimize elindeki vahşi şahinle poz veren Esler’in, 8 milyon ödüllü Kaptan Talis Lovli ve üç tayfasını ölü olarak denizcilere teslim ettiği öğrenildi. Esler’in tayfasından Karen, Lovli Korsanlarının gemisinin yandığını ve birçoğunun da o yangında öldüğünü söyledi. Tayfanın son durumu ile ilgili herhangi bir haber yok. Gemilerinin enkaz halde korsan adası Nom Dorita’ya gittiği düşünülüyor.

...

Lileiva’da Büyük Soygun!
"North Blue’nun büyük adalarından Lileiva’nın İrel şehrinde Hükümet Bankası soyuldu!
Banka yetkililerinden alınan bilgiye göre 4 kişinin gerçekleştirdiği soygunda 39 milyon beli çalındı. Gece yarısı ikmal kapılarının kilitlerini açarak içeri giren dört soyguncu, güvenliği sessiz silahlarla zehirleyip ana kasayı soydu. Soygun sabahı İrel polisi tarafından yapılan araştırmada bankanın iki sokak ötesinde bulunan üç cesedin, soygunculara ait olduğu saptandı. Polis, dördüncü soyguncunun diğer üçünü öldürdüğünü tahmin ediyor.
Banka kamerasına yakalanan, ancak karanlık ortamda maskesi yarı açık olduğundan yüzü net seçilemeyen ihtiyarın soyguncunun diğer üçünü öldüren kişi olduğu da gelen bilgiler arasında.
Kamera kayıtlarından sadece yaşlı biri olduğu anlaşılabilen, ancak tanınmayan ihtiyarın başına Hükümet tarafından bir anda yüksek bir ödül kondu. Ölü ya da diri istemiyle aranan soyguncuya İhtiyar Karga lakabı takıldı ve başına 25 milyon beli ödül kondu. Hükümet yetkilileri, bu adamın çok tehlikeli olabileceğine dair halkı uyardı."

...

Bu, North Blue’da haftalık çıkan en popüler gazetenin öne çıkan haberleriydi. Bacon’un haberi okunurken gülmüş ve dudaklarını da bükmüştü Tarko, doğru adamın peşine takıldığına daha bir ikna olmuş gibiydi. Başına konan ödül için ise uyarmadan geçmemişti. Bacon ve tayfası da ilk kez duymuştu ödül haberini.


Rp Out:
Spoiler:
İmzanı güncelle Bacon, hala eskisi gibi duruyor.
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Donsuz Zebaniler (Bacon - Akubaru - Groli - Belle)

Mesaj tarafından Misafir Bir C.tesi 05 Mart 2016, 00:38

Dünden beri yatakta yatmanın yorgunluğuyla, buhran içerisindeydi. Başkalarının aksine hareket edememek, konforsuz bir yatağa hapsolmak yoruyordu onu. Bu bir gece ona bir ay gibi zor gelmişti. Ayağa kalkıp dimdik durmak, güçlü görünmek için deliriyordu ama bir eklemini oynatmaktan bile acizdi. Yatarak geçirdiği her saniye zaman kaybıydı, bir dakika bile amaçlarıyla arasına giren bir uçurumdu gözünde. Neyse ki delirmemesi için, refakatçisi Tarko vardı yanında. Birine muhtaç kaldığı için acizliğinin ağırlığı altında ezilse de şikayet edecek durumda değildi. Tarko yanındayken daha iyi hissediyordu. Onunla tayfasındaki diğer isimlerden konuşup sohbet ediyor, kendini oyalayacak zaman buluyordu.

Bacon geçirdiği bir günün ardından pek de iyileşmiş sayılmazdı, hatta yanından bile geçmezdi. Boş boş yatmaktansa tayfadakileri bulması daha iyi olacaktı. Bu haldeyken kendi yapamayacağı için Tarko'dan istemişti bu işi. Yabancı birinin onları bulamamasından endişe duymasına gerek yoktu. Tarif ettiği tipleri tanımamak imkansızdı. Gördüğü an gözüne çarpacaktı ki öyle de olmuştu. Tarko peşine taktığı adamlarla geldiğinde Bacon yatakta hafifçe toparlanmıştı. Güçlü durmaya çalışıyordu. Mokoko deli saçması şeyler sayıklarken de buluşma fikri kafasında kötüye evriliyordu. Bir haftada nasılda unutmuştu ne tip adamlarla yola çıktığını. Mokoko tedavisine başlarken pişman olmuştu bile onları buraya getirttiğine. O abuk subuk tedavi yöntemleriyle bir kere haşır neşir olmuştu ve bu adamın götüne bir şey sokmaması için ecel terleri döküyordu.

Geçirdiği iki günün ardından ilk iyileşme belirtilerini göstermeye başlamıştı. Ayakta yürümeye çalışıyordu yüzünü ekşiterek. Yardım eden olmaya çalışırsa da sinirle tersliyordu onu. Kimseye muhtaç gözükmemeliydi. Bu sinyali verdiği an, tayfasındaki bu dev adamlar ipe gererdi onu ve yeni bir kaptanla yola devam ederlerdi. Zaten yaralı durumda geçirdiği günlerle biraz gözden düştüğünü ve makamının sarsıldığını düşünüyordu. Gözleriyse bunun için tayfasındakilerin gözlerine odaklanmış, kararlı bakışlarıyla ayakta olduğu fısıldıyordu.

Gözleri Tarko'yu ararken, Tarko'nun içeri girişiyle son bulmuştu arayışı. Önemli haberler getirdiğini söylüyordu. Bacon o an için aklındaki tüm şeyleri unutmuş ve pür dikkat adamı izlemeye koyulmuştu. Haberler gerçekten de önemliydi onun için, tam da ihtiyacı olan şeylerdi. İsminin geçtiği kısım okunurken sinsi bir sırıtmayla odadaki adamları süzmekten alıkoyamıyordu kendini. Bu itibarını tekrar sağlama alacak bir olaydı. Tarko onu uyarsa da gülerek karşılıyordu bunu, bu başına konan ödül asıl kendine ödüldü çünkü. Bu iri yarı herifler ona karşı gelmek isterse bunu iki kere düşünecekti artık, bundan emindi. Yeni tanıştığı heriflere güvenemese de onları sindirebilir ve tasmalayabilirdi, bu ödül de eline iyi bir koz olmuştu.


Bacon başı ödül konmasına pek şaşırmamıştı, sikik kralın işiydi bu. Asıl dikkatini çeken haber başka olmuştu. Cizgöz Korsanları'nın peşinde olduğu hazineydi bu haber. Bacon fırsatın kokusunu alma konusunda, bir tazının burnuyla yarışabilirdi. Önüne çıkın fırsatları görür, ve onları kullanırdı. Tayfayı inandıkları bir hazine uğruna toplamıştı etrafında ama öyle bir hazine yoktu. Kafasından çizdiği bir haritadan ibaretti bu hazinenin varlığı. Bu yalanı da ömür boyu taşıyamazdı. Elbet tayfa onu sorgulamaya başlayacak ve yalını ortaya çıkacaktı. Tam da bu noktada bu haberi kullanmak aklına yatmıştı Bacon'un. "Terma..." diye girdi söze sırıtarak. "Bizim peşinde olduğumuz hazine de o adacıklardan birinde. Pay almak için başka akbabaların da üşüşebileceği konusunda hemfikirdik dostlarım. Ama o hazine bizden başkasının olmayacak! Hedefimiz belli. Denizcilerden veya şu sikik korsanlardan korkan, yani itirazı olan yoktur umarım." Konuşması bittikten sonra kimsenin itiraz etmeyeceğini umuyordu. Onlara hayali hazinesinin gerçek olduğu fikrini aşılamıştı artık. Güvenlerini ve hayallerini tazelediğini düşünüyordu.

Hazinenin hayali ne kadar güzel olsa da gerçekler aynı sevecenlikten yoksundu. Bu haliyle kaptanlık yapması zor gibiydi. Hem bu işin yeterli adamları ve gemileri de yoktu. İşte surata tüm şiddetiyle çarpan gerçeklerdi bunlar. Bacon salak değildi, diğerleri de salak görünse bile kafataslarının içinde bir yerlerde akıl pırıltısı gösteriyor olmalıydılar ve bu gerçeğin farkında olmalılardı. Bacon yine de onlara hatırlatmak için "Ama ondan önce..! Burada biraz toparlanmamız lazım." diye gür bir sesle girdi söze. "Akubaru, Mamod. Tayfaya bu iş için bir kaç mürettebat aramaya çıkın. Denize açılmadan önce daha fazla kişiye ihtiyacımız var. Honk sen de bize limanda iyi bir gemi bak. Gemilerden anlıyorsun, ihtiyacımız olan şeyi bulman zor olmaz. Tarko sana eşlik eder" diyerek son verdi sözlerine. Diğerleri yola koyulduğunda o gerisince yaslanarak iyileşmeye kaldığı yerden devam etmek istiyordu. Mokoko'yu da göndermek istemişti bir an ama birinin yanında durması ve bu kişinin doktor olması daha iyi olurdu.

Tayfasındaki kişilerden gelen haberleri beklemeye koyulurken onlardan kendi kadar emindi Bacon. Akubaru korkutucu ve ihtişamlı görüntüsüyle kolayca göz boyayabilir ve saflarına yeni yüzler çekebilirdi. Honk'sa bir marangozdu ve iyi gemiden anlamak için başka bir şeye gerek yoktu. Camdan dışarıya bakıp Mokoko'yu duymazdan gelirken, büyük beklentiler içerisinde denize açılışını düşlemeye başlamıştı artık. Şimdilik hayal kurmaktan başka yapabileceği bir şey de yoktu.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

1 sayfadaki 6 sayfası 1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz