Dorobo no Kyoudai [Clous&Shingen&John]

1 sayfadaki 7 sayfası 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Dorobo no Kyoudai [Clous&Shingen&John]

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir C.tesi 14 Mayıs 2016, 02:02

Sıkıcı bir günün akşamıydı. Güneşin batışı mükemmel denilebilecek bir görüntü yaratmış, denizi turuncu, sıcak bir renge bürümüştü. Akşamın soğuğu ise iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştı kendini. Ara sıra şiddetlenen dalgalar haricinde sorunsuz bir yolculuk geçirdiğinizi söylemek yanlış olmaz. Akşam yemeğini henüz yiyen Hep Yek tayfası olarak durum değerlendirmesi için küçük geminizdeki güverteye toplanmış, bir şeylerden bahsediyorsunuz. Jeux'un tahminlerine göre bir saate kadar rotanıza ulaşmış olacaksınız.

...Numia'dan ayrılmanızdan bu yana iki gün kadar geçti. Peşinde olduğunuz elması elde etme konusunda başarısızlık gösterdiğinizden dolayı adayı terk etme kararı aldınız. Adayı terk etmeden birkaç saat önce ise akşam kalabalığında kulağınıza bir şeyler ilişti; "Kryss'de olacak açık artırmayı duydun mu?! Lorien adasının prensesi Origami de orada olacakmış! Onu canlı görecekler, ne büyük bir şans!!" Bu tarz konuşmalara birkaç dakika içinde çok kez kulak misafiri olduğunuzdan dolayı bahsi geçen konu ilginizi çekti. Kısa süreli yaptığınız araştırmadan sonra ise adanın konumunu ve açık artırma hakkındaki detayları ögrendiniz. Bunların üzerine rotanızı Kryss Adası'na çevirme kararı aldınız. Bahsi açık artırmaya katılacak olan zengin insanları göz ardı etmemek gerek pek tabii.

Kırk beş dakika kadar sonra uzaklardan bir ada gözüküyor. Hepiniz güvertede, gittikçe yaklaştığınız adaya doğru bakıyorsunuz lâkin henüz hiçbir şey net gözükmüyor. Birkaç dakika sonra Kamçı adaya iyice yaklaşınca karşınızı daha net görmeye başlıyorsunuz. Dikkatinizi çeken ilk şey adanın tepe noktası denilebileceği yerinde duran devasa haç oluyor. Bu devasa haç yapısının yanlarında daha küçük taştan yapılar var. Uzaktan heykeli andırıyorlar. Hala aydınlık sayılabilecek hava ve bulunduğunuz uzaklık görüşünüze pek de engel olmuyor, öyle ki git gide yaklaştığınız adadaki ahşap evleri ve büyük binaları görebiliyorsunuz. Lakin ilk defa gittiğiniz bir adaya yelkeninde kocaman bir korsan simgesi olan geminizle giriş yapmanın pek uygun olup olmadığına karar veremiyorsunuz. Bu yüzden demir atmak için nezih görünen bir kıyı arıyor gözleriniz.

Bir süre sonra demir atabileceğiniz sessiz sakin bir yere varıyorsunuz. Demir attığınız gibi "İşte geldik!" diyerek sırıtıyor Jeux, o sırada diğer üyeler de karşınızdaki adaya meraklı gözlerle bakıyor. Karşınızda duran ada yer yer yükseltilere sahip, büyük yüzölçümlü bir yere benziyor. Adanın güney kıyısındasınız ve etrafta pek fazla insan göremiyorsunuz. Çimlerde yuvarlanan kediler ve karşıdaki restoranın önünde uyuklayan yaşlı adam dışında dikkate değer hemen hiçbir şey yok. İnsanlar pek uzağınızda değil, işlek cadde ve sokaklara bir kilometre kadar uzaktasınız.

Kısa süre sonra Rayno sessizliği bozup, size karşıdaki adayı başıyla işaret ederek, "Shingen-san, Clous-san, ne yapıyoruz?" diye soruyor.


Out:
Yeni konunuz hayırlı olsun, pasiflik sürenizi ilk turda belirtebilirsiniz.


En son North Blue Anlatıcı tarafından Cuma 27 Mayıs 2016, 20:12 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dorobo no Kyoudai [Clous&Shingen&John]

Mesaj tarafından Clous Cracher Bir Paz 15 Mayıs 2016, 03:52

Reev. O adadan çaldığı en değerli şeydi Clous'un. Normalde olsa bu dabir başarıdır denilebilirdi ama borçlarını düşününce bu baya büyük bir başarısızlıktı. Ödenmesi gereken borç ödenmezse ne olacağını bilmiyordu ana hiç iyi şeyler olmayacağını tahmin etmek zor değildi. Fakat henüz umutsuzluğa kapılmak için çok erkendi. Borçlarını kapatmak için de daha çok zamanları vardı. Üstelik önlerine fırsat da çıkmıştı. Yeni bir şans. Bu seferki bir açık arttırma. Üstelik bu sefer sayıları da daha kalabalıktı.

Tabi bir kişi de eksiklerdi. Dedesini saymazsak -ki Clous ve kardeşi Shingen, denize dedelerini bulmak için açılmışlardı- tayfanın eski rotacısı Kuzeni Titus'da kaybolmuştu. O adaya yaralı bir şekilde verdıktan sonra birdaha görünmemişti esrarengiz bir şekilde. ne olduğu konusunda hiç bir fikri yoktu Clous'un ama bir şekilde bu konunun üstüne çok düşememişti. Önce yaraları vardı tedavisiydi, sonra soygunuydu, acil kaçışıydı derken mecburen onu bırakmak zorunda kalmışlardı. Bu konuyu düşündükçe morali bozuluyordu tüküren adamın. Dedesi kardeşiyle onu arkada bırakınca gerçekten kötü hissetmişlerdi. Şimdi o da aynısını kuzenine yapmıştı. Gerçi kimin kimi geride bıraktığı biraz şaibeli olsa da yinede bu durumu kara kara düşünmeden edemiyordu tüküren adam.

İki gündür yollardaydılar. Babasının gönderdiği adama kuzeni yerine rotayı emanet etmişlerdi. Jeux. Aslında evdeyken çok sevdiği biriydi. Çok yakın arkadaş hatta kankaydılar. Ama o adamın babasına çok sadık olduğunu biliyordu. Ve ayrıca babasının dedesinden hoşlanmadığını da. İşte bu yüzden denizdeyken tetikteydi ona karşı. Aynı zamanda biraz sertti de. Kimseye yapmadığı kaptanlığı ona yapıyor, emirlerini çoğunlukla ona ve sert bir şekilde  veriyordu. Mesajı açıktı. "Babam ne demiş olursa olsun burada kaptan benim!"

Adaya çıkmaya az kala şöyle bir adaya bakıyorlardı. göründüğü kadarıyla adada dev bir dini simge vardı. Tabii etrafında da olmazsa olmaz küçük heykeller. Clous için bir sorun yoktu. O hiçbir dine inanmıyordu. Zaten bir hırsızın da bir dine inanması beklenemezdi. Dedesine göre din gereksizdi. Namuslu insanların hırsızları hırsızlıktan vaz geçirmek için uydurdukları birşey. Clous'da aynen böyle düşünüyordu. Ve kardeşinin de inancını biliyordu. Onun da kötü tarafı aynıydı. Ve Jaux. O da inançlı sayılırdı. Yani borcuna sadık olması bunun yüzündendi. Dinden anladığı sadece buydu. Bir çeşit karma. Fakat Clous diğerlerini  merak etmişti. Rayno, Jack ve Reev. Onlara dönüp ne yaptıklarına bakacaktı. Reev'e bakınca onun inandığını çok rahat görebiliyordu. zaten ona anlattığı geçmişini düşününce inanmaması saçma olurdu. Fakat bu, Clous için bir sorundu. Kulağına eğildi yavaş bir şekildee ve fısıldayarak konuşmaya başladı. "Din gereksizdir. Sadece özgürlüğünü kısıtlar. Sadece hırsızlar hırsızlığı yada kötü adamlar kötülüğü bıraksın diye uydurulmuştur. Ama unutma sen artık kötülerdensin." Bu sözler dedesinin ona söylediği sözlerin aynısıydı. etkili olacağını düşünüyordu. Kendisinde olmuştu.

Adaya biraz daha yaklaştıktan sonra yüzünü biraz sertleştirip Jaux'a dönmüş ve "Adanın önüne dımdızlak korsan bayrağıyla çıkamayız herhalde! Arka taraflara, daha tenha bir yere çek gemiyi. Hemen!" Elbetteki bu sorunun tek çözümü bu değildi. Pekala diğer adada yaptıkları gibi bayrağı indirip saklayabilirlerdi. Fakat bunu yapmamasının iki nedeni vardı. Birinci ve asıl neden: Jeux'a emir vermek istiyordu, diğer neden ise artık bayrağı zırt bırt indirip çıkartmak istemiyordu. Tabi biraz da Reev'in yanında karizma yapmak da istiyordu.

Nihayet adaya çıktıklarında ise etraf bomboştu. Tabi uyuklayan bir ihtiyar ve çimlerde yuvarlanan kediler hariç. Yerleşim yerlerine ise çok da uzak sayılmazlardı. Rayno'nun ne yapacaklarına dair sorusuna ise cevabı "Açık arttırma saatine kadar serbestçe takılacağız" olacaktı. "Eğer etraftan bilgi toplayabilirsek ne ala. Ama toplayamasak da pek birşey fark etmez" ardından buna tek istisna olarak Jeux'a dönecekti. "Sen hariç. Senin görevin gemide kalıp gemiyi korumak. Birşey olursa bize gelip haber vermekte serbestsin." Kendisinin ilk yapacağı şey ise uyuyan ihtiyarın arkasındaki restoranı incelemek olacaktı. Bir yolunu bulursa kasasını atlatmayı deneyebilirdi.
pasiflik süremiz 48 saattir.
kısacık ve biraz daha aşk dolu bir rp yazmak istemiştim Clous izin vermedi Laughing
avatar
Clous Cracher

Mesaj Sayısı : 237
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dorobo no Kyoudai [Clous&Shingen&John]

Mesaj tarafından Shingen Cracher Bir Ptsi 16 Mayıs 2016, 11:35

Numia adasındaki balodan başımızı fazla belaya sokmadan ayrılmıştık. Hatırı sayılır miktarda para kazanmıştık ama beklediğimizden daha düşük bir miktardı bu. 3 kişi gittiğimiz Numia adasından 6 kişi olarak çıkmıştık. Titus ortadan kaybolmuştu ama yerine 5 tane yeni arkadaş bulmuştuk. MArangozumuz Rayno, doktorumuz Kyrien, rotacımız ve babamın yakın arkadaşı Deux son olarak da abimin nasıl aşık olduğunu çözemediğim Reev vardı.

Abimin bir kıza aşık olması hoşuma gitmemişti. Sevgi insanın kalbini yumuşatırdı. "Hiç de bile duygusuz. Sevgi insanı besleyen, onu hayata bağlayan şeydir. Senin abine bağlanman gibi." demişti gıcık Shingen. "Boş yapma süt çocuğu" demekle yetinmişti sadece. Abisinin hırsızlık konusundaki düşüncelerinden emindi ama söz konusu kadınlar olunca her zaman temkinli davranırdı. Şimdilik bu sorunu eşelemeyecek ve oluruna bırakacaktım.

Deux ise bizim çocukluğumuzdan beri tanıdığımız bir dostumuzdu. Babamla olan yakınlıkları onun güvenilir biri olduğunu gösteriyordu. Hayatımı ona emanet edebilirdim. Deux'un yanına gidip "Bizden tecrübelisin Deux. İhtiyacımız olduğunda senin tecrübelerinden yararlanmak istiyorum. Denizdeki gücün ise bizim için önemli bir etken. Aramıza katılmana sevindim."

Deux'a söylediklerinden sonra Reev'in yanına gitmişti dostumuz. Ona kısa ve öz bir şekilde kafasındaki düşünceleri açıklayacaktı tabi bu sırada abisinin görmemesine dikkat edecekti. "Abime zarar verecek veya onu üzecek bir şey yaparsan seni öldürürüm. Onu seviyorsan ve onu koruyorsan baştacım olursun. Ona göre davran." demiş ve oradan ayrılmıştım. "Abisini de korurmuş benim sevgi pıtırcığım." demesiyle Shingen'in sesli bir şekilde "Kapa çeneni." demesi bir olmuştu. Son sözleri sesli söylemesi dikkat çekmişti ama yapacak bir şey yoktu.

Uzun yolcuğuluğumuzun ardından adaya demir atmıştık. Artık özgürlük ve soygun vaktiydi. Hemen adaya çıkıp şu açık arttırma işine el atmalıydık. Clous yeni arkadaşıyla vakit geçirirken biz de biraz araştırma yapalım. "Rayno, Kyrien hadi gidelim." diyecek ve Clous'dan ayrılacaktık. Bizim yönümüz şehir merkezi ve açık arttırmanın olacağı yerdi. Oraya gidip etrafta neler var neler yok gözlemleyecektim. Sonrasında ise doğaçlama birşeyler yapabilirdik.
avatar
Shingen Cracher

Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dorobo no Kyoudai [Clous&Shingen&John]

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir C.tesi 21 Mayıs 2016, 19:01

Shingen, Kyrien ve Rayno şehir merkezine gitmek için, Clous ve Reev ise restoran çevresini incelemek için ayrılıyorlar.

Shingen
Soldaki yoldan dümdüz ilerliyorsunuz. Yolun sol tarafı sahil, sağ tarafı ise siz yürümeye devam ettikçe kalabalıklaşan insan gruplarından oluşuyor. Bir süre yürüyorsunuz ve sonunda şehrin merkezi sayılabilecek bir yere geliyorsunuz. Bu alanın ortasında kocaman bir haç, hacın önünde ise banklar var. Bankaların önüne oturmuş dua eden insanlar dikkatini çekiyor. Etrafına şöyle bir bakındığındaa büyük, beyaz bir bina, küçük bordo renkli bir kilise ve seyyar satıcılar görüyorsun. İnsanlar birbirleriyle fısıldaşarak konuşuyorlar, ve gördüğünüz her türlü insanın üzerinde şık kıyafetler var. Shingen, etrafına bakınıp ne yapacağını düşündüğün sırada sırtında bir baskı hissedip hafifçe sallanıyorsun. Arkanı dönüp baktığında yere düşmüş olan kızla göz göze geliyorsun. Kısa, düz saçlı kızın sol yanında elinden düşürdüğü kırmızı şemsiyesi, önünde ise gözlüğü duruyor. Kimonosun dizine kadar açıldığının farkında değil, doğrudan sana bakıyor.

Yerdeki Kız :

Clous
Reev ile birlikte karşıdaki restorana doğru ilerliyorsun. Ağzında piposu, dışarıdaki sandalyenin üstünde uyuklayan yaşlı adam ayak seslerinizden dolayı uyanıp şapşal bakışlarla önce ikinize, sonra arkanızdaki geminize bakıyor. Ağzındaki pipoyu çıkartıp, birkaç adım size doğru yaklaşıyor ve, gayet sakin bir tavırla "Ne istemiştiniz, korsanlar?" Diyor.

Yaşlı Adam:


Out:
Gecikme için üzgünüm. Sınav haftam geldiğinden dolayı turlarınız biraz kısa olacak, müsait olduğumda ise uzun betimlemeli, detaylı turlarla döneceğim.
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dorobo no Kyoudai [Clous&Shingen&John]

Mesaj tarafından Clous Cracher Bir Ptsi 23 Mayıs 2016, 18:23

Shingen'in de gidişi ile Reev ile baş başa kalmıştı Clous. Gerçi amacı bu değildi. Hatta onun burda olmamasını yeğlerdi çünkü yapacağı şey hırsızlıktı. Gerçi o da zaten bunu biliyordu. Yani eğer srf hırsızlık yaptığı için Clous'a laf edecek ise zaten Reev'in Clous ile bir işi olamaz demekti. Yani onun burda olup olmamasının bir önemi olmaksızın Clous mesleğini icra etmeye devam edecekti. Ona da "Sen de istediğin yere gitmekte özgürsün" diyecek ve ardından işine dönecekti.

Yaşlı adama doğru ilerlerken ayak seslerinden olacak ki uyuyan adam dauyanmıştı. Clous'ane istediğini soruyordu. Clous'da ona karşı dürüst olmayacaktı elbette. "Bir korsan, bir hırsız, ne ister ihtiyar? Elbetteki para. Ama merak etme kötü bir şeyler yapmak için burda değilim şuanda." Reev gitmiş bile olsa onu kolundan çekecekti. "Şuan sadece arkandaki restoran için burdayız. Baş başa yemek yemek istiyoruz sevdiğim kadınla birlikte." Restorana girdikten sonr zaten gerisi kolaydı.
avatar
Clous Cracher

Mesaj Sayısı : 237
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dorobo no Kyoudai [Clous&Shingen&John]

Mesaj tarafından Shingen Cracher Bir Salı 24 Mayıs 2016, 15:45

Clous ile ayrılmış ve kendi yollarımıza gitmiştik. Rayno ,Kyrien ve ben şehir merkezini turluyorduk. Yeni bir adaya gelmişken etrafı görmemek garip olurdu. Adaya genel olarak baktığımda ise büyük beyaz bina , küçük bir kilise ve seyyar satıcılar göze çarpmaktaydı. İnsanların birbirleriyle fısıldaşarak konuşması garibime gitmişti. Normalde bu konuşma tarzı pek hoş karşılanmazdı. Giydikleri kıyafetlerin şıklığı ise beni mutlu etmişti. Ne kadar zengin züppe o kadar para demekti. Galiba doğru yere gelmiştik burası bizim için büyük bir vurgun yeriydi.

Etrafa güzelce göz gezdirirken birden arkamda bir asılma hissettim. Arkama dönüp baktığımda ise bir kızı yerde görmüştüm. Kısa düz saçlı olan kızın elindeki kırmızı şemsiye yere düşmüştü. Diğer tarafta ise gözlük dikkatimi çekmişti galiba gözlüğü olmadan net bir şekilde göremiyordu. Kızın bana bakması ise oldukça garibime gitmişti. Kızların bana böyle bakmasıa alışkın değildim. Tam bu anların oyuncusu müzmin yedek naif Shingen hemen oyuna girmiş ve golü atmak için ilk hamlesini yapmıştı. " Güzel kız bence sana ayarlayalım. Hem abimizde kendine bir tane buldu." demiş ve Shingen'i rahatsız etmişti. Etraftaki insanların onu izlediğini bilen Shingen sakinliğini korumuş ve cevap vermeyi reddetmişti.

Kızlarla ilgilenmiyordu Shingen. İlgilendiği zamanda sadece işi için araç olarak kullanıyordu. Kadınlar onun için pek anlam ifade etmiyordu. Kız önümde bana bkaıyordu ve bunu hemen fırsata çevirmeliydim. Gözlüğü olmadan iyi de göremiyordu. Kızı kaldırırken ceplerini de yoklamayı ihmal etmeyecektim. Tek elimle onu kaldırmaya çalışırken diğer elimle elbisesini araştıracak ve bulabildiğim şeyleri alıp cebe indirecektim. Sonrasında ise gözlüpünü verip arkama bakmadan ilerleyecektim. Kızın benimle benim de kızla işim yoktu yani daha fazla konuşmak işime gelmezdi. Umarım bir sıkıntı çıkarmazdı.
avatar
Shingen Cracher

Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dorobo no Kyoudai [Clous&Shingen&John]

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir Salı 24 Mayıs 2016, 19:14

Clous

Yaşlı adama kötü bir şeyin peşinde olmadığını, özgür olduğunu belirtmeye rağmen yanından hiç ayrılmamış olan Reev ile birlikte yemek yemeyi istediğini söylüyorsun. Bunun üzerine ayaktaki adam, birden yüzünü kaplayan tehditkar bakışlarla, "Kötü bir şeyin peşinde olsanız bile ne olacak ki, benim gibi yalnız ve alalede bir ihtiyara zarar vermeyi denemeyeceksiniz değil mi?" Diyor. Hemen ardından samimi şekilde gülümseyip, "Buraya gelen herkese kapım açıktır. Buyrun, takip edin." Diyor ve  iki metre kadar önünüzdeki restoran kapısından içeri giriyor, siz de peşinden gidiyorsunuz.

Kapıdan içeri girdiğinizde tam karşınızda bir bar görüyorsunuz.
Gördüğünüz görüntü:

Büyük bir dolabın içinde duran çeşitli içkiler, bu dolabın ortasında ise kiliselerdekine benzeyen renkler içinde bir cam var. Restoranın o bölümü mor, loş bir ışıkla aydınlatılmış, çoktan batmış olan güneşin de etkisiyle o bölümde oldukça kasvetli bir ortam oluşmuş. Büyükçe dolabın hemen yanında siyah renkli, küçük bir kapı göze çarpıyor. Sol tarafınızda ise ahşaptan bir tezgah var.
Tezgah ve masalar:

Restoranın şuan bulunduğunuz kısmı kırmızı ve loş bir ışıkla aydınlatılmış, loş olmasına rağmen görüş konusunda size bir sıkıntı yaratmıyor. Önünüzde ahşaptan masa ve sandalyeler var. Yaşlı adam tezgahın arkasına geçtikten sonra önünüzdeki masalardan birini işaret edip oturmanızı söylüyor. Masaya yerleştiğiniz sırada bir müzik duyuyorsunuz.
Çalan müzik:

Ortamın kasvetli havasına daha büyük bir kasvet katıyor bu müzik. Bateri tonlarıyla başlayıp, daha sonra çığlık benzeri seslerle devam ediyor. Reev bir anlığına şaşırıyor ve biraz da olsa hoşuna gitmiş olan bu müziği sorgular bir tavırla yaşlı adama bakıp, "Bu ses de ne?" Diyor. Yaşlı adam piposuyla uğraşmayı bırakıp gülümseyerek, "Benim işe yaramaz torunumun işleri, kusura bakmazsınız artık." Cevabını veriyor.

O sırada arkanızdan kapı gıcırtısına benzer bir ses duyuyorsunuz. Kafanızı çevirdiğinizde arkada açılmış olan siyah kapının önünde bir kız görüyorsunuz.
Gördüğünüz kız:

Turuncu-gri tonlarında saçları olan, siyah rujlu ve baştan aşağı siyah giyimli bu kız iki eli arkasında size doğru yaklaşıyor. Masanızın önüne geldiğinde gülümseyerek, "Hoş geldiniz-aru, ne isterdiniz-aru?" Diyor ve iki elinde tuttuğu menü ve gazeteyi masanıza bırakıyor. Elindekileri bıraktığı gibi hızla kafasını yaşlı adama çevirip, "Duymadığımı sanma yaşlı bunak-aru! Sen kime işe yaramaz diyorsun-aru?" Diyerek yapmacık gülümsemesine devam ediyor. Yaşlı adam bezgin bir tavırla, "Müşterileri rahatsız edip durma, uslu bir garson olamayacak mısın Nearu?!" Diyerek onu azarlıyor. Bunun üzerine kız sanki yaşlı adamı duymamış gibi size bakıyor ve siparişinizi hazır ettiğiniz zaman kendisini çağırmanızı söyleyerek biraz önce geldiği siyah kapıdan içeri giriyor.

Reev meraklı bakışlarla menüyü incelerken sen de gazeteye şöyle bir göz atıyorsun. Gazetenin başlığı "KRYSS NEWS" şeklinde. Gazetenin manşetinde kocaman bir bina görüyorsun, başlıkta ise "KRYSS AÇIK ARTIRMASI" yazıyor.
Gazetedeki bina:

Devamında yazan bilgiler şu şekilde;
Spoiler:
Günlerdir beklenen açık artırma günü sonunda geldi! Yarın Mane Sarayı'nda başlayıp toplamda iki gün kadar sürecek olan açık artırmaya Lorien'in kraliyet ailesinden bazı kimselerin de katılacağı söyleniyor. Öğle saatlerinde başlayacak olan etkinliğe tüm ada halkını bekliyoruz!

Shingen

Kızı kaldırmak için kolundan tuttuğun sırada kızın sana daha da yaklaştığını ve yanaklarının kızardığını farkediyorsun. Diğer elinle üstünü yokladığında yuvarlak, taş benzeri bir şey hissediyorsun. Farkettirmeden bir zincire asılı olan bu yuvarlak nesneyi cebine indiriyorsun, kız hâlâ ağzı yarı açık şekilde, içine düşer gibi sana bakıyor. Daha sonra yerdeki gözlüğü kıza geri veriyorsun ve kız birden boynuna atlayıp ağlamaya başlıyor. "Özür dilerim! Size çarpmak istememiştim, çok korktuğum için koşarak ilerliyordum, size çarpmak istememiştim! O-o-orada çok korkunç şeyler oluyor!" Diyip en tepedeki haç işaretini gösteriyor. "B-ben sadece büyük annemin mezarına yeni yaptığım kolyeyi götürecektim! O taşı sevdiğim kimonomdan kopardım biliyor musun?" Diyor ve elini cebine attığı gibi tekrar gözleri doluyor. "Onu da düşürmüşüm. Her neyse... Bana yardım ettiğiniz için teşekkür ederim, eğer yolunuz o mezarlığa düşerse sakın yakınından geçmeyin. Sizler burada yeni misiniz? Yolunuz ne için buraya düştü?" Diyor ve sana biraz daha yaklaşıp şehvet dolu bir gülümsemeyle, "Senin gibi bir yakışıklıyı burada ilk defa görüyorum." sözlerini ekliyor. Kızın bu garip hareketinden sonra Rayno ve Kyrien sana sinsi sinsi bakışlar atıyor, bu bakışların hemen ardından Rayno söze giriyor ve, "Shingen-san, istersen biz şehri araştırmak için senden ayrılabiliriz." Diyip aynı sinsilikle hafifçe gülümsüyor. Kyrien ise onu başıyla onaylıyor, ikili ve dibindeki kız senden bir cevap bekliyor.
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dorobo no Kyoudai [Clous&Shingen&John]

Mesaj tarafından Shingen Cracher Bir Çarş. 25 Mayıs 2016, 13:17

Gözlüklü kızı ayağa kaldırırken bir yandan da en iyi yaptığım şeyi yapıyordum yani hırsızlık. Kızı yokladığımda elime kolye tarzı birşey gelmişti ve hemen cebe indirmiştim. Bu sırada fark edilmemem de hırsızlık işinde oldukça ilerlediğimi gösteriyordu. Bu sırada gözüm tekrar kıza kaydığına oldukça yakınlaştığını görmüştüm. Bu kadar yakınlaşma beni rahatsız etmişti. "Öp öp öp öp öp" diye bir ses kafamda yankılanmıştı. Kim olduğunu söylememe gerek bile yoktu artık herkes onu tanıyordu. Sese kulak asmadan kızı kaldırmış ve konuşmasını dinlemiştim.

Kız çok korktuğu için acele ettiğini söylemişti. Mezarlıktan kaçtığını ve anneannesini ziyaret ettiğini de söylemişti.  Ondan sonra çaldığım kolyeden bahsetmiş ve büyük bir özenle yaptığını söylemişti. Aaaaaa kolye düşmüştü ne kadar da yazık değil mi? "Seni duygusuz çabuk ver kızın kolyesini, birazcık da vicdan yok mu sen de" demişti bizimki. Bu çok hoşuma gitmişti onu sinir eden şeyleri yapmaya bayılıyordum. O beni her fırsatta gıcık ediyordu ben de böyle şeylerle onu sinir ediyordum. O kolyeyi vermeyecektim tabi zaten aptal kız düştüğünü söylemiş ve benden şüphelenmemişti. Şimdilik kolyeyi başarılı bir şekilde çalmıştık.

Kolyeyi aldıktan sonra kızdan alacağım bir şey kalmamıştı. Kız gereğinden fazla konuşmuş ve bana sorular sormuştu. Soru sorulmasından asla hoşlanmazdım ve kız da tam olarak bunu yapıyordu. Son olarak bana yakışıklı diye sarkıntılık etmesi sinirimi bozmuştu. Neden mi çünkü gol geliyordu hissediyordum. Oldukça imalı bir şekilde "Yakışıklıııııı , yakıııııışıklııııı"  sesleri kulağımda çınlıyordu. Gol gelmişti lanet kız yüzünden şu herifin diline düşmüştüm. Bundan fazlasına katlanamazdım. Üstüne Rayno ve Kyrien de bizim süte destek çıkmıştı. Kız da ümitli bir şekilde bana bakıyordu. Ulan ne kadar geniş bir kızsın sen ya. İki dakika yardım ettik beni kocası belledi. Yürü başka sokakta oyna ya da git bizim Clous gibi saf birini bul. O da iki dakikada aşık olan saflardandı. Neyse " Turistik gezi için geldim. İzninizle arkadaşlarımla adayı dolaşıyorduk. Rahat rahat takılmak istiyoruz." diyecek ve kıza hak ettiği muameleyi gösterecektim. İlerlerken de Rayno ve Kyrien'e "Bir daha böyle şeyler yapmayın." diyecektim. Oldukça net bir şekilde mesaj verdikten sonra şehirde dolaşmaya devam edecektik. Belki de şu mezarlıkta ne olduğuna bakabilirdik.

Out: Bundan önce de yapıyordum da herkesin anlaması için yazayım. Kötü Shingen için kırmızı rengi, iyi Shingen için ise mavi renkli yazıları kullanıyorum.
avatar
Shingen Cracher

Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dorobo no Kyoudai [Clous&Shingen&John]

Mesaj tarafından Clous Cracher Bir Çarş. 25 Mayıs 2016, 19:06

İçeri girmeden evvel yaşlı adamın bakışları hoşuna gitmişti Clous'un. Bir an dedesi aklına gelmişti. Ve tabiki bu onu soymasına engel değildi. Hatta bunu düşününce dahada gaza geldiğini söylemek mümkündü. Dedesini soymak zaten onun en büyük emellerindendi. Bu sefer de dedesini soymayacak olsa da yaşlı adamın tavırlarından ve içerinin şıklığından dedesinin gurur duyacağı bir soygun olacağını sezmişti. Kim bilir belkide açık arttırmaya gerek bile kalmazdı.

Reev ile de çok ilgilenemiyordu Clous bu sırada. Sadece aklından geçenleri merak ediyordu. Burda grçekten yemek yemek için olduklarını mı düşünüyordu acaba? Yoksa Clous'un aklından geçenleri bir şekilde tahmin edebiliyor muydu? Clous ona açıkça açık arttırma saatine kadar özgür olduğunu ve istediği yere gidebileceğini söylemişti ama o gitmemişti. Clous'dan beklentisi olduğu açıktı fakat ne yazık ki tüküren adam öyle biri değildi. Kadına aşıktı aşık olmasına ama işi onun için her şeyden önce geliyordu.

Daha masaya otururken bile kalkıp içeri sızmanın planlarını yapıyordu. Derken bir müzik başlamıştı restoranda. nerden geldiği belli olmayan bu müzik kendisi için oldukça rahatsız edici olsada Reev sevmiş gibi duruyordu. İşte bu yüzden de sıkıntı yoktu. "Benim için fark etmez. Üstelik o da sevmiş görünüyor" diye yanıtlıyacaktı amcanın sorusunu. Ardından gelen menü ve gazeteden de gazeteyi alacaktı eline. İhtiyar karga ile ilgili bir haber varmı merak ediyordu.

Gazetede dedesini beklerken yarın olan açık arttırmayı bulmuştu. "iki gün sürecek" işte bu yeni bir bilgiydi. İşe yarayabilirdi belki. Ama şimdilik başka planları vardı. Yarınki açık artırmayı düşünmeyi biraz erteleyecekti. Gazetedeki haberi göstermek için Reev'e doğru eğilecek ve garson kızı gösterecekti. "Shingenden bahsetsene ona" fısıldarak konuşacaktı. Ardından gazeteyi bırakıpihtiyara dönecek ve masadan kalkıp onun koluna girecek ve biraz uzaklaştırmaya çalışacaktı. "Sen ne istersen bana da ondan söyle tatlım. Hey ihtiyar yarınki açık arttırmayla ilgili ufak bilgiler verebilirmisin bana? Anlarsın ya. Birde sadece merakımdan soruyorum da acaba senin yaşlarında bir hırsız daha önce buraya geldi mi?"
avatar
Clous Cracher

Mesaj Sayısı : 237
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dorobo no Kyoudai [Clous&Shingen&John]

Mesaj tarafından North Blue Anlatıcı Bir Çarş. 25 Mayıs 2016, 20:09

Clous

Reev'e doğru fısıldıyorsun. Reev niyetini anlayıp samimi bir gülümseme atıyor sana. "Nasıl istersen." Diyor ve siyah kapının önünde oturan kızın yanına gidiyor. Sizin duyamayacağınız şekilde kızla konuşmaya başlıyor. Sen de ihtiyarın koluna girmiş, onla konuşmaya giriyorsun. "Hey ihtiyar yarınki açık ar...." Diye devam edeceğin sırada etraf kararıyor. Nearu ve Reev'in oturduğu barın ışıklandırması dışında hiçbir ışık kaynağı yok. Eş zamanlı olarak oldukça şiddetli bir çan sesi duyuyorsunuz. Yaşlı adam bir anda ciddileşip kolundan çıkıyor ve süratle siyah kapıdan geçip eline bir şey alıyor. Işık vurduğu zaman bunun bir kılıç olduğunu görüyorsun. Reev, "Neler oluyor?" Diye tedirgin olup etrafına bakıyor. Nearu yerinden kalkarak, tüm cidddiyetiyle "Yaşlı bunak! Onlardan kaçmaya devam mı edeceğiz?! Bu lanet olası saçmalığı her gün her gün sürdürmek zorunda mıyız! Din adı altında insanları köleleştiren üç herife saygı duymak zorunda mıyız!" Kızın yükselen ses tonu giderek çatallaşmaya başlıyor. Hepiniz barın önünde toplanıyorsunuz. İhtiyar alçak sesle, "Nearu. Sesini alçalt. Seni korumak için yapıyorum. Eğer onlar burayı kontrol etmek için gelir de bizi ayakta görürlerse bu ihtiyarı yıllar sonra katil edeceksin." Ciddileşen yüz ifadesiyle size dönüp, "Bu adamızın bir geleneği. Şuanda ibadet saati. Dışarıdaki herkes yukarıdaki haca dönük şekilde diz çökmüş durumda. Eğer bu adaya geldiyseniz ya ayak uydurursunuz, ya da ölürsünüz." Reev meraklı bir tavırla, "Nasıl yani? Burada olaylar tam olarak nasıl işliyor? İbadet dediğiniz şey tam olarak ne?" Diyor. Bunun üzerine Nearu ayağa kalkıyor, pantolonunun arka cebinden bir hançer çıkarıyor ve temkinli şekilde camların önünden geçerken konuşmaya başlıyor; "Adanın kralı, yıllar önce adamıza bu zırvalığı getirdi. Din adını verdiği şeyi kullanarak insanların maddi manevi her şeyini sömürdü. Ada halkının bir dine inanmasından çok, kendisine tapılmasını istiyordu. Zamanla tüm halkı kandırdı, ölüm ötesi dünyayı bahane ederek her ay kazandığımız paraya el koyuyor. Onu durdurabilmek için hiçbir gücümüz yok. Herkesin ruhu köreldi. Ölmek için yaşayan bir topluluk haline geldiler. Görmeyi çok istedikleri o cennet için çarmıha gerildiler. Tanrı için insan kurban ettiler. " Dışarıdan gelen birkaç ayak sesiyle Nearu'nun konuşması bölünüyor. Size eliyle sessiz olmanızı söyleyerek siyah kapıyı yavaşça açıyor. Hepiniz bu odaya giriyorsunuz. Yaşlı adam kapattığınız kapıda ufak bir aralık bırakıyor ve içeride büyük bir sessizlikle bekliyorsunuz.

Kapının önünden geçen insanların sesleri geliyor kulağınıza; "Minwe-kun, burası boş." Diğer ses karşılık olarak şöyle diyor; "Mezarlığa geri dönelim Lissa." Bunun üzerine ayak sesleri git gide uzaklaşıyor ve odadan çıkıyorsunuz. Çan sesleri hala sokaklarda yankılanıyor, hala ortalık karanlık. Biraz önce olduğunuz barın önüne geri gidiyorsunuz, konuşmaya ihtiyar devam ediyor; "Böyle işte. Yaşamak istemediğimiz hayatlar yaşıyoruz..." Daha sonra sana dönüyor ve karanlık çökmeden önce başladığın konuşmaya devam etmeni söylüyor. Bunun üzerine açık artırma konusunu merak ettiğini söyleyince yaşlı adam şöyle diyor; "Kral tarafından hazırlanmış bir açık artırma. Çok değerli tablolar, nadide eşyalar sergilenip satılacak. Çok zengin insanların katılacağı söyleniyor. Mezarlığın ilerisindeki sarayda olacak." Cevabını aldıktan sonra kendi yaşlarında bir hırsız tanıyıp tanımadığını soruyorsun. Bunun üzerine yaşlı adam gülümsüyor ve, "Bana aradığınız kişiden daha çok bahset. Birçok ihtiyar ve birçok hırsız tanıdım. Belki de tanıyorumdur." Diyor ve birazdan ışıkların geleceğini ekliyor.


Shingen

Kyrien ve Rayno'ya verdiğin tepkiden sonra ikili hayal kırıklığına uğramış bir tavırla sana bakıyor. Kıza verdiğin cevaptan sonra ise kız hiçbir tepki vermiyor. Sen onu kollarından bırakıp yolunu değiştirdiğin sırada şemsiyesi elinde, arkandan bakmakla yetiniyor. Siz rastgele bir yöne doğru yürümeye bir süre devam ettikten sonra kız gözden kayboluyor.

Rastgele bir yöne doğru yürüyorsunuz, şehrin merkezi akşam saatleri olduğundan dolayı epey kalabalık. Fısıldayarak konuşma kısmı ise hala devam ediyor, aynı zamanda size garip bakışlar atan insanları fark ediyorsunuz. Bir süre boyunca tamamen adanın merkezinde dolanıyorsunuz. Adada bulunan hemen hemen her bina gotik mimariye sahip, bazı evler bile buna dahil. Her ahşap evin kapısında küçük birer haç asılı. Şehrin ortasındaki hacın bulunduğu alana çıkan sokaklardan birinde yürürken, hemen yakınınızda küçük bir banka olduğunu görüyorsunuz. Adadaki güzergahlar genel olarak ara sokaklardan oluşuyor, ve bu ara sokakların hepsi de biraz önce önünde olduğunuz büyük haca ulaşıyor. Kızın bahsettiği mezarlığa gitmek için ise hiçbir yol göremiyorsunuz.

Küçük cafe ve restoranların bulunduğu bir ara sokağa girdiğiniz sırada birden adanın ışıkları tamamen kesiliyor. Cafe ve restoranlardaki küçük yedek ışıklar dışında önünüzü aydınlatabilecek sadece ay var. Oldukça şiddetli bir çan sesi duyuyorsunuz. Adanın her yerinden duyulabilecek kadar güçlü bir ses bu. Çevrenizdeki herkes yere kapanıyor. Ne olduğunu anlamayıp yakın olduğunuz ana caddeye doğru baktığınızda da gördüğünüz görüntü aynı oluyor. Herkes yere kapanmış, başları ise tek yöne dönük. Adanın her yerinden görülebilen, en yüksek tepedeki en büyük haç. Rayno şaşkınlıkla fısıldayarak, "Kyrien, Shingen-san, sanırım ilginç bir adaya geldik." Diyor. Bunun üzerine Kyrien, "Acaba açık artırmaya kadar neler olacak, acaba eğilmemiz mi gerekiyor?" Diye sorguluyor. Tek ayakta kalanların siz üçünüz olduğunu fark ediyorsunuz.

O sırada arkanızdan gelen ayak sesleri duyuyorsunuz. Kafanızı çevirip baktığınızda üç kadın görüyorsunuz.
Soldaki kadın:
Ortadaki kadın:
Sağdaki kadın:

Yan yana durmuş kadınlar nefret dolu bakışlarla size bakıyor. Ortada duran siyah saçlı, burnundan kan akan kadın kanlanmış gözlerini açarak; "İbadet edin, günahkarlar!!! İbadet saatinde dizlerinizin üstüne kapanmayarak ne yapmaya çalışıyorsunuz? Yoksa öldürülmek mi istiyorsunuz? Diz çökmek için üç saniyeniz var, yoksa sizi öldürürüm." Diyor. O sırada Kyrien ve Rayno'nun yüzündeki öfkeye tanık oluyorsun, boyun eğmek gibi bir niyetleri yok. Ne yapacağını düşündüğün sırada kadın sözünü tutmuyor ve nefret dolu bir gülümseme ile "ÜÇ" diyor. Sözünü bitirir bitirmez de Rayno ve Kyrien'e ikişer şırınga fırlatıyor. Rayno durumun farkına varıp çekilse bile yeterince hızlı olmadığı için bir şırınga sol koluna, diğeri sağ bacağına saplanıyor. Kyrien ise biraz daha şanslı, bacağına saplanması gereken bir şırınga bacak arasından geçip gidiyor. Diğer şırınga ise omzuna saplanmış durumda. İkili saldırının çok hızlı olmasından dolayı kendilerini koruyamadan saldırıyı alıyorlar. Daha sonra sendelemeye başladıklarını görüyorsun. Kyrien, "U-uyku ilacı." Diyor birkaç gitgelin ardından.

Sen olayların hızından dolayı hemen hiçbir şey anlayamamışken üzerine doğru gelen iki şırınga görüyorsun. Kendini koruyacağın sırada önüne biri geçiyor. Çatıdan doğru tepenize inen önündeki kişi, elindeki şemsiyeyi üzerinize doğru gelen şırıngalar için kalkan olarak kullanıyor. Bu kişinin biraz önce ağlayarak sana sarılan kız olduğunu fark ediyorsun. Kızı görünce üçlüdeki pembe saçlı kız konuşmaya başlıyor; "Sen de kimsin, velet?!" Bu sözün ardından önündeki kız gülümsüyor ve elini saçına götürüyor. Tek bir hamleyle peruk olarak kullandığı saçı ve gözündeki gözlüğü yere atıyor. Arkadan kızın topuz yapılmış sarı saçlarını görüyorsun. Kızın gerçek görüntüsünü görünce karşıdaki üçlü dehşete düşüyor. Şırıngalı kadın, "S-sen! Sen ölmüştün?! Sen! AME!!" Diyebiliyor elindeki şırıngaları yere düşürüp. Önündeki kız bacağına asılı olan kunailerden üçünü çıkarıyor ve daha öncekine hiç benzemeyen bir ses tonuyla, "Size öğrettiğim son şey bu olacak. Karşınızdaki rakibi küçümsemeyin." Diyerek havaya sıçrıyor. Karşıdaki üçlü ve siz bu hamleyi takip edemiyorsunuz. Kız havadayken, "Şimdi, ölün." Diyor ve yüzü size dönük şekilde yere iniyor. Eş zamanlı olarak kalplerine kunai saplanmış olan üçlü doğrudan yere yığılıyor. Kızın yüzünü net şekilde görebiliyorsunuz.
Ame:



Peruk sayesinde sakladığı izleri, ve aslında çok daha olgun bir görünüme sahip olduğunu fark ediyorsunuz. Kız size doğru yaklaşıyor ve, "Birazdan ışıklar açılacak. Bu sokağı şimdilik terk etseniz iyi edersiniz." Diyor ve yerdeki üç ölüyü de kollarından tutup soldaki yol ayrımına doğru koşuyor. Köşeyi dönmeden önce, "Shingen. Kolyem sende kalabilir." Diyor ve gülümsüyor. Kızla ilk karşılaştığınız zaman size rol yaptığını anlıyorsunuz. Son olarak, "Eğer olur da tayfa olarak işiniz düşerse, beni ilk gördüğünüz görüntüyle bankanın yanındaki siyah evde olacağım, turist görünümlü korsanlar. Ve son olarak, bu yüzü daha önce görmediniz. Tamam mı?" Diyor ve büyük bir hızla olduğunuz yerden uzaklaşıyor. O sırada Rayno ve Kyrien de kendine gelmeye başlıyor. Rayno, "Shingen-san, işte bunu beklemiyordum." Diyor.

Işıkların açılmasına otuz saniye var, çevrenizdeki herkes hâlâ dizleri üzerinde. İbadet ettiklerinden dolayı biraz önce yaşananları görmediler. Dilerseniz gemiye dönebilir, ya da daha çok bilgi edinmek için dolaşmaya devam edebilirsiniz. Ya da istediğiniz herhangi bir şey...
avatar
North Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 184
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

1 sayfadaki 7 sayfası 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz