Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

1 sayfadaki 8 sayfası 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir C.tesi 20 Ağus. 2016, 01:30

ASDFGH ADASINDA SERİ KATİL PANİĞİ
Asdfgh Adası sakinleri, son günlerde artan seri katil teröründen dolayı geceleri dışarı çıkmaya korkuyorlar. Son 10 gün içinde 7 cinayet işlenen adadaki denizciler, tüm cinayetlerin aynı kişi tarafından işlendiğine emin olsa da katili bulamıyorlar. Katille ilgili bilinen tek şey, katilin dev bir orak ile yaşlı insanları öldürmesi. Bundan dolayı adadaki bazı yaşlı insanlar, bir ölüm meleğinin adadaki ihtiyarlar için geldiğini düşünüyorlar.


Bu haber Nimura'nın ilgisini çekmişti. Genelde uzun vadeli planlar yapmak yerine kafasına eseni yapmaya karar veren kahramanımız ilk iş bir yolcu gemisine atlayıp Asdfgh Adasına doğru yola çıkmıştı. Küçük ve konforsuz bir gemiye binmişti Nimura. Kamarasındaki yatak taştan farksızdı ve kamaralara günde sadece bir defa yemek getiriliyordu. Yemeğin tadı ise rezaletti.

Yolculuğunun üçüncü gününde, geminin kaptanı gelmişti Nimura'nın odasına. Beyaz saçlara ve sevimsiz,buruşuk bir yüze sahip olan kaptanın korkusu gözlerinden okunuyordu. Yutkunarak Nimura'nın yanına yaklaşan kaptan, Nimura'nın korkunç gözlerine bakmaktan kaçınarak cebinden bir deste para çıkarmış ve: ''şe şe şe şey. Gemiye yeterince içecek almamışız. Suyumuz bittiğinden yakınlardaki küçük bir adada durmak zorundayız. Henüz yolun yarısında olduğumuzdan millet sususu... susuzluktan ölebilir çünkü. Yaklaşık yarım günlük bir gecikme olacak. Bu yüzden de yolculara paralarının yarısını iade ediyorum.'' demişti. Bunları söylemesinin ardından da para destesini Nimura'nın yatağına doğru yavaşça atmış ve oldukça hızlı bir şekilde, daha fazla Nimura'nın yanında buluşmak istemiyormuşcasına odadan çıkmıştı.


Birkaç saat sonra, kaptanın da söylediği gibi gemi durmuştu. Yan kamaralardaki insanların geminin güvertesine doğru attıkları adım seslerini duyabiliyordu Nimura. Geçen geceden beri su içmeyen ve karnına doğru dürüst bir şey girmeyen kahramanımız, açlık hissinin beraberinde getirdiği uyuşukluk hissini üzerinden atıp dışarı çıkmak ya da pek haz etmediği insanların arasına karışmayıp yarım günü kamarasında geçirmek arasında bir seçim yapmak üzereydi.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir C.tesi 20 Ağus. 2016, 02:00

Grand Line denilen yere sonunda varmıştım. İlk işim ise bir gazete bulup haberleri okumak olmuştu. Belki korsan posteri falan bulur da hedef yaparım diyordum. Ama daha çok ilgimi çeken bir şey bulmuştum. Sebepsizce insan öldüren bir seri katil... Hmmm... Söylenenlere göre denizciler bile bu adamı bulamıyorlarmış. Eğer bu kadar iyiyse karşılaşmaya değer bir rakip olabilirdi, kim bilir. Olmadı şu uzun yolculuğun pası olurdu.

Neyse önce o adaya gitmem gerektiğinden giden ilk gemiye binmiştim. Gemi pek konforlu değildi. Ama umrumda da değildi. Yani onca zaman adaların ormanında yatmak falan bu tür şeyler artık benim canımı sıkmıyordu. Tek sıkan şey yemeğin rezalet oluşuydu. Yedikten sonra aç kalmak bu olsa gerek. Sadece midem doyma hissi yaşıyordu ama ben nedensizce aç hissediyordum. Birde üstüne kaptan bozuntusu odama gelip geminin yarım günlük rötar yapacağını, su ile ilgili problem olduğunu söylemişti. Ayrıca tüm insanlar gibi o da korkuyordu. Paraları geri iade ettiğini söylediği sırada sırıtarak tam lafa girişecektim ki atıp kaçmıştı. "
Tıccchh.." diyerek sinirimi üzerimden atmıştım. Kafama takacak kadar önemli birisi değildi. "Şimdi ne yapsam acaba? uyusam mı, yoksa çıksam mı? Aaahhh..." diye kendi kendime konuşurken kapının oradan yürüyen insanların seslerini duyabiliyordum. Aklıma bir plan gelmemişti. Ama günlerdir öylece oturmaktan sıkılmıştım da. Şimdilik biraz antrenman yapsam iyi olurdu sanırım. Aynen biraz antrenman yapsam iyi olurdu. Bu plandan sonra kılıçlarımı alıp ve paralarla yedek giysilerimin bulunduğu ufak çantamı aldıktan sonra sahile inecektim. Öncelikle kılıçlarımla çantayı yere bırakacak ve biraz ısınma hareketleriyle kendime gelecektim. Sonra kılıçlarımı yanıma alıp, çantamı da sırtıma attıktan sonra yaklaşık yarım km sahil boyunca koşmayı planlıyordum. Bir ara kumda koştuğumdan farkındaydım, kumda koşmak ekstra efor istiyordu. Bu koşma türünü bayadır yapmadığımdan bakalım yarım km dayanabilecek miyim? Açım ama olsun yine de yarım km'yi koşmadan hiçbir şey yapmayı planlamıyordum. Koşumu tamamladığımda önce biraz dinlenecek sonrada yavaş yavaş durduğumuz adanın merkezine ilerleyip yemek yiyecek bir yer arayacaktım. Zaten çantamı da o nedenle yanıma almıştım.

Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 22
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir C.tesi 20 Ağus. 2016, 02:27

Nimura sahile indiğinde ilginç bir manzara ile karşılaşmıştı. Keskin gözleri sayesinde sadece adanın sahil kısmının değil, tüm adanın sarı kumlarla çevrili olduğunu görmüştü ısınma hareketlerini yaptığı sırada. Ardından da koşmaya başlamıştı. Koştuğu sırada pek çok kaktüs görmüştü Nimura. Tenine işleyen kavurucu güneş ışıkları ve koştuğu sırada ayakkabısının içine kaçan aşırı sıcak kum taneleri zaten pek dinç bir durumda sayılmayacak vücudunun nefes nefese kalmasına sebep olmuştu. Yine de zorlanarak da olsa 500 metre koşmayı başarmıştı Nimura. Nefes alışverişinin düzene girmesinin ardından da dinlemeyi bırakıp adanın merkezine doğru yürümeye başlamıştı.

Yaklaşık on dakikalık bir yürüyüşün ardından eski bir tabela ile karşılaşmıştı Nimura. Sonunda kaktüsten başka bir şey görebilen kahramanımız bir ucu kırık tabelayı eli ile düzeltip tabelaya baktığında: ''Pianara kasabasına hoşgeldiniz.'' yazısını görmüştü. Kısa bir süre daha yürüyen Nimura'nın karşısına pek çok ahşap bina çıkmıştı. Ahşap binalar birbirlerine oldukça yakın bir şekilde konumlandırılmış olup her bina tek katlıydı. Turuncuya kaçan sarı renkli kumlarla dolu olan yoldan birkaç tane at arabası geçiyordu. At arabalarının üzerindeki yaşlı insanlardan birini incelediği sırada sağ tarafından gelen kahkaha seslerini işitmişti Nimura.

Seslerin geldiği tarafa döndüğünde, üç tane iri yarı adamın ''Tom'un yeri.'' adlı mekandan çıktığını görmüştü kahramanımız. Nimura, adamların yüzlerini göremese de adamların kahkahalarından; mekandan mutlu bir şekilde ayrıldıklarını fark edebilirdi.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir Paz 21 Ağus. 2016, 02:26

Gemiden çıktıktan sonra gördüğüm ada sadece sahili değil, tamamı kumla çevriliydi. Bu görüntü karşısında biraz duraksadım. İlgi çekiciydi. Ama tabi seyirlik bir ilgi... Sonra tekrar umursamaz tavrıma bürünüp planımı uygulamaya koyuldum. Koşmak, bu sıcak havada koşmak baya zorlasa da istediğim oluyordu. Çünkü bedeni zorlamak, sınırları zorlamaktır ve sınırları zorlamadan asla güçlenmek düşünülemezdi. 500 metrelik koşumun ardından biraz dinlenip adaya yöneldim. Yol boyunca boşluk bulmak bir anlık etrafta hiçbir şeyin olmadığını düşündürüyordu ki, belli bir yerleşkeye yaklaştığımı bir tahta parçası bulunca anladım. Düzelttiğim de üzerinde 'Pianara Kasabasına hoşgeldiniz.' yazıyordu. Tekrar ilerlemeye başladığımda yerleşkeye gelmiştim. Tahta evler barındırıyordu. Ama bunlar değil, yemek yiyecek bir yer umrumdaydı. Restoran gibi bir yer ararken bir grup insanın 'Tom'un Yeri' adlı mekandan gülerek çıktığını gördüm. Tabi bir tarafta da böyle at arabalarıyla gelen insanlar vardı. Bu yer baya ilginçti gerçekten. Kasaba hakkında bir şeylerde öğrensem iyi olurdu, sanırım. Hani insanları umrumda değil ama durduk yere laf atan olur, bir şey olur. Nasıl tepki vereceğimizi bilmeliyiz dimi? Neyse şu Tom'un Yeri adlı mekana girecek ve sonra boş bir yer bulup oturacaktım. Garson gibi bir çalışan gelirse "Yemek veriyorsanız eğer neyiniz olduğunu öğrenebilir miyim? Bir de şey, bu ada hakkında bilgi alabileceğim biri var mı acaba?" diyecektim. Tabi yüzde bir milyon ihtimalle gelen kişi gözlerimden korkacaktı, her zamanki gibi... Neyse bir girelim de...

Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 22
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Paz 21 Ağus. 2016, 03:49

Mekana girdiğinde şaşırtıcı bir manzara ile karşılaşmıştı Nimura. İçerideki yuvarlak kahverengi masaların neredeyse hepsi kırılmıştı. İçerideki insanların çoğu mekanın köşelerine çekilip cenin pozisyonu almıştı. Azınlıkta kalan kesim ise, ayağa kalkıp Nimura'nın hemen karşısındaki rafın yanındaki ikiliye doğru koşmuştu. Üzerinde birkaç tane kırık şişe olan eski ahşap rafın aşağısında, yüzü ve üzerindeki çizgili yeşil tişörtü kanlar içinde kalmış ihtiyar bir adam vardı. Sağındaki sarı tişörtlü, büyük yuvarlak gözlüklü çocuk sayesinde doğrulup sırtını rafa dayayan İhtiyar adam, titreyen sağ elini cebine götürüp cebinden çıkarttığı beyaz mendil ile kanlar içinde kalmış yüzünü silmeye çalışıyordu.İhtiyarın yanına gelen insanların bazıları ihtiyara yardım ederken bazıları da yerdeki kırık sake şişelerini ayakları ile kenara itiyordu.

Olanları izlediği sırada ihtiyarın yanındaki çocukla göz göze gelmişti Nimura. Mavi kundurası ve dizlerine kadar çektiği uzun beyaz çorapları ile komik sayılabilecek bir görüntü çizen çocuğun yüzü, Nimura ile göz göze geldiğinde öfke ile dolmuştu. Hızlıca ihtiyar adamın önüne geçen 7-8 yaşlarındaki çocuk, yumruk yaptığı iki elini de Nimura'ya doğrultup: ''Az önceki adamların arkadaşları mısın sen! Ne istiyorsunuz lan bizden?'' diye bağırmıştı.
Çocuğun sesinin titremesinden korktuğu anlaşılsa da bu bağırış, odadakilerin dikkatinin Nimura'ya yoğunlaşmasına yetmişti. Odadakilerin çoğu, korku dolu gözlerle bakıyordu Nimura'ya. Köşedekilerden bazıları, bir insandan ziyade bir yaratıkla karşılaşmışcasına köşeye sinerken ihtiyar adamın yanındaki adamlar ise yutkunup birkaç adım geri çekilmişti. İhtiyar adamsa Nimura'ya aldırmadan yüzündeki kanı temizlemeye devam ediyordu.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir Paz 21 Ağus. 2016, 18:46

İçeriye girdiğimde oturacak pek bir yer bulamamıştım. Her yer dağılmış, insanlar köşelere sinmiş ve yaşlı birinin de yüzü çizilmişti. Yüksek ihtimal daha yeni gülerek çıkanlar bu probleme neden olmuşlar. Neyse beni ilgilendiren bir sorun değil. Ama anladım ki, burada beni gördüğünde laf edecek en büyük tehdit onlardı. Güzeldi. Etrafı incelerken yaşlı adamın önüne ufak tefek bir çocuk geçmiş bana laf atıyordu.

Tabi bu bağırma sonucu tüm salondaki insanlar bana bakıp korkuyla dolmuş ve birkaçı da hafifçe geri çekilmişlerdi. Her zamanki gibi... Böyle şeylerle eğlenmek bazen hoşuma gidiyordu. Önce ellerimle saçlarımı geriye atıp bir dağıttıktan sonra kaşımın tekini kaldırıp şeytani bir gülümsemeyle "Haa... Arkadaş? Velet bir insanı yargılamak için çok küçüksün. Git oyun oyna. Böyle şeylerle ilgilenemeyecek kadar açım." diyecek ve sonra tekrar umursamaz halimi takınacaktım. Buradaki tek bir insan haricinde hiçbiri umrumda değildi. İlgimi çeken yaşlı herifti. Çünkü diğerleri gibi beni umursamamıştı. Böyle insanlar en ilgi çekici olanları oluyordu. Yaşlı adamın yakında bir tabure falan bulup oturacak ve "Acaba yemeğiniz var mı? Baya bir zamandır düzgün yemek yemedim. Açım." diyecek ve cevabı bekleyecektim.

Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 22
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Paz 21 Ağus. 2016, 19:46

Nimura konuşmasını yaptığında, küçük çocuğun dizleri zangır zangır titremeye başlamıştı. Buna rağmen yumruklarını Nimura'ya doğru doğrultmaya devam eden çocuk, ihtiyarın önünden ayrılmıyordu. Konuşmasının ardından, ihtiyara yakın bir yere hareketlendiğinde ise çocuğun dizleri birbirine çarpacak kadar titremeye başlamıştı. Dişlerini sıkarak: ''Ona zarar veremeyeceksin.'' demişti çocuk. Bu sırada ihtiyar adam  sarıya kaçan kahverengi bir baston ile   çocuğun  sağ dizine yavaşça dokunmuştu. Bu yavaş dokunuşun ardından, sert bir darbe almışcasına dizlerinin bağı çözülmüştü çocuğun.

İhtiyar adam, dizlerinin üstüne çökmüş çocuğa gülerek : ''Keh keh keh. Hemen de su koyuverdin.''  dediği sırada, Nimura  ihtiyarın sağında kalan hala yıkılmamış masalardan birinin yanındaki sandalyeye oturmuştu.  Daha sonra da ihtiyara sorusunu sormuştu Nimura.  İhtiyar adam, sorunun cevabını vermeden önce ayağa kalkıp her tarafı kanlar içinde kalmış olan çizgili yeşil tişörtünü çıkartmıştı. Atlet ile kalmış yaşlı adam, Nimura'ya yemeğin birazdan hazır olacağını söyleyip mekanın sağ köşesinde kalan kapıya doğru yönelmişti.

İhtiyarın mekanın arka tarafına geçmesinin ardından, köşelere sinmiş adamlar da sindikleri yerden kalkıp kendi masalarını düzeltmeye başlamışlardı. Rafın yanındaki adamlarsa kendi masalarına geçmeden önce yerlerdeki cam kırıklarını temizlemişlerdi. Tüm bu olayların yaşandığı sırada, sarı tişörtlü çocuk Nimura'nın hemen karşısına oturmuştu. Korku ile Nimura'nın şeytanımsı gözlerini inceliyordu çocuk. Yaklaşık 15 saniye boyunca Nimura ile bakışan çocuk, derin bir nefes alıp gözlerini kapatarak  cümlelerini ışık hızında sıralamaya başlamıştı.

''Ben Doremon. 7 yaşındayım. Senin adın ne? Gözlerin niye çok korkunç? İnsan değil misin yoksa? Niye kılıçların var? Katil falan mısın?  Eğer katilsen benim için birilerini pataklar mısın? 300 beli veririm istersen.''
Konuşmasının bitmesinin ardından gözlerini açan çocuk, bir yandan derin derin nefes alırken bir yandan da ,çekinerek de olsa, Nimura'ya bakıyordu.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir Paz 21 Ağus. 2016, 20:33

Çocuğa karşı tavrımdan sonra çocuğun ayakları iyice titremeye başlamıştı ve ben masaya doğru ilerlerken yine bir şeyler demeye başlamıştı ama son noktayı yaşlı adam bastonuyla koymuştu ki, çocuk anında yere düşmüştü. Geçip oturduktan sonra yemeği sormuştum ve yaşlı adamda sorumun ardından üzerindekini çıkartıp birazdan hazır olacağını söyledi.

Yemeği beklerken çocuk masaya gelip tam karşıma oturmuştu. Korka korka beni izledi, izledi ve sonra çok hızlı bir şekilde bir ton soru sordu. O an aklıma bu çocuğun yaşındayken ben ne yapıyordum diye soru gelmişti. Evet, ben o zamanlar daha 'insan' denilen şeyleri tanımıyordum bile. Acaba dediği gibi insan değil miydim ki. Hi hi... Çocuk konuşmasını bir dakika bile sürmeden ışık hızında bitirdikten sonra gözlerini açmıştı. Tabi bu göz kapatıp açma anında ne olduğuna gelirsek, bu olay çok hoşuma gitmişti. Bu çocuk gözlerimden o kadar çok korkuyordu ki, dokunsam ağlayıp kaçacaktı. O nedenle gözlerini kapatıp hızlıca konuşurken ses çıkarmadan yüzüne yaklaşıp gözlerimi pörtleterek açmasını beklemiştim. Gözlerini açtığında verdiği tepkiyle de gülmeyi patlatacaktım. Çünkü o an gerçekten komedi olacaktı. Sonrasında sandalyemi hafif geriye yaslayarak "Hey velet, bende insanım sadece farklıyım. Katil miyim?" dedikten sonra kılıcımın tekini çıkartıp yalarken "Acabaa..." diyerek şeytani bir bakış atacaktım çocuğa. Sonra düzelip tekrar gülmeye başlayacaktım. Bu çocuk resmen benim eğlencem olacaktı.

En sonunda dediği şeyleri kılıcımı yerine koyarken cevaplayacaktım. "Son soruna gelecek olursak kimseyi pataklamakla falan ilgilenmiyorum. Yemeğimi yiyecem ve biraz turladıktan sonra gideceğim. Hem 300 beli mi? O kadarcık para umrumda bile olmaz. Dediğim gibi gidip sen oyun falan oyna. Böyle şeyler sana göre değil." diyecektim. Sonrasında çok konuştuğumu fark ettim ve çocuğun susmayacağını da anlamıştım. Daha soğuk bir tavırla "Aaahhh... Çok konuştum, bu arada susmaz ve yanıma gelirsen onlar yerine seni öldürürüm, anladın mı velet?" diyerek sessizce yemeği bekleyecektim. Bu çocuk için neden bu kadar çok konuştuğumu bile bilmiyordum. Neden acaba? Bir şeyler mi hatırlatıyor bana... Aman sanki umrumdaydı ya neyse...

Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 22
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Paz 21 Ağus. 2016, 21:53

Doremon gözlerini açtığında, gördüğü manzara karşısında çok korkup istemsizce arkaya doğru fırlamıştı. Arkaya fırlamasının ardından dengesini kaybetmiş ve sandalye ile beraber yere düşmüştü. Daha sonra sol eliyle kafasını ovuşturarak ayağa kalkmıştı Doremon. Sinirlenen Doremon'un yüzünü korkudan ziyade bir öfke kaplamıştı bu sefer. Doremon sinirli bir şekilde Nimura'ya baktığı sırada, gülmekte olan Nimura arkasına yaslanmış ve bir yandan konuşup bir yandan da şeytani bir bakış atarak kılıcını yalamıştı. Zaten tüm bu olanlardan dolayı iyice korkmuş olan Doremon, Nimura'nın ikinci kez gülmeye başlamasının ardından iyice tırsmıştı. Bir anı bir anını tutmayan bu deli adamın ne yapacağı belli değildi Doremon'a göre.

Neredeyse korkudan altına işemek üzere olan Doremon, bu korkunç adamla aynı ortamda daha fazla bulunmak istemediğinden geri geri yürümeye başlamıştı. Bu sırada, Nimura kendisinin teklifini reddetmiş ve kendisine gidip oyun oynamasını söylemişti. Bu son sözler, Doremon'un tepesinin tasını iyice arttırmıştı. Birazdan öleceğini düşünmesine rağmen Nimura'nın üzerine doğru yürüyüp Nimura'nın yanına gelmişti Doremon. Daha sonraysa, Nimura'nın gözlerine bakmadan: ''O üç adam sırf kavga çıkarmak için tüm şişeleri kırıp masaları devirdiler. En sonunda da dedeme saldırdılar. Bu yüzden oyun oynayacak vaktim yok.Dedemi sizin gibi şerefsizlere karşı koruyacağım!'' diye bağırmıştı.

Doremon'un konuşmasını bitirmesiyle uçan bir bastonun kafasına varması bir olmuştu. Bastonun geldiği yere baktığında sağ elinde bir tepsi tutan ihtiyar adamı görmüştü Nimura. İhtiyar: ''Eşşoğueşşek! Müşteriye hakaret edilir mi!'' diye bağırmıştı Doremon'a. Ardından da daha düşük bir ses tonuyla: ''Kalk! Diğer yemekleri de hazırladım. Ceza olarak kalan tepsileri de sen servis edeceksin.'' demişti. Gözleri dolmuş olan Doremon ağlamamaya çalışarak arka odaya doğru koşarken, ihtiyar da elindeki tepsi ile beraber Nimura'nın karşısına oturmuştu.

Nimura tepsiye baktığında, iyi pişmiş, büyük iki parça bonfile görmüştü. Bonfile tabağının yanına ise soğan,domates ve salata dilimleri konulmuştu. Ayrıca iki bardak meyve suyu tabağın hemen yanındaydı. Nimura yiyecekleri incelemeye devam ettiği sırada, ihtiyar bardaklardan birini alıp söze girmişti: Tüm içki şişeleri kırıldığından meyve suyu getirmek zorunda kaldım. İdare ediverirsin. demişti ihtiyar, meyve suyundan bir yudum alırken.Daha sonra da konuşmaya devam etmişti: ''Uzun zamandır bir Na-ha görmemiştim. Nereden geliyorsun genç adam?''

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir Paz 21 Ağus. 2016, 22:13

Bu çocukla oynamak gerçekten komediydi. Yaptığım şeylerin sinirini arttırdığının farkındaydım. Ama umrumda değildi. Sadece gözlerimden korkması sinirlerimi bozuyordu. Yaşının küçük olması umrumda değildi. Bu kadar büyük laflar atıp tutarken sadece bir çift gözden korkuyor oluşu... Aahhh... sıkıcı... En sonunda tüm siniriyle gelip yine atıp tutarken bir anda baston uçup geldi ve tam kafasında patladı. Geldiği yere baktığımda yaşlı adam elinde tepsiyle ilerliyordu. Bir yandan da çocuğa bağırıyordu. Her yerde çeşit çeşit insanın olması gerçekten ilgimi çeken kısımdı. Gerçi şimdiye kadar yaşlı adam gibi benden korkmadan işini yapan kimse olmamıştı. Bu çocuksa tüm korkusuna rağmen bana laflarına etmeye devam edebiliyordu. Gerçekten ilginçlikler fışkırıyordu kasaba... Gerçi etrafa bakarsak sadece 2 ilginçlik, neyse yaşlı adam tepsiyi önüme koyduktan sonra oturup konuşmaya başladı.

Tepside bonfile vardı ve yanında da ikramları... Bayadır, cidden bayadır böyle yemek görmeyince bir anlık iştahla ağzımın suyu akmıştı. Ağzımın suyu silip yemeğe başladım yavaş yavaş. O sırada yaşlı adam bardakların kırılmasından dolayı meyve suyu getirdiğini, idare etmemi söylemişti. Sözünü umursamadan yavaş yavaş yemeye devam ederken tam elimi meyve suyuna attığım sırada uzun zamandır Na-ha görmediğini ve nereden geldiğimi sordu, yaşlı adam. O an bir duraksadım. Irkımızı biliyordu. İlgimi çekmesinin nedeni belli oldu. Bu adam bilgi arşiviydi. Meyve suyundan bir yudum alıp ağzımdakileri yuttuktan sonra "Et ile en iyi meyve suyu gidiyor zaten, takma orasını yaşlı adam. Ayrıca bonfile güzelmiş, ellerine sağlık. Soruna gelecek olursam North Blue'dan geliyorum." diyecektim. Sonrasında çatalı elime alıp bonfile'ye batırmadan önce yaşlı adamı işaret ederek "Peki sen Na-ha ırkını nereden biliyorsun?" diyecek ve sonra çatalı bonfileye daldırıp bıçakla bir dilim kestikten sonra ağzıma atacak ve söyleyeceklerini dinleyecektim.

Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 22
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Sponsored content Bugün 16:01


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

1 sayfadaki 8 sayfası 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz