Tori Tori no Mi, Model : Gryphon

Aşağa gitmek

Tori Tori no Mi, Model : Gryphon

Mesaj tarafından Akagami Shanks Bir Paz 27 Ara. 2015, 00:47

Örümcek ağları ile kaplı, gübre kokulu karanlık hücrelerde büyümüş çocuklar; özgürlüğü ancak Ay ışığının belirsiz yansımasında ararlar. Gözyaşları ve acı ile geçmiş çocukluklar, her zaman bireyleri özgürlük arayışına yöneltecektir. Grand Line’ın bir köşesini yasak etseler, Marine Karargahı’nı basacak kadar aptallar bu karanlık denizleri yönetirler. Çocukluğundan beri gölgelerde saklanan, adımlarını sessizce atan ve kurbanlarının al kanıyla banyo yapan Lucilfer Nao’da acınası hayatında sadece tek bir hedefle yaşardı, kuşlar gibi özgür olmak…

Aralık ayının ortalarında, kar tanelerinin sıcak bir müzikle dans ederek toprakla buluştuğu günlerde Flamence Krallığı’nın sessiz ve dumanlı atmosferinin arkasında kirli oyunlar dönmeye devam ediyordu. Kış aylarının etkisini göstermeye başladığı bu günler, şeytan meyvesi ticaretinin –karaborsasının- en etkin olduğu dönemdi ve her korsan tayfası değerli bir meyve ele geçirmek için kartlarını oyuna sürüyordu. Ne var ki; yeşil renkli, dalgasal kıvrımları olan armut şeklindeki şeytan meyvesinin peşinde sadece çaylak korsanlar yoktu. Normal şartlar altında Flamence Krallığı’na adım atamayan denizcilerin, Aralık ayında koramiralleri adaya yolladığı bilinen bir şeydi. Karargah bu meyve karşılığında yüklü bir miktarı gözden çıkarmıştı. Takas gece yarısı güney sahilinde gerçekleşecekti. Hedeflerindeki meyve ise herkes tarafından bilinmekteydi, Logia’lardan bile daha nadir bulunan Antik Zoan türü; Tori Tori no Mi, Model: Gryphon.

Saat gece yarısını vurduğunda, güney sahilinde gölgelerin arkasında saf kötülükler dolaşmaktaydı. Korsan kılığına girmiş Denizci Koramiralleri Papu Ryu ve Lero Ryu, burunlarından nefret soluyan ejderhaları Ryu-Pa ve Ryu-Le ile birlikte tehditkar bir şekilde karanlığı izliyordu. Çok geçmeden meyvenin sahibi, hırsızlık becerileri ile ün yapmış Willy Roger Tayfası göründü. Hızlı adımlarla yaklaşan tayfa, sayıca kırk-kırk beş kişi vardı. Önlerinde kaptanları Willy, sırtında bir sepet taşıyordu. Gölgelerde hareketlilik artmaya başlamış, herkesin ilk hamleyi beklediği gergin dakikalar sırtlanması imkansız yüklere dönüşmeye başlamıştı. Karanlıkta bir çift mavi göz belli belirsiz parlayıp söndü…

İlk saldırı beklenildiği üzere gölgelerde bekleyen çaylak korsan tayfalarından geldi. Bu düşüncesiz eylem ortamdaki gergin havayı yumuşatmasına rağmen, otuz kişilik tüm tayfa Ryu-Le’nin altın sarısı ateşleri ile kül oldu. Ancak fitil bir defa ateşlenmişti; gölgelerde saklanan tüm kötülük en korkunç yüzlerini ortaya çıkartıyordu, kılıçlar çekilmiş, saldırıya geçilmişti. Bu savaş alanında, ölümü kabullenmemiş kimsenin hayatta kalmasına imkan yoktu!

Koramiral Papu-Ryu, mor ejderhası Ryu-Pa’nın sırtında havalandı. Bir saniye sonra yer ve gök birçok korsan için artık anlam ifade etmiyordu. Efsanevi mor alevler korsanları kemiklerinden başka bir şey kalmayıncaya kadar yakıyor, çığlık atmalarına bile izin vermiyordu. Savaş başlamıştı ve kazanan meyveyi ele geçiren olacaktı. Ne yazık ki, kalabalık korsanların hiçbiri Koramirallere denk değildi. Ardı ardına ölüyor, kaçmaktan başka bir şey yapamıyorlardı. Ejderhanın sırtındaki Papu-Ryu’nun gür sesi duyuldu:
“Gerçekten denizci koramirallerini yenebileceğinizi mi zannettiniz veletler!”
Papu-Ryu tek başına tüm korsanları rahatça süpürmeye devam ederken, Lero-Ryu meyve sahibi korsan tayfasının kaptanı Willy’i kılıcının tek hamlesiyle ikiye bölmüştü bile. Bu sadece bir güç ve ya meyve savaşı değildi, bu vahşet sayesinde koramiraller tüm Grand Line’a net bir mesaj veriyordu: “Ne kadar güçlü olduğunuzun önemi yok, adalet mutlaka galip gelecektir!”

Lero-Ryu meyveyi almak için Willy’nin sırtındaki sepete eğildi. Sepeti hızlıca açtı. Ancak sepetin içinin boş olduğunu gördü. Papu-Ryu’da olan biteni fark etmişti. “Pislikler karargahı oyuna getirmişler!” diyecek oldu. Lero-Ryu susmasını işaret etti. Sessiz ve sakin kişiliği ile dikkat çeken Altın Koramiral vargücüyle haykırdı: “Bir ejderhanın koku alma duyusundan kaçabileceğini mi düşündün, hırsız!”
Ryu-Le’nin sırtına bindi ve ok gibi fırladı. Alçaktan uçtuğu için kanatları ağaçları jilet gibi kesiyor, sarı tozları çimenlere yayılıyordu. Peşinde olduğu karanlık silüet uçuruma doğru koşmaktaydı. Bu gidişle iki saniye sonra onu yakalayacaktı. Kılıcını çekti ve altın bir parıltıyla kuvvetlice savurdu. Ters giden bir şeyler olduğunu hemen anladı, ıskalamıştı! Tam tepesinde kanat seslerini duydu, başını kaldırdığında ay ışığının yansıması altında o efsanevi yaratığı gördü. Siyah şah gagasını takip eden aslan vücudu, alt kısımlarında şaha kalkmış göklerin hakimi kartalın pençeleri, arkasında bir ejderhanın asil kuyruğu ve Anka kanatları… Gryphon, Koramiral’e savunma şansı vermeden pençelerini çapraz şekilde geçirdi. Lero-Ryu çok hazırlıksız yakalandığını farkındaydı, böyle kuvvetli bir darbeyi direkt aldığı için bilincini kaybetmesine engel olamayacaktı. Ejderhası Ryu-Le burnundan sarı ateşler soluyarak efendisini gemiye doğru taşımaya devam etti. Gökte mavi gözlü antik bir canavar özgürce Ay ışığına doğru uçmaktaydı. Lucilfer Nao sonunda özgürdü, evrendeki tüm canlılardan çok daha fazla, kuşlar gibi özgürdü…
avatar
Akagami Shanks
One of the Four-Emperors
One of the Four-Emperors

Mesaj Sayısı : 19
Kayıt tarihi : 20/12/15
Nerden : West Blue

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Tori Tori no Mi, Model : Gryphon

Mesaj tarafından Franky Bir Çarş. 20 Ocak 2016, 02:18

Mistik zoanları onaylamıyoruz.

Franky

Mesaj Sayısı : 401
Kayıt tarihi : 08/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz