Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

4 sayfadaki 8 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Perş. 25 Ağus. 2016, 02:13

Lily ellerini karnında birleştirip kaşlarını çatmış ve  sesini yükselterek: ''Sen beni sevmiyorsun! İyiliğimi düşünmüyorsun!'' demişti.  Marshall ise  bu cümlelerin ardından tokat yemişcesine birkaç adım geri gitmiş ve ''Yahu ne demek senin iyiliğini düşünmüyorum? Ne alakası var? Yaralanmanı falan istemiyorum işte!   diyerek karşılık vermişti; fakat söyledikleri, başka tarafa bakmakta olan Lily'nin bir kulağından girip öbür kulağından çıkmıştı. Bir süre daha dövüşü izleyen Lily: ''Al işte adam öldü!'' demiş ve arkasından gelen Marshall'a aldırmadan kıpkırmızı gözlere sahip adama doğru ilerlemişti.


Nimura; rakibinin saldırısını karşılamak yerine, bir yandan saldırıyı atlatıp bir yandan da rakibine acı çektirmeyi seçmişti. Öne doğru atılarak;  kılıcı tarafından bacağındaki sinirler kesilmiş olan rakibinin, acısından dolayı düzgünce savurmadığı yumruğundan kurtulmuştu. Ardındansa rakibinin bacağına girmiş olan kılıcına kuvvet uygulayarak, kılıcının yukarı doğru  çıkıp rakibine hasar vermesini sağlamıştı. Kılıç önce rakibinin dizinin yukarısından kalçasına, sonra da rakibin kalçasından midenin  sağ tarafına yükselmişti. Bu sırada, acı dolu çığlığı ile güverteyi inleten adam,  kılıçtan kurtulma ümidi ile kendisini sol tarafa doğru atmıştı.

Rakip sol tarafa doğru uçtuğu sırada, can havli ile sol yumruğunu Nimura'ya sallamıştı. Nimura buna tepki verememişti. Bu da rakibinin eldivenindeki dikenlerden birkaçının Nimura'nın sağ omzunun aşağısındaki birkaç yeri delmesine neden olmuştu.  Daha sonra, adam yere düşmüş ve bağırarak yerde kıvranmaya başlamıştı. Bir süre rakibinin acı çığlıklarını dinleyen Nimura, rakibinin işini, kılıcını rakibinin kalbine saplayarak bitirmişti.

Kazandığı zaferin ardından çevresine bakınmıştı Nimura. Yaklaşık on kadar insan kendisine bakıyordu. Bu insanların çoğu, Nimura'nın kendilerine bakmasının ardından korkup içeriye doğru kaçarken birkaç insan da ne yapacağını şaşırıp güverteden  denize doğru atlamıştı. Denize atlayanların arasında güneş gözlüğü takan adam da vardı.

Nimura çevresini incelemeye devam ettiği sırada telaşla Nimura'nın yanına gelen kaptan; önce Nimura'nın öldürdüğü adamın nabzını, sonra da şişman adamın nabzını kontrol etmişti. Bunları yaptığı sırada da: ''E e e e ev ev ev ev evladım. N n n n n ne ya yaptın se sen. Ke ke ke ke ke kendini de be be be ni de ya ya ya yaktın. Şi şi şi şimdi ha ha hapsi mi bo bo boylayacağız?'' diyerek söylenmişti. İhtiyarın önündeki küçük ıslaklığa bakarak, ihtiyarın ne kadar korktuğunu fark edebilirdi Nimura.

''Seni bağlayan bir şey yok be dedeciğim. Adamlar haydutumsu bir şeydi. Barın birinde millete sataşmışlar zaten.  İyi bile oldu.''

Nimura, başını duyduğu sesin yönüne doğru çevirdiğinde bir kadın ve bir adam görmüştü. Adama göre birkaç adım önde olan kadın,  sarı uzun saçlara sahipti. Saçlarını arkadan toplayıp sarkıtan kadın,  burnunu ve yüzünün bir kısmını kapatan perçemlere sahipti. Kahverengi gözlere ve bebeksi bir yüze sahip olan kadının kıyafet konusunda ilginç zevklere sahip olduğu söylenebilirdi. Altına bir şey giymek yerine kırmızı bir kumaşla belini kapatan kadın, bacaklarına oldukça büyük beyaz çizmeler giymişti. Sol kolunda kahverengi uzun bir kırbaç tutan kadın sol eline beyaz bir eldiven giymişti. Sağ kolu, göğüsleri ve mide kısmına ise ince bir zırh giymişti kadın. Tamamen çıplak olan arka tarafını ise kırmızı bir pelerin ile kapatmıştı.

Arkadaki adamsa mavi gözlere sahipti. Uzun saçları neredeyse tüm yüzünü kapattığından, Nimura'nın fark ettiği ilk şey adamın mavi gözleri olmuştu. Oldukça büyük, siyah renkli bir şal takmış olan adamın  sol omzunda kırmızı renkli bir ejderha dövmesi vardı. Üzerinde siyah renkli bir askılı ve  siyah renkli pantolon olan, ellerine uzun siyah eldivenler geçirmiş olan adamın belinde uzun şalının ucunu tutturduğu iki kemer vardı. Kemerlerin biri kahverengi iken biri de sarıydı. Kemerlerin altındaysa bir kılıç vardı.

Lily:
Marshall:

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir Perş. 25 Ağus. 2016, 17:05

Kılıcı hareket ettirmemle tahmin ettiğim gibi zaman kazanmıştım ve bu zamanı lehime kullanıp tatlımın sonunu yudumluyordum. Ayrıca bu adamların biraz kendini beğenmişlikleri ama bir şey olamadan bana artistlenmeleri sonucunun böyle olması da tamamen onların suçuydu. Evet, evet onların suçuydu. Hatta bu saldırımda tatlımın hükmüydü. Ooo evet, çok güzel bu harekete bu ismi verecektim. Kılıcımı çevirmiş ve isteğim gibi derine sokmuşken bir iki salise bekleyip tam yukarı doğru çıkarırken bağırdım: "Nitoryu: Judgment (Çift Kılıç Stili: Hüküm)"..

Tam olarak yarılacağı sırada sola kaçarak kurtulmaya çalıştı, tatlım son can havliyle. Ayrıca kaçmaya çalışırken bir de saldırmaya uğraştı. Gerçi kanamak istediğimden, bir dövüşten çıktığımı anlamak istediğimden o eldivenine karşı bir savunma yapma gereksinimi bile duymadım. Tiiichichichi... Tabi aslında savunma yapabilecek bir durumda değildim, tersime düştüğünden dolayı. Ama bu yaptıklarından sonra artık yavaş yavaş ölmesi gerekiyordu. Sonuçta gemi kalkmadan o kafayı denizcilere götürmeliydim. Yerde bir süre can çekişmesinin ardından son hamleyle bu dövüşü sonlandırmıştım. Her şey bittiğinde kafamı bir çevirdim içeriye sıçrayan mı ararsınız, denize uçan mı? Her çeşit kaçan vardı.

Gülümseyecekken kaptan gelip önce şişmana sonra tatlıma baktıktan sonra sızlanmaya başladı. Ben ağzımı açmadan bir kadın sesi kaptanı avutmaya başladı. Kafamı sese çevirdiğim sırada sarışın kırbaçlı bir kadın ve hemen arkasında da siyahlar içinde kılıçlı bir adam vardı. "Hımmpphh.. Neyse ne." diyerek kadını onayladıktan sonra kızıl gözlerimle kaptana bakıp "Hoy kaptan, ben şu adamın kafasını denizcilere götürüp ödülümü alacam, sende şu su gelse bile beni bekleyeceksin. Oldu mu, haaa??" diyecektim. Benden korkuyor oluşundan kaçabilirdi de ama bu tepkiyle kaçmamasını önleyebilirdim sanırım. Diğer ikiliyi umursamadan tatlımın vücudundan tutup zeminde bir süre sürükledikten sonra aşağıya fırlatacaktım ki bu sayede kumda kafasını istediğim gibi kesip götürebilirdim. Tiiichichichi... Bakalım bu kafa ne kadar edecek. Pek bir iş çıkarmadı, umarım bin beliden fazladır. Tatlı fiyatı çıkmazsa gelip bir de bedenini delik deşik ederdim. Zaten omzumu deşti lanet olası, aperatif bozuntusu.. Neyse ne şu işlerimi çabuk halledeyim de sonra gemiyi fazla bekletmeyeyim. Sonuçta ben hayatta bekletmeyi sevmem, bekletilmeyi sevmediğim gibi...
avatar
Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 23
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Perş. 25 Ağus. 2016, 18:33

Bugün ihtiyar için iğrenç bir gündü. Kısa bir zaman diliminde çok fazla şey yaşamıştı ve yaşadıklarını kaldıramamıştı. İçten içe, bu seferden sonra emekliye ayrılmayı düşünüyordu yaşlı kaptan. Neden böyle olmuştu ki? Belki de birazcık daha fazla kar etmek için yolculara konforsuz bir yolculuk sunmasından dolayı böyle olmuştu. Yolculuğu beğenmeyen yolcuların bedduaları yüzünden, bu manyaklarla karşılaşmak zorunda kalmıştı. Bu, onun cezasıydı belkide.

Bunları düşündüğü sırada Nimura'nın sesiyle irkilmişti kaptan. Nimura'nın söylediklerini dinleyen kaptan, bir yandan onaylama amaçlı başını sallamış, bir yandan da kekeleyerek: '' e e e e e evet. o o o o o olur.'' demişti. Diğerleri su getirene kadar beklemek zorundaydı zaten. Yaşlı kaptan, yolculuğun kazasız belasız bitmesinden başka bir şey istemiyordu artık.

Marshall, kızıl gözlere sahip adamın sözlerini duyduğunda oldukça şaşırmıştı. Karşısındaki adamın boş beleş bir tip olduğunu düşünmüştü Marshall; fakat adamın ödül avcısı olduğunu öğrendiğinde işler değişmişti. Anlaşılan küçümsediği bu adam da kendisi ve Lily ile aynı işi yapıyordu. Belki de adam da kendileri gibi ilanı görmüştü. Her ne kadar başlangıçta Lily'e kızsa da adamla tanışmanın kötü bir fikir olmadığına karar vermişti Marshall. Bunu söylemek için Lily'e döndüğü sıradaysa bir kez daha sinirleri hoplamıştı.

Lily, kollarını birbirine geçirmiş, kaşlarını çatıp yanaklarını şişirmişti. Yere bakarak: ''Lanet adam neden beni takmadı?'' Sinirim bozuldu.Odamıza dönelim.'' demişti.
Marshall, ters bir şey söylemenin Lily'i daha da kızdıracağını bildiğinden sol eli ile Lily'nin belini kavramış, sağ eli ile de Lily'nin çenesini nazikçe yukarı kaldırmıştı. Ardından da gülümseyerek: ''Olur mu hiç öyle şey hayatım? Sen ihtiyarla konuştuğundan dönemedi sana.Yoksa neden takmasın senin gibi hatunu? Gel, yanına gidelim. '' diyerek sakinleştirmişti Lily'i.
********************************************************************************
Nimura, kaptana kendisini beklemesini söyledikten sonra, çevresine aldırmadan işine koyulmuştu. Önce rakibinin üstündeki montun ucundan tutarak rakibinin geminin kenarına kadar sürüklemiş, sonra da rakibini geminin güvertesinden aşağıya fırlatmıştı. Bunu yaparken iki eli ve altındaki kıyafetinin paçaları kan içinde kalsa da amaçladığı şeyi başarmıştı Nimura. Rakibini aşağı atmasının ardından, sağ omuzunda bir sıcaklık hissetmişti kızıl gözlü genç ödül avcısı. Bu sıcaklığın sebebinin kan olduğunu anlaması pek de uzun sürmemişti.

Daha sonra, güvertenin ortasından merdivenlere yönelmiş ve aşağıya inmişti Nimura. Aşağı indikten sonra birkaç saniyeliğine çevresine bakınarak az önce aşağıya attığı cansız bedeni aramıştı. Sonrasında ise ölü bedenin yanına gitmiş ve kılıcı ile ölmüş rakibinin başını kafasından ayırmıştı. Bunun ardından ufak bir sorunla karşılaştığını fark etmişti Nimura.

Karargaha gitmesi gerekse de karargahın nerede olduğunu bilmiyordu kahramanımız. Karargahın yeri ile ilgili bildiği tek şey, bardaki yaşlı adamın söylediği: ''Onların binası da tee kuyunun oradadır.'' cümlesiydi. Ne yapacağını düşündüğü sırada arkasından gelen adım seslerini duymuştu Nimura. Arkasına baktığında, az önceki adam ve kadını görmüştü. Nimura'nın yanına yaklaşan adam: ''Selam.Ben Marshall. Demek sen de ödül avcısısın.'' demişti. Kadınsa, ismini söylemek yerine gözlerini kısıp başını hafifçe eğerek: ''Kolun pek iyi görünmüyor.Bakmamı ister misin.?'' demişti.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir Perş. 25 Ağus. 2016, 19:14

Adamı aşağı attıktan sonra yanına inmiş ve kafasını vücudundan ayırmıştım. "Şimdiiii.. Evet, şu kuyuyu bulsam iyi olur. Ne tarafta acaba?" diye kendimce düşünürken ayak sesi duydum ve tabi tedbir olarak elimi kılıcıma atmıştım. Ama arkamı döndüğümde güvertede gördüğüm ikili olduğunu fark ettim. Kırbaçlı kız ve kılıçlı oğlan... Ne arıyorlardı ve neden benimle konuşuyorlardı? Ayrıca ödül avcısı olduğumu nereden, haa şu tatlı aperatifimin kellesini almamdan anladı sanırım. Neyse zaten umrumda değiller diyecem ama kadın eğilmiş ve koluma bakarak iyi görünmediğini istersem bakabileceğini söyledi. Neden böyle bir iyiliği yapıyor ki? Kesin bir şey isteyecekler. "Neden böyle bir iyiliği yapacaksın ki? Hem kim olduğunuz umrumda değil. Şimdi müsaade eder misiniz? Uğraşmam gereken işler var." diyecektim. Marshall ya da her kimse kılıçlı herif şuan umrumda değildi. Şimdilik kolumun kanamasını kesmek amacıyla koluma bez parçası sarabilmek için şu tatlımın üstündekilerinden kılıcımla hafif kesip, sonra elimle yırtacak ve kolumdaki yara kısma baskı uygulayarak takacaktım. Bir insanın öylece durduk yere yardım etmesini hiç de normal karşılayamazdım. O nedenle şimdiye kadar yaptığım gibi tek yapacaktım.

Kolumu hallettiğimde tatlımın kafasını alıp şu yaşlı adamı ziyaret edecektim. O yolu tarif edebilirdi. O kadar fazlada uzak değildi açıkçası merkez kısım.. Oradan karargah uzak olsa da pek aşırı uzayacağını düşünmüyordum. Tabi Tom'un Yerine vardığımda kafayla içeri girmemde dikkat çekebilirdi. Bu nedenle yola çıkmadan önce önlememi almış, tatlımın üstünde duran o kalın şeyi bir poşet gibi kullanıp kafayı içine sarmıştım. Kanlı halde gitmemde tuhaf görünebilirdi ama umrumda değildi. Zaten korkan insanlar gözümden korkuyordu, kandan korkmaları o kadarda umrumda değildi. Sadece kafayla gezerek görülmeyi sevmiyordum yoksa o da pek sikimde değil. Neyse şu karargahı bir anda bulup gemiye dönmek istiyordum. Umarım şu ikili geçip de benimle daha fazla uğraşmazlar. Çünkü onlara ayıracak zamanım hiç yoktu.
avatar
Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 23
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Perş. 25 Ağus. 2016, 20:18

Nimura sorusunu sorduğunda, ikili bir ağızdan konuşmaya başlamıştı: ''Şey Şöyle ki ikimiz de ödül avcısıyız ve Dövüşünü beğendim ve Aynı adaya gidiyoruz. bu yüzden de. Kısaca hmm. Senin de ilanı gördüğünü düşünmüştüm Aslında öyle içimden geldi ya.'' şeklinde karışık cümleler duymuştu Nimura.

Uğraşması gereken işler olduğunu ve konuşmak istemediğini belirttiğinde ise ikili donakalmıştı. Nimura kolunu sarıp kanamayı durdurduğu sırada hareketsiz duran ikili, Nimura kafayı kalın montun içine sardığı sırada ise şaşkın bir şekilde birbirlerine bakmışlardı. Nimura merkeze doğru ilerlediği sırada ise, arkadan bakmakla yetinmişti Lily ve Marshall.

Nimura, 15 dakikalık bir yürüyüşün ardından merkeze gelmişti. Merkezdeki insanların ürkmüş bakışlarına aldırmadan Tom'un yerine girmişti. Mekandaki insanların neredeyse hepsi üstü başı kan içindeki kızıl gözlü bu adamdan korksa da yaşlı adam Nimura ile rahatça, hiçbir şey olmamış gibi  konuşmuş ve Nimuraya  merkezden çıkıp sağ tarafa dönmesini ve yaklaşık yarım saat kadar yürümesini söylemişti.

İhtiyarın direktiflerine uyan Nimura, yirmi beş dakika sonra karargaha varmıştı. Nimura'nın gördüğü binanın pek de karargah izlenimi uyandırdığı söylenemezdi gerçi. Tek katlı küçük  binanın duvarlarında büyük mavi harflerle Marine yazıyordu ve binanın giriş kapısında Marine'nin simgesi vardı.  Ayrıca çatıya asılmış Dünya Hükümeti bayrağı da gözünden kaçmamıştı Nimura'nın.

İçeri girdiğinde, sol tarafındaki gri renkli danışma masası hariç başka bir eşya barındırmayan bir oda ile karşılaşmıştı Nimura. Odanın ortasında kahverengi bir kapı vardı. Kapının sağında ve danışma masasının arkasında iki pencere vardı. Pencerelere göz gezdirdiğinde, arka tarafta iki oda olduğunu fark etmişti Nimura. Odalardan birinde pek çok koli vardı. Diğer odada ise yaklaşık 10-15 denizci bir masanın çevresinde toplanmıştı.  Bu sırada, danışma masasındaki denizci Nimura'yı fark etmiş ve telaşla arkasındaki cama tıklayıp eliyle askerlere yanına gelmelerini işaret etmişti Ardındansa Nimura'ya dönmüş ve: ''Buyrun, neye bakmıştınız?'' şeklinde bir soru yöneltmişti.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir Perş. 25 Ağus. 2016, 20:47

Şu ikiliye verdiğim cevaba ve soruya karşılık bir şeyler demişlerdi. Aynı anda konuşmaları ise onları dinleme isteğimi yitirmeme neden oldu. Bir kulağıma bla... bla.. bla.. diye giriyor, diğerinden bla... bla.. bla... diye çıkıyordu. Sözlerini söylerken bende işe koyuldum kolumu sardım ve sonra kelleyi paketlediğim gibi yola koyuldum. Tom'un yerine yaklaşırken insanların korkuları fark edilebilir düzeydeydi. Ama yaşlı adam bu şeyleri umursamadan yolu tarif etmişti. Çıkarken "Teşekkür ederim, Yaşlı adam. İyi günler." diyerek çıkmıştı. Hayatımda sanırım sayılı kişiler içerisine girmeyi başaran nadir insanlardan biriydi, bu yaşlı adam.

Kafayla yaklaşık yarım saatten fazla yol katetmiştim. Önce yaşlı adamın yanı şimdi karargah derken yarım saatten fazla yürümüştüm. Neyse sıkıntı yok bakalım bu adam ne kadar para edecekti. Merakla karargaha gittiğimde tek katlı ufak bir şeyle karşılaştım. Etrafa bakınırken "La bu adamın parasını umarım bura karşılar. Bu ne la... Neyse, banane amına koyayım ya. Küçükse küçük." diye öyle hafif hafif söylenirken bir tane denizci bana seslenmişti. Paketi açmadan "Birini öldürdüm, kafa ödülü mü ne varmış. Onu alacam gidecem. Bir şey yok yani. Neyse kime vereyim kafayı?" diye paketi açmadan elimdekini gösterdim. Kime göstereceğimi söylediklerinde ona açacaktım paketi. Bakalım neler olacak.
avatar
Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 23
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Cuma 26 Ağus. 2016, 05:02

Out:
Spoiler:
Tedavi kısmını bilerek atladım. Eğer tedavi teklifini kabul edersen, denizci yaranın çevresini güzelce temizleyecek ve steril bir bezle yarayı kapatacak. Eğer teklifi kabul etmezsen, yüzbaşı gelene kadar başka bir aksiyon yaşamayacaksın. Yazarken ona göre yazarsın.


Nimura birini öldürdüğünü, öldürdüğü kişinin kafa ödülünün olduğunu ve ödülü alıp gideceğini söylemişti danışmadaki denizciye. Nimura bunları söylediği sırada, içerideki denizciler danışmanın olduğu odaya geçmiş ve Nimura'nın söylediklerini duymuştu.
Üzerinde denizci üniforması bulunan, kahverengi sakallara sahip orta yaşlı kel bir denizci:''Ee bana göster bari.'' diyerek öne atılmıştı bunun üzerine. Nimura, denizcinin üniformasındaki işaretlere bakarak, karşısındakinin yüzbaşı olduğunu anlayabilmişti.

Daha sonra, montu açıp kafayı göstermişti Nimura. Yüzbaşı kafayı gördüğünde iki elini birbirine vurmuş ve başını hafifçe sağa çevirerek: ''Abovv.Harbiden de sadece kafa varmış ya la. Ee bu neyin kafası?'' demişti. Ardından da Nimura'nın elinden montu ve kafayı alıp sağ taraftaki kolilerin olduğu odaya yönelmişti. Odaya giderken de: ''Yüzü hala tanınıyor. Aranma posterlerinden çıkarsa çıkacak artık. Aslında büyük adalarda makineyi direkt adamın suratına tutuyorsun ve kim olduğunu çıkarıyor;fakat burada amele gibi uğraşıyorsun. Diğerleriyle beraber içeri geçersin. Ne kadar süreceği belli değil.'' diyerek söylenmişti.

Yüzbaşının kolilerin olduğu odaya geçmesinin ardından, Nimura ve diğer denizciler de masanın olduğu sol taraftaki odaya geçmişlerdi.Odaya girdiğinde, masa dışında iki kişilik bir koltuk ve bir kitaplık olduğunu görmüştü Nimura. Sonrasında ise masanın kapıya yakın olan ucuna oturmuştu kahramanımız.

Bir denizci hariç, odadaki tüm denizciler; kopmuş bir kafa ile gelen, korkunç gözlere sahip,üstü başı kan içinde kalmış bu adamdan çekinip masanın öteki ucuna veya koltuğa oturmuşlardı. Üzerindeki üniformadan teğmen olduğu anlaşılan top sakallı genç denizci ise Nimura'nın tam karşısına oturmuştu. Bir süre Nimura'yı süzen Teğmen: Kolun pek iyi görünmüyor.Daha doğrusu tedavini yaparken pek özenmemişsin gibi gözüküyor.Bu şekilde bırakırsan mikrop kapabilir. Yüzbaşım işini halledene kadar bir bakmamı ister misin?'' demişti.


Yüzbaşı, geçen yirmi dakikanın ardından Nimura'nın bulunduğu odaya gelmişti. ''Diken Yumruk Sam. Ödülü beş milyon altı yüz bin beli.'' demişti elindeki zarfı uzatırken. Nimura'nın zarfı almasının ardından da: ''Paranı vermek isterdim;fakat bu tarz küçük yerlerde direkt olarak parayı çıkartıp veremiyoruz haliyle. Elindeki zarfta suçluyu senin yakaladığına dair bir belge var. Şöyle herhangi bir büyük adadaki denizci karargahına gidip belgeyi vererek paranı alabilirsin.'' demişti gülümseyerek.



Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir Cuma 26 Ağus. 2016, 22:05

Karargahta bana soruyla gelen herife söylediklerimin ardına bir iki tane daha gelmişti. Hatta biri gelip en azından bana göster deyince şöyle bir adamı süzdüm. Rütbelerinden belliydi üstlerden olduğu, hemde tipimi umursamayan bugünkü dördüncü kişiydi. Paketi açıp kafayı gösterdiğimde de şaşıp kendince bir şeyler dedi. Sonra kolilerin olduğu odaya gitmemiz gerektiğini, buranın ufak olmasından dolayı normal şekilde posterlere bakarak öğrenilmesi gerektiğini söylemişti. Tahmin edebiliyordum.

Odaya girdiğimizde 1 tanesi karşımda diğer tüm denizciler odanın öteki ucuna benden olabildiğince uzağa geçmişlerdi. Karşımda duran herifse belli ki normal bir denizci değildi. Yani rütbesiz ya da öyle düşük bir rütbesi yoktu, belli ki en az Teğmen'di. Adam bana bir süre baktıktan sonra kolumla ilgili şeyler söyledi. Zaten Yüzbaşıyı bekleyeceğimden dolayı teklifini kabul etmiştim. Haklıydı. Ne kadar başıma buyruk olsam da o ikiliden farklıydı buradakiler bana göre. Hani bunlara bile kılıçlarımı çekebilirim ama en azından bu tarz şeyleri teklif etmelerinin sonucunda bir şeyler bekleyeceklerini sanmıyordum. O bir yandan koluma bakarken bende bir yandan Yüzbaşını bekliyordum.

Yüzbaşı bir süre sonra geldi ve kellenin sahibini tanıttı. Yaklaşık 6 milyon beli tutuyordu kafası. Ellerimi kavuşturarak "Ohh miss... Tam istediğim gibi hadi bakalım." diye söylenirken başlarda tahmin ettiğim gibi burası karşılamıyordu parayı... Bundan dolayı kafamı ve omuzlar çökmüş şekilde "hımmpphh..." diyerek çökmüştüm. Yüzbaşı bana bu parayı alabilmem için bir zarf uzatmış ve herhangi büyük bir karargahtan bu belgeyle alabileceğimi söylüyordu. Acaba şu gazetedeki adada var mıydı? Bunu sorayım sonrada gideyim en iyisi diye düşünerek "Pardon şu gazetede adı geçen adaya gidiyorum. Orada var mı parayı verecek yerden? Yoksa ilk hangi adada var, bir söyler misiniz?" diye soracaktım. Ardından cevabımı aldıktan sonrada sahile çıkabileceğim yolu öğrenecek ve o yoldan ilerleyerek gemiye gidecektim. Bildiğim yoldan ilerlemekten belki daha az kısa sürerdi.
avatar
Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 23
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Cuma 26 Ağus. 2016, 23:12

Yüzbaşı: ''Şu gazetedeki ada derken? Bir sürü gazete var. Hangi gazete? Bir sürü ada var. Hangi ada?'' demişti Nimura'ya. Nimura'nın adanın adını söylemesinin ardındansa iki elini birbirine vurup kafasını sola çeviren yüzbaşı: ''Öyle desene ya! Bizim adayı diyon sen! Oradaki karargah büyüktür. Alırsın alırsın.'' demişti neşeli bir ses tonuyla. Sonrasında ise sahile çıkan yolu sormuştu Nimura;fakat beklediği cevabı alamamıştı. ''Buradan düzdüz gidince merkeze varıyorsun. Merkezde kimse sorsan sahile çıkan yolu gösterir.'' demişti Yüzbaşı.

Karargahtan çıkan Nimura, başka bir çaresi olmadığından yirmi beş dakikalık yol tekrar yürümüş ve merkeze varmıştı. Merkezden de sahile doğru yönelmişti. Sahile doğru gittiği sırada oldukça alçaktan uçan bir martı görmüştü Nimura. Git gide alçalan martı Nimura'nın önüne konmuş ve sırtındaki kahverengi çantadan bir gazete çıkartıp yere bırakmıştı.Sonrasında ise tekrardan havalanmıştı. Hala yürüyecek yolu olan Nimura; gemiye doğru yürüdüğü sırada okumak için yerdeki gazeteyi alacak olursa;spor, magazin ve politika ile ilgili sıkıcı birkaç haber ile birlikte, gideceği ada hakkında yazılmış oldukça bir haber görecekti.
HABER:
''SADECE YAŞLILARI ÖLDÜREN ÖLÜM MELEĞİ''
Asdfgh adasında seri katil paniği sürüyor. Son 12 gün içinde 12 kişiyi öldüren katil, adanın mezarlık bölgesinde görüldü. Yaklaşık yirmi denizciyi öldürüp kaçan katil, kayıplara karıştı. Bu olayın ardından katilin başına ödül konuldu. İşte katilin mezarlık bölgesinde çekilen resmi ve aranma posteri
Kırmızı pelerinli shinigami:
Ödül: 29.000.000

Sonrasında ise sahile varıp geminin güvertesine çıkmıştı Nimura. Güverteye çıktığında, kaptanın mürettebatının, ellerindeki varilleri içeriye doğru taşıdığını görmüştü. Anlaşılan, gemi yakında hareket edecekti.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir C.tesi 27 Ağus. 2016, 21:48

Gazetedeki adanın ismini söylemeyince bilememişti, yüzbaşı. Tabi yapacak bir şey olmayınca adanın ismi söyleyerek sordum. Dediğine göre oradaki büyükmüş ve verirlermiş. Hmm... Hem adada ünlü biri vardı hemde para alacaktım. Çok güzel çok güzel. Hem gittiğimde şu ünlü herif hakkında bir şeyler sorardım, oh ne güzel olurdu. Neyse artık gitmek lazım fazla bekletmeyeyim gemiyi de.. Yüzbaşına yolu sorduğumda geldiğim yolu tarif etmişti. Demek bunlarda o şekilde gidip geliyorlardı.

Her şey için teşekkür etmek istesem de pek umursamadan arkamı dönüp elimi sallayarak oradan ayrıldım. Önce merkeze vardım, sonra sahilin yolunu tuttum gidiyordum ki bir tane martı tepemde süzülüp aşağıya indi ve bir gazeteyi bırakıp havalandı gitti. Şu gazeteci kuşlarda çok tuhaf canlılardı ya... İnsan gibi ciddi ciddi gazete dağıtıyorlardı, çok tuhaf. Neyse amaann, gazeteyi elime alıp şu ada hakkında bir şeyler yazıp yazmadığını kontrol edecektim, bir yandan gemiye doğru ilerlerken... Düümdüz yolda yürümekten zaten gına gelmişti. Siyaset gereksiz, spor gereksiz, magazin en gereksizleri falan filan en sonunda adanın geçtiği habere denk geldim. Gerçekten yeni olaylar vardı. Bu ada cidden eğlenceme eğlence katacak gibi duruyordu. O herif herkimse durmadan birilerini öldürüyormuş. Hemi de denizcide öldürmüş, vay ulan... Adama koyulan ödül olduğunu okuduğumda heyecanım giderek artıyordu. Aranan posterini gördüğümde 29 m beli yazısıyla "Vay emenikeeeeee... Sevdim lan seni ben gelene kadar sakın ayrılma." diye söylenmiştim. Listemin ilki aperatifim, ikincisi bu emenike olacaktı. Vuhuuu, sevinçten aceleyle gemiye gittim. Vardığımda varillerin taşındığını görünce ikinci kez sevindim. Çünkü yola çıkmamıza ramak kalmıştı ve o adaya gidecektik. Kaptanı bulup "Laaannn kaptan seni sevdim, bugün çok sevinçliyim." deyip çantadan çıkardığım 500 bin beliyi adama uzatarak "Al hadi, bugün çok uğraştın." diyecektim. Ulan ben o adadaki herifi bulursam ne eğlenirim laaaaaaaaannnnn, aaaaahhh bekle beni 29 m belili emenike, geliyorum. Tiiiichichichi... Kaptanla konuşup parayı verdikten sonra odama çekilmeden önce banyo olup olmadığını hatırlamadığımdan banyoyu soracaktım. Sırf uğraşlarla uğraşmaktan kan revan içinde gezdim durdum. Gerçi kolumun ıslanmaması gerekiyor, adam baya uğraştı sonuçta. Ona da dikkat ederek banyo yapmam gerekiyor. Neyse en azından şu üzerimdekilerden kurtulurdum, amaannn... Banyo yoksa da pek takılmadan direkt odama çekilecek ve üzerimdekileri çıkartıp yedekte kalan son eşyalarımı giyecektim. Yeni eşya alsam iyi olacaktı. Neyse ya şu adaya bir varalım da hâl çaresine bakarız.
avatar
Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 23
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

4 sayfadaki 8 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz