Öğle Güneşi[Akira-Karl]

8 sayfadaki 8 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8

Aşağa gitmek

Geri: Öğle Güneşi[Akira-Karl]

Mesaj tarafından Misafir Bir Perş. 25 Şub. 2016, 23:30

Akira, nerede olduğunu bilmediği kaptanı Hermo'nun peşine düşmek yerine nerede olduğu tahmin edilebilir birisi olan küçük kızın peşine düşmüştü. Onu yakalayıp Barbum'u gafil avlamak istiyordu fakat o çıktığında kız aşağıya seslenmiş ve atlamıştı. Akira, onun intihar ettiğini sanarak doğruca çatının uç kısmına geçmiş ve aşağıya bakmıştı. Kocaman binanın 3. katından atlamasını başka türlü açıklayamıyordu kendine fakat aşağı baktıın kızın süzülerek inişini seyredecekti. Daha sonra Karl'ın hala onlarla birlikte olduğunu görünce yüksekliğe bakıp kızın atladığı şekilde atlayabiliyorsa atlayacaktı. Atlayamıyorsa tam formunda koşabildiği maksimum hızda aşağı inip Karl'ın yanına gitmeye çalışacaktı.

Barbum, kesinlikle yakalanmalıydı. Kaptan Hermo Akira için hiç bir şey ifade etmiyordu. Zaten yakın zamanda bu denizlerde öleceği belliydi. Akira aşağı ulaştığında onlar hala orada olursalar, saldırmayı düşünüyordu. Orda olmasalar bile peşlerine düşecekti. Koca karargahın 2 kişiyi durduramaması nasıl bir saçmalıktı. Akira, tüm bu olaylardan sonra denizcilerin 5 para etmez bir topluluk olduğunu anlamıştı, içindeki denizcilik ruhu yavaş yavaş sönmeye meğillenmişti.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Öğle Güneşi[Akira-Karl]

Mesaj tarafından Misafir Bir Cuma 26 Şub. 2016, 20:06

"Her şey ani bir solukla başlıyor.
Bir nefes alımı ve sonrası diye gidiyor...
Sonra bir kuş yerden havalanıyor gökyüzüne doğru,
Küçük bir kızın gülümsesi o an kendini yitiriyor ve elleri açık kalıyor..."

Karl, bir karar vermeliydi. Yukarıdaki kız kendisini aşağıya doğru bırakmak üzereydi... Beyninde dolaşan düşüncelerin o boğucu ve engellenemez haline rağmen bir şeyler yapmalıydı. Planlar her zaman istenildiği gibi gitmezdi ve ikilemler arasında hiç ilerleme kaydedilemezdi. Bunların farkına vardı o sırada. "Şimdi yerimde durarak ne yapıyorum ben" diye düşündü ve kendi benliğinin farkına vardı. Her şey öylece izleyerek son bulmazdı, daha doğrusu istenilen şey elde edilemezdi.

"Ben hallederim..." diye mırıldanarak koşacaktı; tam kızın düşeceği ana denk getirmeye çalışacaktı koşusunu. Ve tuttuktan sonra oldukça sert bir şekilde kızı yavaştan sıkmaya başlayarak kendisiyle birlikte yerde yuvarlayacak ve Barbum ile arasına mesafe koyacaktı. Tabii Barbum'un gelmesine karşılık kucağında tuttuğu kızı onun olduğu yöne doğru çevirecekti. Her şey burada bitmeyecekti tabii, eğer ki Barbum ona hala güveniyorsa ki güveniyor gibi görünüyordu. Barbum ona doğru yönelmezse hızlıca doğrularak, kılıcını hızlı bir biçimde çekecek ve kızın boynuna dayayacaktı...

Belki de son hamlelerini yapıyordu; ama hiçbir şey yapmadan beklemek, aptallıktan daha da bir fazlasıydı... Pokerde son kart açılana kadar oyunun bitmediği gibi, burada da her şey tam anlamıyla bitmiyordu. Kötü bir el her zaman oyunu kaybettirmezdi...

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Öğle Güneşi[Akira-Karl]

Mesaj tarafından South Blue Anlatıcı Bir Paz 28 Şub. 2016, 20:42

Karl küçük kızı tutmak üzere koşmuştu, kız ise havada süzülürken Karl'ın üzerine düşmüştü. Fırsattan faydalanan Karl, kızın boynuna kılıcını dayamıştı. Barbum o tarafa baksa da pek endişelenmiş görünmüyordu. Kapıdan çıkan Kaptan Hermo ve  Yüzbaşına bakıyordu. Aralarında geçen konuşma sırasında Karl'ın tek duyduğu "Aava Kenpo, Saa Kilpikonna" demişti küçük kız usulca, etrafında oluşan rüzgar küçük kızı kaplumbağa kabuğu gibi sararken, Karl elinde ki kılıç ile birlikte geriye doğru uçmuştu. Barbum küçük adımlarla Karl'a doğru yürürken, Tümamiral kapıda görününce durmuş ve bir süre bakışmışlardı.
Barbum "Aava Kenpo, Saa Gepardi" demiş ona karşılık Tümamiral "Soru" demişti usulca. Karl bir göz kırpması zamanda Barbum'u dibinde görmüştü, ondan çok kısa bir süre sonra Barbum'un Karl'ın göğsünü hedef alan elini durduran Tümamiral araya girmişti.

Bu sırada merdivenleri tüm hızıyla aşan Akira karargahın girişine geldiğinde, Barbum ve Tümamiral'i karşı karşıya görmüştü. Kaptan Hermo, Yüzbaşı ve küçük kız Barbum'un arkasında bekliyorlardı öylece.
"Aava Kenpo, Salama Nuoli" dedi Barbum. Elinin etrafında oluşan elektirik saçlarını uçuşturuyordı. Elini Tümamiralin kalbine doğru götürdü bu sefer.
"Tekkai!" dedi Tümamiral. Saldırılar çarpıştı. Saldırının bir kısmı Tümamiral'den sekip Karl'ın üzerine geldi. Karl kendini uyuşmuş hissediyordu.

"Shigan!" dedi Tümamiral Barbum'a yönelttiği parmak ile, geri kaçındı Barbum. Sonrasında bakıştılar bir süre sonra ve Barbum "Bu anlamsız savaşı sonraya saklayalım. Gitmem gereken yerler var. Karl seninle de görülmemiş bir hesabımız var." dedi arkasını dönüp yürümeye başlarken. Tümamiral öylece izledi arkalarından. Bu savaşın kaybeden tarafı olacaklarını biliyordu. Barbum'u tek yenebileceğinden bile emin değilken, Kaptan ve Yüzbaşı ile birlikte yenemeyeceklerini biliyordu.

"Karl ve Akira, odama. Herkes savaşı bitirsin. Gitmelerine izin verin." dedi Tümamiral karargahın kapısına doğru yürürken.

South Blue Anlatıcı

Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 17/01/16

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Öğle Güneşi[Akira-Karl]

Mesaj tarafından Misafir Bir Paz 28 Şub. 2016, 21:37

Akira, binadan atlayamayacağını anladığında tam formuna dönüşmüş ve var gücüyle koşmaya başlamıştı. Merdivenlerden iniyor, odaların, duvarda asılı duran resimlerin ve telaşlı askerlerin arasından geçiyordu. Sonunda karargahın kapısına ulaşıp soluk soluğa kalmış vaziyette kafasına kaldırdığında etkileyici bir sahneye tanıklık ediyordu.

Tümamiral Query ve Barbum karşı karşıya gelmiş ve birbirlerine girmişti. Sonunda Barbum ve onun yeteneklerini gözlemleyebiliyordu. Dövüşleri sırasında hamle yaparken bir şeyler mırıldanıyor ve daha sonra harekete geçiyorlardı. Oldukça akıcı bir savaş olduğunu hissettiriyorlardı, iki tarafta oldukça temkinli ve planlı dövüşüyordu.

Akira, bir an için "Bu adama mı saldırmayı düşünüyordum ben?" diye söylenmiş ve daha sonra dövüşü izlemeye koyulmuştu. Normalde ona yardım etmek isterdi fakat rakipleri de olaya müdahale etmediği ve bunu güçlü iki adam arasındaki hesaplaşma olarak gördüğü için karışmamayı tercih etmişti. Barbum ve Query'nin kullandığı tekniklerden oldukça etkilenmiş bir biçimde dövüşü izledikten sonra onların konuşmasına tanık oluyordu. Barbum'un dövüşü ertelemek istemesi üzerine Tümamiral de çekimser davranmıştı. Onlar uzaklaşırken Tümamiral'in emri Akira'nın kulağına ilişmişti.

Şaşkınlıkla yutkunup, kendisine verilen emiri "Peki, efendim!" diyerek cevaplamıştı. Daha sonra ise Karl'ı yanına gidecek ve "İyi misin?" diye soracaktı. Onunla birlikte Tümamiral'in arkasından odasına doğru yol almayı düşünüyordu.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Öğle Güneşi[Akira-Karl]

Mesaj tarafından Misafir Bir Salı 01 Mart 2016, 21:30

Genç denizci, verdiği karar ile birlikte harekete geçmişti. Küçük kız çatıdan atlarken tam üzerine düşmüş ve akabinde Karl kılıcını kızın boynuna dayamıştı. Her şey plana uygundu; ama bilirsiniz, tamamiyle mükemmel diye tabir edilen şeyler aslında yarım yamalıktır ve tabii her şey istenildiği gibi gitseydi şu anda bu durumda olmazdı, Karl. Barbum'a kısa bir göz kestiğinde hiçbir şey hissetmemişti. Barbum'un tepki dahi vermemesi üzerine kapıdan çıkan ve bir anda ortada beliren Kaptan Hermo ile Yüzbaşı Noyris'e odaklandı; ama küçük kız o sıra bir şeyler mırıldanmıştı. Küçük kızın ne dediğini anlamaya çalışırken, -ki anlaması imkansızdı çünkü tuhaf bir dil ile konuşmuştu-  küçük kız bir anda rüzgar ile sarılmıştı. Karl ise geriye doğru uçmuştu...

Karl bu uçma eylemi sonrası kendisini toparlamaya çalışıyordu. Tabii ki de toparlanması çok zor değildi; ama tam dibinde bir anda Barbum belirince donakaldı. Barbum'un ağzından çıkan birkaç kelime duymuştu; ama gene anlamadı. Ölüm ile yaşam arasında kalan yerdeydi... Boş bakışları hiçbir şey ifade etmiyordu. Ne yapabilirdi ki? Ama yapan birisi vardı. Bir adam hızlıca araya girerek hayatını kurtarmıştı. Ne şans ama! Hayatını kurtaran adam, daha önce görmediği birisiydi. Kim olabilir diye düşünmeye başladı. Tabii ki de düşüncelerine şu anda içinde bulunduğu durum büyük bir engeldi.  Sonra tekrardan anlam veremediği kelimeler açığa çıkmıştı. Barbum ile tanımadığı adam  karşı karşıyaydı. Bir anda bir çarpışma anı yaşandı; ama dövüşenler değilde, arada kalana olan olmuştu, zarar alan sadece Karl idi. Vücudunun her bir zerresinde elektrik akımını hissetti. Hoş bir histi bu, tarif edilemez bir tadı vardı. Sorun da buydu ya: Hayatta her güzel şey gibi bu yaşadığı hise neden olan şey de zararlıydı. Karl anlamsızca etrafına bakıyordu ve ellerini -avucu açık bir şekilde- yere doğru iyice bastırmıştı. Yaptığı şeyin ne olduğunun farkında bile değildi. Ama hiçbir şey yapmadan da öylece duramazdı. Hareket etmek istiyordu, ama edemiyordu; bir söz söylemek istiyordu ama tek bir kelime bile diyemiyordu. Tuhaf bir haldeydi; daha doğrusu acınası bir halde...

Karşılaşma sonunda Karl kendi isminin zikredildiğini duydu; ama oralı bile değildi. Ne diyecekti ki? Dese bile dili dönecek miydi? Bilmiyordu... Ve arkasından tanımadığı adam kendisi ile Akira'ya odasına gelmesini söylemişti. Karl, bu adamın kendilerinden bir hayli üst rütbeli birisi olduğunu o sıra anladı. İyi dövüşmek her zaman rütbe kazandırmazdı, ama bu adam kazanmıştı. Karl, adamın kendi bileğinin hakkıyla kazanmış olabileceğini düşündü.

Karl, Akira'nın eylemini usulca izledi. Akabinde Akira'ya sadece başıyla "iyiyim" yönünde onay vererek kalkmaya çalışacaktı. Kalktıktan sonra onların bir adım kadar arkasından yürümeye başlayacaktı...

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

8 sayfadaki 8 sayfası Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz