Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

6 sayfadaki 8 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Salı 30 Ağus. 2016, 16:28

Lily, Nimura'yı gördüğünde hızlıca ayağa kalkıp işaret parmağıyla Nimura'yı göstermiş ve: ''Hey! Sen gemideki adamsın! Burada ne işin var?'' demişti; fakat Lily ile ilgilenmeyen Nimura, bu soruyu cevapsız bırakarak çiftin önündeki koltuklardan birine oturmuştu. Bunun üzerine iyice sinirlenen Lily: ''Hey? Nedir bu ukala ukala hareketler? Gemide karşılaştığımız andan beri bizi iplemiyorsun.Kimsin olum sen?'' diye bağırmıştı.
Marshall ise bir yandan Nimura ve odadaki takım elbiseli adamlardan özür dilerken bir yandan da ''Hayatım sakin ol.Bak rezil oluyoruz.'' diyerek Lily'i sakinleştirmeye çalışıyordu.

Ortamın gürültüsü, Nimura'nın sorduğu sorunun ardından kaybolmuştu. Aşağıya inip üç adayın da görebileceği bir konuma geçen ikili, salondaki koltuklardan ikisinin üzerine çıkmış ve adayları şöyle bir süzmüşlerdi. Daha sonra beyaz saçlı adam söze girmişti. Alaycı bir tavırla Nimura'ya bakan adam: ''Sakin ol şampiyon. Önce şartları açıklamamız gerek. Çok istersen sonrasında senin için gelirim.'' demişti. Beyaz saçlı adamın ardından siyah saçlara ve büyük kulaklara sahip adam söze girmişti:

''Öncelikle, testimizi geçerseniz ne olacağından bahsedeyim. Testi geçip ailemize katıldığınız taktirde koruma, haraç toplama, getir götür tarzı basit işlerle başlayacaksınız. Örneğin bu akşam düzenlenecek olan partide işe başlama imkanınız var. Aylık otuz milyon beli kadar bir  maaş alacaksınız.  Maaşınızı haftalık olarak çekme şansınız da var.Birkaç ayrıntı daha var;fakat bunlar sonra konuşulacak konular.

Peki test nedir? Test dediğimiz şey, ikimizin sizin dövüş becerilerinizi ölçecek olmamızdır. Size beş dakika boyunca saldıracağız. Eğer hayatta kalırsanız işe kabul edildiniz demektir;fakat uyarmalıyım ki kendimizi tutmayacağız. Bu yüzden,eğer isterseniz şimdi bu salondan çıkabilirsiniz.''


Siyah saçlı adamın konuşmasının bitmesinin ardından söze Lily girmişti. ''Basit bir ticaret şirketi olduğunuzu sanıyordum.'' demişti  Lily. Lily'e cevap veren kişi beyaz saçlı adam olmuştu.Elini alnına götürüp hafifçe sırıtan beyaz saçlı adam: ''Evet bebeğim. Şirketimiz ticaret ile uğraşmakta;fakat hatırlatırım ki Grand Line'de bulunuyoruz.'' demişti alaycı bir tavırla.  

Sonrasında ise Marshall söze girmişti: ''Peki ya bu sürede ikinizi de öldürürsek?'' demişti elini kılıcına götürerek. Marshall'ın bu sorusuna siyah saçlı adam cevap vermişti: ''Endişelenmenize gerek yok. Bu işimizin parçası. O yüzden yapabilirseniz, bizi öldürmeyi deneyebilirsiniz.'' demişti. Daha sonra iki adam da konuşmadan bir süre beklemişti.

Bu sürenin sonunda,iki adam da  üzerilerindeki ceket ve gömleği çıkarıp sadece pantolon ve ayakkabılarıyla kalmışlardı. ''Eğer çıkmayacaksanız, hafiften başlayalım. Lütfen pozisyon alın.'' demişti siyah saçlı adam.
Tüm bunlar yaşanırken, yaralı kolunun ne halde olduğunu öğrenmek için kolunu oynatıyordu Nimura. Kolunda bir acı hissetmemişti kahramanımız.Aradan geçen  iki günün ardından basit hareketleri acısız bir şekilde yapabilecek kıvama gelmişti anlaşılan.

Daha sonra, çantalarını bırakıp ayaklanmıştı Nimura. iki sıra arkasındaki Lily ve Marshall da ayrılacak gibi gözükmüyorlardı. Çevresini şöyle bir inceleyecek olursa. Salonun eğimli olduğunu fark edebilirdi Nimura. Her koltuk sırası arasında bir metre vardı ve  her sırada koltukların konulduğu tabanın yüksekliği yaklaşık 30 santimetre kadar azalıyordu.   Adamlarla arasında üç sıra vardı kahramanımızın.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir Perş. 01 Eyl. 2016, 01:34

İçeriye girdiğimizde kadın beni görünce bir şeyler demeye başlamıştı. Ama dediklerini hiç umursamadan koltuklardan birine oturdum ve beklemeye başladım. Biraz sabırsızdım. Bakalım, neler olacaktı? Tabi yerime oturmama rağmen kadın hala arkamda bağırmaya devam ediyordu. Ama yanındaki kılıçlının özür dileyişi ve kadını sakinleştirmeye çalışmasını duyunca artık onlarla değil, diğerleriyle ilgilenilmesi gerektiğini düşünerek söze girdim. Aklımdaki soruyu yönelttiğimde cevabı veren beyaz saçlı olmuştu. Önce şartların açıklanmasını beklemeliymişim. Sonrasında istersem o gelirmiş. Tiiiichichichi.. Sevdim lan bu adamı. Güzel, güzel... Hani şu şart gibi şeyler pek umrumda olmasa da insanların sözlerini kesmeyi en azından başlamayı sevmiyorum. Sonuçta bana yapılmasını sevmem.

Sonrasında siyah saçlı konuşmaya başladı. İşte neymiş geçersek aileye katılacakmışız. Bla.. Bla. Haraç, koruma bla bla bla... "Ne kadar gereksiz şartlar la bunlar.." diye düşünmeye başlarken asıl konunun gelmediğini
''Peki test nedir?" cümlesiyle fark ettim. İkisi saldıracak ve beş dakika dayanacağız. "5... dakika... DAYANMAK?" beynim istemsizce tekrar etmişti bu kelimeleri. Adamlar kendilerine o kadar güveniyorlardı ki, bizi hiç kaile bile almadıkları konuşmalarından belli oluyordu. Bu sonuca nasıl mı vardım? ''Eğer hayatta kalırsanız işe kabul edildiniz demektir;fakat uyarmalıyım ki kendimizi tutmayacağız." çünkü son cümlesi buydu. Kendimi kaptırmamak için zor tutuyordum. Bu adamlar gerçekten ciddilerdi.

Onların sözlerinden sonra arkamdaki kadın yine gereksiz bir soru sordu. Bu sorusunu ise beyaz saçlı buranın Grand Line olduğunu hatırlatarak cevaplamıştı. Gerçekten Grand Line çok çok gizemi içinde sakladığı belliydi. Daha ne gibi şeylerle karşılaşabileceğimi bilmiyordum. Tek bildiğim bunların aperatifimden farklı olacaklarıydı. Beyazın ardından arkamdaki kılıçlı bir soru sordu. Öldürürsek ne olurdu. Hmm... Aslında bunun cevabını pek merak etmiyordum. Çünkü insanları yaralayıp bırakmak bence mantıksız geliyordu. Yani abi savaşıyorsan ölümü göze alıyorsundur. Ölümü göze almıyorsan, 'korkuyorsan neden savaşıyon lan amuğa godum? ' derler sonra alınırsın, bunalıma girersin. Haksız mıyım, yahu? Neyse bu soruya da zıt kutup siyah saçlının cevabı benimle aynı şekilde düşünerek işlerinin bir parçası olduğuna değiniyordu. Ama cümlesinin sonunda kurduğu
''O yüzden yapabilirseniz, bizi öldürmeyi deneyebilirsiniz.'' diyince hafifçe gülümsemiştim.

Hiç durmadan yerimden kalktım. Konuşmalar sırasında kolumun durumunu kontrol de etmiştim. Şimdilik beni idare edebilecek gibi duruyordu. Çantalarımı yere koyduktan sonra üzerimdekini de çıkarttım. Çünkü cidden ikiliyle olan dövüş daha ilgi çekici olacağa benziyordu. Hem şu son cümleyi demek zorunda mıydı sanki? Yapabilirseniz nedir ya? HAHAHOHOHOHAHEHİHİEHİ.. Komik herifler.. Kılıçlarımın ikisini de yerinden çıkartırken bir yandan da sağ ayağımı öne sol ayağımı da hafif arkaya alarak pozisyon alıyordum. Sağ ayağımı öne alma nedenim eğer yakın dövüş yapan biriyse bu içeri girmesini zorlaştırırdı. Sol ayağı hafif geriye alma nedenimse ani hızlanma için gerekecek olan kuvveti almak için duracaktı. Kılıçlarımı ise sağ elimdeki kılıcı önde savunma şeklinde, sol elimdekini de hafif içeride saplama yani saldırı pozisyonunda tutacaktım.

Pozisyonumu aldıktan sonra beyaz saçlıya bakarak "Hadi, beyaz gel bekliyorum." demiştim, ne gülerek ne de somurtarak.. Ne ciddiydim, ne de alaycı. Hiçbir ifade yoktu şuanda yüzümde. Çünkü şuanda sadece gelecek olan saldırıya odaklanmıştım. Gelecek olan ilk saldırıyı bloklamam aşırı önemliydi. Nereden geleceği, neyle geleceği hakkında hiçbir fikrim olmadığından daha dikkatli duruyordum. Savunmam başarılı olduğu anda zaman kaybetmeden sol elimdeki kılıcımı (nerede olacağını bilmediğimden yer söylemiyorum) saplayacaktım. Bu kadar ani bir saldırıya karşı nasıl karşılık vereceği de önemliydi. Saldırı şekli de önemliydi. Gücü de... Hızı da... O nedenle şuan her şeyine odaklanmıştım. Çünkü bunlar resmen "Seni öldüreceğim." demişlerdi.

Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 22
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Perş. 01 Eyl. 2016, 02:57

Siyah saçlı adamın sözlerinden sonra yavaşça yerine oturmuştu Lily.Bacak bacak üstüne atıp sırtını koltuğa dayayan Lily, ciddi bir şekilde Marshall'a bakıp: ''Git.Ben bir süre izleyeceğim.'' demişti. Lily'nin direkt dövüşe atlamak yerine oturup izlemesinin, işlerin kızışacağı anlamına geldiğini biliyordu Marshall. Şalını çıkarıp Lily'e verdikten sonra, koltukların olmadığı sağ taraftaki yoldan yürüyerek yanlarına doğru gelen siyah saçlı adamın üzerine doğru koşmaya başlamıştı. Bir anda adamın yanında biten Marshall, kılıcını hızlıca çekip rakibinin boğazına saplamayı denemiş ve hamlesinde başarılı olmuştu;fakat rakibinin boğazının delinmesi gerekirken, işler pek de Marshlall'ın beklediği gibi gitmemişti. Rakibinin boğazına değen kılıç, önce bir şeye yapışır gibi olmuştu.Hemen ardındansa adam birkaç metre geriye uçmuştu. Oldukça kısa bir süre sonra da siyahlı adam ayağa kalkmış ve sakince üzerilerine doğru gelmeye devam etmişti. Kılıcını rakibinin boğazına sapladığına emindi Marshall. Öyleyse bu da neydi?


Beyaz saçlı adam hızlıca koltukların üstünden atlaya atlaya Nimura'nın bulunduğu sıraya gelmişti. Nimura'nın bir önündeki koltuğa geldiğinde Nimura'ya doğru sıçramış ve birleştirdiği baş parmak ve orta parmağı ile düz bir şekilde Nimura'nın göğsüne doğru hamle yapmıştı. Nimura bu hamleyi sağ elindeki kılıcı ile durdurmuştu;fakat adamın iki parmağında da ilginç bir şekilde hiçbir hasar yoktu.

İlk saldırıyı karşılayan Nimura, hemen karşı atağa geçmiş ve sol elindeki kılıcı ile rakibine bir saplama hamlesi denemişti;fakat bir anda havaya zıplayıp takla atan beyaz saçlı adam saldırıdan kurtulmuştu;takla attığı sırada, topuğu ile Nimura'nın kafasına geçirip, Nimura'nın yüz üstü yere kapaklanmasına sebep olmuştu beyaz saçlı adam. Yüz üstü yere kapaklansa da bilincini kaybetmemişti Nimura. Ağzındaki yoğun kanı hissedebilen kahramanımız,kılıçlarını hala elinde tutuyordu. Yere kapaklandığından dolayı rakibinin son konumunu göremiyordu Nimura.


Out::
Rakibinin hamlesini yeterince iyi açıklayamadığımı düşündüğümden şöyle bir örnek vereyim. Çocuğun aksine adamın yüzü sana dönük ve tıpkı çocuk gibi 180 derecelik bir takla atıyor. Haliyle taban yerine topukla vuruyor kafana.


Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir Cuma 02 Eyl. 2016, 00:33

Beyaz saçlı oğlan koltuklardan zıplaya zıplaya gelip parmaklarıyla saldırıya geçti. Bunu karşılamak zor olmamıştı. Kılıcımla savunma yapmasına yapmıştım ama parmaklarına hiçbir şekilde zarar gelmemişti. Neler oluyor lan? Nasıl bir şey bu? Ama zaman kaybetmemem gerekiyordu, dikkat dağınıklığına zaman ayırmadan sol elimdeki kılıcı herifin tam göğsüne doğru saplamak için uzatmıştım. Ama refleksi gayet yerinde olmalı ki, bu ani atağıma karşı zıplayarak kaçınmayı başarmıştı ve kaçınmayı geç kafama da bir saldırısıyla yere yapıştırmıştı.

Kafamı yere çarpmamla ağzıma gelen kanları hissettim. Ama şuan da önemli olan herifin yukarıda ve ona sırtımın dönük olmasıydı. Tepemden saldırırsa bunu önleme şansım olmazdı. HAHAHA süper ya.. Süper şeyler oluyordu. Şuanda yapacağım şey, yapabileceğim şey açıktı. Bir şekilde kaçmalıydım. Ama koltukların arası fazla değil. Yana doğru yuvarlanamazdım. Ama koltukların her sırasında basamaklar bulunmaktaydı. Ki şuan bulunan basamak ayaklarımın dibinde olmalıydı. Ondan destek alıp kendimi öne doğru fırlatacak ve aşağıya düşerken de dengeli bir şekilde yuvarlanarak tekrardan ayağa kalkmaya çalışacaktım. Bu sayede beyazımız saldırsa da ani atılımım sayesinde saldırısından da bir şekilde kurtulmuş olurdum. Bence benden hızlı değil gibiydi. ayağa kalkmayı başardığımda ağzımdaki kanı tükürüp gülümseyerek "Güzel teknik ve güzel saldırı.. Tuttum seni. Hadi tekrar gel." diyecek ve aynı şekilde pozisyon alacaktım. Ama bu sefer o saldırıya geçtiği anda öndeki ayağımla kendimi geriye atacak ve sağ elimdeki kılıçla soldan sağa doğru bir kesme saldırısı yapacaktım. Çünkü farklı bir şekilde geleceğini düşünmüyordum. kullandığı teknik her ne ise kesilmeyeceğine güveniyordu, belli ki.. Bunu çözmenin yolu onu yaklaştırmadan saldırılar gerçekleştirmeye çalışmam olmalıydı. Tabi her şeyden önce kalkmayı başarmam lazımdı.

O değil de, cidden bu adama karşı ciddileşmeye başladığıma inanamıyorum. Düşüncelerimi bile ciddileştiren insanlar olacağını hiç düşünmezdim. Grand Line'a gelmeden öncede birileriyle kapıştım ama en fazla saldırılarına odaklanıyordum. Şuan her şeye odaklanmam gerektiğini hissediyordum. Grand Line gerçekten de bana gücü verecek yer gibi görünüyor. Bu beyaz gerçekten içimde yanan alevi bana hissettiriyor. Vaaayy be...

Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 22
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Cuma 02 Eyl. 2016, 02:15

Nimura basamaktan destek almış ve öne doğru fırlamıştı. Öne fırlayan Nimura, koltukların üzerinden sonraki sıraya geçmişti;fakat doğrulması tahmin ettiğinden birkaç saniye daha uzun sürmüştü.Çünkü iki koltuğun arasında yaklaşık bir metre vardı ve kendisi yuvarlanarak ayağa kalkmayı hedeflemişti. Yine de bu durum yüzünden bir zarar görmemişti Nimura. Rakibinin işini bitirdiğini düşüren beyaz saçlı adam, Nimura'nın birden ayağa kalkıp ileri fırlamasına bir tepki verememişti çünkü.

Ağzındaki kanı tükürüp gülümsediği sırada rakibinin şaşkın yüzüyle karşılaşmıştı Nimura. Sözlerini söyleyip pozisyon almasının ardından beyaz saçlı adam konuşmaya başlamıştı: ''Hayret. Direkt kafana vurduğumdan işinin bittiğini düşünüyordum. İyi bari. Dayanıklılık işe alınman konusunda sana artı puan kazandırır.'' demişti, beyaz saçlı adam.

Sonrasında ise Nimura gibi ileriye atılarak Nimura'ya saldırmayı denemişti beyaz saçlı adam; fakat geriye çekilen Nimura saldırıdan kurtulmuştu. Geriye atıldığı sırada kılıcını soldan sağa doğru savurmuştu Nimura. Kılıç adamın midesinin sağ tarafına gelmişti;fakat adam hiçbir hasar almamıştı. Bunun ardından adam tekrardan saldırıya geçmişti. Adamı kendisine yaklaştırmadan saldırılarına devam eden Nimura, tekrardan bir sıra geriye atlayıp rakibine saldırmıştı;fakat yine saldırısında başarılı olamamıştı Nimura. Kılıcı adamın vücuduna değmesine rağmen, beyaz saçlı adamın vücudunu kesemiyordu kahramanımız.

Bu durum, belli bir süre devam etmişti. Rakibi hiç dinlenmeden Nimura'nın üzerine atılıyordu. Nimura da geriye atlayıp aradaki mesafeyi açarken rakibini kesmeyi deniyordu. Bu şekilde en öndeki sıranın gerisine kadar gelmişti Nimura. Hemen arkasında tiyatro sahnesini andıran bir sahne vardı kahramanımızın. Sahne yaklaşık 1.5 metre yüksekliğindeydi. Sahneye çıkan merdivenlerse salonun köşelerinde kalıyordu. Nimura ise iki merdivene de eşit uzaklıktaydı. Rakibi ise neredeyse dibindeydi.

Bu sırada bir bağırış sesi duymuştu Nimura. Sesin tonundan Lily'nin konuştuğunu anlayabiliyordu. : ''Marshall bunu ben alacağım. Sen öbürünü al. Ne olursa olsun ona sürekli saldır. Saldırı alırken hareket edemiyor.'' demişti Lily.

Beyaz saçlı adamsa bu sesi umursamamış ve Nimura'ya bakarak: ''Son iki buçuk dakika.Biraz daha sık dişini atarlı-kun.'' demişti. Yüzündeki alaycı ifadeyi fark etmemek imkansızdı.


*****************************************************************************


Marshall ne yaparsa yapsın rakibine zarar veremiyordu. Kılıcı rakibine her temas ettiğinde, sanki deriye değil de yapışkan bir maddeye değiyormuş hissi uyandırıyordu kendisinde. Hemen ardındansa rakibi belli bir mesafe geriye gidiyordu. Bir an için yıllardır kullandığı kılıcının şey sivri bir aletten ziyade bir sopa olduğunu düşünmüştü genç kılıç ustası. Aklına bundan başka bir açıklama gelmiyordu. Neler döndüğünü anlayamazsa yenilgisinin kaçınılmaz olacağının farkındaydı. Derken, rakibi bir anda kendisinin yanında bitmiş ve iki eliyle kendisinin kollarını tutuvermişti. Bunun üzerine, bir hamle yapmak için hızlıca geri çekilmişti Marshall;fakat geri çekildiğinde rakibinin kollarının da kendisi ile birlikte geldiğini fark etmişti. Henüz neler olduğunu anlayamadan, bir anda geriye doğru çekilmişti Marshall. Tam da bu sırada, bir kamçı kendisini rakibinden ayırmıştı.


Hayatında sayamayacağı kadar dövüş izlemişti Lily. Onlarca zafer ve onlarca hezimeti aynı anda görmüştü. Yüzlerce, hatta binlerce ölüm izlemişti. Babası gladyatörlerin dövüştüğü bir arenanın başındaki patrondu. Küçüklüğünden beri diğer kız çocuklarından farklı olan Lily de her gün babasının arenasına, dövüşleri izlemeye giderdi. Kimi zaman diğer seyircilerle beraber ölüm kalım maçlarını izlerdi. Kimi zamansa gladyatörlerin antremanlarını izlerdi. Yine de, ne izlerse izlesin savaşçılara duyduğu hayranlık değişmiyordu Lily'nin.

Lily'nin bu huyu, kendisine garip bir yetenek kazandırmıştı. Gerçi kendisi buna yetenek denilip denilemeyeceğinden emin değildi. Kısa bir süreli gözlemin ardından rakiplerinin dövüş stilleri, dövüşürken ki alışkanlıkları gibi şeyleri çabucak kavrayabiliyordu Lily. Şimdi de böyle olmuştu. Beyaz saçlı adam oldukça hızlıydı ve özellikle hareket etmediği zamanlarda kılıç saldırıları kendisine karşı etkisiz oluyordu. Genellikle ani ve delici saldırılar yapmayı sevdiği anlaşılıyordu.Hamlelerinde fazla bir derinlik yoktu. Yine de kendisine ters gelen bir rakipti beyaz saçlı adam. Her ne kadar özel bir kırbaca sahip olsa da rakibine zarar verebileceğinden emin değildi.

Siyah saçlı adamsa tam kendisinin dişine göreydi. Gördüğü kadarıyla kesici saldırılar kullanmıyordu. Siyah saçlı adamın garip bir şeytan meyvesi yediğini çabucak anlayabilmişti Lily;fakat sevgilisi Marshall'ın bunu anlayabileceğinden şüpheliydi. Her ne kadar kendisinden daha güçlü olsa da, dövüş zekası olarak elinde kılıç tutan bir gorilden farksızdı Lily'nin sevdiği adam. Bu yüzden bu duruma müdahale etmeliydi Lily.

Marshall'ın yanına doğru gittiğinde, siyah saçlı adamın Marshall'ı kendine doğru çektiğini görmüş ve şeytan meyvesi yemiş kırbacı ile siyah saçlı adamın kollarına geçirmişti. Acıdan dolayı kollarını geri çekmişti siyah saçlı adam. Bu sayede de Marshall hasar almaktan kurtulmuştu. Marshall'ın kurtulmasının ardından, bağırarak Marshall'ın diğer adama gitmesini söylemişti Lily. Siyah saçlı adamla ise kendisi uğraşacaktı.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir Cuma 02 Eyl. 2016, 03:03

Toparlanmam kolay olmuştu. Beyaz beni gerçekten hor görüyor olmalıydı. Ayaklandığım vakit şaşkın yüz ifadesiyle karşılaşınca fark ettim. Zaten konuşmasını düşününce doğru, cidden hor görüyor. Vay arkadaş iki dakika da ezik bellenmişiz. Ama sevdim, sevdim bu onu öldürme isteğimi artırıyordu. Ağzımdaki kanı tükürdükten sonra dediklerime karşılık yine işle ilgili bir şeyler mırıldanınca "Yav iş sikimde değil, neden anlamıyorsun?" diye söylenirken saldırıya geçtiğini gördüm. Cidden aynı taktikle geliyordu. Planımı yapıp saldırdığımda tahmin ettiğim gibi vücudu kesilmiyordu. Bunun nedenini anlamıyordum, anlayamıyordum. Bir insan nasıl kesilemez lan? İlk saldırı, ikinci saldırı, üç derken en aşağıya gelmiştik.

Şuan arkamda bir sahne yanlarda merdiven önümde beyaz vardı. Artık bir şeyler bulmam gerekiyordu. Ama şu yaptığı her neyse hiçbir saldırım işlemiyordu. Bir şekilde zayıf noktasını bulmam gerekiyordu. O sırada şu sürekli bağıran kız yine bağırarak sanırım kılıçlı arkadaşına sesleniyordu. Anladığım kadarıyla kılıçlı siyahla savaşıyordu, kızsa siyahı ona bırakmasını ve beyazı almasını söylüyordu. Ayrıca nedense sürekli saldırmasını, saldırı sırasında hareket edemediğini söylüyordu. Bir dakika zayıf noktası mı? Denemem gerekiyordu. Ama şu kılıçlının gelme ihtimaline karşı bağırarak "Eğer işime karışan olursa düşmanım olur haberi olsun." dedikten sonra sırıtıp yine aynı ses tonuyla "Ama borçlu da kalamam. Teşekkür ederim, her ne kadar böyle şeyleri sevmesemde.." diyecek ve sonrasında duruş pozisyonumu değiştirecektim. Söylediği şey gerçekten de zayıflığı ise bunu lehime çevirebilirdim. O tekniği kullanacaktım. Kaçınma ihtimali yüksek olsa da o anda kaçınırken dikkati dağılmış olur ve bu bile işimi görürdü.

Öncelikle vücudumu hafif yan çevirecektim. Sağ ayağım önde, sol ayağım arkada destek olacak şekilde ve kılıçlarımın ikisini de x şeklinde tutarak tamamen savunmaya geçiyormuş izlenimi uyandıracaktım. Ardından yine yaklaştığı sırada 'Gensoku' tekniğimi kullanacaktım. Ama gördüğüm kadarıyla refleksleri iyi birisi olduğu için kaçınmayı başarsa bile sol ayağımdan aldığım ani hızlanma ile fırsat vermeden tekniği devam ettirmeyi planlıyordum. Bir şans görüne kadar devam edecektim de.. ve kılıçları ona vurmaya başladığım sırada da gülecektim her kılıcın vücuduna değişiyle, artan bir gülmeydi. Çok eğlendiğimin göstergesi...

Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 22
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Cuma 02 Eyl. 2016, 04:19

Rakibi Nimura'ya doğru koştuğu sırada Gensoku tekniğini uygulamıştı Nimura. Rakibinin baldırına tekme atıp rakibinin dengesini bozan Nimura, hemen ardından rakibinin üzerine doğru atılıp kılıçlarını hızlı bir biçimde rakibine doğru savurmaya başlamıştı; fakat baldırına yediği tekmenin ardından hızlıca sabit bir pozisyona geçen rakibi, Nimura'nın kendisine saldırmasına izin vermişti. Nimura kılıcı ile rakibinin boynuna kafasına, göğsüne ve midesine vurmuştu;fakat rakibine en ufak bir hasar bile verememişti. Dördüncü darbenin ardından, rakip hızlıca geriye çekilmişti.

Tekniğini devam ettirmekte kararlı olan Nimura, hızlıca rakibine doğru koşmaya devam etmişti. Defansta kalmaktan sıkılmış gibi gözüken beyaz saçlı adam da Nimura'nın üzerine doğru koşmaya başlamıştı. Koştuğu sırada, oldukça hızlı bir şekilde sağ ve sol kolunu ileriye doğru hareket ettirip geri çekiyordu beyaz saçlı adam. Öyle ki,Nimura bir anlığına rakibinin ikiden fazla eli olduğunu düşünmüştü.

İki rakibin aralarındaki mesafeyi kapatmasının ardından çarpışma tekrardan başlamıştı. Nimura kılıçlarını oldukça hızlı bir şekilde sallayarak rakibini kesmeyi umuyordu. Beyaz saçlı adam ise bir yandan kılıçlardan kaçınmaya çalışırken bir yandan da kılıç tarafından kesilmeyen parmaklarını Nimura'ya saplamaya çalışıyordu. Belli bir süreliğine iki taraf da birbirine hasar veremese de , bu sürenin ardından iki taraf da birbirini yaralamıştı. Nimura, sol elindeki kılıcını. rakibinin sağ koluna dikey olarak saplarken. Rakibi de sol işaret parmağı ile Nimura'nın zaten yaralı olan sağ omzunu delmişti.

Henüz iyileşmemiş olan yaralı omuzun delinmesinin ardından çok büyük bir acı hisseden Nimura, istemsizce iki elindeki kılıcı da düşürmüştü. Hemen ardından da rakibinden yediği tekmeden dolayı yere düşmüştü Nimura. Omuzundaki acıdan dolayı yerde hareketsiz kalan Nimura, tam da bu sırada üzerisine doğru gelen ayak sesleri duymuştu.

Başını kaldırıp baktığında Marshall'ın sağ taraftan hızla yanlarına geldiğini görmüştü Nimura. Beyaz saçlı adamsa Marshall'ı umursamak yerine dirseğine saplanmış kılıcı çıkartmakla meşguldü. Kılıcı çıkartırken yüzünde oldukça acı bir ifade olan adam, kılıcı çıkartmasının ardından sabit bir pozisyonda durmuş ve zaten dibine gelmiş olan Marshall'ın saldırısını yapmasına izin vermişti.

Koştuğu sırada kılıcını kınına sokan Marshall, kılıcını iki eliyle sıkıca kavramış ve ellerini mide hizasına getirip kılıcını yan çevirmişti. Ardından da Tek Kılıç Stili: Boğanın Yandan Vuruşu!'' diye bağırarak kınına soktuğu kılıcını rakibine doğru sallamıştı. Bu saldırının ardından, Nimura'nın önündeki beyaz saçlı adam bir anda Nimura'nın arkasına doğru uçmuştu. Nimura neler olduğunu göremese de duyduğu sert sesten beyaz saçlı adamın bir yere çarptığını çıkartabilirdi.


Son Durum: Nimura yerde yatmakta. Sadece omzundan yaralandığından kalkabilecek durumda;fakat sağ kolunu kullanacak durumda değil. Kılıçları birkaç metre önünde. Marshall Nimura'yı takmadan koşup yerde yatan Nimura'nın yanından geçmiş durumda. Beyaz saçlı adam ise acı acı öksürmekte.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir Cuma 02 Eyl. 2016, 21:33

Tekniğim tam istediğim gibi oturmuştu. Kılıçlarımı seri şekilde savurmama rağmen adamda bir hasara neden olmuyordu. Bu kullandığı şey gerçekten çok ilginç bir teknikti. Ayrıca baş ağrısı.. Ama sorun değil elbet bir yerde tökezleyecekti. O anda ise benim zamanım gelecekti. Birkaç vuruşumun ardından savunmadan çekilip o da saldırıya geçmişti. Dikkat etmeliydim. Çünkü nedense iki kolu haricinde sakladığı kolları varmışçasına saldırıyordu. Dikkatimi bir kez kaçırırsam o parmaklarıyla delecekmiş ve hiç de durmayacakmış hissi uyandırıyordu.

Bir müddet kaçın-saldır taktiği uyguladık ikimizde ve sürenin sonunda kılıcımı koluna saplamayı başarmıştım. Ama o da yara yerimden vurmayı.. Bildiğin koluma mermi saplanmış gibi hissediyordum ve birde bunun yaranın olduğu yere gelmesinden acının büyüklüğü inanılmaz fazlaydı. İki kılıcımı da bırakıp kolumu tutmak istemiştim. Ama o anda beyazın karnıma attığı tekmeyle geriye savrulmuştum. Ama kolumdaki acıdan karnıma yediğim tekmenin acıyı hissetmiyordum. Cidden kötü olmuştu bu. En azından yaranın haricinde bir yere gelseydi, daha iyi olurdu.

Yerden hafif kalkmaya çalışırken koşan kılıçlıyı gördüm. Beyaza saldırmaya gidiyordu, belli.. Beyaz kılıcı çıkarıp saldırıyı bekledi. Kılıçlı ise önünde durup teknik ismi bağırmıştı. Ve saldırısıyla beyaz arkama doğru uçmuştu. Öksürüyordu. Kılıçlı herifin güçlü olduğu belliydi. Ama bu işe karışmamasını söylemiştim ona. Buna rağmen umursamıyor gibiydi. Kolumdaki acıyı umursamadan yerimden kalkarak yavaş yavaş kılıçlarımın oraya doğru gidecektim. Acıya bakarsam sağ kolumu kullanamayacak gibi duruyordu. Yürürkende "Marshall." diye bağırdım. Duyunca duraklayacağını düşünüyordum. Eğer doğru hatırlıyorsam adın buydu. Bir kez daha isteğime karşı gelirsen cidden bozuşuruz. Birinin dövüşümü yarıda kesmesini hayatta hoş karşılamam. Tıch.." son anda kolumdaki acıdan yüzüm bir ekşimişti. En sonunda kılıçlarıma vardığımda "Beyaz benimdir. Sen geç otur izle. Ölürsem ya da dövüşemeyecek duruma gelirsem savaşırsın." diyecektim.

Kılıçların birini alıp kınına koyduktan sonra diğerini de sol elime alacaktım. Sağ kolumu sabit tutabilmek için aklımda daha güzel bir plan vardı. Kınına koyduğum kılıcı kemerimin sağına alacaktım ve sağ kolumla sapından sıkıca kavrayacaktım. Bu sayede oynatamazdım. Şimdilik tek kılıçla savaşacakmış gibi duracaktım. Bu sırada kılıçlı hala önümde durmaya devam ederse ona doğru dönüş yaparak sol elimdeki kılıcı ona savuracaktım. Eğer geriye çekilirse beyazın ayağa kalkmasını bekleyecek ani bir deparla üzerine koşacaktım. Dibine geldiğimde gelebilecek saldırıya karşı manevra yapıp kaçınacak ve sol elimdeki kılıcı vücudunu delebilmek için tüm gücümle saplayacaktım. Tabi o sol elimdeki kılıca odaklanmışken, sağ kolumu tümüyle zorlayıp bağırarak aşağıdan yukarıya savuracaktım. Kolumun acısından yine kılıçlarımı bırakmamak içinse sıkıca kavramaya devam edecektim. Sağ elimi savurduktan sonra ise vücudumu sol tarafını öne çıkaracak şekilde hafif yan dönüp bu sayede sadece sol elimdeki kılıçla savaşabilirdim. Yoksa sağ elimdeki kılıcı savurma isteği benliğimi alabilirdi. Acıyı her oynatışımda hissetmek istemiyordum. Gerçi o hareketten sonra tüm vücudum bu acıyı hissedebilirdi ama umursamıyordum. Böyle bir rakip bulmuşken acıya yenik düşüp öylece geriye kaçamam.

Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 22
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Grand Line Anlatıcı Bir Cuma 02 Eyl. 2016, 23:29

Marshall, Nimura bağırdığında durmamış ve rakibine doğru koşmaya devam etmişti. Bağırarak koşan Marshall, adeta vahşi bir hayvanı andırıyordu. Kısa sürede beyaz saçlı adamla arasındaki mesafeyi kapatan Marshall: ''Boğanın Önden Vuruşu!'' diye bağırmış ve kılıcını dikey olarak rakibinin kalbine savurmuştu. Beyaz saçlı adam yüksek sayılabilecek bir yüksekliğe zıplayarak saldırıdan kaçmıştı. Marshall'ın kılıcı ise duvara saplanmış ve duvarda büyük bir çatlak oluşmasına yol açmıştı.

Marshall şaşkın bir şekilde kılıcını çıkartmaya uğraşırken, duvardan güç alarak Marshall'a doğru atlayan Beyaz saçlı adam Marshall'a sağlam bir yumruk geçirmişti. Marshall'ın yere yapışmasının ardındansa başını kaldırıp çevresine bakmıştı beyaz saçlı adam. Çevresine baktığında, Nimura'nın koşarak üzerine geldiğini görmüştü. Nimura'nın sol elindeki kılıçla yaptığı saplama hamlesini, iki avucunun içiyle kılıcın sivri olmayan kısımlarına bastırarak durdurmuştu beyaz saçlı adam. Hemen ardındansa Nimura'nın sağ elinde tuttuğu kılıcın üzerine geldiğini fark etmişti. Saldırıyı atlatma şansı olmadığından, daha önce yaptığı gibi vücudunu sertleştirmişti beyaz saçlı adam.

Nimura, sağ elindeki kılıçla adama vurmuştu;fakat tıpkı önceki saldırılarında olduğu gibi adamı kesememişti. Sağ kolunu zorladığından dolayı da bütün vücudunu kaplayan oldukça büyük bir acı hissetmişti Nimura. Öyle ki bir anlığına gözü kararmıştı ve kılıçlarını yere düşürmüştü. Hemen ardındansa karnına sert bir darbe alıp yere düşmüştü. Sonrasında ise bir ses duymuştu Nimura. ''Süre doldu. Durun.''

Gözlerinin kararmasının geçmesinin ardından başını kaldırıp çevresine baktığında siyah saçlı adamın yanlarına gelmekte olduğunu görmüştü Nimura. Sağ gözü morarmış, gövdesinin pek çok yeri yara bere içinde kalmış olan siyah saçlı adam, kucağında kendinden geçmiş olan Lily'i taşıyordu.

Siyah saçlı adam diğerlerinin yanına geldiğinde, başı ile Lily'i işaret etmiş ve: ''Whayto. Bu kız sınavı geçti. Sende durumlar nasıl?'' demişti beyaz saçlı adama. Beyaz saçlı adamsa meraklı bir ses tonuyla: ''Geçti derken? Rakibini bayıltmışsın işte. Nasıl geçmiş oluyor?'' diye sormuştu. Lily'i yakındaki koltuklardan birine bırakmakta olan siyah saçlı adamsa: Evet;fakat bu seferlik bir istisna yapacağım. Halime bir baksana. Kız oldukça çılgın dövüşüyor.Biraz daha dayanıklı olsaydı beni bile yerdi muhtemelen.'' demişti gülerek.

Beyaz saçlı adam, aldığı bu cevabın ardından önce başı ile siyah saçlı adamı onaylamış, sonra da parmağı ile Nimura'yı göstererek: ''Bu elemanın yeterince fiziksel gücü yok;fakat oldukça hızlı ve zekice saldırılar yapıyor. Geçebilir.'' demişti. Ardından da yavaşça doğrulmakta olan Marshall'ı işaret ederek: ''Bu adamın fiziksel kuvveti ise muhtemelen bizden bile daha fazla;fakat oldukça dikkatsiz dövüşüyor ve tam bir beyinsiz. Yine de beş dakika boyunca dayandığından geçebilir.'' demişti.

Whayto'nun cevabı siyah saçlı adamı tatmin etmiş olsa gerek,neşeli bir şekilde: ''Güzel.Öyleyse üç yeni iş arkadaşımız oldu.'' demişti. Beyaz saçlı adam ise alaycı bir ses tonuyla: ''Ya ya sorma. Ah bana 20 saniye daha verecektin.'' demişti. Ardından da salonun çıkışına doğru yürümeye başlamıştı. Yürüdüğü sırada: ''Ben üçüncü kata tedavi olmaya çıkıyorum. Sen de iş arkadaşlarınla kaynaştıktan sonra onları tedavi için yukarı getirirsin.'' demişti.

Grand Line Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 21/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Akaba Nimura Bir C.tesi 03 Eyl. 2016, 01:11

Kılıçlı herif beni dinlemeden saldırısına devam etmişti. Ama beyaz saldırıdan sıçrayarak kurtulmayı başarmıştı ve kılıçlının saldırısı resmen duvarı delmemişti, yıkmıştı. Ohaaa.. O güç ne lan öyle? Yuh... Ama umrumda değil, onu iki kez uyarmama rağmen hiç dinlememişti. Artık düşmanım sayılırdı. İlk önceliğimi ona vermeyi düşünürken beyaz ona attığı yumrukla kılıçlıyı indirmişti. Aaaahhh... O benimdi, bu ne lan resmen umursanmayan tip olduk. "Kolumdan yaralandım diye ölmedim ya lan." Diye düşünerek saldırıya geçtim. Bir tek beyaz olduğundan aklımdaki planı uygulamaya başladım. Önce sol elimdeki kılıcı saplamak için uzattım ama beyaz kılıcın iki yanına uyguladığı baskıyla kılıcı durdurmuştu. Tabi bu benim işime gelmişti, sağ kolum ne kadar acırsa acısın ona bu saldırıyı yapacaktım.

Kılıcı tuttuğum gibi aşağıdan yukarıya savurmuştum. Savurmuştum, savurmama ama yine duvara çarpma etkisiyle karşılaşmış ve yaralı olan kolumdan beklediğim acının misliyle irkilmiştim. Bu sefer acının etkisinden gözlerim kararmıştı. Bir an yere düşecek gibi olmuştum. Elim ayağım uyuşmuştu ve yine önceki gibi bir tekme ile geriye fırlatılmıştım. Bu sefer kalkabileceğimden bile emin değildim ama kafamı toparlamaya çalışırken sanırım siyahlının sesiydi, emin olamamıştım. Zamanın dolduğunu söylemişti. Hafif hafif kendime gelirken siyahlının kızı yendiğini ama baya hırpalandığını ve beyazla konuşmaya başladığını fark ettim. Kızın geçtiğini söylediğinde beyaz şaşırıp bir şeyler dedi. Sonra beni göstererek güçsüz ama hızlı ve becerikli olduğumdan geçtiğimi, kılıçlının ise aşırı güçlü, beyinsiz ama işe yarayacağından geçtiğini falan söyledi.

Yenilmiş olmaktan nefret ediyordum. Güçsüzlüğümden şuan yerde yatan olmaktan iğreniyordum. Grand Line denilen denize geleli uzun süre olmamıştı ve yenilmekten bu kadar sarsılacağımı hiç düşünmezdim. Fakat sarsılmıştım. Yorgunluk ve acıdan ayağa bile kalkmaya uğraşmadan sırt üstü kendimi salmıştım, zemine.. Yenilginin ağırlığı fazla gelmişti, bana. Beyaz ve siyahın artık ne konuştukları falan umrumda değildi. Tek düşünebildiğim zayıf olduğumdu. Güçlenmem için daha fazla çabalamalıydım. Bu denizlere adımı yazdırmam için güçlenmeliydim. Daha ilk adada karşılaştığım çaresizliğe baksana.. Ben şimdiye kadar ne yapıyordum? İnsanların tipime davranışlarını umursamadığımı söylesem de hep ona takılıyordum. Sırf o nedenle bile gittiğim yerlerde dışarıda yatıyordum. Ben şimdiye kadar cidden güç mü arzuluyordum? Ailemi öldükten sonra neden bu kadar değiştim? Yoksa cidden değiştim mi? Sadece rol mü yapıyorum? Bunları şimdi neden düşünüyorum ki? Yenilmek neden bu kadar kötü hissetmeme neden oldu ki? Sol elimi kafama koyup "Aaahhh... Yeter, cidden kafam patlayacak." diye bağırdım.

Yattığım yerden yavaşça sol elimden destek alarak kalmaya çalıştım. Hastaneye gitmem gerekiyordu. Sol kolum cidden kötü duruma gelmişti. Eğer bir şeyler yapmazsam şu emenikeyi bulduğumda savaşamam. Sonuçta tek kılıç kullanımına pekte uğraştığımı söyleyemem. Benim olayım çift kılıçtı. Ooff of.. Pas atayım derken, başıma iş aldığıma inanamıyorum. Deliriyorum galiba.. Aaaahh... Ayağa kalktığımda yavaş yavaş kılıçlarıma yönelecektim. Siyah ile beyaz ben ve kılıçlıdan bahsettikten sonra ne konuştular bilmiyorum ama kendime geldiğimde beyaz çoktan gitmişti. Nereye gittiği hakkında fikrim yoktu ama şuanki durumumda pekte umrumda değildi.

Akaba Nimura

Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 12/08/16
Yaş : 22
Nerden : Gonya

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yalnız Kurt [Akaba Nimura]

Mesaj tarafından Sponsored content Bugün 16:01


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

6 sayfadaki 8 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz