Gråt Gladius [Kiyora Victoria]

11 sayfadaki 14 sayfası Önceki  1 ... 7 ... 10, 11, 12, 13, 14  Sonraki

Aşağa gitmek

Gråt Gladius [Kiyora Victoria] - Sayfa 11 Empty Geri: Gråt Gladius [Kiyora Victoria]

Mesaj tarafından East Blue Anlatıcı Bir Ptsi 06 Haz. 2016, 16:13

Merdivenleri çıkıyorsunuz. Odanın dışına çıkmanızın ardından, içinde pek çok altın, kağıt para ve silah olan; kahverengi zemine ve gri duvarlara sahip başka bir odaya girmiş oluyorsunuz. Odada hiç eşya yok. Odanın sağ köşesinde yukarı doğru çıkan spiral bir merdiven var. Rayl, kucağındaki senle birlikte oraya yöneliyor ve bir kat yukarı çıkıyor. Spiral merdiven yukarı doğru çıkmaya devam etmesine rağmen dar bir koridorda duruyor Rayl.  Ardından o dar koridorun sonundaki kapıya doğru ilerliyor ve Anna’lar ile birlikte yemek yediğin, hem mutfak hem de salon  olarak kullanılan odaya giriyorsunuz.

Odanın sağındaki ve solundaki koltuklarda yaklaşık 10 kadar çocuk uyuyor. Odanın ortasındaki büyük masanın üzerinde de 4-5 çocuk uyuyor. Ayrıca sandalyelere oturmuş ve başını masanın kenarına koyarak uyumuş çocuklar var. Ek olarak yere  yatmış çocuklar da var. Birkaç çocuk ise uyanık ve ocağın yanındaki buzdolabını karıştırıyor.  Rayl  hem çocukları uyandırmamak için hem de kucağında taşıdığı senin canını yakmamak için oldukça yavaş hareket ediyor. Bir süre sonra odadan çıkıyor ve güverteye ulaşıyorsun.

Güverteye ulaşınca ilk gördüğün şey,  bağlanmış suçluların yüzlerine boya kalemleriyle resimler çizen çocuklar oluyor.  Çocuklar eğleniyormuş gibi gözüküyor. Ayrıca güvertenin bir köşesinde uyuklayan çocukların sayısı da fazla.  Onları incelediğin sırada  Kedicik’in sesini duyuyorsun: ‘’ Heeey! Geldiii! Ablacık geldii!’’ Kedicik’in sesini duyan çocuklar,  suçluların yüzlerini boyamayı bırakıyor ve bir anda çevrenizde toplanıyor. Çocuklar bir süre seni inceledikten sonra ‘’Ki-yo-ra! hey hey hey! Ki-yo-ra hey hey hey!’’ diye tezahürat yapıyorlar. Ardından da tezahürat yapmaya devam ederek  iyice dibinize sokuluyorlar ve ellerini sana doğru uzatıyorlar; fakat Rayl seni biraz daha yukarı kaldırıyor ve soluna dönüp: ‘’Hey Liva! Böyle anlaşmamıştık.’’ Diyor. Soluna baktığında Liva, Renge, Chi,Kedicik ve Armi’nin güvertenin kenarında oturup ayaklarını dışarı doğru sarkıttıklarını görüyorsun.

Liva, Rayl’ın sözlerinin ardından ters dönüp güverteye basıyor ve yerdeki hoparlörü alıyor. Ardından da: ‘’Hey! Birazdan başlayacak. Yerlerimize geçelim arkadaşlar!’’ diyor.  Bunu duyan çocuklar hemen güvertenin kenarına doğru gidiyorlar ve kenara oturup ayaklarını sarkıtıyorlar.  Çocukların gitmesinin ardından Rayl sana bakıp gülümsüyor ve: ‘’ Çocuklara tekrardan güneşi göstereceğinize söz vermişsiniz. Onlar da kendilerine yardım eden insanlarla birlikte güneşin doğuşunu izlemeye karar vermişler. Kendine geldiğini duyduklarında başımın etini yediler. Ben de seni alıp buraya getirdim.’’ Diyor.

Ardından güvertenin kenarına gidiyorsunuz. Rayl önce seni kucağından indirip güvertenin kenarına oturtuyor. Sonra da sağına oturuyor.  Solunda ise kedicik var. Kedicik, onun yanına oturmanın ardından elini tutuyor ve gülümseyerek: ‘’Ablacık, teşekkür ederim.’’ Diyor. Bu sırada tan yeri ağarıyor ve güneş yükselmeye başlıyor. Güneş doğduğu sırada, çocuklar hep bir ağızdan ellerini çırparak şarkı söylemeye başlıyorlar. Kedicik de elini bırakıyor ve şarkıya eşlik ediyor.

Şarkı: Oh Mr.Sun:

Çocuklar şarkı söylediği sırada Rayl sana doğru yaklaşıyor ve: ‘’Kiyora, onlar boşuna ölmedi. Bu çocuklar, yaşadığı sürece ölmüş dostlarını hatırlayacak. Bu yüzden kendini suçlamayı bırak.’’ Diye fısıldıyor. Bu konuşmanın ardından güneşin doğuşunu izlerken  çocukların şarkısını dinlemeye devam ediyorsunuz.

Şarkı bittiği sırada, güverteden çok şiddetli alkış sesleri yükseliyor. Ayrıca birinin sana arkandan  sarıldığını  hissediyorsun. Arkana dönüp baktığında uyuyan tüm çocukların uyandığını ve  güvertede toplanıp  kahkahalar atarak sizi alkışladıklarını görüyorsun. Alkışlayanların arasında Sebastian ve Alfred de var. Choppfar da orada; fakat sana ve arkandaki kişiye oldukça öfkeli bir şekilde bakıyor. Öyle ki, birazdan üzerinize doğru koşup sana saldırabileceğini düşünüyorsun.

Sana sarılan kişi ise Gedoumaru. Ağzı kulaklarına varacakmışçasına gülümseyen Gedoumaru, senle göz göze gelince  yüzü kızarıyor ve başını öne doğru eğiyor.Ardından da  titreyen bir ses ile: ‘’Ço..çok teşekkür ederim. Size minnettarım.’’ Diyor.

East Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 299
Kayıt tarihi : 17/01/16

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Gråt Gladius [Kiyora Victoria] - Sayfa 11 Empty Geri: Gråt Gladius [Kiyora Victoria]

Mesaj tarafından Kiyora Victoria Bir Salı 07 Haz. 2016, 01:22

Beni kucağına alan Rayl ile birlikte merdivenleri çıkıp mavi kapağın ardındaki odaya ulaştık. Bu oda ganimet odası gibi bir yere benziyordu, altın, para ve silahlar dışında hiçbir şey gözükmüyordu etrafta. Ganimet eşyaları dışında, odanın sağ tarafında bir merdiven vardı. Rayl o tarafa yöneldi ve bir kat yukarı çıktık ve dar bir koridora geçtik. Rayl biraz yürüdükten sonra, Anna ile birlikte yemek yediğim ve konuştuğum mutfak-salon tarzı odaya geldik. İçeride birçok çocuk vardı. Yaklaşık yirmi otuz çocuk bu odanın içerisinde, kimisi uyukluyor, kimisi dolaptan bir şeyler aşırıyordu. Rayl, çocukları uyandırmamak için yavaş ve sakin adımlarla odadan çıktı, böylece güverteye ulaştık.

Güverteye geçince ilk gözüme çarpan şey, bağlanmış insanların yüzlerini boyayan, resimler çizen çocuklar oldu. Doktorun dediği gibi, gemide birçok çocuk var... Hala güvertedeki çocukları incelemeye devam ettiğim sırada, Kedicik'in sesini duydum. "Ablacık" Diyerek bana sesleniyordu, bunu duyan çocuklar çevremizde toplanıp bir anda ismimi söyleyerek tezahürat yapmaya başladılar. Şaşkınlık ve mutluluk içerisinde olanları izlerken, çocukların ellerini bana uzatmasıyla beraber Rayl beni biraz daha yukarı kaldırdı. Liva'ya bu şekilde anlaşmadıklarını söylüyordu Rayl. Hey, neler oluyordu ki böyle? Chi, Kedicik, Armi ve Liva, geminin güverte kenarında ayaklarını dışarı sarkıtıyorlardı. Herkes buradaydı. Bir iki tanesi hariç.

Rayl'ın uyarısıyla Liva, yerdeki hoparlörü alıp çocuklara yerlerine geçmelerini söyledi. Bunun üzerine çocuklar kendilerine denileni yaptılar. Hemen sonra Rayl bana döndü, gülümsedi ve, "Çocuklara tekrardan güneşi göstereceğinize söz vermişsiniz. Onlar da kendilerine yardım eden insanlarla birlikte güneşin doğuşunu izlemeye karar vermişler. Kendine geldiğini duyduklarında başımın etini yediler. Ben de seni alıp buraya getirdim." Dedi. Bunu duyunca mutluluk içinde gülümsedim. Meğer unutmamışlar! Bu sözlerin üzerine güvertenin kenarına doğru gittik. Rayl beni güvertenin kenarına oturtup sağ tarafıma oturdu. Solumda ise Kedicik vardı, yanına oturmamla beraber elimi tutup bana teşekkür etti. Tüm bunlar beni çok mutlu ediyordu. Pek bir şey başaramamıştım, sevdiğim insanları koruyamamıştım belki ama şuan bu gülümsemeleri görmek beni iyi hissettiriyordu.

Güvertenin kenarına oturduğumuz sırada, önümüzdeki ufuktan güneş kendini göstermeye başladı. Kısa süre sonra tamamen kendini gösteren güneşle beraber, çocuklar el çırparak şarkı söylemeye başladılar. Uzun zaman sonra güneşi gören çocuklar adına öyle mutlu olmuştum ki, onlar şarkı söylerken ağzım kulaklarımda, neşelerini izliyordum. O sırada Rayl bana doğru yaklaştı ve, onların boşuna ölmediğini, bu çocukların yaşamları boyunca ölmüş olan dostlarını hatırlayacaklarını söyledi. Kendimi suçlamayı bırakmalıymışım. Bunun üzerine gözlerimin dolmaya başladığını hissettim. Hem mutlu, hem üzgün hissediyordum. Bir yandan da Rayl'a teşekkür etmek istiyordum o anda. Ne zaman kötü hissetsem, sanki içimi okuyormuş gibi beni mutlu ediyor çünkü. O an Rayl'a bir şey demedim ve çocukların şarkılarını dinlemeye devam ettik. Daha sonra onla konuşabilirdim.

Şarkının bitmesiyle beraber güvertede şiddetli bir alkış koptu. Herkes çok eğlenmişti. Rayl'a dönüp bir şeyler diyeceğim sırada, birinin arkamdan doğru bana sarıldığını hissettim. Arkama dönüp baktığımda, biraz önce uyuyan çocuklar dahil herkesin güvertede toplanıp, kahkahalar atarak bizi alkışladıklarını gördüm. Alfred ve Sebastian da oradaydı, onları görünce gülümsedim. Doktor da bu kalabalığın arasındaydı ama, arkamdaki Gedo-san ile bana pek hoş bakışlarla bakmıyordu. Sebebi neydi acaba? Bunu umursamayarak bakışlarımı Gedo-san'a çevirdim. Olabildiğine gülümsüyordu. Onu ilk defa böyle görüyordum. Gülümserken gerçekten çok tatlı bir yüzü oluyormuş meğer... Benle göz göze gelmesinden dolayı olacak ki, Gedoumaru utanıp başını öne doğru eğdi. Hemen ardından titreyen bir ses tonuyla teşekkür edip, minnettar olduğunu söyledi. Gedo-san'a dolu olan gözlerimle gülümseyecek ve, "Verdiğim sözü tutamadığım tek kişi var sanırım. Umarım beni affedebilir." Diyecektim. Hemen ardından ağlamamaya çalışarak çocuklarla vakit geçirecek ve Sebastian ile Alfred'in durumunu sormaya gidecektim.
Kiyora Victoria
Kiyora Victoria
Ödül Avcısı
Ödül Avcısı

Mesaj Sayısı : 214
Kayıt tarihi : 17/01/16
Nerden : East Blue

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Gråt Gladius [Kiyora Victoria] - Sayfa 11 Empty Geri: Gråt Gladius [Kiyora Victoria]

Mesaj tarafından East Blue Anlatıcı Bir Salı 07 Haz. 2016, 03:22

Gedoumaru şaşkın bir şekilde sana bakıyor ve: ''Ne? Neden bahsettiğini anlamadım. Bu arada, Uiola nerede? Böyle eğlenceli bir şeyi kaçırmazdı.'' diyor. Ona cevap vereceğin sırada Choppfar hışımla yanınıza geliyor ve tek nefeste : ''Hey! Neden yatağınızı terk ettiniz? Hastasınız siz hasta. Hastalar dinlenmelidir.Yataklar hastaların dinlenmesi için vardır. Hastaların dinlenmesi gerekmeseydi yataklar olmazdı değil mi? Yataklar var ki hastalar dinlenebilsin! Böyle yaparsanız yaralarınız açılacak. Yaralarınız açılırsa da ihtiyar bana kızacak! Biliyor musunuz bilmiyorum ama ben, güvertede bağlı olan suçlulardan biriydim. ihtiyar doktorluk görevimi getireceğim diye beni çözdü; ama bir de ne göreyim? Kendine gelen soluğu güvertede almış. Kendinizi düşünmüyorsanız beni dü...'' diyor. Nefesi tükendiğinden konuşmasına devam edemiyor ve derin derin nefes almaya başlıyor.

Adam derin derin nefes alıp verdiği sırada öfkeli bir şekilde ona bakan Rayl: ''Sende de ne çene varmış. Kiyora'yı iyileştirmiş olmasaydın suratına bir tane geçirirdim.Tamam, yatağa dönecek şimdi. Sen de sus.'' diyor. Ardından da sana bakıp gülümsüyor ve seni tekrardan kucağına alıp merdivenlere yöneliyor. Merdivenlere doğru ilerlediğiniz sırada, Gedoumaru'nun Liva'lara, Mey-Rin'i görüp görmediklerini sorduğunu görüyorsun. Çocuklar Gedoumaru'ya cevap vereceği sırada Sebastian onun yanına doğru ilerliyor.


''Oh. Hala sağsın. Demek gerçekten de boynuzlu bir şeytansın.'' diyor Sebastian.
''Oh. Hala tüylerimi ürpertiyorsun. Demek gerçekten de papyon takan bir rahipsin.'' diyor, sırıtan Gedoumaru.
''O zaman bu rahip, küçük şeytanın tüylerini biraz daha ürpertecek.'' diyen Sebastian, bir anda Gedoumaru'yu kucağına alıyor ve güvertedeki diğer çocukların şaşkın bakışları ve Gedoumaru'nun ''İndirsene beni'' nidaları eşliğinde ikinizin yanına geliyor. Ardından da ikiniz önde, ikisi arkada merdivenlerden çıkmaya başlıyorsunuz.

Bu sırada Alfred de güvertedeki çocuklara sesleniyor: ''Kahvaltı yapmak isteyenler yanıma gelsin!'' diyor Alfred; fakat işler onun beklediği gibi gitmiyor ve güvertedeki tüm çocuklar Alfred'in yanına gelip Alfred'in üstüne atlıyor. Salona girdiğiniz sırada gördüğünüz son şey, Alfred'in üzerindeki onlarca çocuk ve Alfred'in havaya kaldırdığı eli oluyor.

Salona giriyor ve salonun solundaki kapıdan geçip dar koridora giriyorsunuz. Koridorun sonundaki Spiral merdivene gittiğiniz sırada, Spiral merdivenin yukarısından inen Lulu ile göz göze geliyorsun. Seni gören Lulu, kan çanağına dönmüş gözlerini senden kaçırıyor. Tam da bu sırada aşağıdan gelen inanılmaz şiddetli bir gürültü duyuyorsunuz.Hemen ardından da Anna'nın haykırışları geliyor kulağınıza: ''Mey-Rin nerede?''

East Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 299
Kayıt tarihi : 17/01/16

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Gråt Gladius [Kiyora Victoria] - Sayfa 11 Empty Geri: Gråt Gladius [Kiyora Victoria]

Mesaj tarafından Kiyora Victoria Bir Salı 07 Haz. 2016, 04:27

Söylediğim cümlenin ardından Gedo-san, dediğimi anlamadığını belli eden bakışlarıyla, Uiola'nın nerede olduğunu sordu. Onun bilmediğinden haberim yoktu. Aslında düşününce, olaylar yaşanırken o hep baygındı. Yani, hiçbir şeyden haberi yoktu. Belki de Mey-Rin'den bile... Üzülerek başımı öne eğdiğim ve vermek için bir cevap bulamadığım sırada geveze doktor hızla konuşmaya başladı. Gevezeliği, bu seferlik kurtarıcım olmuştu. Yataklarımıza geçmemizi söylüyordu. Bir nefeste söylediği cümleler bitince derin derin nefes almaya başladı. Eş zamanlı olarak Rayl, sinirli şekilde adamı tersledi ve yatağıma zaten döneceğimi söyledi. Hemen ardından kafasını bana doğru çevirip gülümsedi ve beni tekrar kucağına alarak merdivenlere doğru ilerledi. Ağlamamak için kendimi zorluyordum. Rayl kendimi suçlamamamı söylemiş olsa bile, bunu yapamıyordum. Merdivenlere doğru ilerlediğimiz sırada Gedo-san'ın etrafındaki çocuklara Mey-Rin'i görüp görmediklerini sorduğunu duydum. Demek hiçbir şeyden haberi yok. Nasıl söyleyeceğiz ki şimdi? Veya, nasıl söyleyeceğim? Bu işin sorumlusu ben değil miyim? Belki de Rayl'a durmasını söyleyip ben konuşmalıyım. Evet, olanların sorumlusu benim. Rayl'a durmasını söyleyeceğim sırada benden önce davranan Sebastian, ona laf atarak bir atışma başlattı. Böylece konu değişti, ben söylemek istediğim şeyden vazgeçtim. Zaten, birinin ölüm haberi nasıl böyle neşeli bir ortamda söylenirdi ki? Muhtemelen Gedo-san'ın yaraları yüzünden onu kucağına alan Sebastian, arkamızdan doğru yürümeye başladı. O sırada Alfred, kahvaltı etmek isteyen çocukların yanına gelmesini söyledi. Ve öyle de oldu gibi, onlarca çocuk Alfred'in üstüne atladı. Kafamı çevirdim ve olacakları düşünmeye başladım.

Biraz önce çıktığımız salona tekrar girdik ve dar koridorun sonundaki merdivene ulaştığımız sırada, Lulu ile karşılaştık. Gözleri kan çanağına dönmüştü. Gözlerini benden kaçırarak en doğrusunu yapmıştı, çünkü benim de ona verebilecek tek karşılığım bu olurdu. Gözlerimi kaçırmak. Rayl'ın kucağında, Lulu'ya bakmamaya çalışırken aşağıdan gelen büyük bir ses duydum. Bu sesin hemen ardından da Anna'nın bağırışları ilişti kulağıma; "Mey-Rin nerede?" Bu cümleyi duyar duymaz bir boşluğa sürüklendiğimi hissettim. Buna nasıl bir cevap verilirdi ki şimdi? Kızarmış gözlerimden akacak olan yaşları tutmaya çalışarak, Rayl'dan bizi odaya götürmesini isteyecektim.
Kiyora Victoria
Kiyora Victoria
Ödül Avcısı
Ödül Avcısı

Mesaj Sayısı : 214
Kayıt tarihi : 17/01/16
Nerden : East Blue

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Gråt Gladius [Kiyora Victoria] - Sayfa 11 Empty Geri: Gråt Gladius [Kiyora Victoria]

Mesaj tarafından East Blue Anlatıcı Bir Salı 07 Haz. 2016, 05:09

Gürültüyü duyan Lulu hızlı adımlarla aşağıya iniyor. Siz dördünüz de Lulu'nun arkasından gidiyorsunuz. Aşağı indiğinizde Anna'yı diz çökmüş bir şekilde yeri yumruklarken görüyorsunuz. Anna bir yandan: ''Lanet olsun! Çok güçsüzüm! Kahretsin! Kimseyi koruyamadım! diye bağırırken bir yandan da yeri yumruklamaya devam ediyor; fakat bu Anna'yı kesmiyor ve vücudunun, boynundan başlayıp karnına kadar olan  kısmı ile ayak bileğinden başlayıp dizlerine kadar olan kısmı sargılar ile sarılmış olan Anna, saçlarını yolmaya ve yere kafa atmaya başlıyor. Bunun ardından Sebastian Gedoumaru'yu indiriyor ve yüksek sesle:''Leydim ne yapıyorsunuz? Kendinize gelin! diyor. Sonra  da  Anna'nın yanına doğru yürümeye başlıyor; fakat bir yandan ağlamaya devam edip bir yandan da Saçlarını yolan  Anna: ''Yanıma gelme.Git! İkisi de öldü! Uiola da Mey-Rin de öldü!'' diye bağırıyor.

Bunu duyan Gedoumaru, sana dönüyor ve gülümsemeye çalışarak: ''N..Ne diyor bu? Şaka değil mi bu? Az önce güvertede olduğu gibi bir tür etkinliğin içinde miyiz yoksa?'' diyor.Sesindeki titremeden dolayı gülümsemesinin bir yanılgıdan ibaret olduğunu anlaman pek uzun sürmüyor.
Bu sırada Rayl seni indiriyor ve Anna'nın yanına yaklaşıp: ''Hey, insanları germeyi bırak. Olan oldu. Kendine zarar verdiğinle kalacaksın.'' diyor. Bunu duyan Anna, Rayl'a dönüyor ve: ''Sana ne? Kendi vücudumla istediğimi yapmakta özgürüm!'' diyor. Rayl ise Anna'ya daha da yaklaşıyor ve Madem öyle, kaybettiğin arkadaşın da kendi vücuduyla istediğini yapmakta özgürdü! O da bu çocukları kurtarmak için kolunu verip öldü. O yüzden arkasından ağlamayı bırak. diyor. Bunu duyan Anna: ''Canına mı susadın lan sen!'' diye bağırıyor ve doğrulup Rayl'ın üzerine doğru koşmaya başlıyor.

Rayl, Hybrid moduna geçtiği sırada kısık bir ses tonuyla: ''Sağlam olsaydın güzel bir mücadele olurdu; fakat bu halinle beni yenemezsin. diyor. Ardından da hızlı bir hareket ile  kendisine doğru  gelen Anna'nın boğazını kavrıyor ve Anna'yı yukarı kaldırıyor. Daha sonra da Anna'yı en yakındaki duvara doğru fırlatıyor ve: ''Aç Gözlerini'' diye bağırıyor. Yaşadığın şeyler gözlerini kör etmiş. Önündeki kara bulutlardan dolayı hiçbir şey göremiyorsun; fakat başını kaldır ve çevrene bak. Giden gitti; fakat hala seni seven dostlara ve güneşi gösterdiğin onlarca çocuğa sahipsin.Hepsi de günlerdir senin kendine gelmeni bekliyor. Onlara bu halini mi göstereceksin? diyor.


Duvarın dibinde kıvrılmış bir şekilde yatan Anna, Rayl'ın bu sözlerinden sonra kendisine zarar vermeyi bırakıyor ve elleri ile yüzünü kapatıp ağlamaya devam ediyor. Gedoumaru ise size bir şey demeden odasına doğru gidiyor. Yüzünde, her zaman ki   donuk ifade var. Lulu ise hızlı adımlarla spiral merdivene doğru yöneliyor.

East Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 299
Kayıt tarihi : 17/01/16

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Gråt Gladius [Kiyora Victoria] - Sayfa 11 Empty Geri: Gråt Gladius [Kiyora Victoria]

Mesaj tarafından Kiyora Victoria Bir Salı 07 Haz. 2016, 19:12

Anna'nın haykırışlarının ardından Lulu, hızla aşağı indi. Arkasındaki biz dörtlü de onun gibi odaya yöneldik. İçeri girdiğimizde Anna'nın diz çökmüş şekilde yeri yumrukladığını gördüm. Çok güçsüz olduğunu, kimseyi koruyamadığını söyleyip bağırıyordu. Neredeyse tüm vücudu sargılarla sarılı olan Anna, bir anda saçlarını yolmaya, eş zamanlı olarak yere kafa atmaya başladı. Çektiği acıyı bir yere kadar anlayabiliyordum, sadece o kadar... Anna'nın davranışlarına karşı Sebastian, kucağındaki Gedo'yu indirip Anna'ya kendine gelmesini yüksek sesle söyledi. Bunun üzerine Anna, Uiola'nın da Mey-Rin'in de öldüğünü söyleyerek bağırdı. Bu bağırışın ardından oldukça kötü hissettim. Gedoumaru da böylece olanları öğrenmiş oldu. Bana doğru dönüp gülümsemeye çalışarak, gerçek olmadığına inandırmaya çalıştı kendini. Ama ona verebildiğim tek cevap öne eğdiğim başım oldu. Bu sırada Rayl beni kucağından indirip Anna'ya yaklaştı ve, sadece kendi vücuduna zarar verdiğini, durması gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Anna Rayl'ı sertçe tersleyerek, vücuduyla istediğini yapmakta özgür olduğunu söyledi. Ortamın daha da gerileceğini hissediyordum. Anna'ya daha da yaklaşan Rayl, Mey-Rin'in de kendi vücuduyla istediğini yapmakta özgür davrandığını, çocukları kurtarmak için öldüğünü bu yüzden ağlamayı bırakmasını söyledi. Bu cümle bana ağır gelse de doğruluğu kaçınılmazdı. Rayl'ın kurduğu cümle Anna'ya da ağır gelmiş olacak ki, bağırarak Rayl'ın üzerine doğru koşmaya başladı. Anna ile Rayl'ın arasına doğru adım atacağım sırada Rayl hybrid moduna geçerek Anna'ya, bu haliyle kendisini yenemeyeceğini söyledi ve kendisine doğru gelmekte olan Anna'yı boğazından tutup duvara doğru fırlattı. Hemen ardından bağırdı; "Aç gözlerini! Yaşadığın şeyler gözlerini kör etmiş. Önündeki kara bulutlardan dolayı hiçbir şey göremiyorsun; fakat başını kaldır ve çevrene bak. Giden gitti; fakat hala seni seven dostlara ve güneşi gösterdiğin onlarca çocuğa sahipsin. Hepsi de günlerdir senin kendine gelmeni bekliyor. Onlara bu halini mi göstereceksin?" Rayl'ın yaptığı konuşma beni de oldukça etkilemişti. Doğru ya... Onlar, arkadaşlarının, kurtarmak istedikleri insanların özgürlükleri için öldüler. Arkalarından ağlamamıza gerek yok, onlar inandıkları şeyi yaptılar.

Rayl'ın sözlerinin ardından duvarın dibine sürüklenmiş olan Anna, elleriyle yüzünü kapatıp bir süre daha ağlamaya devam etti. Gedo-san hiçbir şey demeden odasına doğru ilerledi, Lulu ise merdivene yöneldi.

Yerde ağlayan Anna'nın yanına gidecek ve kalkması için ona elimi uzatacaktım. "Ne zaman düşecek olsan sana yine elimi uzatacağım. Onların bizim için yaptıkları şeyleri boşa çıkarmamalıyız. Şimdi kalk. Bak, biz hala buradayız." Diyip gülümseyecektim.
Kiyora Victoria
Kiyora Victoria
Ödül Avcısı
Ödül Avcısı

Mesaj Sayısı : 214
Kayıt tarihi : 17/01/16
Nerden : East Blue

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Gråt Gladius [Kiyora Victoria] - Sayfa 11 Empty Geri: Gråt Gladius [Kiyora Victoria]

Mesaj tarafından East Blue Anlatıcı Bir Salı 07 Haz. 2016, 20:25

Anna,  ağlayarak elinden tutup doğruluyor. Sözlerini söylemenin ardından da sana sıkıca sarılıyor. Daha sonra hep birlikte odaya geçiyorsunuz. Anna, tekrardan yatağına yatıyor ve kısa bir süre sonra uykuya dalıyor. Sebastian, ne olur ne olmaz diye Anna'yı Choppfar'a kontrol ettireceğini söyleyip yukarıya çıkıyor.  Rayl da sana bakıp  gülümseyerek düzgünce dinlenmeni söyledikten sonra Sebastian'ın peşinden gidiyor. Böylece, koltukta uyuklayan Tanaka ile birlikte dört kişi kalıyorsunuz. Uyuyan ikiliyi bırakıp Gedoumaru'ya baktığında Gedoumaru'nun, ellerini kafasında birleştirmiş bir şekilde  boş gözlerle tavanı izlediğini görüyorsun. Gedoumaru, senin ona baktığını gördüğünde,  yatakta  sana arkasını dönecek şekilde kıvrılıyor ve yorganını iyice üzerine çekiyor.

Odadaki herkesin iletişime kapalı olmasından dolayı sen de biraz kestirmeye karar veriyorsun ve kısa bir süre sonra uykuya dalıyorsun. Bir süre sonra, Lulu'nun seni dürtüklemesiyle beraber uyanıyorsun. ''Kiyora-chan. Az dışarıya gelsene. ''   diyor kısık bir ses tonu ile konuşan Lulu.  Ardından da merdivenlere yönelip odanın dışına çıkıyor.



Sen de doğrulup yatağından kalkmaya ve odanın dışına çıkmaya karar verecek olursan, Odanın dışına çıkmanın ardından, hemen sağındaki Lulu'yu göreceksin. Lulu, sana bakıp gülümseyecek ve: ''Şey, çocukları almamızın ardından bize yakın olan adalardan birine hareket ettik. Şimdi de Kalp Adası denilen bir  adanın yakınlarındayız. Her ihtimale karşı gemiyi adaya demirlemedik. Onun yerine çocukları adaya sandallarla bırakacağız. Her neyse. Kısaca Gedo-chan ve diğer arkadaşları gidiyor. Belki onlarla vedalaşmak istersin diye uyandırayım demiştim. Gidelim mi?''  diyecek.

East Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 299
Kayıt tarihi : 17/01/16

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Gråt Gladius [Kiyora Victoria] - Sayfa 11 Empty Geri: Gråt Gladius [Kiyora Victoria]

Mesaj tarafından Kiyora Victoria Bir Salı 14 Haz. 2016, 05:37

Anna, ona doğru uzattığım elimi tutup doğruldu. Gözyaşları hala dinmemişti, bu durum hepimiz için zordu neticede. Yine de... Güçlü durmak zorundayız. Ona söylediğim sözlerin ardından Anna ile sıkıca sarıldık. Bu beni biraz da olsa iyi hissettirmişti. O da sakinleşmiş olacak ki, kısa süre sonra yatağına geçti. Hemen ardından Sebastian ve Rayl odadan çıktı ve böylece Gedo-san, Tanaka-san ve Anna ile birlikte kaldım. Gedoumaru'ya doğru baktığımda bomboş gözlerle tavanı izlediğini farkettim. Biraz önce pek de hoş olmayan bir şekilde arkadaşlarımızın öldüğünü öğrenmişti, ne hissediyordu kim bilir? Kendisine baktığımı görmüş olsa gerek, arkasını dönüp yorganını iyice çekti. Bana öfkeli olmalıydı. Haklıydı da. Yine de bunları düşünmemeye çalışarak yatağıma kıvrılıp bir süre uyumayı denedim.

Uyandığımda karşımda gördüğüm kişi Lulu oldu. Beni uyandırmıştı ve dışarı çağırıyordu. Önemli bir şey mi vardı acaba? Lulu'nun merdivenlere yönelmesiyle, ben de peşi sıra ilerledim ve odanın dışına çıktım. Lulu tam sağımda duruyordu. Gülümseyerek konuşmaya başladı, dediğine göre şuan Kalp Adası isimli bir yere gidiyormuşuz. Her ihtimale karşı adaya demir atmayacak, çocukları sandallar ile yollayacakmışız. Bunu duyunca bir yandan mutlu olup bir yandan hüzünlendiğimi hissettim. Hepsine kısa sürede alışmıştım. Yine de Gedoumaru, Liva, Kedicik ve diğerleriyle yollarımız ayrılıyordu sonunda. Lulu, vedalaşmak istediğimi düşünerek çocukları uyandırmış.Onu başımla onaylayacak ve çocukların yanına gidecektim. Yalnız kaldığımızdan emin olduğum bir yerde de duraksayacak ve, "Lucifer. Bana kızmakta haklısın. Özür dilerim, içimdeki suçluluk duygusunu ömrüm boyunca unutamayacağım sanırım. Arkadaşlarımızı kaybettiğimiz için çok üzgünüm. Sadece... Artık üzülelim istemiyorum, Anna'nın bugünkü halini görmek beni yeterince kötü hissettirdi. Rayl'ın dediği gibi, arkadan ağlamak yerine elimizde kalan şeyleri korumak için yaşamayı öğrenelim. Sadece... Söylemek istedim sanırım. Her neyse..." Diyecektim.
Kiyora Victoria
Kiyora Victoria
Ödül Avcısı
Ödül Avcısı

Mesaj Sayısı : 214
Kayıt tarihi : 17/01/16
Nerden : East Blue

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Gråt Gladius [Kiyora Victoria] - Sayfa 11 Empty Geri: Gråt Gladius [Kiyora Victoria]

Mesaj tarafından East Blue Anlatıcı Bir Salı 14 Haz. 2016, 16:30

Birlikte, spiral merdivene gidiyorsunuz. Oraya vardığınızda Lulu eğiliyor ve spiral  merdivenin iki metre solundaki kapağı kaldırıyor.Kapağı kaldırdığında, aşağıya doğru giden bir merdiven görüyorsun. Birlikte merdivenlerden iniyorsunuz ve karanlık bir koridora ulaşıyorsunuz. Lulu, eliyle duvarları yoklarken sen de ona söyleyeceklerini söylüyorsun. Konuşmanı bitirdiğinde, Lulu eliyle duvarı yoklamayı bırakıyor ve: ''Kiyora-Chan. Hatırlıyor musun? Sen, Ben ve Mey-Rin... daha önce bu tarz bir ortamda bulunmuştuk. Karanlık tünelde Gedo-Chan'ı  beklediğimiz zaman hani.'' diyor. Ardından da konuşmasına devam ediyor:  ''O zaman, bana intikam için denize açıldığımızı ve ölü bedenler görmek istemiyorsam abimle birlikte kalabileceğimi söylemişti. Birkaç ölü beden görmek sorun değildi aslında. O kadar da süt çocuğu değilim. Öyle bir sınavı kolaylıkla atlatabilirdim ; fakat gördüğüm ölü bedenin onunki olması...  gözlerimin önünde ölmesi... sürekli gülümseyen yüzünün kaskatı kesilip bembeyaz olması... kimse bana bu kadar zor bir sınava gireceğimi söylememişti.'' diyor Lulu. Konuşmasının son kısımlarında sesinin titrediğini fark edebiliyorsun.  

Konuşmasını bitiren Lulu, biraz geri çekilip parlıyor. Etrafındaki ışık arttığında, yokladığı yerin biraz ilerisinde bir düğme görüyor ve gidip o düğmeye basıyor. Düğmeye basmasının ardından, koridoru loş bir ışık kaplıyor. Artık, zemininde eski kırmızı bir halı olan, boyası dökülmüş iki kahverengi duvara sahip, yaklaşık yirmi metre uzunluğundaki koridoru net bir şekilde görebiliyorsun. Işıkların gelmesinin ardından Lulu sana dönüp gülümsüyor ve: ''Yine de artık daha iyi olduğumu söyleyebilirim.'' diyor. Ardından koridorun sonuna doğru yavaşça yürümeye başlıyor.

Yürüdüğü sırada konuşmasına devam ediyor Lulu: ''Fakat Ablam için aynı şeyleri söyleyebilir miyiz bilmemem. Çocukken tüm gün Mey-Rin ile takılırdı. Normalde, Mey-Rin sarayda temizlik işlerine bakardı. Ablam bazen sırf onla daha erken oynayabilmek için Mey-Rin ile birlikte sarayı temizlerdi. Çocukken her şeyini ona anlatırdı. Bu yüzden Mey-Rin'i kıskanıp ona kötü davrandığım bile olmuştu. Büyüyüp denize açılacağımız zaman;  benim ve abimin ardından, Mey-Rin'e gelip gelmeyeceğini sormuştu. Bilirsin, artık o yok. Ayrıca kurtardığımız çocuklar da gidecek. Her ne kadar bize  moral vermeye çalışsan da sen de yakında arkadaşın ile birlikte bizden ayrılacaksın, biliyorum. Ablamın tüm bunlara ne tepki vereceğini kestiremiyorum. '' 

Lulu'ya cevap vereceğin sırada koridorun sonundaki yeşil renkli kapının dibine geliyorsunuz. Lulu kapıyı itiyor ve kapı bir gıcırtı ile beraber açılıyor. Kapının açılması ile , karşında uzanan denizi görüyorsun.  Şu an 3 kayık genişliğinde ve bir kayık uzunluğunda bir odanın içindesiniz. Geminin kapağı kaldırılmış ve kayıklar suya indirilmiş durumda.  Kayıklardan biri oldukça ileride,adaya yakın konumda.  Kayığın içindekileri görmeyi bırak, kayığı zar zor görebiliyorsun.  Kayıklardan ikincisi ise, ilk kayığa kıyasla daha yakın bir durumda. Kayığın üzerinde Rayl ve pek çok çocuk var. Rayl ayakta duruyor ve elindeki kürekle kayığı itiyor.
Üçüncü kayık ise henüz sadece denize indirilmiş durumda. Sebastian, sırayla çocukları kayığa bindiriyor. Kayığa binmek için sıra bekleyenler arasında, Gedoumaru ve beş arkadaşı da var.

East Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 299
Kayıt tarihi : 17/01/16

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Gråt Gladius [Kiyora Victoria] - Sayfa 11 Empty Geri: Gråt Gladius [Kiyora Victoria]

Mesaj tarafından Kiyora Victoria Bir Çarş. 15 Haz. 2016, 06:06

Spoiler:

Lulu ile birlikte spiral merdivene doğru ilerleyip, yakındaki kapaktan aşağı doğru indik. Merdivenlerin sonunda karanlık bir koridor karşıladı bizi. Bunu fırsat bilerek Lulu'ya söylemek istediğim şeyleri söyledim. Sözlerimi karşılıksız bırakmayan Lulu, Mey-Rin'in yeraltı şehrindeki kanalizasyonda yaptığı konuşmayı hatırlatarak bunun aslında onun için o kadar da sorun olmayacağını, sadece... Sadece Mey-Rin'i de o şekilde görmenin kendisi için çok zor olduğunu söyledi. Sesi titremeye başlıyordu. Acı çektiğini içten içe hissediyordum, ki ben de farklı değildim. Ona hak veriyordum.

Sözlerinin ardından Lulu, meyve gücünü kullandı, etraf biraz aydınlandığı zaman da duvarda gördüğü düğmeye bastı ve etraf loş bir şekilde daha da aydınlandı. Bunun üzerine koridorun sonuna doğru yürümeye başladık, o da konuşmasına devam etti. Artık daha iyi olduğunu söylese de, işin Anna kısmı konusunda endişeli olduğunu belirtti. Dediğine göre Mey-Rin ile çocukluktan beri arkadaşlarmış. Bunu tahmin etmek pek de zor değildi aslında ama... Lulu'nun ikiliyle ilgili anlattığı anıları dinlemek sanırım biraz hüzünlenmeme sebebiyet vermişti. Konuşmalarını, herkesin gittiğini kasteden bir tavırla bitiren Lulu, yakında bizim de Rayl ile birlikte kendilerinden ayrılacağımızı ekledi. Anna'nın bu olacaklara nasıl bir tepki vereceği konusu kafasına takılıyor olmalıydı. Gerçekten güçlü bir çocuksun Lucifer. Anna senin gibi bir kardeşe sahip olduğu için çok şanslı... Ama benim bir yere gitmeye niyetim yok. Gözyaşlarımın beni daha çok ele geçirmesine izin vermeyeceğim çünkü. Perttu'da olduğu gibi, seni, sizi öylece bırakıp gitmeyeceğim. Beni istemediğiniz ana kadar sizle kalmak istiyorum. Şimdi, ve öncesi; koruduğum şeyler asla değişmedi. Bu yüzden siz beni kovana kadar buradan ayrılmaya niyetim yok! Kendi kendime söylediğim cümleleri o an dışarı vurmayıp yürümeye devam ettim. Zamanı değildi sanki.

Koridorun sonuna doğru yaklaşmıştık, ileride yeşil renkli bir kapı duruyordu. Lulu'nun kapıyı açmasıyla beraber önümüzde uzanan denizi gördüm. Gemiye pek de yakın sayılmayacak bir yerde, karşıdaki adanın yakınlarında bir kayık duruyordu. İçinde kim olduğunu pek seçemediğim kayığı incelemeyi bitirdikten sonra daha yakındaki diğer kayığa çevirdim gözlerimi. Bu kayıkta ise Rayl ve çocuklar vardı. Rayl kürekle kayığı itiyordu, Lulu'nun bahsettiği vedalaşma şimdi gerçekleşecekti herhalde. Son olarak en yakınımızdaki kayıkta ise Sebastian vardı. Sırayla çocukları denize henüz indirilen kayığa bindiriyordu. Bu çocuklar arasında Gedo-san, Kedicik ve tanıdık diğer dört çocuğun da bulunduğunu gördüm.

Onlara doğru ilerlemeye başlayacak ve yanlarına vardığımda; "Sizi tanıdığım için çok mutluyum. Umarım bir gün yine karşılaşırız. Hepinizi özleyeceğim... Kendinize iyi bakın, olur mu?" Diyecek ve önce Gedo-san'a sarılacaktım. Diğer çocukların duymadığından emin olduğumda ise, "Özür dilerim." Diyecek ve diğer çocuklara yönelecektim. Son olarak, "Gedo ablanızı üzmeyin, tamam mı?" Diyecek ve hepsine veda edecektim. Yollarımız burada ayrılıyordu.
Kiyora Victoria
Kiyora Victoria
Ödül Avcısı
Ödül Avcısı

Mesaj Sayısı : 214
Kayıt tarihi : 17/01/16
Nerden : East Blue

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

11 sayfadaki 14 sayfası Önceki  1 ... 7 ... 10, 11, 12, 13, 14  Sonraki

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz